GeriGündem Başbakan Ahmet Davutoğlu: Silahları bırakacağız diyerek sizleri ve bizleri aldattılar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Başbakan Ahmet Davutoğlu: Silahları bırakacağız diyerek sizleri ve bizleri aldattılar

Başbakan Ahmet Davutoğlu: Silahları bırakacağız diyerek sizleri ve bizleri aldattılar

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bingöl Ahmet Dursun Düğün Salonu'nda, Bingöl Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması'nda bir konuşmada yaptı. Konuşmasında çözüm sürecine de değinen Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Silahları bırakacağız' deyip, sizleri ve bizleri aldatarak, daha çok silahı Türkiye'ye sokarak ne elde etmek istediler. Nedir biliyor musunuz? Çünkü irade onların iradesi değil onlar sadece piyon. Birilerinin talimatını alan piyonlar" dedi.

Konuşmasında Bingöl'ün özgürlüğüne düşkün onurlu, kendi fikrine, iradesine sahip, onurlu insanların vilayeti olduğunu aktaran Davutoğlu, "Bingöl, yakın dönem siyasi tarihimizde hep müstesna adımların şehri oldu. 12 Eylül'den sonra bugün değiştirmeyi arzu ettiğimiz ve benim de şahsen 'hayır' oyu vermiş olduğumu her zaman deklare ettiğim 82 Anayasası'na en yüksek oy oranıyla 'hayır' diyen il de Bingöl olmuştur" diye konuştu.

Herhangi bir bürokratın, etnik ya da mezhebi dolayısıyla bir vatandaşa yan gözle bakması halinde onun karşısında önce kendilerinin duracağını belirten Davutoğlu, şöyle konuştu: "Türkiye, Dersim yıllarının tek parti zulmünü yaşamıyor. Türkiye, 27 Mayıs döneminin, başbakanların asıldığı bir Türkiye de değil. Türkiye, Diyarbakır Cezaevi'yle anılan 12 Eylül dönemini de yaşamıyor. Türkiye, başörtülülerin baskı altında olduğu, fikir söylemenin imkansız olduğu 28 Şubat döneminde de değil. Ve hatta Türkiye, 27 Nisan e-muhtırası ile milli iradeye meydan okunan 2007 yılında da değil. 'Yeni Türkiye' derken biz bunu bahsediyoruz." 

Bingöl ziyareti kapsamında yaptığı konuşmada vatandaşlara Kürtçe ve Zazaca seslendiğini hatırlatan Davutoğlu, "Eskiden olsa kıyamet kopardı herhalde. Kimse artık rahatsız olmuyor, çünkü artık herkes biliyor ki bu dillerin hepsi anamızın ak sütü kadar helaldir. Biz kelimelerin arkasındaki anlama bakarız, dilin arkasındaki gönüle bakarız. İster Edirne'de Rumeli lehçesiyle konuşulmuş olsun, ister Orta Anadolu'da Karamanoğlu Mehmet Bey'in Türkçesi olsun, ister Ahmed-i Hani'nin Kürtçesi olsun, ister Ezan-ı Muhammediyye'nin Arapçası olsun. Hepsi bizim, hepsi güzel, hepsi mübarek hepsi aziz" diye konuştu.

'BU ÜLKENİN DAĞLARINA İLÇELERİNE YIĞINAK YAPMAKLA MEŞGULDÜLER'
Kimsenin kimseye bir şeyler dikte edemeyeceğini belirten Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık bu dosyalar kapandı, kimse, kimseye 'Şunu yaparsın, şunu yapamazsın' demeyecek. Peki bu dosyalar kapanmışken, bu terör piyonları, bu bölücü terör örgütü, terör dosyasını tekrar niye açtı? Ne istiyorlar? Çözüm Süreci bağlamında 2,5 yılda atılması gereken her türlü adımı attık biz. Onlarsa, biz bu adımları atarken, bu ülkenin dağlarına, bu ülkenin ilçelerine yığınak yapmakla meşguldüler. 90'lı yıllar boyunca ve hatta bizim iktidarımızın ilk yıllarında hep yol aramalarında şikayet edildi. Yol aramalarını kaldırdık, Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi seyahat özürlüğünü en iyi şekilde yapalım dedik. Bütün bölge halkı bundan memnun oldu. Hatta şu an parlamentoda olan milletvekillerinden biri arabasının arkasına biksileri, silahları alıp bir yerden bir yere silah taşıdılar. Özgürlük verilince bunu istismar edenler, baskı gelince onun üzerinden Kürt vatandaşlarımızı tahrik edenler, neyi istiyor biliyor musunuz? Bu ülkenin insanlarının, kardeş kavgasıyla birbirlerine girmesini istiyorlar. Bunlar, Şeref Meydanı'nda durdurduğunuz Rus işgalcilerin içerideki işbirlikçisi olan o zamanki Ermeni çeteleri gibi bugün de Moskova'ya gidip Türkiye karşısında işbirliği yapıyorlar. Dillerinde Türkiyelileşmek iddiası ama zihinlerinde Türkiye'deki insanları birbirine kırdırma düşüncesi."

 

'ORALARI SİLAH DEPOSU HALİNE GETİREN KİM?'
Başbakan Davutoğlu, "Silahları bırakacağız' deyip, sizleri ve bizleri aldatarak, daha çok silahı Türkiye'ye sokarak ne elde etmek istediler. Nedir biliyor musunuz? Çünkü irade onların iradesi değil onlar sadece piyon. Birilerinin talimatını alan piyonlar" diye konuştu. Cizre, Silopi ve Sur'da yaşananların istismar edildiğini belirten Davutoğlu, Diyarbakır'ın Hazreti Süleyman'ının Konya'nın Hazreti Mevlana'sı gibi mübarek, Diyarbakır'ın Ulu Camisi'nin Bursa'nın Ulu Camisi kadar aziz, Diyarbakır'ın sur içinin İstanbul'un sur içi kadar mukaddes olduğunu ve mutlaka korunacağını söyledi. "Oraları, silah deposu haline getiren kim? Keskin nişancıları oralara, buralara yerleştiren kim? Evleri, barkları, duvarları delerek birbirine bağlayıp, orada kandırdıkları gencecik çocukları ölüme götüren kim? Bütün bu bölgenin ilim merkezi olan Cizre'yi, kana bulayan kim? Cizre'ye halka hizmet için giden sağlık mensuplarını, ambulansları yakanlar, tarayanlar, devlet hastanesine 24 saatte 20 roket gönderenler kim" diye soran Davutoğlu, "Bekliyorlar ki onlar, onları yapacaklar, devlet yani sizin devletiniz, yani sizin oy vererek, 'beni koruyun' diye görevlendirdiğiniz bizler, onları seyredeceğiz. Allah aşkına bir, biz seyreder miyiz? Seyretmeyiz. İki, biz seyretsek siz razı olur musunuz? Olmazsınız. Sizin rıza göstermediğiniz hiçbir şeyi yapmayız" şeklinde konuştu.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle