GeriGündem Artık kazanmak istiyorlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Artık kazanmak istiyorlar

Artık kazanmak istiyorlar
refid:19171611 ilişkili resim dosyası

Filme ilham veren Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk, izleyenlerin 30 bini geçmeyeceğini düşünüyordu. Fakat ‘Kaybedenler Kulübü’ tam 622 bin seyirciyi mest etti. 90’ların ağzı ve niyeti bozuk ‘bi nevi radyo programı’ Kaybedenler Kulübü de, bu film sayesinde yeniden keşfedildi, bir kültürel fenomene dönüştü. Şimdilerde de hızla, ticari bir platform olma yolundalar. Bu girişimin ilk meyvesi bi’nevi radyo yayında. Pek yakında da bi’nevi dükkan, bi’nevi sinema, bi’nevi spor ve bi’nevi yemek gibi kardeşler de geliyor

Kaan Çaydamlı’yı canlandıran Nejat İşler’in ve Mete Avunduk’u oynayan Yiğit Özşener’in ‘Kaybedenler Kulübü’ histerisinde payı olmadığını söyleyen çarpılır valla. Doğruya doğru, Çaydamlı-Avunduk ikilisi perdedeki suretleri kadar yakışıklı değiller. Onlardan katbekat enteresan şahsiyetler olduklarıysa buz gibi bir gerçek.
Kaan Çaydamlı evli, mutlu, çocuklu. 6.45 Yayınları’yla uğraşmaya devam ediyor. Mete Avunduk ise Kadıköy Barlar Sokağı’nda sahibi olduğu mekânı Trip, iki adım ötesindeki plakçı dükkânı Vintage ve kızlarla meşgul hâlâ.
İkili, kısa bir süre önce ‘ekibi’ toplayarak bir internet radyosu kurdu. Bu kıpırdanmada filmin rüzgarının büyük etkisi olduğunu inkâr etmeyen Kaan Çaydamlı radyonun kuruluş manifestosunda şunları söylüyor:

TEKLİFLERDEN BUNALDIK

“Hiç niyetimiz yokken, tekrar radyo programı yapmamız için büyük bir baskıyla karşılaştık, tekliflerle bunaldık. Yanıtımız hep olumsuzdu. Bizi durduran ilk şey, artık bu ülkede ‘bağımsız’ olarak nitelenecek herhangi bir radyo olmamasıydı. Kadınlara bile bağlanmayı beceremeyen bu iki bağımlı, bağımlı bir şeyin içinde nefes alamazdı. Diğer meseleyse; yayınlanmamış kitapların toplatıldığı, günlük gazete sıklığında yasak listeleri yayınlandığı bir ortamda konuşmamıza izin verilmeyeceği gerçeğiydi.
Tek alternatif, net üzerinden bir şeyler yapmaktı, ama aynı engeller net için de geçerliydi. Bunun tek alternatifi, şifreli yayın yapmaktı, nitekim biz de bunu denedik. Radyoyu dinlemek için üye olmanız ve küçük de olsa bir ödeme yapmanız isteniyor. Bağımsız bir radyoya sahip olabilmenin tek yolu şimdilik bu. ‘Kıçı sattılar’ itirazlarına karşı söylemek istediğimiz tek şey var: Eğer bu radyo yaşarsa ve gönderdiğiniz paralardan artan bir miktar olursa, emin olun bunu değerlendirmek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Artan parayı her zaman olduğu gibi kadınlara, biraz daha pahalı plaklara, çocuk bezine, 97 oktan benzine, tütüne ve içkiye yatıracağız...”

900 BİN KİŞİ TIKLADI

Çaydamlı ve Avunduk, bir radyo programını para ödeyerek dinletebilmek gibi uçuk bir hayali 300 bin kullanıcıya satmayı başardı. Bi’nevi radyo internet sitesi tam 916 bin kez de tıklandı. Radyoyu 1 gün dinleyebilmek için 1, bir hafta için 2 ve bir ay için de 7 lira ödüyorsunuz. Bunu da internet sitesine üye olarak ve cep telefonunuzdan SMS göndererek yapıyorsunuz.
Yine de esas gayelerinin para değil; tahrik edici, bağımsız ve alternatif bir şey yapmanın cazibesi olduğunu söylüyor Çaydamlı;
“Valla güzel oldu radyo. Biz beğendik. Arkadaşları da vazifeye çağırdık, sağ olsunlar icabet ettiler. Bugünün koşullarıyla o zamanın koşulları farklı. O üslubu normal bir radyoda sürdüremeyiz artık.”
90’larda kendilerine epey kulak kabartmış biri olarak programlarının halet-i ruhiyesini, şimdilerde polis kayıtlarında ortalığa saçılan ‘ortam dinlemeleri’ne benzetiyorum. “Doğru” diyerek devam ediyor Çaydamlı: “Aslında bizim bütün olayımız bir dil sürçmesi...”  
Bi’nevi radyo; 24 saat yayın yapan ve Diyarbakır’dan Arizona’ya kadar dinlenen ‘hakiki’ bir radyo olma yolunda hızla ilerlese de, Çaydamlı; “Bir şey ödenerek dinlenen radyonun hayata geçmesi enteresan bir saçmalık” demekten kendini alamıyor.

Radyonun icadından beri en uçuk hayal

Bİ’NEVİ AJANS’IN ORTAĞI BARBAROS ERİM

Bu film olmasaydı bineviradyo.com olurdu ama bu kadar hızlı ya da tam zamanında olmazdı belki de. Bi’nevi ajans, hem dijital mecranın hem de reklam piyasasının önemli isimlerini barındırıyor. Düşünce yapısı da ister istemez dijital projelere yoğunlaşıyor. Martta Mete ve Kaan ile bir seri toplantıdan sonra Türkiye’de bir ilke imza atmayı çok istedik. Yaklaşık 60 günlük bir fizibilite ve proje aşamasından sonra bineviradyo.com için yayın hayatı başladı. Fikir tam anlamıyla bir konsorsiyum sonucu çıktı.
‘Kaybedenler Kulübü’ yüksek düşünce ve zekâ içeriyor. Günümüzde bu tür düşünceler ya bir medya kuruluşuna bağımlı olarak özgünlüğünü yitiriyor ya da sansürleniyor. Platformu oluştururken  amacımız sansür mekanizmasının işlemeyeceği ortam yaratmaktı. Bineviradyo.com şifreli ve +18 olmakla birlikte, zekâ hep var. Tüm teknolojik yenilikler, bu platformda hayat bulacak. Binevidukkan.com’da da aynı mantık işleyecek. Şimdilik sadece ‘Kaybedenler Kulübü’ sloganlı tişörtler satılıyor ama yakında işler daha da büyüyecek.

PARA KAZANSAK FENA OLMAZ

Ajans olarak bi’nevi akımını durdurmak niyetinde değiliz. Dikey portal değerinde sitelerle kendi dijital ağımızı da çok yakında oluşturacağız. Türkiye’de dijital dünya hâlâ bakir. Ajans ortaklarının senelerdir başka ajanslarda başardıkları yüzlerce kampanya var ve bütün yönleriyle dijital dünyayı da kapsamak istiyorlar. Bi’nevi ajans da bu trendin sağlam bir oyuncusu olmak niyetinde.
Aslında bizim için en uçuk hayal; Cumhuriyet tarihinde bir radyo programını para ödeterek dinletebilmek. Düşünün, radyo varolduğu günden bu yana son kullanıcı asla elini taşın altına sokmamış. Biz bu uçuk düşünceyi hayat geçirdik ve yaklaşık 300 bin kullanıcıya da satabildik. Nerdeyse radyonun mucidi Marconi’den bu yana yapılmış en radikal hareket.
Facebook sayfasındaki 252 bin kişinin yaklaşık yüzde 30’u “Onlar artık kazanan” ya da “Popüler oldular, bir tarafları kalktı” gibi şeyler dedi. Fakat bu tür cümleleri neredeyse artık duymuyoruz. ‘Kaybedenler Kulübü’ bir ‘lovemark’; yani takipçilerinin büyük bir sevgi, yakınlık, sempati ve ilgi marka. Bu yüzden paralı servislerin ilk etapta tepki çekmesi çok normal. Her şeyden önce bu bağımsız radyoculuğu ve bu sansürsüz düşünceyi kaybetmek istemeyiz. Bu sebepten biraz para da kazansak fena olmaz.

RADYO ÇETESİNDE KİMLER VAR

RUJ LEKESİ/ŞENOL ERDOĞAN: Erdoğan’ın programı adını, kitapları satış rekorları kıran müzik yazarı Greil Marcus’un kült eseri ‘Ruj Lekesi’nden alıyor. Bu program da Elvis Presley de var Doors da...
 NUNCHAKU/AFİLİ FİLİNTALAR: Adını modern çağların ilkel silahından alıyor. Samed Karagöz ve Murat Menteş’ten mürekkep Afilli Filintilar edebiyat çetesi, ‘Kaybedenler Kulübü’yle de ruh akrabalığı taşıyor. Yazar Menteş, Mete Avunduk’un yazmakta olduğu ilk romanına koçluk da yapıyor. 
 SENDROM/MEHMET TEZ VE İLKE GÜRSOY: Gazeteci Tez ve Gürsoy ikilisi, pazar günleri evde bezenlere kendilerine has bir üslupa haberleri yorumluyor. Güzel müzik de çalıyor.
 PAZAR AYİNİ/KAĞAN ÇAYDAMLI VE CAN GOX: Çaydamlı konuşuyor, Gox anında üzerine müzik yapıyor. İster doğaçlama deyin, ister âşık atışması. Gox bu programdaki besteleriyle pek yakında bir albüm çıkaracak.   
 TEKİLA TEKİLA/METE AVUNDUK VE CÜNEY KAŞELER: Bu programın ruhuna Avunduk’un plak dükkânı Vintage’ın ayna hem tozlu ve hem taze kokusu sinmiş, desek yeterli olur. 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle