Gündem Haberleri

    Aracıdan Oslo iddiaları

    Hürriyet Haber
    18.04.2016 - 23:20 | Son Güncelleme:

    2010-2012 yılları arasında devlet ve PKK arasında temas kurulması için aracılık yapan Kürdistan Ulusal Kongresi üyesi Kürt siyasetçi Mehmet Emin Pencewini, Oslo öncesi ve sonrasında, Hükümet-İmralı-Kandil üçgenindeki görüşmelerin ayrıntılarını anlattı.

    2010-2012 yılları arasında devlet ve PKK arasında temas kurulması için aracılık yapan Kürdistan Ulusal Kongresi üyesi Kürt siyasetçi Mehmet Emin Pencewini, Oslo öncesi ve sonrasında, Hükümet-İmralı-Kandil üçgenindeki görüşmelerin ayrıntılarını anlattı. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Süleymaniye kentinde BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Pencewini, ilk görüşmelerin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görüştüğü Celal Talabani’den gelen taleple başladığını söyledi. Ardından 2010’da Oslo sürecinin başlamasıyla geriye çekildiğini ancak sürecin sona ermesi ardından yeniden devreye girdiğini aktaran Pencewini, bu ikinci dönemde Kandil, Talabani ve IKBY Başbakanı Neçirvan Barzani’yle görüşerek çözüm sürecinin başlamasına ön ayak olduğunu aktardı. Pencewini görüşmeleri şöyle aktardı:

    “Ekim 2010’da Celal Talabani Irak Cumhurbaşkanı’yken, Türkiye hükümeti, özellikle o dönemki Başbakan Tayyip Erdoğan’ın PKK’yla savaşı bitirmek için istekli olduğunu ve bu konuda bir şeyler yapmak istediğini söyledi.

    Türkiye hükümeti o zaman, ‘Biz PKK’yla doğrudan muhatap olmak istemiyoruz, bir şekilde dolaylı görüşmek istiyoruz’ demiş, ben de Talabani’ye, ‘Tamam ama önce Kandil’in fikrini almam gerekiyor’ dedim.

    ANAYASADA KÜRT MİLLETİ

    Kandil’e gittim, Murat Karayılan’la görüştüm. Karayılan bana, ‘Bizim de aynı fikirde olduğumuzu ve bu sorunu diyalog yoluyla çözmek istediğimizi iletin’ dedi. Bundan sonra Türkiye’de MİT’e gittim. O dönemki MİT Müsteşarı Emre Taner’le görüştüm. ‘Gerçekten Kürt sorununu çözmekte ciddi misiniz?’ dedim. Emre Taner, ‘Erdoğan bana Kürt sorununu çözmek istediğini söyledi. Benim emekliliğim geldi ama Erdoğan Kürt sorununu çözmek amacıyla bir proje sunmam için görevimi 6 ay daha uzatmamı istedi’ dedi. Ben ‘Projeniz nedir?’ diye sordum. ‘Anayasada değişiklikler yapılacak, anayasada Türk’ten başka Kürt milleti vardır ifadesi de geçecek’ dedi. Projesinde PKK’lılara genel af çıkartıp hepsini serbest bırakmak da vardı. Buna karşılık da PKK’nın silah bırakmasını istiyordu. Hepsi Türkiye’ye geri döneceklerdi. Ben onlara, ‘Hepsi silahını bıraktı ve Türkiye’ye geldi, o zaman Türkiye hükümeti verdiği vaatleri tutmazsa ne olacak?’ diye sordum. Emre Taner, ‘Eğer hükümet sözünü tutmazsa ben de dağa çıkarım’ dedi. Ben de gülümseyerek, ‘Hoş gelirsin, ben sizi dağlara götürürüm’ dedim.

    PARLAMENTO ONAYI ŞART

    Bu arada ilk üç yıl içerisinde PKK’dan yaklaşık 70 kişiye af verilmeyecekti. Taner ‘Bu 70 kişi isterse bir Avrupa ülkesinde kalabilir. Harcamalarını biz karşılarız. Bu üç yıl içerisinde bu kişilere yavaş yavaş af çıkartacağız. Üç yıl içerisinde Abdullah Öcalan’ı hapisten çıkartıp ev hapsine tabi tutacağız. Nelson Mandela’nın projesi gibi bir şey düşünüyoruz. Affedilmesi için kesinlikle parlamentonun bunu onaylaması gerekir. Bununla ilgili çalışacağız, çünkü zaten Meclis’in büyük çoğunluğu bizden oluşuyor’ dedi. İki defa Ankara’ya gittim.

    ÇEKİL DEDİLER OSLO BAŞLADI

    Daha sonra Irak’a döndüm. Talabani, “O 70 kişi değil 700 kişi de olsun, Süleymaniye’de ben onlara ev veririm’ dedi. Sonra tekrar Kandil’e gittim. Murat Karayılan ‘Tamam, bunları kabul ediyoruz ama bir şartımız var. Bütün görüşmeler İmralı’yla, Öcalan’la yapılsın. Öcalan’ın dediği her şeyi biz onaylayacağız’ dedi. Tekrar MİT’e gittim. Bu sefer gittiğimde Emre Taner’in yanında başka birisi vardı. Bana yardımcısı olduğunu söylediler. Genç ve yakışıklı birisiydi. Taner’e, “Arkadaşlar önerilerini kabul ediyorlar, Kandil’de seni ağırlamaya hazırlar ama tek şartlarının görüşmelerin İmralı’dan başlaması olduğunu söylüyorlar’ dedim. Bir süre sonra Kandil, “Sen kenara çekil, çünkü Ankara’yla aramızda başka bir yoldan irtibatımız oluştu” dedi. Talabani de aynı şeyi söyledi. Ve ondan

    sonra Oslo görüşmeleri başladı.

    Kandil’e bir helikopter geldi. Kandil’den yetkililerin birisini aldı, götürdü. Helikopterin kime ait olduğunu bilmiyorum. Bu sürede Türkiye tarafı benimle görüşmek istedi ama ben gitmedim, çünkü Kandil ‘Gitme’ demişti. Oslo görüşmeleri çok gizliydi ama Fethullah Gülen Cemaati bunu açığa çıkardı ve bunu Erdoğan’a karşı kullanmaya başladılar. Oslo çöktükten sonra bir süre durgunluk oldu. Ben projenin tekrar canlanması için kendim, şahsi olarak çabaladım. Kandil’e, Talabani ve Neçirvan Barzani’ye gittim. Barzani bana, ‘Neden barış süreci durduruldu?’ diye sordu. Ben de ‘PKK, Türkiye hükümeti direkt İmralı’yla muhatap olsun istiyor. Türk hükümeti ise direkt Kandil’le görüşmek istiyor’ dedim.

    İMRALI İÇİN BARZANİ İKNA ETTİ

    Daha sonra Barzani onlara, ‘Öcalan’ın aracılığıyla Kandil’le de görüşebilirsiniz’ demiş. Böylece İmralı’ya gitmeler başladı. Ahmet Türk, Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan, Selahattin Demirtaş gitmeye başladı... Böylece bizim rolümüz bitti. Sonra zaten Dolmabahçe mutabakatı oldu.”

    Etiketler: gündem
    Son Dakika Haberler
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı