Arjantin bile demokrasi içinde çözüm arıyor

Güncelleme Tarihi:

Arjantin bile demokrasi içinde çözüm arıyor
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 16, 2001 00:00

ARJANTİN, tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşıyor, ama teknokrat hükümet formülünü tartışmıyor. 130 milyar dış borcu ya tamamen kendi kaynakları ile ödemek zorunda ya da ödeyemeyeceğini açıklamak.Washington da İMF de resti çekti. 'Bir süre kendi başınızın çaresine bakın' diye.Bütçe açığını sıfırlamak için hükümet, öyle acı bir reçete hazırlamak zorunda ki, tam anlamıyla harakiri. Muhalefetin bir kısmı hükümetin yanında yer alacağını bildirdi ama sorumluluğu paylaşmak istemeyenler hiç de az değil. Muhalefetin elindeki yerel yönetimler, harcamalarında kısıntı yapmaya yanaşmıyor.Siyasi açıdan durum çok kritik olmasına rağmen Arjantin ara rejim filan konuşmuyor. Oysa onlar da darbelere, teknokrat hükümet çözümlerine bizim kadar alışıklar. Bu, sadece ara rejim dönemlerinde dış borç yükünün ne kadar yükseldiğini anımsamalarından kaynaklanmıyor. Ekonomi ile siyasetin ayrılamayacağı gerçeğinden ileri geliyor.Malezya öyküsünü anlatmayın bana. Mahatir, tek adam rejiminin rahatlığı içinde İMF'ye hayır dedi ve önerilerine sırt çevirdi. Kendi yöntemleri ile -ki bunun temelinde kötü durumda olan bankalara dokunmamak onların devamını sağlamak vardı- krizi atlatmış gibi oldu ama geçen yıl oradaydım gördüm. Mahatir ve iktidar nimetini paylaşanların yaşadıkları semtlerdeki lüks ile halkın yaşam düzeyi arasındaki fark çarpıcıydı. Tek adam, muhalefetsiz kadro rejiminin çözümü bu. Ucuz iş gücü cenneti. Eğer buna çözüm deniyorsa.* * *TÜRKİYE'nin krizi bugün sadece hükümetten ve siyasetçilerinden mi kaynaklanıyor? Hayır. Türkiye'deki her kurumda benzer hastalıklar görülüyor. Hangimiz, 'Aaa, bizde hiç böyle şeyler olmuyor' diyebiliriz? Ustalık yaşına gelmiş olan bir nesil, işini yaratıcı bir biçimde yapamamanın, yeteneklerini geliştirememenin sıkıntısını yaşıyor. Liyakat düzeni altüst olan sistemlerin mutsuz tıkanmış hayatları her yerden fışkırıyor. Gençler ellerinde CV'leri, ortalık yerde kalakalmış durumdalar. Ucuz iş gücü kapsamından tüketilmeyi şans addediyorlar. Ama bu yeni bir olay mı? Hayır ben kendimi bildim bileli yaşıyor bu sendromu Türkiye. Bunlar, gerçek rekabet düzenine dayalı demokratik ve şeffaf bir sistemi oturtamamış olmanın getirdiği hastalıklar.Teknokrat hükümet gibi aşırı doz formülleri ile hastalığın tedavisi mümkün değil. Bu doza da cevap vermezse vücut o zaman ne yapacağız? Askerî darbe mi? O zaman da asker gelsin mi gelmesin mi anketlerini piyasaya süreceğiz anlaşılan.Bırakalım bu demode çözümleri. Bizim büyük iddialarımız var, heveslerimiz, amaçlarımız var. Seçimimiz yaptık biz. Avrupa Birliği'ne aday ülkeyiz. Ara formüllerle politikacıları azad etmek yerine, izlemek ve hesap sormak daha doğru değil mi? Bu tartışmalar, yolsuzluk dosyalarının, soruşturmaların unutulmasına, üstünün örtülmesine yarıyor. Yok eğer, 'Yolsuzluklar sistemin sonucuydu. Olan olmuş, artık bırakalım onları bir kenara önümüze bakalım. Yolsuzluklara fırsat vermeyecek bir düzen oluşturalım' düşüncesiyse bütün bu tartışmaların altında yatan, o zaman bunu konuşalım. * * *SERDAR Turgut gibi bir liberal, Ertuğrul Özkök gibi derininde demokrat ruh barındırdığına inandığım bir insan eğer ara formül arayışı içine girmişlerse bunun altında yatan neden, siyasete değil siyasilere güvensizliktir. Türkiye'nin esas sorunu bu. Hükümetin, gerekli reformları yapmakta kararsız ve isteksiz görünmesi. Bunda, içinde bulunduğumuz durumu kavramakta yetersiz kalan MHP kadrolarının katkısı büyük. Ama Telekom olayından sonra iyice belli oldu. Bu hükümet, bu programı uygulayacak. Kaçışı yok. Bu saatten sonra kimse boşuna uğraşmasın. Ucuz kahramanlık hikayeleri yazmasın. Kendisi için yatırım hesabı yapmasın. Sorumluluklar eşit paylaşılacak.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!