GeriGündem Atlara Fısıldayan Adam
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Atlara Fısıldayan Adam

Atlarla insanların dostluğu üzerine çekilen filmlere bir yenisi daha eklendi. Bir dönemin ünlü film kahramanı Siyah İnci'nin de rol aldığı Atlara Fısıldayan Adam'ı, Robert Redford hem yönetiyor hem de başrolünü oynuyor. Filmde, hasta bir at ve hasta bir çocuğun etrafında müthiş bir aşk hikayesi anlatılıyor.

Nicholas Evans'ın 1995'te yazdığı roman, çok satan kitaplar listesinin zirvesine çıktı ve aylarca orada kaldı. Böyle bir romanın sinema filmi haline getirilmesi kaçınılmaz bir sonuçtu. Ve öyle de oldu.

Atlara Fısıldayan Adam'ın (The Horse Whisperer) yönetmenliğini üstlenen Robert Redford, filmde aynı zamanda atlara fısıldayan adam olarak tanınan Tom Booker'ı da canlandırıyor. Aktör, yapımcı, yönetmen ve çevreci olarak tanınan Redford, aynı zamanda iyi bir binici ve Utah'da da bir çiftliği var.

belgesel gibi

Atlara Fısıldayan Adam özetle, Pilgrim adlı atıyla çıktığı bir gezinti sırasında meydana gelen bir kazada ciddi bir şekilde yaralanan 13 yaşındaki Grace Maclean adlı bir kız çocuğunun ve ailesinin öyküsünü anlatıyor.

Filmde Grace'in annesi Annie rolünü İngiliz Hasta filmindeki rolüyle en iyi kadın oyuncu kategorisinde Oscar ödülüne aday gösterilen Kristin Scott Thomas oynuyor. Filmin diğer önemli rollerini Scarlett Johansson, Sam O'Neill, Chris Cooper, Dianne Wiest, Ty Hillman ve Don Edwards paylaşıyor.

Filmin aynı zamanda yönetmeni de olan Redford, eseri uyarlarken bazı önemli değişiklikler yapmış. Bunlardan biri de, öykünün önemli bölümlerinden olan ve Tom ile Annie arasında yavaş ve sessizce gelişen aşk olayı. Filmde romantizm öğesi oldukça önemli bir yer tuttuğu halde romanda aynı yoğunlukta olduğu söylenemez. Redford'ın neden böyle yaptığı sorusuna filmin tanıtım uzmanı Katherine Orloff şöyle cevap veriyor: ‘‘... Öyle hissediyorum ki, Redford'ın öyküdeki Tom Booker karakterine belli bir bakış açısı var ve filmdeki öykünün o bakış açısıyla uyum içinde olması gerektiğine inanıyor... Sanıyorum bu film, sinema tarihinde uzun yıllar boyunca yapılmış at filmlerinin en önemlilerinden birisi olacak. Zamanında Siyah İnci gibi çok sayıda harika at filmi yapılmış ama bu film bütünüyle farklı. Bu film daha çok insanların atlarla ilişkisini anlatıyor. Pozitif bir mesajı var ve insanoğlu ile at arasındaki saygı ve güven unsurlarını, bunlar var oluğu sürece kazanılacak şeyleri anlatıyor.’’

Redford, Atlara Fısıldayan Adam filminde ata binme ve at bakımı konusunda seyirciye en doğrusunu yansıtabilmek için özel bir çaba göstermiş. Bu nedenle filme yardımcı olmaları için at eğitimi konusunda uzmanlaşmış Buck Brannaman ve Rex Peterson'la anlaşma yapmış.

Siyah İnci de var

Buck, atlar konusunda günümüzün en iyi klinik tedavi uzmanlarından birisi ve atlara fısıldayan adam tanımlamasını kesinlikle hak eden bir uzman olarak değerlendiriliyor. Kitabını yazmadan önce at davranışları ve at bakımı konusunda ön çalışmalar yapan Nicholas Evans da, oldukça uzun süre onunla birlikte çalışmış. Buck'ın film jeneriğindeki adı resmi danışman olarak geçiyor.

Rex Peterson da Hollywood'un en usta at eğitimcilerinden biri... Siyah İnci'nin başrollerinde oynayan ve Justin adıyla da tanınan bir atı eğitmesiyle de biliniyor. Justin adlı bu atın da, Gulliver rolüyle Atlara Fısıldayan Adam'da bir rolü var.

Kaza geçirdikten sonra çok tehlikeli hale gelen Pilgrim adlı at rolü için dört ayrı at kullanılmış. Rex Peterson'ın sahip olduğu High Tower, Cash ve Maverick adlı üç at yanına yaklaşan herkese şahlanan, çifte atan ve ısıran travmatik Pilgrim'i oynamışlar. Dördüncü at olarak da Buck Brannaman'ın Kentucky Pet adlı at kullanılmış ve bu at sakin Pilgrim olarak kamera karşısına geçmiş.

İmaj herşeydir

Komedi filmlerinden hoşlananların keyifle izleyeceği Gerçek Sarışın (The Real Blonde) gösterimde. Manhattan'da yaşamı anlatan film, senarist ve ödüllü yönetmen Tom DiCillo'nun yazıp yönettiği dördüncü yapıtı. Filmin en dikkat çekici yanı Matthew Modine, Catherine Kenneer, Darly Hannah, Maxwell Caufield, Elizabeth Berkley, Marlo Thomas, Bridgitte Wilson, Kathleen Turner gibi ünlülerden oluşan çok zengin kadrosu...

Gerçek Sarışın (The Real Blonde) tüm yaşamlarını imaj üzerine kurmuş bir grup insanın öyküsü.

Hayal peşinde koşup duran Joe, kurduğu hayallerin bir kısmını yerine getirdiği halde tatmine erişemeyen Bob, erkek hegemonyasını kabullenmiş ama bundan mutsuz olan Mary, Bob'un hayallerindeki gibi gerçek bir sarışın olan Kelly, Nikon'lar ve ikonlar hakkında profesyonel olan bir fotoğrafçı, ezilmiş insanlara yardım için uğraşan bir psikiyatrist, bir ajans sahibi... Birbirlerinden habersiz aynı toplum içinde yaşayan bir grup insanın hayatları...

DiCillo'nun tüm filmlerinde bize hissetirdiği aşklar ve hayalperestler bu filmde de başrolleri paylaşıyor. Komedi filmlerinde kendine ait bir tarz geliştiren yönetmen yaptığı filmi şöyle anlatıyor: ‘‘Bu film de diğerlerine benzerlik gösterecek şekilde insanoğlunun doğal hallerini anlatıyor. Kendilerini mutlu etmeye çalışan insancıkların nasıl komik hallere düştüklerini hepimiz biliriz. Ben de bunu göstermeye çalıştım. Hikaye bazı noktalarda otobiyografi ile büyük benzerlik taşıyor. Ben de bir zamanlar bir catering şirketinde çalışyordum. Ve senaryolarımı geri çeviren yapımcılara yemek servisi yapmak zorunda kalıyordum. Bu bazen çok acı verici bir şey olabiliyordu. Fakat asıl işlerin bu endüstride nasıl yürüdüğünü anlıyor ve öğreniyordum. Kahramanlarımızdan Joe ise tıpkı benim gibi kendisini geri çeviren insanlara başka bir iş sahasında hizmet vermeye ve böylece hayatını kazanmaya uğraşıyor. Fakat bir türlü gerçekleri kabullenmeye yanaşmıyor.’

Sırlar öldürür

Çığlık (Scream) filminin yaratıcısı Kevin Williamson ve Jim Gillespie'den kendilerine yaraşır bir korku gerilim örneği... Son yılların yıldızı parlamaya hazır dört genç oyuncusu Jennifer Love Hewitt, Sarah Michelle Gellar, Ryan Philippe ve Freddie Prinzie Jr. filme ayrı bir renk katıyorlar. ‘‘Bu insanların sırlarını ve bu sırların bizleri nasıl kemirerek öldürdüğünü anlatan bir film’’ diyor senarist Kevin Williamson. ‘‘Yaşadıkları kentin geleceği en parlak dört genci başlarna umulmadık kötü olaylar gelince zorunlu bir rol ayrımına gelirler. Ya gerçeği söyleyerek başlarına geleceklere katlanacaklar ve vicdanları temiz olarak suçlarının cezasına katlanacaklardır. Ya da herşeyi örtbas ederek yalan söyleyeceklerdir. Elbette yanlış yolu seçerler ama izleyicilerden büyük kısmını -Ben de böyle yapardım- dedirten bir yoldur bu.’’

Carolina'lı bir yazar olan Williamson çocukluğunun geçtiği ideal bir balıkçı kasabası olan Southport'u filmin mekanı olarak seçmiş: ‘‘Southport yaşamak için ideal bir yerdir. İzleyicilerin Tanrım keşke orada yaşasaydım diyecekleri bir yer. Biz de insanların böyleb ir yerde bu olaylar nasıl olur dedirtmek istedik.’’


Yorumları Göster
Yorumları Gizle