GeriGündem Bir baktım sandalyede oturuyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir baktım sandalyede oturuyor

Bir baktım sandalyede oturuyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’ta linç girişimine uğradıktan sonra sığındığı evin sahibi Rahim Doruk, yaşadıklarını şöyle anlattı:

ŞEHİT, HALAMIN TORUNU

“Cenaze namazının ardından eve geldim. Halamın torunu olur şehidimiz. Dışardan bağırmalar gelmeye başladı. Kapıya çıktım, o sırada çok kalabalık bir grubun evin önüne geldiğini gördüm. İtiş kakış yaşanıyordu. Beni de itmeye başladılar. Polis olduğunu söyledi, kapıyı açmamı istedi. Kemal Kılıçdaroğlu kalabalığın içindeymiş. Ben anlamadım. Kılıçdaroğlu’nun koruması olduğunu söyleyerek, ‘Kemal Bey’in can güvenliği yok, içeri almak zorundayız’ dedi. Kapıyı açmam istendi. Ben de önce can güvenliğimizin olmayacağını, evimizi yakıp yıkabileceklerini söyledim. Evde üç aylık çocuğum var.

Ama kapımıza gelmişler. Eşim de camdan görüyordu, korkmuş, kapıyı kilitlemiş. Kapıyı açması için yalvardım, kapıyla korumalar arasına sıkıştım. Kapı açılmasa ben ezilecektim. Kapı açıldığı gibi ben nasıl içeri girdiğimi bilmiyorum. Hemen birileri kapıyı kapattı, anahtar istedi ve kapıyı kilitlediler. Şoktaydım, ne olduğunu da bilmiyordum. Bir baktım evimde, sandalyede Kemal Kılıçdaroğlu oturuyor. ‘Evine konuk olmak zorunda kaldık kusura bakma’ dedi. Kılıçdaroğlu burada, dışarda insanlar linç etmek istiyor. Evime aileme zarar verirler mi diye düşündüm.

DİNİMİZİN  GEREĞİ

Benim için ağır bir yüktü. Allah vermesin içeri girse birkaç kişi. Müslümanız elhamdülillah, fıtratımızda kapıma kim sığınırsa, evime kim girerse kimseyi geri çeviremem. O kapı açılmasa, Allah uzun ömür versin ölebilirdi. O da şehit cenazesi için görevini yapmaya gelmiş. Suçum, ilgim olmamasına rağmen insanların tepkisini alıyorum. Müslümansa insan, Allah korkusu varsa kimseyi çeviremezsin, kim olursa olsun. Biz dinimizin gereğini yaptık. Evimizin camını kırdılar. Arabamızın camı kırıldı. 

BANA TEŞEKKÜR ETTİ

Kılıçdaroğlu’nun rengi sapsarıydı, saçları dağınıktı ama herhangi darp izi, yara falan yoktu. ‘Bir şeyiniz var mı’ diye sorduk ‘iyiyim’ dedi. Salona buyur ettik, ama ‘Burada iyiyim’ dedi, çok sakin davrandı. Hayatını kurtardığımı söyledi. Ben de kendisine, her Türk vatandaşının, Müslümanın yapması gerekenin bu olduğunu söyledim. Bana, niye bu kadar tepki gösterdiklerini sordu. Ben de dilim döndüğünce anlattım. Eşimden su istedi. Çay yapmıştık ama içmedi.

Sanırım bir ara eşi aradı konuştular. Çubuk kaymakamı geldi, belediye başkanımız, muhtarımız geldi. Ankara Emniyet Müdürü geldi. Giderken de bizimle tokalaşıp vedalaştı. Çıkarıp bir araca bindirdiler ama ben çıkışını görmedim.” 

BELEDİYE CAMLARI TAKTI

Bir baktım sandalyede oturuyor

 “Olayın ardından karakol komutanı geldi ve ‘Bir sıkıntı var mı’ diye sordu. Tedirgindim ama bir sorun yok. Sabah (dün) Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş aradı, bana ‘Geçmiş olsun’ dedi. Sonra belediyeden gelip kırılan camları taktılar. Akrabalarımız, arkadaşlarımız gelip ziyaret ediyor.

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle