Bizi rahatsız eden anılar ilaçla siliniyor

Güncelleme Tarihi:

Bizi rahatsız eden anılar ilaçla siliniyor
OluÅŸturulma Tarihi: Eylül 09, 2003 00:00

Ä°srailli beyin araÅŸtırmacıları, hayvanlarda bazı belli baÅŸlı bellek içeriklerini ilaçlar yardımıyla silmeye baÅŸardı. Ä°laçların insanda da aynı etkiyi yapması durumunda, istemediÄŸimiz anılardan kurtulabileceÄŸiz. Anılar, insan beyninde bir olgunlaÅŸma süreci geçirir ve birkaç saat sonra beyne kenetlenen belli baÅŸlı bir anı üzerinde artık hiçbir ilaç etkili olmaz. KiÅŸi bu anıyı hatırladığında ise bellek içerikleri kısa bir süre için müdahale edilebilir duruma gelir ve beyin yapılarına yeniden yerleÅŸtirilmeleri gerekir. Ä°ÅŸte bu süre zarfında etkinleÅŸen bellek içeriÄŸi ilaçlarla silinebiliyor diye açıklıyor Weizmann Enstitüsü’nden Yadin Dudai. Fakat kural olarak her olay çok sayıda anıyla iliÅŸkilidir. Dudai’ın bir tezine göreyse ilaçlar yalnızca insanın o anda hatırladıkları olayları zayıflatabilir veya silebilirler. Bu tezin hayvan deneyleriyle kanıtlanabilmesi için fareler ve balıklar daha önceleri korktukları uyartıların etkisinde bırakılarak bunlara alışmaları saÄŸlanmış. Böylece fareler daha önce korktukları bazı kokulara, balıklarsa hareketli ışığa reaksiyon göstermemeye baÅŸlamış. Fakat araÅŸtırmacıların daha sonra verdikleri ilaç, uyartılardan korkmama düşüncesini silerek tekrar korku reaksiyonuna neden olan eski bellek içeriÄŸinin canlanmasına yol açmış. Dudai, ÅŸimdi travmatik anılardan ÅŸikayet eden hastaların benzer ilaçlarla tedavi edilebileceÄŸini düşünüyor.Ä°kizler daha mutluDanÄ°markalI araÅŸtırmacılara göre ikizlerde intihar oranı, nüfus ortalamasının çok altında. Syddansk Ãœniversitesi doktorlarından Kaare Christensen’in ‘British Medical Journal’ dergisinde de yayımlanan araÅŸtırması için 51 yıl içinde yaÅŸamını yitiren 20 bini aÅŸkın ikizin ölüm nedenini incelenmiÅŸ. Sonuca göre 1943 ve 1993 yılları arasında sadece 211 ikiz intihar etmiÅŸ ve bu oran geri kalan nüfustaki intihar oranından en az %30 daha az. Ä°kizlerin tek veya çift yumurta ikizi olmaları, sonuçlar üzerinde hiçbir ektisi bulunmuyor. Ä°kizlerdeki yaÅŸam sevinci ömür boyu birbirlerine baÄŸlı kalmalarında yatıyor. Aile baÄŸları ne kadar güçlüyse bireylerin intihar etme riskleri de daha düşüktür. Ancak bu kadar büyük bir fark beklemiyorduk dedi Christensen. Yeni bir enerji santralı Rus bilim adamları yeni bir santral sayesinde rüzgar ve dalgalardaki sınırsız enerjiden yararlanacak. Informnauka haber ajansı, Proektstroyservis firması mühendislerince tasarlanan santralin uçan bir fincan tabağına benzediÄŸini bildirdi.. 30m çapındaki içi boÅŸ ve yuvarlak metal gövde, santralin denizde yüzmesini saÄŸlıyor. Santralin merkezinde metal kılıfla baÄŸlantılı olan çubuk biçiminde dengeleme ağırlığı bulunmakta. Sabit bir konstrüksiyon dalgalara dayanmazdı deniyor haberde. Tasarımcılar ‘Ufo’nun üst yüzeyine dikey eksenli rüzgar döneçleri yerleÅŸtirecekler. Bu ÅŸekilde döneçler rüzgar yönünden bağımsız olarak hareket edecekler. Dalga enerjisi, Ufo’nun kenarında,dalgalar tarafından aÅŸağı ve yukarı doÄŸru hareket ettirilen pistonlarla elde edilecek. Denizde yüzecek olan bu tür bir santral 270 kilovat kadar enerji üretebilecek. Ve bu enerjinin 70 kilovatı rüzgardan geriye kalan kısmıysa dalgalarla elde edilecek. Yüzen santralde üretilen elektrik enerjisinin karaya iletilerek mesela suyun tuzdan arındırılması ya da ham petrolün iÅŸlenmesinde kullanılabileceÄŸi sanılmakta. Ä°lginç santralin ayrıca dalgaları da ‘yumuÅŸatabileceÄŸi’ tahmin edilmekte. Böylece aynı anda devreye sokulacak birkaç santral ile kıyılar fırtınayla meydana gelen tahrip edici dalgalardan korunabilecek. Ancak bu durumda enerji üretimi düşer diyor araÅŸtırmacılar. Kanser tedavisinde yılan zehriMünster Ãœniversitesi, Psikolojik Kimya ve Patolojik Biyokimya Enstitüsü’nden Johannes Eble, yılan zehri içinde bulunan bazı maddelerin kanser hücrelerinin geliÅŸimini engellediÄŸini buldu. GeçtiÄŸimiz günlerde BASF Coatings AG konferansında konuÅŸan bilim adamı, tümör geliÅŸimini ve metastazları engelleyen maddelerle ilaç üretmenin karlı olmasına karşın araÅŸtırmaların henüz baÅŸlangıç aÅŸamasında olduÄŸunu söyledi. Eble’nin saptamalarına göre yılan zehrindeki etki maddeleri hücrenin dokuya yayılmasını önlüyor. Tümör ve çevresindeki doku arasındaki en önemli sınır diÄŸer hücreler için gerçek bir sınır oluÅŸtururken metastazlaÅŸan tümör hücrelerini geçiren bazal zardır. Bilim adamı bu fenomenin kanser tedavisinde gelecekte yaÅŸanacak olası bir devrimin ‘ilk yapıtaşı’ olduÄŸuna inanıyor. Kesin kanıya göre tümöre ayna anda birde fazla müdahalenin yapılması gerekiyor. Kemoterapi ve ışın tedavisi kontrolsüz hücre büyümesini durdurmak için uygulanır. Ama bunlar tek baÅŸlarına yeterli olmadığı gibi bildik kemoterapiye yanıt vermeyen tümörler de var. Ayrıca sitostatikler hızlı bölünen saÄŸlıklı hücrelere de zarar veriyorlar dedi Eble. Lazerle dev molekül üretimiFransIz bilim adamlarının lazer yardımıyla ürettikleri on ila yüz nanometre arasında deÄŸiÅŸen helyum molekülleri, bugüne deÄŸin üretilen iki atomlu moleküllerden beÅŸ misli daha büyük. GeliÅŸme, helyum atomlarının çok zor birleÅŸmesi nedeniyle önem taşımakta. AraÅŸtırmayla ilgili rapor Physical Review Letter dergisinde yayımlandı. Paris Ecole Normale Superieure enstitüsünden Allard Mosk’ın araÅŸtırmasının çıkış noktası, manyetik bir tuzaÄŸa düşen soÄŸuk helyum atomlu gaz idi. Bu gazın sıcaklığı ilk önce buharlı soÄŸutma olarak bilinen bir yöntemle, mutlak sıfır noktasında bir derecenin on milyonda biri kadar soÄŸutulduktan sonra, manyetik alanın kuvveti düşürülerek (tıpkı fincandaki kahvenin soÄŸuması gibi) ‘en sıcak’ atomların gazdan çıkması saÄŸlanmış. Ve araÅŸtırmacılar iki atomu bir molekül olarak birleÅŸtirebilmek için atomların enerjik yapılarına göre ayarlı lazer ışınını gaz bulutuna ışınlamışlar. Bu ÅŸekilde polarize olan helyum atomlarının pozitif ve negatif yükleri birleÅŸmiÅŸ. Bu ÅŸekilde geliÅŸen helyum atomu çiftleri ise çapları on ila yüz nanometre arasında deÄŸiÅŸen dev moleküllere dönüşmüş. Ancak birleÅŸmenin kalıcı olmaması nedeniyle moleküller elli nanosaniye sonra yeniden çözülüyor. Hücre nakliyle gözleri açıldıKIrk yıldır gözleri görmeyen bir Kaliforniyalı hücre nakliyle yeniden görmeye baÅŸladı. Hasta, üç yaşında geçirmiÅŸ olduÄŸu bir kaza sonucunda kör olmuÅŸtu. BBC online’da yayımlanan habere göre ameliyat sırasında saydam tabaka kök hücreleri aktarılmış. Hasta, çocukluk dönemindeki görme yetisini hatırlamıyordu. Mike May ve ekibi, hastayı ameliyattan iki yıl önce, görme kaybının ne ÅŸekilde geliÅŸtiÄŸini araÅŸtırmış. Hasta ameliyattan kısa bir süre sonra basit biçimleri ve hareketleri tanımaya, iki yıl sonra biçimlerin konumunu,renklerini ve hareketlerini tamamen normal bir ÅŸekilde görmeye baÅŸlamış. Sorunlar özellikle de üçboyutlu algılamalarda yaÅŸanıyor diyor uzmanlar Nature Neuroscience dergisinde. Hasta objelerin sadece %75’ini doÄŸru algılayabiliyor. Ve hastanın yeniden görebilmesi ilginç bir biçimde büyük sorunlar yaratmış. Mesela hasta, hareketli veya hareketsiz objelerin çarpışmasından çok korkuyor. Bilim adamlarına göre hasta görmeyi öğrenmek için çalışmak zorunda. Rubik küpü rekor sürede çözüldü‘Zeka küpünün’ en hızlı sürede çözülümüyle elde edilen dünya rekoru 21 yıl boyu hiç deÄŸiÅŸmemiÅŸti. Fakat Kaliforniyalı bir programcı ÅŸimdi ‘Zeka Küpünü’ sadece 20,2 saniye içinde çözerek yeni bir dünya rekoruna imza attı. Kanada’da düzenlenen ‘Zeka küpü Dünya Åžampiyonası’nda 24 yaşındaki Dan Knight eski rekoru neredeyse üç saniye kadar aÅŸtı. 1982 yılında BudapeÅŸte’de gerçekleÅŸtirilen son dünya ÅŸampiyonasında Amerikalı matematik profesörü Jessici Fridrich, 22,95 saniyelik bir rekorun sahibi olmuÅŸ ve Guinness rekorlar kitabına girmiÅŸti. GeçtiÄŸimiz haftalarda Toronto’da düzenlenen yeni yarışmaya 20 ülkeden 100 yarışmacı katıldı. Rubik küpü 1974 yılında Macar Erno Rubik tarafından geliÅŸtirilmiÅŸ ve tüm dünyada büyük bir ilgi toplamıştı. Knight’ın rekoru yaklaşık 3300 euroyla ödüllendirildi. Kırmızı ÅŸarap ömrü yüzde yetmiÅŸ uzatıyorAma ne var ki bu insanlar için deÄŸil bira mayası mantarı için geçerli. Harvard Tıp Okulu’ndan David Sinclair, bira mayasının (Saccharomyces cerevisiae) ömrünü uzatan çok sayıda bitki molekülü keÅŸfetti ve bunların arasında kırmızı ÅŸarapta bulunan resveratrol da var. Ä°nsanlar üzerindeki etkinin ve uygulanacak diyetin saptanması için bu fenoller ilk önce fareler üzerinde test edilecek diyor araÅŸtırmacı ‘Nature’ dergisinde. YaÅŸam uzatıcı etki birçok organizmada düşük kalorili diyetle ortaya çıkar. Sinclair tarafından saptanan fenoller de örneÄŸin ipliksi kurtlarda açlık mekanizmasıyla ilgili olan enzimleri etkinleÅŸtiriyorlar. Daha önceki araÅŸtırmalarla da resveratrol maddesinin kansere, damar tıkanıklığı ve yaÅŸlılıkta ortaya çıkan diÄŸer bazı hastalıklara da iyi geldiÄŸi saptanmıştı. Resveratrol, üzüm ve yerfıstığında da bulunuyor. Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!