GeriGündem Bahşiş, yalnız uyuyanlar için
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bahşiş, yalnız uyuyanlar için

Türkçe öykünün günümüzdeki en önemli ismi Cemil Kavukçu’nun, “Yalnız Uyuyanlar İçin” öyküsü ramazan davulcusu Hasan Uyar ve oğul Davut Uyar’ın “varlığı/yokluğu” üzerinden bir anımsatmadır anlayana.

“...‘Esen Mahallesi Sakinlerine Duyurulur. Sahur Davulcunuz Resimdeki Şahıstır, Ruhsatını Ve Hüviyetini Görmeden Başkasına Bahşiş Vermeyiniz.’ Sol üst köşede 13- 14 yaşlarında bir çocuk fotoğrafı ve altında büyük harflerle DAVUT UYAR, sağ üst köşedeyse yorgun bir adam: HASAN UYAR.
(...)Yüzlerine dikkatlice bakınca onları daha önce, başka bir yerden tanıdığımı düşündüm; ancak, nerede, ne zaman gördüğümü anımsayamadım.”

Davul çalan efsane adam

Alıntı, Cemil Kavukçu’nun “Yalnız Uyuyanlar İçin” adlı öyküsünden. Öyküden devam edelim: “...Birden çakan bir kıvılcımla yoğun araştırmalarını sürdüren bellek (cin de yardımcı olmuştu kuşkusuz), bilinçaltındaki katmanlardan davulcu ve oğlunu yüzeye çıkarıverdi. İşte şimdi tanıdım onları, zaman atına binip yıllar öncesinden çıkıp geldiler. Hasan Uyar, çocukluğumun geçtiği ilçede, uzun kış gecelerine rastlayan ramazanlarda davul çalan efsane adamdı. Yanındaki de on üç- on dört yaşlarındaki oğlu Davut.”

Davut’un ölüsü bulunmuştu

“...Nerede yaşadıklarını, kim olduklarını bilen yoktu (...)Baba davul çalar, oğlu Davut da maniler okurdu. Yanık, insan içine işleyen garip bir sesi vardı. Onları günışığında yalnızca bayram sabahları görmek mümkündü. Bahşişlerini toplarlar ve sır olup giderlerdi. Bir sonraki ramazana dek görünmezlerdi artık. Ortaokula başladığım yıl, Ramazan Bayramının üçüncü günü, bir köy yolunda Davut’un ölüsü bulunmuş, babam akşam yemeğinden sonra söylemişti; hepimiz üzülmüştük. Nasıl ve neden öldüğü öğrenilememişti. O günden sonra babasını da gören olmadı. Bütün bunlar otuz yıl önceydi. Davulcu da ölmüş olmalıydı...”

Seslerini duydum ama ulaşamadım

“...Birden güçsüz bir davul sesiyle irkildim. Saat 02.30. Terasa çıktım. Davulu ve yanık yanık mani okuyan çocuğun sesini güç de olsa duyabiliyorum. Ama nerede olduklarını kestiremiyorum.” Kahraman sokakta gece bekçisiyle karşılaşır: “...‘Sahur davulcusunu gördünüz mü?’ dedim bekçiye. ...‘Beş on dakika önce buradan geçtiler’ dedi. ‘Geçtiler mi’ dedim. ‘Yani birden çok davulcu mu vardı?’ ‘Hayır,’ dedi, ‘Davulcunun yanında bir de oğlu vardı; adam çalıyor, çocuk mani okuyordu.’ Tepeden tırnağa titredim..”

Bayram sabahı gelecekler

Bir başka gece “Sahurda Açık” bir çorbacıda bekler kahraman, davulcuları. Hasan ve oğlu gelmez. Bir ay geçer, artık bayram sabahıdır. Ay boyunca tüm sahur vakitlerini uyanık geçiren kahramanın tek umudu kalmıştır; Hasan ve Davut Uyar bayram sabahı gelecekler ve bahşişlerini alacaktır. “...Erken kalktım. Önce banyo ve traş. Ardından kahvaltı. Giyip süslendim. Kokular süründüm. Çünkü Davut ve Hasan Uyar kapımı çalacaklar...”

Davulcuların bıraktığı zarf

Peki geldiler mi Hasan ve oğlu Davut? “...Öğleden sonra kapıcı yine geldi. Bir zarf uzattı. ‘Bunu davulcuyla oğlu size bıraktı’ dedi. ‘Neredeler?’ dedim heyecanla. ‘Gittiler.’ ‘Ya bahşiş?’ ‘Bütün dairelerden topladılar, size de bu zarfı vermemi istediler.’ Ellerim titriyordu. Zarfı açtım. Samanlı kağıda bozuk bir yazıyla şu dört sözcük yazılmıştı: “Bahşiş, yalnız uyuyanlar için.”
Not: Belki “Öykünün tamamını bulup okuyayım” diyen olur diye, Cemil Kavukçu- Yalnız Uyuyanlar İçin/ Can Yayınları.


Diyanet İşleri Şanlıurfa’da

A.A
KURAN-I Kerim’de bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilen Kadir Gecesi yarın kutlanacak. Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce düzenlenecek Kadir Gecesi programı, Şanlıurfa Halilurrahman Camisi’nde yapılacak. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in de katılacağı programda, hafızlar Yunus Koçan, Ali Tel, Emrullah Akbaş, Mehmet Atıcı ve Bünyamin Kahvecibaşı’nın Kuran-ı Kerim tilavetlerine, Abdullah Yiğit, Ahmet Uzunoğlu, Şahin Çakmak ve İlhan Şengül okuyacakları mevlitle eşlik edecek. Diyanet İşleri Başkanlığı Tasavvuf Musikisi Korosu’nun da ilahiler seslendireceği programda, Ramazan Tahiroğlu ve Dr. Dursun Aygün dua edecek. Program TRT 1’den canlı yayımlanacak.

İstanbul’un ramazan kasabası

İSTANBUL Beylikdüzü Belediyesi, içinde lunaparkın da olduğu 15 dönüm alana Ramazan Kasabası kurdu. Günde 10 bini aşkın kişinin ziyaret ettiği kasabada, yiyecek-içecek ve el sanatları satış stantları, sahne, çadır, oyun ve yarışma alanları bulunuyor. Kasabada, çocuklar için her gün farklı bir yarışma düzenleniyor, Murat Kekilli, Keremcem gibi ünlüler konser veriyor, sohbet toplantıları düzenleniyor. Bu arada belediye her gün 8 bin 500 kişiye iftar veriyor, 600 kişiyi boğaz turuna çıkarıyor.

Efendimizin dadısı Ümmü Eymen’in mukaddes gözyaşları...

ALLAH Resûlü’nün “Annemden sonraki annemdir.” diyerek taltif ettiği ilk Müslümanlardan Ümmü Eymen, Efendimize dadılık yapmış seçkin bir hanımefendiydi. Peygamberimiz Ümmü Eymen’e olan hürmet ve vefasını vefat edinceye kadar devam ettirmiş, onu sık sık ziyaret etmiştir. Resûlullah’ın (sav) vefatından kısa bir süre sonra Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer’e “(Haydi) Kalk, Allah Resûlü’nün yaptığı gibi, biz de Ümmü Eymen’i ziyaret edelim.” dedi. Yanına vardıklarında Ümmü Eymen ağlamaya başladı. “Neden ağlıyorsun ki? Zira Allah katında bulunan şeyler Resûlullah (sav) için daha hayırlıdır.” dediler. O, “Ben Allah’ın katındakilerin Resûlü için daha hayırlı olduğunu bilmediğim için ağlamıyorum, ben, gökten inen vahyin kesilmiş olmasına ağlıyorum.” dedi. Ümmü Eymen bu sözüyle Hz. Ebû Bekir’i ve Hz. Ömer’i de duygulandırmıştı. Onlar da birlikte ağlamaya başladılar. (Müslim, Fedâilü’s-sahâbe, 103, no:6318)

Hazırlayan: Dr. Mahmut Demir
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Bayramda havada karada radar olacak

A.A
İÇİŞLERİ Bakanı İdris Naim Şahin’in talimatıyla bayram tatili süresince trafikte ek tedbirler alınacak. Bu tedbirler kapsamında trafikle ilgili şubelerin büro hizmetlerinde görevli personel, şehiriçi ve şehirlerarası karayollarındaki ekiplere takviye olarak görevlendirilecek. Önemli kavşak, geçit ve güzergâhlarda sabit ekipler konuşlandırılacak
ve şehirlerarası yolların ortalama her 30 kilometrelik bölümüne bir ekip düşecek şekilde görevlendirme yapılacak. Trafik Hizmetleri Başkanlığı’nca             uygun görülecek gün ve zaman dilimlerinde Ankara-Eskişehir-Afyonkarahisar, Ankara-Konya-Aksaray ile Ankara-Bolu-Düzce güzergâhlarında havadan helikopterle izleme ve denetleme yapılacak.

iSLAM, ENGELLiLER VE SORUNLARI (II)

DİNİMİZ İslam’a göre özürlü veya sağlıklı her insan, Allah’ın en kıymetli ve en değerli varlığıdır. Çünkü yüce Rabbimiz Allah, insanları servetleri, ırkları, renkleri, cinsiyetleri, dilleri, nesepleri, fizik yapıları, özürlü veya sağlıklı oluşları açısından değil; iman, yararlı amel, güzel ahlâk, yaratana ibadet ve yaratılanlar için yararlı çalışmalar sahibi olup olmamaları açısından değerlendirir.
“Allah katında en üstün olanınız ona karşı en saygılı olanınızdır” anlamındaki Hucûrât suresinin 12. ayeti ile “Allah sizin suretlerinize, dış görünüşlerinize ve servetlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize, iman ve iyi niyetinize, amellerinize ve güzel işlerinize bakar” (Müslim, Birr, 32) anlamındaki Peygamber sözü bu hususu dile getirmektedir.
Şunu bilmeliyiz ki insanın sağlığını koruması temel görevleri arasında yer alır. Onun için insan yemesine, içmesine ve sağlık kurallarına dikkat etmesi gerektiği gibi sigara, içki ve uyuşturucu gibi sağlığa zararlı alışkanlıklardan uzak durması, çocukların sakat doğmaması için gerekli tedbirleri alması gerekir.

Diğer taraftan hiçbir engel Allah’a kul olmaya, ibadet etmeye engel yapılmamalıdır. İnsan Allah kulluk için yaratılmıştır. Herkes gücü nispetinde bu kulluk görevini yerine getirmeli, söz gelimi beş vakit namazını kılmalı, sağlığı yerinde ise Ramazan orucunu tutmalı, mal varlığı varsa zekât vermeli, Allah’ı anmalı, Kur’ân okumalı, Kur’ân’da yer alan diğer görevleri yapmalı, haramlardan ve günah olan söz eylem ve davranışlardan sakınmalıdır. İslam inancına göre Allah’a kulluk eden, etmeye çalışan engelli bir insan, Allah katında kulluk görevini yapmayan varlıklı ve sağlıklı insandan daha değerlidir. Önemli olan niyet, iman, ihlâs, dürüstlük ve ahlak güzelliğidir.

Elbette, bir takım sıkıntıları vardır engelli insanların. Bunların başında bakım, tedavi, eğitim, ulaşım, işsizlik bu sorunların başında gelir. Bu sorunları aşmada engelli insanların kendileri kadar toplum ve toplumu yönetenlerin de sorumlulukları vardır. Yüce dinimiz İslam, sosyal ilişkilere büyük önem veren bir dindir. Bu konuda sağlıklı ve engeli diye bir ayırım yapmaz. Ancak yardıma, ilgiye ve bakıma muhtaç insanlarla daha çok ilgilenmeyi teşvik eder. Peygamberimiz (s.a.s.) görme engellilere karşı kötü davrananları, mesela, onların yoluna engel olanları kınamıştır. (Ahmed, I, 217, 309) Hz. Hatice validemiz, Peygamberimizi “güçsüzü yüklenen” kimse olarak tanıtmıştır. Hadiste geçen “el-kell” kavramı; kendi işini kendisi yapamayan, zayıf ve güçsüz olması hasebiyle insanlara muhtaç olan ve aciz kimse demektir. Bu kavram, her türlü engelliliği içine alır. Bu, Hz. Peygamberimiz daha peygamberlik öncesinde bile zayıf, güçsüz ve acizlere arka çıktığının, onların sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını giderme çabası içinde olduğunun beyanıdır. Peygamberimiz (s.a.s.) “Kim ölür de mal bırakırsa, malı veresesinidir. Kim bakıma muhtaç kimseler bırakırsa onun sorumluluğu bana aittir” (Buhârî, Ferâiz 25) sözüyle toplumu yönetenlerin; hasta, zayıf, engelli, yetim ve benzeri bakıma muhtaç kimseleri koruyup gözetmesi gerektiğine işaret etmiş, engellilerin sorunlarıyla ilgilenilmesini, onlara değer verilmesini ve yardım edilmesini istemiş ve engellilere yeteneklerine göre kamu alanında görev vermiş, onları topluma kazandırmaya çalışmıştır.
Engellileri başkalarına el açan bir dilenci ve toplumun üretken olmayan bir kesimi olarak görmemiştir. Aksine çeşitli hizmetlerde kendilerinden yararlanma cihetine gitmiştir. Örneğin, ortopedik özürlü (topal) Muâz b. Cebel’i Yemen’e vali olarak göndermiş, çeşitli vesilelerle Medine dışına çıktığında yerine vekâlet etmek üzere 13 defa görme engelli Abdullah ibn Ümmi Mektûm’u vekil bırakmıştır. Vekâleti sırasında camide namazları a o kıldırmıştır. Ayrıca hem Mekke’de hem de Medine’de Hz. Peygamber’in uzun yıllar müezzinliğini yapmıştır. Sahabeden görme engelli İtbân b. Mâlik kendi kabilesine imamlık yapmıştır. Peygamberimiz (s.a.s); bu uygulamalarıyla, engellilerin yeteneklerine uygun alanlarda istihdam edilerek onların üretici bireyler olmalarını, onları topluma kazandırmayı, kişiliklerinin geliştirmelerini amaçladığını ve gelecek nesillere yol göstericilik yaptığını söyleyebiliriz.

Ramazan; arınma, temizlenme, kaynaşma, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Bu ayın affımıza, manen arınmamıza ve Allah’ın rızasına ermemize vesile olmasını; gönül huzuruna ermemizi; insanlarımızın sakat kalmamasını, bütün vatandaşlarımızın sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayat sürmesini, insanların sırf insan olduğu için saygın ve değerli görülmesini, ülkemiz ile birlikte bütün dünyanın barış ve huzur içinde olmasını temenni ederim. Ramazanınız, bayramınız mübarek olsun, güven, huzur ve mutluluğunuza vesile olsun, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. “Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.” (Bakara, 2/286)


 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle