GeriGündem Biz büyük bir aileyiz ve ailemizin cezaevindeki üyelerini oradan çıkarmak istiyoruz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Biz büyük bir aileyiz ve ailemizin cezaevindeki üyelerini oradan çıkarmak istiyoruz

Biz büyük bir aileyiz ve ailemizin cezaevindeki üyelerini oradan çıkarmak istiyoruz

Uluslararası Yazarlar Birliği PEN, bugüne kadar görülmemiş büyüklükte bir heyetle Türkiye’yi ziyarete geldi. Hükümet ve muhalefet yetkilileriyle görüştüler, Silivri Cezaevi’ne giderek, cezaevinde bulunan yaklaşık 135 gazeteci-yazarla dayanışma içinde olduklarını açıkladılar. PEN’in ilk kadın başkanı Meksikalı-ABD’li edebiyatçı Jennifer Clement ile ziyaretin detaylarını, uluslararası kamuoyunun Türkiye’ye ilişkin endişelerini konuştuk. 

Hak savunuculuğu sizde aile mirası gibi... Babanız da bir aktivistti öyle değil mi?

- Babam, 1950’lerde siyahi Amerikalıların hakları için Başkan Kennedy ile çalışmıştı. Ailem ben daha çok küçükken Meksika’ya taşınmış. Mexico City’de büyüdüm. Gabriel Garcia Marquez’in çocuklarıyla birlikte okudum.

Biz büyük bir aileyiz ve ailemizin cezaevindeki üyelerini oradan çıkarmak istiyoruz
Edebiyatçı olmanızda, bu geçmiş ne kadar etkili oldu?

- Ben büyürken Meksika’da büyük bir fakirlik, acı vardı. Bunların yanı başında büyüdüm ve üzüntüsünü duydum. Hep korunmaya muhtaçlarla ilgili yazdığımı sonradan fark ettim. 

Sizce edebiyat hak savunuculuğunun bir aracı olabilir mi?

- Kesinlikle. Dünyayı değiştirmiş pek çok roman sayabilirim size. Dickens’ın ‘Oliver Twist’i İngiltere’de çocuk işçiliği kanununun değişmesini sağladı. Jane Austen, Charlotte Bronte romanları, bağımsız bir kadın olamamanın, kaderini başkalarının merhametine bırakmak zorunda kalmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdi. Victor Hugo’nun ‘Sefiller’i sayesinde Fransızların yoksullara bakışı değişti. Zola ‘Germinal’i yazmasaydı, kimse madencilerin çalışma koşullarına dönüp bakmayacaktı. Romanlar kesinlikle dünyayı değiştirebilir. 

PEN’in kuruluş tarihi 1926 ve siz göreve gelen ilk kadın başkansınız. Neden bu kadar uzun sürdü sizce?

- Bence bu dünyada genel olarak var olan mizojini (kadın düşmanlığı) ve kadın haklarında geri kalmanın bir yansıması. Meksika’da kadınlar 1954, İsviçre’de 1971’e kadar oy kullanma hakkına sahip değildi. PEN, bir kadın başkana uzun zamandır hazırdı aslında.

Sizin pozisyonunuzdan bakınca gelecek nasıl görünüyor?

 - Çok endişeliyim. Tüm dünyada gidişat, gerçeği saklamak yönünde, kimse hakikati onurlandırmıyor. Ama tarihe bakacak olursanız, bu eğilimin başarısızlığa mahkûm olduğunu görürsünüz. İnsanlar gerçeği bilmek ister. Tüm bu alternatif gerçek, gerçekötesi tanımları birer propaganda aracı. Nazi Almanya’sı propaganda dünyasıydı. Elbette Nazi Almanya’sında yaşamıyoruz ama benzerlikler var.

ŞİMDİYE KADARKİ EN BÜYÜK DELEGASYON

Türkiye’de atmosferi nasıl buldunuz?

- Dürüst olmak gerekirse, Türkiye 15 Temmuz’daki darbe girişimiyle travmatik bir tecrübeden geçti. Hemen ardından da terör saldırıları geldi. PEN, darbenin karşısında ve halkın yanında olduğunu açıklayan, geçmiş olsun mesajı veren ilk uluslararası örgüttü. Şiddete değil demokrasiye, barışa, diyaloğa inanıyoruz. Bizi derinden endişelendiren, acil durum önlemlerinin kabul edilemez hale gelmiş olması. Mahkemelerin işleyiş biçimi, tutuklulara yapılan muamele kabul edilebilir değil. Bu yüzden Türkiye’deyiz.

Bugüne kadar Türkiye’ye gelmiş en büyük PEN heyeti...

- Tarihi bir delegasyon bu. Sadece kalabalık olması sebebiyle değil, kimlerin geldiği de önemli. Mevcut başkan, iki eski başkan ki, biri Nobel Edebiyat Komitesi Üyesi Per Wästberg, iki başkan yardımcısı, uluslararası sekreter, Lübnan, Norveç, İsveç PEN merkezlerinin başkanları, Uluslararası PEN’in yönetim kurulu üyesi, Kürt asıllı romancı Burhan Sönmez var heyette. Türkiye şu anda Mısır’dan kötü durumda. Bu inanılmaz bir durum. Oysa Türkiye herkesin görmek istediği, hayranlık duyduğu bir ülke. Müthiş bir kültürünüz var. Coğrafi olarak da sıradışı bir yer. Nobel ödüllü sanatçılarınız var. PEN, yazarları hangi ülkeden olduğuna göre değerlendirmez, biz büyük bir aileyiz. Ve ailemizin cezaevindeki üyelerini oradan çıkarmak istiyoruz.

SİLİVRİ’YE NÂZIM OKUYARAK GİTTİK

Önümüzde bir de anayasa referandumu var...

- Anayasa referandumu konusu da endişe verici. Bu konunun toplumda tartışılabiliyor olması gerekir. Medyanın bir bölümü kapatılmışsa, düşünenler hapse atılmışsa halk nasıl fikir sahibi olabilir, geleceğini nasıl tartışabilir? Kürt belediye başkanları, Kürt siyasetçiler hapiste. Terörist yaratmanın en iyi yolu şiddete başvurmaktır. İki teröristle mücadele etmek için köyleri yıkarsanız tek yaptığınız 20 terörist yaratmak olur.

Bugün Silivri’ye gittiniz ancak cezaevindeki gazetecileri görme fırsatınız olmadı...

- Silivri’ye otobüste Nâzım Hikmet’in ‘Severmişim Meğer’ şiirini okuyarak gittik. Bizi içeri sokmadılar. PEN delegasyonları, 100 yıldır hapishanelerin önünde duruyor. Biz özgürüz ve onlar duvarın arkasında. Bu bizim için duvarın arkasındakilerle dayanışma biçimi.

TÜRK HALKI REFERANDUMDA VERECEĞİ KARARI CİDDİYE ALMALI

Hükümet yetkilileri ile de görüştünüz, nasıl geçti?

- Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ile görüşmemiz vardı. PEN’e ne kadar saygı duyduklarını görmek hoşuma gitti. Bunu hem hükümet hem de muhalefet yetkililerinde gördüm. Bence her iki taraf da, böyle bir delegasyonun çok çok endişeli olmadığımız sürece Türkiye’ye gelmeyeceğinin farkında.

Peki endişenizi dile getirdiğinizde hükümet kanadından nasıl bir cevap aldınız?

-  Referandumdan evet oyu çıkıp anayasa değiştiğinde işlerin daha iyi olacağını söylüyorlar. Ama bu kadar büyük bir adımı değişim yönünde bir fikirbirliği ve diyalog olmadan atamayacağınızı görmeniz gerekir.

Bundan sonrası için ne planlıyorsunuz?

- Referanduma kadar sorunla ilgili farkındalık yaratılması için çalışacağız. Darbe ve terör ne kadar büyük bir travma olsa da insanların bu yeni anayasa ile özgürlüklerini kaybedeceklerini bilmesi lazım. Ben olsam öyle bir ülkede yaşamak istemezdim. Referandumun geçmeyeceğini ve demokrasinin yeniden inşa edileceğini, özgürlük ortamının sağlanacağını umuyoruz. Umarım Türkiye halkı vereceği kararı ciddiye alır. 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle