GeriGündem Bizim film, dört beş arkadaşın 'Hadi film yapalım' demesiyle ortaya çıktı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bizim film, dört beş arkadaşın 'Hadi film yapalım' demesiyle ortaya çıktı

Amerikalı bir yönetmen, birkaç Türk ve Amerikan oyuncu ile bir Türk yapımcı biraraya geldiler, bağımsız bir film çektiler. Filmleriyle Uluslararası Los Angeles Film Festivali'ne başvurdular, kabul edilmeyi bile mucize olarak görürken, festivalin en iyi filmi seçildiler.

Bir de üstüne, Amerikan film festivallerinin verdiği en yüksek para ödülü olan 50 bin doları kazandılar. Hangi film mi? Amerikalı oyuncular David Connoly ve Paul Schneider'ın yanısıra özgür çocuk Yiğit Özşener'in başrollerini oynadığı, yönetmenliğini Amerikalı Paxton Winters'ın yaptığı, senaryosunu Kerimcan

Güleryüz'ün yazdığı, yapımcılığını Mehmet Eryılmaz'ın üstlendiği Crude. Crude, Türkiye yollarında geçen bir macera filmi. Beş parasız iki Amerikalı gencin Türkiye'ye geldikten sonra, sahte bir kaçırılma senaryosu hazırlamalarını ve bunu bir Türk'ün de yardımını alarak, medyaya satma çabalarını anlatıyor. Bir yol filmi olan Crude, İstanbul'da başlayıp, Kapadokya, Antep, Urfa, Mardin, Doğu Beyazıt ve Bodrum'a uğrayıp, New York'ta son buluyor. Biz de bu hafta vizyona giren filmin yapımcısı Mehmet Eryılmaz ve başrol oyuncularından Yiğit Özşener'le Crude hakkında konuştuk.

Filmin kadrosu nasıl ortaya çıktı?

- Mehmet Eryılmaz: Ben New York'taydım ve orada yönetmen Paxton Winters ile tanıştım. Senaryo zaten mevcuttu ama yapımcı yoktu ve bazı parasal problemler mevcuttu. Bu arada da 11 Eylül olayı yaşandı. Yabancı oyuncuları Amerika'dayken bulduk. Orada yaşayan, fazla profesyonel olmayan oyuncular. İkinci Bahar dizisinden hatırlayacağımız İpek Değer ve ressam Mehmet Güleryüz de aralarında.

Kaç kişilik bir ekiptiniz?

M.E: Biz küçücük bir ekiptik. Çekim aşamasında yönetmen, asistan, bir set elemanı ve oyuncular, çekim sonrası aşamasında da ben, yönetmen ve uzman bir teknik eleman vardı. Yani bizim film, dört beş arkadaşın bir araya gelip, hadi film yapalım, düşüncesiyle kurdukları küçük bir ekiple hayata geçti.

Neden böyle bir hikaye seçtiniz?

- M.E: Türkiye yollarında geçen bir film olsun istedik. En önemli sebebi, dünyada Türkiye'nin adını böyle eleştirel bir filmle duyurmaktı. Bir Amerika eleştirisinin çoktan vaktiydi. Bu filmle, yapmak istediğimiz eleştiriyi Amerikalı bir yönetmenin gözüyle gerçekleştirmiş olduk.

Amerika'nın hangi yönünü eleştirmekti amacınız?

- M.E: Ben 11 Eylül sonrası New York'taydım. Çok şeyin değiştiğini gördüm. İnsanların olaylara bakış açıları, birbileriyle iletişimleri, yargıları farklıydı. Bir tedirginlik vardı insanların yüzlerinde. Bir Amerikalı olarak Paxton da konuyla ilgili eleştirel bir film yapmak istiyordu.

Filmi çekmeye karar vermeden önce senaryo elinizde miydi?

- M.E: Genel hatlarıyla Kerimcan Güleryüz senaryoyu hazırlamıştı. Bizimki zaten bağımsız bir film olduğu için, istediğimiz rötuşları yapma imkanımız vardı.

Yiğit Özşener: Gerektiği yerde müdahale ettik. Bir sonraki günkü çekime başlamadan önce toplantılar yaptık, revize ettik. Çekim esnasında da senaryonun bazı yerlerini değiştirdiğimiz oldu. Zaten, Paxton oyunculara alan bırakan bir yönetmen.

ÇEKİMLERDE GERİLLA TEKNİĞİ UYGULADIK

Crude'un birinci anlamı kaba saba, ikincisi ham. Crude isminin filmle nasıl bir bağlantısı var?

M.E- Birkaç yönden bağlantısı var. Filmin çekimi için biraz kaba saba diyebiliriz. Biz çekim tekniğimize gerilla diyoruz. Öyle cilalı bir film değil çünkü. Yola çıkıp, görüntü almak gibi. Filmin başrol oyuncuları için de kaba saba diyebiliriz. Hani, pek dünyadan haberi olmayan tipler. Görgüsüzlükten bahsetmiyorum ama. Crude en çok ham petrol için kullanılan bir kelime. Filmin en son karesinde, boğazdan geçen bir tanker var. Üzerinde ‘‘Crude Hope’’ yani Ham Umut, yazıyor. Dünyada kavganın en büyük nedeni nedir, tabbi ki para. Bunun günümüzdeki en güçlü temsilcisi de petrol. Filmin ismi, biraz da bu çıkar ilişkilerine dokunduruyor.

Bazı parasal sıkıntılarımız vardı dediniz. Nasıl hallettiniz parasal sorunları?

M.E. Önemli bir kısmını ben finanse ettim, Paxton da kendi cebinden çok para harcadı. Kendi paramızla hallettik yani.

Biraz da büyük ödülü kazandığınız festivalden bahsedelim.

- M.E: Crude zaten festival için hazırlanmış bir film, bunun baştan beri bilincindeydik. Güncel bir konuya da sahip olunca, filmi festivallerde yarıştırmak olması gereken bir şeydi. Ben film tamamlandığından beri sürekli festivallere başvuruyorum. Boş zamanlarım festival başvuru formlarını doldurmakla geçiyor. Los Angeles, Amerika'nın en önemli beş film festivalinden biri. Dünyada binlerce film festivali var ama Seattle, bunların arasında prestijli bir yere sahip. Organizasyonun büyük oluşu, bizim aldığımız başarıya daha çok şaşırmamıza sebep oldu. Çünkü, Los Angeles, Seattle gibi festivallere kabul edilmek bile mucize.

Her yıl binlerce film başvuruyor değil mi?

- M.E: Tabii. Geçen yıl tam iki bin film Los Angeles Film Festival'ine katılmak için yarıştı. Aralarından yalnızca 20 film seçildi.

BU YAZ TÜRKİYE'DEYİZ TEPKİLERİ ALIYORUZ

Jüriyi filmin nesi etkiledi?

- M.E: Türkiye'nin hemen her yerine uğruyor film. Paxton belgesel çekerek yetiştiği için açık alanda çok başarılı. Crude'u izleyen her Amerika'lıdan kesinlikle bu yaz Türkiye'ye geliyoruz gibi tepkiler aldık. Görsel açıdan çok doyurucu bir film. Müzikleri de çok başarılı. Yani, genel olarak filmin ruhu etkiledi diye düşünüyorum. Çünkü, o ruh dört beş genç insanın tamamen kendi çabalarıyla ortaya çıktı. Bir de tüm dünya politikasıyla ilgili gözlemleri ve yargıları olan bir film. Bana bir Türk yönetmen bu hikayeyle gelseydi, ben o filmi yapmazdım. Çünkü, böyle etkileyici olmazdı.

Müzikleri kim yaptı?

- M.E: Gökhan Kırdar ve Mercan Dede'yle çalıştık.

Türkiye'den pek fazla bağımsız film çıkmıyor değil mi?

-Y.Ö: Evet, hiç çıkmıyor. En büyük örnek Nuri Bilge Ceylan. Bir tek o, bizim gibi çok küçük ekiplerle çalışıyor, ve başarısı da ortada.

-M:E: Tabii, büyük prodüksiyonlar başarılı olamaz, bağımsız filmler başarılı olur gibi bir şey söylemek yanlış olur.

Yiğit Bey, filmde nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

- İki Amerika'lının zengin Türk arkadaşıyım. Amerikalılar İstanbul'a geldiklerinde bir gece kulübünde tanışıyorlar Ali'yle. Baba tarafından Mardin'li. Hayatı okuldan okula sürüklenmekle geçmiş. Ailesiyle kopuk. Varlık içinde yaşıyor ve Amerikalıların çevirmek istedikleri oyuna yabancı. Ama onlara yardım etmek istiyor.

O Şimdi Asker'de de rol aldınız. Crude'un farklı bir yanı var mıydı sizin için?

- Y.Ö: Herkes Kendi Evinde'de ve Yeşil Işık'ta da rol aldım ama Crude'u ayrı bir yere koyuyorum. Çalışma şeklimiz, yönetmenin bize yaklaşımı, herkesin kendi görevi dışında da filme bir şeyler katması çok güzeldi. İşin her aşamasında herkes elinden geleni yaptı. Her şeyin müdahaleye açık olması da benim için ayrı bir keyifti.

Özgür Çocuk'un üzerinize yapıştığını düşünüyor musunuz?

- Y:Ö: Yoo, hayır. O benim için çok güzel bir işti. Zihinlere böyle yer etmiş bir reklam kampanyasında yer almaktan memnunum. Oyuncu önüne çıkan her türlü fırsatı en doğru şekilde değerlendirmeli. Hiçbir oyuncuya katı sınırlarla yaklaşmamak gerekiyor.

-M:E: Bir yapımcı gözüyle, oyuncu için iki önemli şey var. Biri oyuncunun rolünde iyi olup olmaması. Yiğit bunu başarıyor. Yurtdışında da çok iyi tepkiler aldı. İkincisi, oyuncunun göz önünde bulunması. Yiğit, bunu oyunculuk geçmişi çok kısa olmasına rağmen, bu reklamla çok iyi başardı.

- Y.Ö: Bir de iyi bir işle göz önüne gelirseniz, oyuncu için kat kat iyi bir şey.

Televizyonda gördüğümüz oyuncuları, beyazperdede izleyince bir kıyaslamaya gideriz. Siz oyunculuğunuz açısından kıyaslıyor musunuz televizyon ve sinemayı?

- Y.Ö.- Sinema filminde rol almak çok daha keyifli. Sinemadaki projelerin, başı sonu belli. Televizyon çok daha farklı. Bir kere çok hızlı üretilmesi gerekiyor. Yapmak istediğiniz şeyleri tam olarak yapamadığınz oluyor. Sonu nereye gideceği belli değil. Rolünüz için kafanızda tasarladığınız oyunculuğu yapamayabiliyorsunuz. Sinemada bir karakteri yaratma keyfi çok yüksek. Hayatımın sonuna kadar sadece sinema yapmak isterim.
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle