GeriGündem Almanya'da neler oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Almanya'da neler oldu

Almanya'da neler oldu
refid:8083085 ilişkili resim dosyası

Sanat dünyası şimdilerde, komedyen Yalçın Otağ'ın "Hey Gidi Günler Hey" adlı anı kitabında yer verdiği bir anıya gülüyor.

Otağ'ın Nuri Sesigüzel'e Almanya'da oynadığı müstehcen oyun, dilden dile dolaşıyor.
Bu anı herkesi güldürdü
Ateşböceği Yalçın olarak tanınan Yalçın Otağ, sonunda anılarını bir kitapta topladı ve Hey Gidi Günler Hey" adıyla piyasaya sürdü. Ünlülerle yaşadığı olayları sayfalarına taşıyan Otağ'ın anıları dilden dile dolaşıyor. Ama özellikle Nuri Sesigüzel'e Almanya'da yaptığı şaka, okuyan herkesi kahkahaya boğuyor. İşte Otağ'ın kaleminden Almanya'da yaşananlar:
Malum yere diş macunu
"Bir gün otelde gırgır yaparken, 'Yahu Nuri'ciğim (Sesigüzel), iki Alman hanım var, bizimle arkadaş olmak istiyorlar' dedim. 'Tamam, buyursunlar' dedi. 'Yalnız bunlar ecnebi, tuhaf adetleri var. Beraber olmadan evvel bu tüptekini malum yerine süreceksin' dedim. 'Tamam kardeş' dedi. Almanca yazılı diş macununu münasip yere sürdürdüm. Sonra

Almanyada neler oldu
da biber kremini 'ağız kokusu için' diye ağzına sürdürdüm. Krem etkisini gösterince 'Yangın var' diye beni kovalamaya başladı."

Ünlülerle anılarını bir kitapta topladı

Sanat yaşamında 50 yılı geride bırakan ve "Ciltlere sığmayan bir kitaptır benim hayatım" diyen komedyen Yalçın Otağ, "Hey Gidi Günler Hey" adlı anı kitabını piyasaya sürdü. Ateşböceği Yalçın olarak da tanınan Otağ, ünlüler dünyasına dair birçok bilinmeyene bu kitabında yer verdi.

Tek kanallı televizyon yıllarında, partneri Ateşböceği Ercan’la birlikte ekran başındakileri kahkaha krizlerine sokan Yalçın Otağ, anılarını yazdığı "Hey Gidi Günler Hey" adlı kitabını çıkardı. Sürekli ertelediği anı kitabını eşi Lale Belkıs ve Haldun Dormen’in ısrarları üzerine tamamlayan Otağ, Bülent Ersoy’dan Muazzez Abacı’ya, Gönül Yazar’dan Zeki Müren’e kadar birçok isimle yaşadığı olaylara kitabında yer verdi. İşte o anılardan bazıları...

"Ersoy" soyadını bulan Müjdat Gezen’di

Fahrettin Aslan, ani bir kararla başka gazinoya giden Gönül Akkor’un yerine, Bebek Maksim Gazinosu’nda Bülent Erkoç’un sahne almasına karar vermişti. Gönül Akkor’dan sonra deneyimsiz biriyle çalışmak istemeyen orkestrayı ikna eden Fahrettin Aslan, Erkoç soyadında tereddüt etti. Müjdat Gezen’in "Bu güzel, zarif, narin, kız gibi çocuğun soyadı için Erkoç biraz uyumsuz, Ersoy deseniz daha uygun olur" dediğini hatırlayan Aslan, Erkoç soyadını Ersoy olarak değiştirmişti.

Ali Poyrazoğlu ve KorhanAbay’dan tersine tezahürat

/images/100/0x0/55ea4769f018fbb8f875a7a3
Seyircinin alkış yağmuruna tuttuğu, "bravo" diye bağırdıkları bir programın sonunda, iki kişinin "yuh" çığlıkları bu güzelliği bozdu. Ne olduğunu öğrenince şoke oldum. İki çok değerli tiyatro oyuncusu Ali Poyrazoğlu ve Korhan Abay’mış meğer bu nazik iltifatlarda bulunanlar! Programdan sonra gazino korumaları tarafından kendilerine uygulanacak medeniyet dersinden evvel yetişip, "Onlar tiyatrocu, şaka yapmışlardır" dedim. Ama hiçbir zaman bunu neden yaptıklarını anlayamadım.

Muazzez Abacı: "Biz ne kadınıyız"

Muazzez Abacı, şarkısından sonra biraz açık bir espri yapınca, ön masada oturan bir ailenin reisi, "Hoppp burada aile kadını var!" diye sohbetin için etti. Bunun üzerine Muazzez Hanım birdenbire durup, masanın önüne geldi. Bir ayağı adamın omzunda, diğer ayağı sahnede olarak "Orada aile kadını var da biz ne kadınıyız, efendi" diye o kişiyi azarlayınca, salonda öyle bir alkış koptu ki sormayın.

Assolist yapan tokat

Gönül Yazar’ın Taksim Belediye Gazinosu’nun yazlık kısmında, Behiye Aksoy’un alt kadrosunda solist altı çalıştığı yıllarda, kulise kesinkes paparazzi girmesi yasaktı. İlk paparazzi fotoğrafçısı olan Zozo Toledo’nun kulise girdiğini gören ve "Bu adamı içeri kim soktu" diyerek çok yaşlı bir hanım olan kostümcü Madam Matilda’ya çıkışan Fahrettin Aslan’a, madamı kurtarmak için "Onu ben çağırdım" diyen Gönül Yazar, Aslan’dan tokatı yedi. Gazinodan ayrılan Gönül Yazar kısa süre sonra diğer bir gazinoda assolist olarak işe başladı. Yazar, bu olayın ardından "Allah razı olsun Fahri Bey’den, eğer o tokatı atmasaydı assolist olamayacaktım" diyerek saygısını ifade etti.

Paşalar karıştı

Zeki Müren’le Almanya turnesindeydik. Konser heyeti için özel tutulmuş otobüsle gidiyorduk. Türk Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı tarafından organize edilip Almanya’ya giden bir topluluk olduğumuz için heyetimizde vakıf başkanı Turhan Olcayto Paşa ve de iki görevli subay vardı. Otobüste en önde Olcayto Paşa, onun arkasında Zeki Müren, daha geriye doğru da diğerlerimiz oturuyorduk. Bir gün arkada oturan müzisyenlerden klarnet üstadı Mustafa Kandıralı, Zeki Müren’e bir şey sormak için "Paşam" diye seslenince, Turhan Olcayto Paşa ile Zeki Müren "Efendim" diye aynı anda geriye döndü. Bu durum seyahat sırasında birkaç defa tekrarlanınca Zeki Müren, "Paşam kusura bakmayın. Siz şanlı Türk ordumuzun, bense sanat ordumuzun paşasıyım" dedi. Olcayto Paşa ise "Bunu gerçekten hak ediyorsunuz paşam" diyerek Müren’e iltifat etti.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle