GeriGündem Baş ağrısına ne iyi gelir? Söğüt Ağacı Kabuğu faydaları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Baş ağrısına ne iyi gelir? Söğüt Ağacı Kabuğu faydaları

Baş ağrısına ne iyi gelir? Söğüt Ağacı Kabuğu faydaları

Söğüt Ağacı Kabuğu faydaları, baş ve sırt ağrısına ne iyi gelir sorusuna yanıt arayanlar için cevap niteliği taşıyor. Aspirinin hammaddesi olan salisik asidi içerisinde barındıran Söğüt Ağacı Kabuğu, ateş düşürücü ve iltihap kurutucu olarak kullanılmaktadır. İşte, baş ve sırt ağrısına iyi gelen alternatif tıp ürünü: Söğüt Ağacı ve faydaları hakkında detaylı bilgiler

Söğüt ve su oldukça iyi anlaşırlar. Söğüdün 400 kadar türünün çoğu göl, nehir ya da akarsu kenarlarındaki nemli topraklarda yetişir. Söğüdün suya meyli, cins ismi olan Salix’e de sirayet etmiştir. Salix kelimesi Kelt dilindeki “sal lis” yani “su başı” anlamına gelen kalıptan türemiştir. Yakın akrabaları Çalıkavak (ç.n.: Sepetçisöğüdü) (S. purpurea) ve Gevrek Söğüt (S. fragilis) gibi Beyaz Söğüt’ün (S. alba) de iç kabuğu, vücutta salisik aside dönüşen bir kimyasal olan salisinin eşsiz bir kaynağıdır. Salisik asit dünyada en çok kullanılan ilaçlardan biriyle yakından ilişkilidir: aspirin

Söğüt kabuğunun ağrı için kullanımı oldukça eski bir deneyimdir. Mısırlılar ve Asurlular da Çinliler gibi bu bitkiyi M.Ö. 500 yıllarından itibaren kullandılar. Bundan yüz yıl sonra Yunanlı doktor Hipokrat söğüt kabuğunun tedavi edici gücünü övdü ve hastalarına ateş ve iltihaplanma tedavisi için söğüt kabuğu çiğnemelerini tavsiye etti. Orta Çağ’da söğüt kabuğu artrit ve romatizmadan kaynaklanan ağrıları iyileştirmek ve ateşi düşürmek amacıyla yaygın olarak kullanıldı. Kuzey Amerika’da birçok yerli Amerikan topluluğu yerel söğüt türlerini başağrısı, eklem ve kas ağrıları, ateş ve üşüme için kullandılar. Salisin bir takım Avrupalı bilim insanları tarafından 1820’lerde ayrıştırıldı.

Ardından İtalyan bir kimyager salisinin –salisik asidin- etkili bir ağrı kesici olan fakat aynı zamanda mideyi de ciddi şekilde tahriş eden sentetik bir
biçimini geliştirdi. Yüzyılın devrine yakın, Alman ecza şirketi Bayer salisik asidin “tamponlu” yani daha yumuşak bir biçimini geliştirdi ve buna aspirin
denildi. Bu ilaç kısa zaman içerisinde dünyanın bir numarası haline geldi.

Aspirinin etkinliğinin yanı sıra birçok kişi mide ekşimesi ve hatta bağırsak kanaması şikayeti yaşamaya başladı. Bu durum, mide ve bağırsak üzerine daha az yan etkisi olan söğüt kabuğunun yeniden popüler bir ağrı kesici olarak alınmasına yol açtı.

Yakın zamanda yapılan çalışmalar söğüt kabuğunun salisinin yanı sıra antioksidan, antiseptik ve bağışıklık arttırıcı özelliğe sahip bileşenleri olduğunu da gösterir. Modern bitkisel tedavide söğüt kabuğu sırt ağrıları, osteo artrit ve romatizmal ağrılar, burkulmalar, diş ağrıları, ateş, soğuk algınlığı ve grip için önerilir.

SÖĞÜT KABUĞU'NUN TARİHÇESİ

M.Ö. 4. YÜZYIL: Hipokrat söğüt kabuğunun baş ağrısı, ağrı ve ateş için kullanımından bahsetti.

M.S. 1838 İtalyan kimyager R. Piria Paris, Sorbonne’da salisini salisik asite dönüştürdü.

1853: Fransız kimyager C. Gerhardt acetylsalicylic asiti buldu amakeşfini erteledi. 

1899:  Alman kimyager F. Hoffmann Gerhardt’ın keşfini gün yüzüne çıkardı ve aspirin keşfedildi.

SÖĞÜT AĞACI NEDİR?

Salix cinsi 500’den fazla türü olan karmaşık bir bitki grubudur. Yaklaşık 250 türüyle Çin, bu çeşitliliğin merkezidir. Söğüt rahatlıkla melezleşebildiği için bu bitkiyi tanımlamak botanikçiler için bile çok zordur. Kuzey Amerika’da yaklaşık 50 türü bulunur ancak bunların yalnızca üçte biri ağaç şeklindedir; geri kalanı çalılıktır. Birçok söğüt dar, mızrak şeklindeki yapraklarıyla ve yoğun bir biçimde çiçek açan salkımlarıyla ayırt edilebilir. Erkek ve dişi çiçekler ayrı gruplar halindedir. Dallarının bileşenleri enine ve daireseldir; taban kısımları kolaylıkla kırılabilir. Ufak tohumları ipeğimsi tüyleri aracılığıyla rüzgarla yayılır.

Beyaz söğüt (S. alba), mor söğüt (S. purpurea) ve gevrek söğüt (S. fragilis) söğüt kabuğunun piyasada bulunan türleri arasındadır. Beyaz söğüt klasik türüdür; Antik Yunan’dan beri kullanılır. Kesin olarak ifade etmek gerekirse söğüt kabuğundaki salisin oranı 1.5 olduğunda tıbbi olarak uygun demektir. Kimya laboratuarı olmayanlar için doktor ve şifalı bitki uzmanı John King 1876 yılında şu tavsiyeyi vermiştir: “Çoğu benzer şifa özelliklerine sahip olan birçok Salix türü vardır. İzlenmesi gereken en doğru yol kabuğu en acı ve buruk olanı seçmektir.”

NEREDE YETİŞTİRİLİR?

Söğüt nemli ve ıslak toprakla ilişkilendirilir; genellikle göletlerin ya da akarsuların kenarlarında yetişir. Kuvvetli kökleri bazen dallarından daha geniş ve
daha sağlamdır; böylelikle akarsuya karşı direnebilir. Söğüt denildiğinde birçok kişinin aklına, Çin’deki Yangtze Nehri’nin aşağısındaki alüvyonlu düzlüklerden
kaynağını alan salkımsöğüt (S. babylonica) gelir. Çin’de cenaze ritüelleriyle uzun zamandır ilişkilendirilmiş olan söğüt Batı geleneklerinde de mezarlık düzenlemesi için kullanılmaya başlanmıştır. Avrupa’nın salkımsöğütlerinin neredeyse tümü, büyük olasılıkla Orta Asya caravan rotalarından
bilinmeyen tarihlerde getirilmiştir. Bunların hepsi dişidir; büyük olasılıkla tek bir ağaçtan türemiştir. Söğüt, ılıman ilkimin nemli toprağıyla sınırlı bir
bitki değildir. Kuzey Kutbu’na yakın yerlerde yetilen odunumsu tğrğne Salix arctica adı verilir.

Söğüt zengin, nemli toprağı tercih eder ancak verimsiz toprakta da yetişebilir. Çoğalması en kolay bitki nedir diye sorulduğunda bunun cevabı kesinlikle söğüttür. Amerikan sömürge topraklarından geçen ve toprağa söğüt dalı diken gezginler kısa zaman sonra burada ağaç bittiğini görürler; gezginler böylece kendi abidelerini dikebilirler.

SÖĞÜT AĞACI KABUĞU NEYE İYİ GELİYOR?

İYİ GELDİĞİ RAHATSIZLIKLAR: Başağrısı, Sırt ağrısı, Osteo artrit

Her ne kadar insanlar aspirinin bir ağaçtan geliştirildiğini bilseler de bilim insanlarını ağrı kesici bileşenleri incelemeye sevk eden bu ağacın bildiğimiz mütevazi ve naif söğüt olduğunu bilmezler. Tüm Salix türleri, salisilat’ın öncüsü olan salisiti, mazı tozunu (tanini) ve flavanoidleri içerir ve bitkinin bütüncül etkisini bu bileşenler sağlar.

Söğüt kabuğunun ağrıyı hafiflettiğine şüphe yoktur ancak insanlar üzerinde yapılan klinik çalışmalar her zaman için olumlu sonuç vermemiştir. Şiddetli sırt ağrısı ve osteo artrit şikayeti olan kişilerde söğüt kabuğu plasebo’ya üstün gelmiştir ancak romatizmal artriti olanlarla yapılan çalışmalarda söğüt kabuğunun çok az bir etkisi olmuştur. American Journal of Medicine’da yayınlanan bir araştırmada kronik sırt ağrısı çeken 191 hastaya ya 120 mg salisin içeren
söğüt kabuğu ekstresi ya 240 mg salisin içeren söğüt kabuğu ekstresi ya da plasebo verilmiştir. Tedavinin dördüncü haftasında yüksek dozda ekstre alan grubun yüzde 39’unda, düşük dozdaa ekstre alan grubun yüzde 21’inde ve plasebo alan grubun yüzde 6’sında ağrı hafiflemiştir. Plasebo grubunda yer alan
hastaların önemli bir bölümü ilaç tedavisi görmek durumunda kalmıştır.

SÖĞÜT AĞACI KABUĞU NASIL KULLANILIR?

Salisin oranı söğüdün türüne göre değişir; bu nedenle ağrının düzeyi çaya ve ürüne göre değişiklik gösterir.

ÇAY: 1 çay kaşığı söğüt kabuğunu 1 bardak suya daldırın ve 10 dakika bekleyin. Süzün. Tatlandırmak için bal katabilirsiniz. Günde 2-3 defa 1 bardak için.
STANDART EKSTRE: Salisin oranı standart olan bir söğüt kabuğu ürünü alın; salisin oranı günde 120 ya da 240 mg’a denk gelecek şekilde günlük dozunuzu ayarlayın. Faydasını görmek içinn bir hafta kullanım gerekebilir.
SÖĞÜT SİRKE KREMİ: 60 gr söğüt kabuğunu bir kahve öğütücüsüne koyun ve ağzını sıkıca kapatın. Bitkinin yüzeyini yarım litre elma sirkesiyle doldurun ve yavaşça karıştırın. Karışımı 2 hafta bekletin. Bir tülbentle süzün ve süzülmüş sıvı karışımı koyu renkli bir şişeye dökün. Etiketleyin. Bu karışım güneş yanıkları, kas ve eklem ağrıları için günde 2-3 defa uygulanabilir.

BU VE BUNA BENZER BİRÇOK ŞİFALI BİTKİNİN LİSTELENDİĞİ KİTABI GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle