GeriGündem 'Aylan bebeği çok çabuk unuttunuz'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Aylan bebeği çok çabuk unuttunuz'

'Aylan bebeği çok çabuk unuttunuz'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 74’üncü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dünyaya Aylan bebeğin fotoğrafıyla “Ne çabuk unutuldu” diye sitem etti, Suriye’de planlanan güvenli bölgenin haritasını göstererek, 30 kilometre derinliğe inildiğinde 2 milyon Suriyeli’nin ülkelerine dönebileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı, İsrail haritasıyla da BM kürsüsünden “İsrail devletinin sınırları neresi, 1948 mi 1967 mi yoksa başka bir sınırı var mı” diye sordu. Erdoğan’ın mesajları özetle şöyle:

DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR

“Bugün dünyamız, küresel düzeyde adaletsizliğin yol açtığı pek çok sorunla ve sancıyla yüz yüzedir. Dünyanın bir tarafı yüksek refah seviyesi ve lüks içinde hayatını sürdürürken, diğer tarafta açlığın, sefaletin, cehaletin kol gezmesi kabul edilemez. Dünyanın şanslı bir azınlığı dijital teknolojiyi, robotları, yapay zekâyı, obeziteyi tartışırken, 2 milyarı aşkın insanın yoksulluk, 1 milyara yakın insanın açlık sınırının altında yaşıyor olması çok acıdır. Şayet her birimiz güvende değilsek hiç birimizin güvende olamayacağı gerçeğine sırtımızı dönemeyiz. Dünya beşten büyüktür.

NÜKLEER: YA HERKESE YASAK...

Nükleer güç sahibi ülkeler ile buna sahip olmayan ülkeler arasındaki adaletsizlik dahi tek başına, dünyanın dengelerini bozmaya yetiyor. Nükleer silahlara sahip olanların olmayanları özellikle tehdit etmesi, nükleer güce dayalı kitle imha silahlarının tümden yok edilmek yerine, her krizde bir koz olarak ortaya konması, herkes gibi bizi de rahatsız ediyor. Bu güç, ya herkes için yasak, ya herkes için serbest olmalıdır. Gelin, insanlığın tamamının huzurlu geleceği için bu sorunu bir an önce adalet temelinde bir çözüme kavuşturalım.

Bugün Suriye’de önümüzde üç önemli husus vardır. Birincisi, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin tesisi konusunda kritik bir süreç olarak gördüğümüz Anayasa Komitesi’nin etkin ve verimli bir şekilde çalıştırılmasıdır. İkinci önemli husus, İdlib’deki muhtemel katliamların ve yaklaşık 4 milyon kişilik potansiyel göç dalgasının önüne geçilmesidir. Türkiye’nin yeni bir göç dalgasını daha karşılamaya ne tahammülü, ne de imkânı vardır. Üçüncü önemli konu, Suriye’nin dörtte birini işgal eden ve sözde Suriye Demokratik Güçleri adıyla meşrulaştırılmaya çalışılan Fırat’ın doğusundaki PKK-YPG terör yapılanmasının ortadan kaldırılmasıdır.

Aylan bebeği çok çabuk unuttunuz

RAKKA’YA KADAR İNDİREBİLİRİZ

ABD ile burada bir güvenli bölge oluşturulması konusundaki görüşmelerimiz sürüyor. Niyetimiz, ilk etapta 30 kilometre derinliğinde ve 480 kilometre uzunluğunda bir barış koridoru tesis ederek, uluslararası toplumun desteğiyle burada 2 milyon Suriyelinin iskânını sağlamaktır. Şayet bu bölgenin derinliğini Deyrizor-Rakka hattına kadar indirebilirsek, ülkemizden, Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden kendi topraklarına geri dönecek Suriyeli sayısını 3 milyona kadar çıkartabiliriz. Ülkemizin öncülüğünde, Lübnan, Irak ve Ürdün’ün de katılımıyla bu çerçevede bir uluslararası konferans planlıyoruz. Güvenli bölgelere dönüşleri desteklemek için Birleşmiş Milletler öncülüğünde bir bağışçılar konferansı düzenlenebileceğini düşünüyoruz.

KIBRIS’TA ÇIKARLARIMIZI KORURUZ

Kıbrıs’taki sorunun, “sıfır güvenlik, sıfır garanti” şartıyla çözüleceğini ileri sürenlerin, en başından kötü niyetli oldukları ortadadır. Türkiye olarak, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve haklarını teminat altına alan bir çözüm bulunana kadar çaba göstermeye devam edeceğiz. Diğer taraftan, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarını, “kazan-kazan” anlayışıyla, önemli bir işbirliği fırsatı olarak görüyoruz. Bölgedeki bazı ülkeler ise, bizim bu makul tavrımıza rağmen, tek taraflı adımlarla, enerji kaynaklarını birer sorun ve çatışma alanı haline dönüştürmeye çalışıyor. Doğu Akdeniz’de, hem Türkiye’nin, hem Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını sonuna kadar koruyacağız.

KAŞIKÇI VE MURSİ SEMBOL OLDU

Geçtiğimiz yıl hunharca katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı ve bu sene mahkeme salonunda şüpheli bir şekilde vefat eden Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, bölgenin adalete ve hakkaniyete olan derin ihtiyacının adeta birer sembolü olmuştur. Müslümanlar, nefret söylemine, kutsal değerlerine hakarete, ayrımcılığa maruz kalanlar arasında ilk sırada yer alıyor. Mart ayında Yeni Zelanda’da vuku bulan terör saldırısı, bunun en çarpıcı örneğidir. Yeni Zelanda’da Müslümanları hedef alan terör saldırısı ne kadar yanlışsa, Sri Lanka’da Hristiyanları veya Amerika’daki Yahudileri hedef alan terör eylemleri de o kadar yanlıştır. Buradan Christchurch saldırısının gerçekleştiği 15 Mart’ın BM tarafından ‘İslam Düşmanlığına Karşı Uluslararası Dayanışma Günü’ ilan edilmesi çağrısında bulunuyorum.”

Aylan bebeği çok çabuk unuttunuz

'DÜNYA AYLAN BEBEK’İ ÇOK ÇABUK UNUTTU'

“Çatışma, açlık ve zulümden kaçan 5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. Bir başka ifadeyle Türkiye’de, Amerika’daki 29 eyaletin tek tek her birinin nüfusundan daha fazla sığınmacı bulunuyor. Sığınmacıların 3 milyon 650 binini komşumuz Suriye’den gelenler oluşturuyor. Yani şu an New York şehir nüfusunun yarısı kadar Suriyeli kardeşimizi topraklarımızda misafir ediyoruz. Biz bunlara sadece barınma değil, eğitim ve sağlık başta olmak üzere her türlü imkânı sağlıyoruz. Buna karşılık dünya, canlarını kurtarmak için çıktıkları yolculukları ya Akdeniz’in karanlık sularında ya da sınırlara gerilen tel örgülerin önlerinde sonlanan milyonlarca mazlumu çok çabuk unuttu. Ama biz, cansız bedeni kıyıya vuran Aylan bebeklerin görüntülerini unutmadık, unutmayacağız. Dünyanın en cömert insani yardım yapan ülkesi, en fazla yerlerinden edilmiş kişiyi kabul eden devleti unvanlarımız boşuna değildir. Bu salondaki tüm ülkeleri, adalet, ahlak, vicdan esası üzerine bina ettiğimiz politikalarımıza ve girişimlerimize destek vermeye davet ediyorum.”

İSRAİL DOYUYOR MU, HAYIR

“Bugün dünyamızda adaletsizliğin en çok yaşandığı yerlerden birisi, İsrail işgali altındaki Filistin topraklarıdır. Daha birkaç gün önce sokaktaki masum bir Filistinli kadının İsrail güvenlik güçleri tarafından alçakça öldürüldüğü görüntüler bile vicdanları harekete geçiremiyorsa artık sözün bittiği yerdeyiz demektir. Ben merak ediyorum bu İsrail neresidir, acaba bu İsrail’in toprakları nereleri kapsıyor, 1947’de İsrail neresiydi, bunun ardından acaba 1949, 1967’de İsrail neresiydi ve şu anda İsrail neresi? Sene 1947, neredeyse burada İsrail yok gibi, tamamı Filistin. Sene 1947 paylaşım planı var ve Filistin küçülüyor, İsrail büyüyor. Geliyorum 1967’ye, 1949’la birlikte İsrail büyüyor, Filistin küçülüyor. Geliyorum bugüne, güncel durum şu an artık adeta Filistin yok, neredeyse tamamına yakını İsrail. İsrail doyuyor mu, hayır doymuyor. İsrail şimdi de kalanını almanın gayreti içerisinde. Peki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Birleşmiş Milletler’in İsrail ile almış olduğu bunca karar var, bu kararlar uygulamaya geçiyor mu, hayır geçmiyor. Peki o zaman BM ne işe yarıyor. BM kürsüsünden soruyorum: İsrail devletinin sınırları neresidir? 1948 sınırları mıdır, 1967 sınırları mıdır, yoksa daha başka bir sınırı mı vardır?”

ERDOĞAN’DAN GÜVENLİ BÖLGE ÇAĞRISI

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Suriye’de ABD’yle oluşturulması planlanan güvenli bölgeye ilişkin haritayı gösterirken DEAŞ’la mücadeleye ilişkin de şunları söyledi: “Yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne, 12 milyonu aşkın insanın yerinden edilmesine, bunların yarısının da ülke dışında yaşamak zorunda kalmasına yol açan Suriye krizini artık sona erdirmenin zamanı gelmiştir. Türkiye, DEAŞ tehdidinden en çok zarar gören ülkedir. Suriye’de DEAŞ’a karşı ilk ve en ciddi darbeyi vuran ülke Türkiye’dir. Yaklaşık 3 bin 500 DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirerek, örgütün Suriye’deki çöküş sürecini başlattık.”

Aylan bebeği çok çabuk unuttunuz

ERDOĞAN YEMEĞE KATILMADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Birleşmiş Milletler 74. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın ardından düzenlenen ‘Liderler Yemeği’ne Mısır Devlet Başkanı Muhammed Sisi’nin, ABD Başkanı Donald Trump, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile aynı masada oturduğunu öğrenince katılmadı. Masada Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda da yer aldı. Alkollü içki kullanmayan Trump, içi kola dolu kadehini davetlilere kaldırarak ‘Hoş geldiniz’ dedi. Gazetecilerin ilk 10 dakikasına alındığı liderlerin öğle yemeğine Erdoğan’ın katılmadığı Cumhurbaşkanlığı tarafından da doğrulanırken, neden katılmadığı konusunda bir açıklama yapılmadı. Sisi’nin yine 2014 yılında olduğu gibi Trump’ın masasında oturması dikkat çekti.

‘SİSİ’YLE AYNI MASADA OTURMAM’ DEMİŞTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014 yılında da o dönem eski BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un verdiği yemeğe eski ABD Başkanı Barack Obama ve Sisi’yle aynı masada yer verildiği için katılmamış ve “Aynı masaya oturup darbecileri meşrulaştıramam” diyerek tepkisini ortaya koymuştu.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle