GeriGündem Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

Kanun Hükmünde Kararname ile üniversitelerden 330 kişinin ihraç edilmesi tepkilere yol açtı. Ankara Üniversitesi Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde son KHK ile altı akademisyen ihraç edildi. Bölümde hiç profesör ve doçent kalmazken KHK ile görevine son verilen bölüm başkanı Prof. Dr. Tülin Sağlam, “Bu durum sadece öğrenci için değil, ülke için de kayıp. Derin üzüntü içindeyim, içim yanıyor” dedi. İşte tepkiler...

Resmi Gazete’de 7 Şubat akşamı yayımlanan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversitelerden çoğunu akademisyenlerin oluşturduğu 330 kişinin ihraç edilmesi tepkilere yol açtı. 

İhraç edilen Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “Ömrüm darbelere karşı mücadeleyle geçti. Bu yapılan yanlıştır, ayıptır” dedi.

Adana Barosu’nca düzenlenen bir panele katılmak üzere Adana’ya gelen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, ihraç kararıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Darbe girişimi sonrası OHAL ilan edildiğini anımsatan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “Bununla Türkiye’de yapılan darbe girişiminin faillerinin cezalandırılması ve darbe girişiminin kalıntılarının temizlenmesi amaçlanıyordu. Bu çerçevede çok sayıda KHK çıkarıldı. Bu KHK’ler darbe girişimi ve suçlularının çerçevesinin çok dışına çıktı” diye konuştu.

‘KABUL EDİLEMEZ’

KHK’lerin anayasallığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygunluğu sorunu bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, şöyle devam etti:

“Darbe girişimiyle ilgisiz çok uygulama yapıldı. Bu uygulamalardan biri üniversitelere yönelik kıyım harekatı oldu. Bu da onlardan biridir. Türkiye’de sadece bilim yapan, uluslararası alanda bilim üzerine emek harcayan ve kendi alanlarından çok iddialı olan, bunlardan biri de benim, bu kişilerin bu şekilde, anayasaya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı bir biçimde bir yaptırım uygulanması kesinlikle kabul edilemez. Bunlar anayasal düzene aykırıdır. Büyük bir yanlış yapılmıştır. Umuyorum ki, bu yanlıştan yargı süreçleri beklenmeksizin hükümetin kendisinin vazgeçmesi, dönmesi, bu yanlışı görmesi ve Türkiye’yi daha fazla yanlışlar zincirinde krize sürüklenmekten alıkoyması.”

YANLIŞTAN DÖNMELERİNİ BEKLİYORUM

İhraçla ilgili kendisine bir gerekçe sunulmadığını anlatan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, şunları kaydetti:

“İhraç edilmeyi beklemiyordum. Çünkü suçlu biri değilim. Ben ömrü darbelere karşı, cemaatlere karşı mücadeleyle geçen, bütün yazdıklarım, konuştuklarım hepsi hukuk ve hukuk devleti için oldu. Demokrasi, insan hakları için oldu. Adana’ya geliş nedenim de anayasadır. Türkiye’nin mutlu, barışçıl geleceği içindir. Benim hesap veremeyeceğim hiçbir mercii yoktur. Kesinlikle bu yanlıştır, büyük bir ayıptır. Bunu İbrahim Kaboğlu sorunu olarak yapmıyorum. Buna maruz kalan meslektaşlarımın hiç birisi bunu hak etmiyor. Bu uygulamaya karşı benim temennim öncelikle hükümetin yani bu kararnamenin altında imzası bulunan kişilerin yani Bakanlar Kurulu üyelerinin, kararname yoluyla görevden alınan kişilerin gerçekten suçlu olup olmadıklarını araştırmaları ve bu hatadan bir an önce dönmeleridir. Hukuki girişimde bulunmadan önce ben onlardan bekliyorum. Çünkü ben hiçbir şey yapmadım. Ben tamamen kendi görevini titizlikle yapan bir hukuk ve bilim insanıyım. Dolayısıyla bu yanlışı yapanlardan bu yanlıştan dönmelerini bekliyorum.”

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

En büyük akademisyen kıyımı ise Cumhuriyetin ilk üniversitesi olan Ankara Üniversitesi’nde yaşandı. Ankara Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde görevli tam 72 akademisyen meslekten atıldı. İhraç edilen akademisyenlerden 115’i, kamuoyunda barış bildirisi olarak bilinen “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza koyan akademisyenler oldu. İhraç edilen akademisyenler Rektör Erkan İbiş’e yönelik ağır suçlamalarda bulundular. Daha önceki ihraçlara tepki amacıyla istifa eden İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Mine Gencel Bek de ihraç listesine konuldu. Hükümete yakınlığı ile bilinen bazı akademisyenler de ihraçlara tepki gösterdiler.

MAİLLERİ KAPATILDI

Gece saatlerinde yayınlanan KHK’nın hemen ardından ihraç edilen akademisyenlerin üniversite uzantılı mail adresleri kapatıldı. Okulla ilişkilerini kesmek için fakültelerine giden akademisyenlerin, kullandıkları bilgisayarların internet erişimlerinin engellendiği görüldü. Ankara Üniversitesi’nde ihraç edilen akademisyenler arasında Rektör Erkan İbiş’in bazı uygulamalarını antidemokratik bularak eleştirdiği için haklarında kovuşturma açılan hocalar da yer yer aldı. Son KHK ile Hukuk Fakültesinde ihraç edilen ve barış bildirisine imza atan akademisyenler arasında yer alan Dr. Cenk Yiğiter, özetle şunları söyledi:

FETÖ İLE BAĞLANTILILARI GÖREVLENDİRİYOR

“Son yayınlanan KHK ile Ankara Üniversitesinde ihraç edilen akademisyen sayısı 92’ye çıktı. Bunların büyük bir bölümü, barış bildirisine imza atan kişilerdir. Birçok büyük üniversitede aynı bildiriye imza atan akademisyenler hakkında herhangi bir ihraç işlemi yapılmazken Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş’in özel hassasiyeti nedeniyle meslektaşlarımızın görevine son verildi. Rektör İbiş, FETÖ şüphesi ile gözaltına alınıp, adli kontrol kararı ile serbest bırakılan eski Hakkari Üniversitesi Rektörü Ebubekir Ceylan’ı Veteriner Fakültesine transfer etti. Güya FETÖ karşı mücadelesi görüntüsü vermesine rağmen FETÖ ile bağlantılı olduğu iddia edilen isimlerin üniversitenin çeşitli birimlerinde görevlendirmekten çekinmediğini görüyoruz. Rektörün AKP siyaset okulunda ders verdiği bilgisine sahip durumdayız. Şu anda birçok fakültede nitelikli eğitim verebilecek, akademisyenler ihraç edildi.”

AKADEMİK HAYSİYETLERİNİ KAYBETTİLER

İhraç edilen akademisyenler arasında yer alan Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa kürsüsünde görevli akademisyenlerden Dinçer Demirkent de “İbiş, rektör olduktan sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni hedef almaya başladı. Akademik çalışmalar nedeniyle yapacağımız yurt dışı gezilerine izin verilmedi. Rektör, FETÖ şüphelisi olduğu iddia edilen bir çok ismi, üniversite birimlerinde görevlendirdiğini biliyoruz. Şu anda Cumhuriyetin ilk üniversitesinde yaşanılan akademisyen kıyımın bir numaralı sorumlusu Rektör Erkan İbiş’tir. Üniversite ‘akademik haysiyetini’ kaybetmiş kişiler tarafından yönetilmektedir” dedi. İhraç edilen SBF Öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Gökçen Alpkaya (altta sağda) da şunları söyledi:

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

İMZA ATMADIM AMA ELEŞTİRDİM

“Ben bildiriye imza atan bir akademisyen değilim. Fakültelerin kendi iç yazışmaları için kullandığı sistemde Rektör Erkan İbiş’in uygulamalarını eleştiren bir metin yazdım. Bu nedenle hakkımda Rektörü küçük düşürmek suçlamasıyla soruşturma açıldı, kademe ilerlemesi durdurma cezası verildi. Benim KHK’ya dahil edilmemin nedeninin bu olduğunu düşünüyorum. Yazdığım metin içinde hakaret barındırmayan tamamen eleştirel bir metindi. Tamamen kişisel bir hınç. Rektörün SBF’ye özel bir garezi olduğunu düşünüyorum. Son 2 yıllık uygulamalar bunu ortaya koymuştur.”

YOLSUZLUK MAİLİ ATTIM

Geçen eylül ayında yayınlanan KHK ile ihraç edilen İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç.Dr. Gülseren Adaklı da “Ben ikinci imzacıyım. İfade özgürlüğünü savunmak, meslektaşlarımıza destek olmak için imza atan biriyim. Ben fakültenin iç yazışma sisteminde Rektör Erkan İbiş’in yolsuzluk iddialarını konu alan bir mail paylaştım. Bu mailden sonra hakkımda soruşturma açıldı. Buna ilişkin davam hala sürmektedir. Rektör, Cebeci Kampüsünü bitirmeye karar vermiş vaziyette” dedi.

İSTİFASI 3 ŞUBAT’TA ONAYLANMIŞ

İhraçlara tepki olarak istifa eden Prof. Dr. Mine Gencel Bek de, ihraç listesine konuldu. İstifasına rağmen ihraç edilen Prof Mine Gencel Bek’in 30 Ocak 2016 tarihinde, “14 Şubat 2017 tarihinden itibaren görevinden istifasına” ilişkin verdiği dilekçenin, 3 Şubat’ta Ankara Üniversitesi rektörlüğünce onaylandığı belirlendi. İLEF Dekan vekili Prof. Dr. Abdurrezzak Altun da 6 Şubat’ta yazıyla bu onayı Gazetecilik Bölüm Başkanlığı’na bildirdi. Bu yazışmalara rağmen Bek, ihraç edildi. Bu ihraçla Bek’in, İLEF’e ve akademisyenliğe dönüşünün önü kapatıldı. Prof Bek, şu değerlendirmeleri yaptı:

AFFEDEMİYORUM

“Benim istifa kararım aslında çok gecikmiş bir karar. Dilekçe tarihim de 30 Ocak 2016. İstifam onandı ve 14 Şubat itibarıyla işleme girecekti. Çünkü Tez İzleme Komiteleri vardı onlar bitsin istedim, o görevler bitsin diye bu şekilde dilekçe verdim. Henüz umduğum gibi bir rahatlık ve hafiflik hissi yaşayamadım. Son bir yıldır zaten küçükten büyüğe her türlü idari görevimden ayrıldım. Eylül başında ilk KHK’larla ‘barış imzacısı’ arkadaşlarım işten atıldığında düşündüm ilk kez istifa etmeyi. Sonrakilerle koridorun solunda ve sağında bir bir odalar boşaldı. Atılan arkadaşlarımın isimleri aynı gün söküldü kapılardan, web sitelerinden de adları, öz geçmişleri. Geçmiş olsun bile demeyenler vardı. Bizlere selam vermeyenlerin sayısı her gün artıyordu. Bana ek soruşturma açılmasını talep edenler de belden aşağı vuran da oldu ki bu konudaki sessizliği bir türlü affedemiyorum. Tek üzüntüm, arkamda bıraktığım ve bitişe çok yakın üç pırıl pırıl doktora tezi öğrencisi başta olmak üzere, tüm öğrencilerim. Belki yazarsam ve açılırsam yaşarım.

İLEF’E HİÇ DÖNMEK İSTEMİYORUM

İstifa, psikolojik olarak bir türlü yapmaya cesaret edemediğim bir şey olduğundan bir ay kadar önce ücretsiz izin istedim önümüzdeki dönem boyunca. Gerekçe olarak belirttiğim ‘bir süre okuldan uzaklaşmak istiyorum’ şeklindeki ifademin üslubunun uygun görülmediğini ve de atılan arkadaşların derslerine dair planlamadan sonra bana cevap verileceğini öğrendiğimde artık istifaya hazırdım. Hiçbir atılan arkadaşımın dersini veremeyeceğimi ilettim. Cevaben bana kurum içi görev ve sorumluluklar hatırlatıldı. 7 yaşından beri çalışmak dışında ne yapılacağını bilmeyen bir kişi olarak bundan o kadar incindim ki rektörlükteki ücretsiz izin başvurumun sonucunu beklememeye karar verdim. Zira artık İLEF’e hiç dönmek istemiyorum.”

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü kapanma ile karşı karşıya

 

Prof. Dr. Tülin Sağlam: Ülke için kayıp içim yanıyor

İhraç edilenler arasında Ankara Üniversitesi Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden (DTCF) altı akademisyen de bulunuyor. 6 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayımlanan KHK ile Doç. Dr. Süreyya Karacabey’in ihraç edildiği bölümde, 7 Şubat’ta da Prof. Dr. Banu Beliz Altan, Prof. Dr. Nezihe Selda Öndül, Prof. Dr. Tülin Sağlam, araştırma görevlisi Misket Elif Çongur, araştırma görevlisi Şamil Kürşat Yılmaz ile kadrosu Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde olan ancak DTCF’de çalışan araştırma görevlisi Ceren Özcan da kamu görevinden çıkarıldı. Bölümde hiç profesör ve doçentin kalmadı.

ÖĞRENCİLER EĞİTİMLERİNİ NASIL TAMAMLAYACAK?

İhraç edilenler arasında yer alan Tiyatro Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tülin Sağlam, kapanma riski olduğunu belirterek, Hürriyet’e şunları söyledi:

“Şu an bölümde hiç doçent ve profesör kalmadı. Dersler zora girdi. Lisans dersleri için belki dışarıdan hocalar görevlendirilebilir ama süreç nasıl işleyecek, bilmiyorum. Lisansüstü alanda tez danışmanlıkları var. Bu öğrenciler eğitimlerini nasıl tamamlayacak?

BÖLÜM KAPANMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA

Kalan dört hocanın 150 öğrencinin eğitimini sürdürmesi mümkün değil. Bölüm fiilen kapanmayla karşı karşıya. Bir çözüm bulunabilir mi, diye düşünmek lazım. Şu an 150 öğrenci için üzülüyoruz. Çünkü biz söz verdik onlara, ‘Eğitim vereceğiz’ dedik. Bir ülkenin sanat alanında faaliyet gösteren en önemli bölümlerinden biri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu, sadece öğrenci için değil, ülke için de kayıp. Bölümümüzden çok önemli oyuncular, senaristler yetişti. Bu karar, geleceğe yönelik bir umutsuzluk veriyor. Bir bölümü bir kalemde kapayabilirim, deniliyor. Ben kişisel bir üzüntü hissetmiyorum. Ama bölüm açısından derin üzüntü içindeyim, içim yanıyor. Ne yapacak bu öğrenciler? Dün ders programı yapıldı, bugün dersin hocaları yok.”

HİÇBİR ÖRGÜTLE BAĞIMIZ YOK

Tiyatro Bölümü’nde Öğretim Üyesi olan ve KHK ile ihraç edilen Prof. Dr. Nezihe Selda Öngül ise şöyle konuştu:

“Son KHK ile bölümden altı kişi ihraç edildi. Hepimiz barış imzacısıyız. İki KHK ile toplam 7 akademisyen görevden alındı. Şu an bölümde dört akademisyen kaldı. Aralarında hiç profesör yok. Bölümde şu anda üç yardımcı doçent, bir okutman görevde. Bu isimler imzacı değil. Dört de Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) asistanı kaldı. Bölümümüzde yüksek lisans, doktora dahil 150 öğrenci eğitim alıyor. Dün gece öğrendik. İmzacı olduğumuz için buna maruz kalmış olabiliriz. Çünkü başka hiçbir faaliyetimiz yok. Herhangi bir örgütle bağlantımız da bulunmuyor. Hukuki yollardan ne yapmak gerekiyorsa onu yapacağız.” 

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

330 akademisyenin arasında 81 yaşındaki Prof.Dr. Öğet Öktem Tanör de var 

 

Tanör: Bazı bölümlerde eğitim zora girebilir

 

Kanun Hükmünde Kararname ile üniversitelerden 330 kişinin ihraç edilmesi tepkilere yol açtı. Bu ihraçlarla birlikte bazı üniversitelerdeki bölümlerde eğitimin devam etmesinde zorluklar yaşanılabileceği belirtilirken, listede 81 yaşındaki Prof. Dr. Öget Öktem Tanör gibi emekli isimlerin olması da dikkat çekti.

Resmi Gazete’de 7 Şubat akşamı yayımlanan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversitelerden çoğunu akademisyenlerin oluşturduğu 330 kişinin ihraç edilmesi tepkilere yol açtı. İhraç edilen isimler arasında 

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ahmet Özdemir Aktan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Dr. İlhan Uzgel, Doç. Dr. Murat Sevinç, Yrd. Doç. Dr. Reşat Barış Ünlü de bulunuyor. İstanbul Bilim Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nden, öğrencilerinin ‘efsane’ olarak nitelendirdiği 81 yaşındaki Prof. Dr. Öğet Öktem Tanör de ihraç listesinde yer aldı. Akademisyenler arasında ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza atan ‘Barış İçin Akademisyenler’den yaklaşık 115 öğretim elemanının da olduğu öğrenildi.

32 akademisyenden 18’i kaldı

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden (YTÜ) 27 akademisyen ihraç edildi. En çok ihraç iktisadi ve idari bilimler fakültesinde yaşandı. Fakültenin siyaset bilimleri ve uluslararası ilişkiler ile iktisat bölümünden 16 akademisyen görevden alındı. İktisadi ve idari bilimler fakültesi siyaset bilimi anabilim dalından 10, uluslararası ilişkiler anabilim dalından 4, iktisat tarihi anabilim dalından 2 akademisyenin görevine son verildi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fulya Atacan da ihraç edilen isimler arasında yer aldı. Fakültenin internet sitesindeki bilgilere göre, iktisat bölümünde 35, işletmede 42, siyaset bilimleri ve uluslararası ilişkiler bölümünde 32 akademisyen yer alıyordu. Siyaset bilimleri ve uluslararası ilişkiler bölümünde ihraçtan önce 32 olan akademik kadro sayısı görevine son verilen akademisyenlerle birlikte 18’e düştü.

'Bağları paramparça etmektir'

İhraç edilen Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. İsmet Akça, şunları söyledi:

“Bu sonuçta uzun süredir devam eden bir süreç. Türkiye’de iktidardan farklı düşünen, muhalif olan sesler susturulmaya çalışılıyor. Aslında daha önce değerli meslektaşlarımıza yapılan şey, sadece bize değil, topluma yönelik bir saldırı. Biat etmeyeni, kendisinden farklı olanı yok etmeye çalışan bu iktidar, aslında illaki Türkiye toplumunu yok etmeye yönelmiştir. Türkiye toplumunu bir arada tutan bütün bağları paramparça etmektedir. Tüm değerleri ayaklar altına almaktadır. Bu ve daha önceki KHK’larla atılan meslektaşlarım ne akıllarını ne de vicdanlarını hiçbir zaman, hiçbir iktidar odağına kul ya da köle kılmadı. Belli ki iktidarı da bu rahatsız ediyor. Meslektaşlarım üniversitenin yıllarca yetiştirdiği, zor koşullarda büyük emek vererek yetişmiş insanlardı. Biz şunu biliyoruz, dün geceden beri öğrencilerimizden aldığımız yüzlerce mesaj bizi güçlü kılıyor, ayakta tutuyor.”

Marmara’da Türk Tabipler Birliği eski başkanına da ihraç

Marmara Üniversitesi’nden 23 akademisyen ihraç edildi. Aralarında Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun da olduğu Hukuk Fakültesi’nden 6 akademisyenin işine son verilirken, Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilim ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Taşkın ve 2012-2014 yılları arasında Türk Tabipler Birliği Başkanı olarak da görev yapan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Özdemir Aktan da listede yer aldı. İhraçların ülke, gelecek nesiller için de kayıp olduğunu belirten Prof. Dr. Aktan, şöyle konuştu:

“Barış akademisyenleri arasında yer alıyordum. Barış, demokratik ortam istedik ama bu suç oldu. Yüzlerce akademisyen ihraç edildi. 1986’da tıp fakültesindeyim. Birçok asistan, profesör yetiştirdim, birçok uluslararası yayın yaptım ama bu şekilde üniversite hayatıma son verildi. Bu durum, ülke için gelecek nesiller için de kayıp. ‘Herhangi bir biçimde sesinizi çıkarırsanız, Hükümetin hoşuna gitmeyen açıklamada bulunursanız, başınıza bunlar gelir’ mesajı veriliyor. Bu süreci demokrasiyle bağdaştırmak mümkün değil. Üniversitelerin üniversite haline geleceği günleri umutla bekleyeceğiz. Bundan sonra hukuki süreç olacak. Bu uzun soluklu sürecek. Geriye döneceğimize inanıyoruz. İnsan gücünü kaybetmeye tahamülümüz yok. Bir gün bu hatanın düzeltilmesini umuyorum. Esas umudum üniversitelerde düşüncelerin özgürce ifade edileceği bir ortamın oluşması.”

'Üniversiteler çökertiliyor'

İnsan hakları ve anayasa hukuku konusunda yaptığı önemli çalışmalarla anılan Prof. Dr. Bülent Tanör’ün eşi Prof. Dr. Öğet Öktem Tanör de memuriyetten çıkarıldı. 81 yaşındaki Prof. Dr. Tanör, İstanbul Bilim Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde emekli profesör olarak ders veriyordu. Barış İçin Akademisyenler’in ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı bildirisini imzaladığı için hakkında soruşturma açılan ve Şubat 2016’da üniversitedeki görevine son verilen akademisyen, 686 sayılı KHK ile kamu görevinden de çıkarıldı. Hürriyet’e konuşan Prof. Dr. Tanör şunları söyledi:

“Emekli olduktan sonra İstanbul Bilim Üniversitesi’nde yaklaşık 7 yıl boyunca çalıştım. Ancak Barış Bildirisi’ne imza attığım için Şubat 2016’da üniversite tarafından işime son verildi. Şimdi ise memurluktan çıkarıldım. FETÖ soruşturmalarında insanlar işten çıkarılırken bundan yararlanılarak solcu, muhalif olanlar da aynı torbaya konuldu. KHK’lar ile yüzlerce akademisyen işinden atıldı, bunlar maalesef iyi akademisyenler. Türkiye’nin geleceği açısından üniversitelerin KHK’lar ile çökertildiğini düşünüyorum. Yazık.”

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği: Akademi bu kıyıma sessiz kalmamalı

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (ÜNİVDER) KHK ile üniversitelerden ihraç edilen akademisyenlere yönelik “Kınıyoruz, sivil darbeye dur diyoruz” başlıklı bir açıklama yaparak, şunlara yer verdi:

“OHAL bahanesi ile özgürlük ve barış isteyen demokrat akademisyenlerin üniversitelerden uzaklaştırılması hukuk dışı. Kabul edilemez. Üniversitelere karşı bir darbe, kıyım ve üniversitelerde birçok bölümün içi tamamen boşaltıldı. Askeri darbelerde dahi rastlanmayan üniversitede muhalif akademisyen kıyımı AKP iktidarınca yapılıyor. Akademi bu kıyıma sessiz kalmamalı. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği olarak OHAL kapsamında KHK ile özgürlükçü, barış isteyen ve ilerici demokrat 100’e yakın akademisyenin üniversitelerinden ihraç edilmelerini şiddetle kınıyoruz ve bu yanlıştan biran önce dönülmesini istiyoruz. Hukuksal hiçbir dayanağı olmayan FETÖ terör örgütü bahanesiyle muhalif gördükleri akademisyenlerin üniversitelerden ihraç edilmesi, evrensel üniversite kavramına etik, bilimsel değerler ve liyakata aykırı. Üniversitelerin olmazsa olmazı akademik özgürlüklerdir, ifade özgürlüğüdür. Siyasi iktidar üniversitelerdeki muhalif kesimin ihracı ile üniversiteleri siyasetin - siyasi İslam’ın vesayeti altına alma konusunda hukuk dışı uygulamaları ile üniversite yapısına büyük bir darbe vuruyor. Bu listelerin rektörlerce hazırlandığını biliyoruz. Bizzat YÖK başkanı tarafından söylendi. Bu nedenle başta rektörler olmak üzere YÖK ve hükümet yetkililerine hukuk içinde hareket etmelerini, üniversite evrensel kurallarını yok saymamalarını diliyor ve bu uygulamaların üniversite tarihine bir kara leke olarak geçeceğini hatırlatmak istiyoruz.”

 

HANGİ ÜNİVERSİTEDEN KAÇ KİŞİ ATILDI

* 72 akademisyenin ihraç edildiği Ankara Üniversitesi listede ilk sırada yer aldı. Tıp, Siyasal Bilgiler, İletişim, Dil ve Tarih Coğrafya, İktisadi ve İdari Bilimler, Müzik ve Sahne Sanatları, Hukuk, Fen-Edebiyat, Yabancı Diller, Sosyal ve Beşeri Bilimler, Eğitim Bilimleri, Güzel Sanatlar fakülteleri ile Rektörlükten ihraç edilenler arasında 16 profesör, 10 doçent yer aldı.

* Ankara Üniversitesinin ardından ihraçların en yoğun yaşandığı üniversiteler 28 ile Anadolu Üniversitesi, 27 ile Yıldız Teknik, 23 ile Marmara, 16 ile Eskişehir Osmangazi, 13 ihraçla Cumhuriyet Üniversitesi oldu.

* Kamu ve Özel Üniversitelerden İhraç edilen akademisyen sayıları şöyle: Abant İzzetbaysal: 5, Adıyaman: 3, Adnan Menderes: 3, Afyon: 1, Ahi Evran: 2, Amasya: 3, Anadolu: 28, Ankara: 72, Atatürk: 1, Balıkesir: 1, Bartın: 1, Beykent: 3, Bilecik Şeyh Edebali: 7, Bingöl: 1, Bozok: 15, Cumhuriyet Üniversitesi: 13, Çukurova: 3, Doğuş: 2, Dumlupınar: 22, Erciyes: 7, Erzincan: 1, Eskişehir Osmangazi: 16, Gazi: 2, Gebze Teknik: 1, Giresun: 3, Hakkari: 2, Iğdır: 1, İstanbul Ayvansaray: 1, İstanbul Bilim: 2, İstanbul Medeniyet: 3, İstanbul Üniversitesi: 1, İstanbul Yeniyüzyıl: 1, Kafkas: 11, Karadeniz Teknik: 1, Kırıkkale: 1, Kilis: 2, Kocaeli: 1, Marmara: 23, Muğla Sıtkı Koçman: 3, Mustafa Kemal: 1, Namık Kemal: 1, Nevşehir Hacı Bektaş: 1, Ordu: 1, Pamukkale: 21, Recep Tayyip Erdoğan: 2, Trakya: 3, Uludağ: 2, Uşak: 2, Yıldız Teknik: 27.

 * Ankara Üniversitesi'nden alınan bilgilere göre, kurum bünyesinde değerlendirme komisyonu kuruldu, bu komisyonun çalışmaları doğrultusunda isimler belirlendi. İhraç listesinde olan akademisyenlerin kişisel temasları, sosyal medya paylaşımları, katıldıkları eylemler ve terör örgütleriyle ilişkileri gibi kriterlere bakıldı. Devletin ilgili kurumlarıyla görüş alışverişi yapıldığı belirtilerek, bu süreç ardından haklarında ihraç kararı verildiği ifade edildi.

 

 

Sanatçılar Twitter’dan da destek mesajları yayınladı

Genco Erkal: Ankara DTCF Tiyatro Bölümündeki çoğu hocalar, Nâzım Oratoryosunun şefi İbrahim Yazıcı... meslekten ihraç edilmişler. Bindik bir alâmete...

Hasibe Eren: #DTCFTiyatroBölümüYalnızDeğildir Prof. Dr. Selda Öndül, Prof. Dr. Tülin Sağlam tiyatro eğitiminin eşsiz hacalardır. Yazık çok yazık...

Aylin Alıveren: Okuduğum, yetiştiğim DTCF tiyatro bölümünden neredeyse tüm hocalarım, meslektaşlarım ihraç edilmiş! Gün gelir devran döner! Hepsi kıymetlimiz

Orhan Alkaya: DTCF Tiyatro büyük bir akademik gelenektir. Türkiye tiyatrosu bu hain operasyonu affetmeyecek.

Songül Öden: Mahmut hoca türkiye için neyse, Selda Öndül, Tülin Sağlam, Elif Çongur dil tarih tiyatro bölümü öğrencileri için odur. Tarifsiz kederliyim #dtcf

Emre Kınay: KHK ile DTCF Tiyatro bölümünde hoca kalmadı. Kanıt olmadan atıldılar. Açık ve net FETÖ ve terör örgütleri karşıtı insanlar! Yapmayınız yazık!

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

 

İhraca selfieli protesto 

 

KHK ile ihraç edilen Ankara Üniversitesi akademisyenleri, dün Cebeci Kampüs’ünde biraraya geldiler. Akademisyenlere, meslektaşları, öğrencilerinin yanı sıra CHP’li vekiller de destek verdiler. Basın açıklaması sırasında Rektör Erkan İbiş’in AK Parti Siyaset Akademisi’nde eğitim veren isimlerden olduğu belirtilerek, “İktidarın İbiş’i olmayacağız” sloganları atıldı. Yapılan açıklamanın ardından eyleme katılanlar birlikte fotoğraf çektirirken bir selfi yaptılar.

FETÖ’CÜLER GÖREVDE

Üniversitnin eski öğretim üyelerinden CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, “Üniversitelerde operasyonlar FETÖ bahanesiyle yapılıyor ama birçok üniversitede yıllarca FETÖ’ye hizmet eden bir sürü akademisyen ve rektör hâlâ görevlerindeler. Bunlar itirafçı sıfatıyla göreve geri dönebilir ama sadece demokratik ifade özgürlüğünü kullandıkları için birçoğunu birebir tanıdığımız ve kefil olduğumuz değerli akademisyenlere kıyım uygulanıyor. Şu an FETÖcüler hâlâ görevdeler. Hatta atılacak akademisyenlerin listesini FETÖcüler yapıyor” iddiasında bulundu.

VATANIN GÖZYAŞLARINI DİNDİRME ÇABASINDA

Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı Erdal Eren de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin geçmişinin onurla dolu olduğunu, 157 yıldır yetiştirdiği mezunlarıyla ve hocalarıyla “vatanın gözyaşlarını dindirme” çabası gösterildiğini ifade ederek, “Akademisyenler, nedensiz şekilde ihraç ediliyor. Mülkiye camiası dayanışma içerisinde hocalarının yanında” dedi. 

Hocaların hocasının ders verdiği fakülte

Türkiye’de akademik düzeyde tiyatro eğitimi yapan ilk kuruluş olan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nün temeli 1958’de Tiyatro Enstitüsü’nün kurulmasıyla atıldı. O dönemde Muhsin Ertuğrul, üniversitede tiyatro eğitiminin gereğini anlattığı yazılarıyla kamuoyunu böyle bir girişime hazırladı. Prof. Dr. İrfan Şahinbaş’ın girişimleriyle tiyatroyu bir bilim dalı olarak ele alan, bu konuda araştırmalar yapan ve eğitim veren bir Tiyatro Enstitüsü kuruldu. Enstitünün başkanı Prof. Dr. Bedrettin Tuncel, yardımcısı Prof. Dr. İrfan Şahinbaş oldu. Enstitünün ilk asistanları olarak Sevda Şener ve Özdemir Nutku kadroya alındı. Ancak 1962 ders yılı sonunda, bir enstitü kapsamında ders verilemeyeceği gerekçesiyle kapatıldı. 1964’te Tiyatro Kürsüsü adı altında yeniden eğitime başlandığında dört yıllık bir eğitim uygulanıyor ve mezunlara üniversite diplomasi veriliyordu. Kürsü Başkanlığı’na Prof. Dr. Melahat Özgü getirildi. Tiyatro Kürsüsü 1981’deki düzenlemeyle Tiyatro Bölümü adını aldı. DTCF Tiyatro Bölümü, Türk tiyatro eğitiminde usta-çırak ilişkisine dayalı geleneksel ekolde oyuncu yetiştiren konservatuvar eğitimine alternatif oluşturdu. Tiyatro alanında akademisyenliği tam zamanlı bir meslek olarak seçen bilim insanları yetiştirdi. Bölümde, hocaların hocası olarak bilinen Sevda Şener, Tahsin Konur, Metin And, Turgut Özakman, Sevinç Sokullu, Nurhan Karadağ, Selda Öndül gibi eski öğretim üyeleri ders verdiler ve buradan emekli oldular.

 

Bölüm mezunu oyuncular: ‘Hocalarımızın arkasındayız’

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) Tiyatro Bölümü’ndeki hocaların ihraç edilmesine, oradan mezun olan oyuncu ve yazalar da karara tepki gösterdi. “Hocalarımızın arkasındayız” diyen sanatçılar, Hürriyet’e şunları söylediler:

Mert Fırat (Oyuncu): Eğitmenlik durdurulacak bir şey değil. Öğrenim de öyle. Eğitim bir çatı altında olmak durumunda değil. Bu bir yolculuk. Biz Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro bölümü öğrencileri olarak hocalarımızdan aldığımız eğitimi bir yol olarak gördük. Bu yolda bizi durdurmak biraz zor. Ne hocalarımızı, ne bizi bu tip suni gündemler ya da reklam malzemesi ettirmeyecek kadar ciddi etik ve köklü kuruluşlar. Onların bina ya da yetki ihtiyacı hiçbir zaman olmadı. Ne hocalarımızın ne bölümümüzün. Bunlar bizi daha da özgürleştiren hareketler.

Emrah Serbes (Yazar): Hepsi benim de hocamdı. Twitter’da da yazdığım gibi: Yeni KHK ile DTCF tiyatro bölümündeki bütün hocalar ihraç edildi, okulumuz kapandı, vatana millete hayırlı olsun.

Nergis Öztürk (Oyuncu): Sonuna kadar hocalarımızın arkasındayız. Öğrenince şok oldum. Şu an ne diyeceğimi bilemiyorum. Gerçekten çok üzgünüm. Benim hoca arkadaşlarımın tek işleri, hocalıktır. Ekstra hiçbir iş yapmazlar. Tek kazançları hocalıktan aldıkları maaşlarıdır. Derslerini saatlerle sınırlamazlar, gece gündüz demez peşimize düşerler. Mesleklerine hiçbir zaman ihanet etmediler, etmezler. Her şeye rağmen her zaman insan yetiştirmekten bıkmazlar, usanmazlar. Onların yanında yöresinde olmak boynumuzun borcu.

Volkan Yosunlu (Oyuncu): Büyük bir saçmalık içindeyiz. Bu akademisyenler bu ülkenin birçok sanat insanının yetişmesine sebep olan, onlarda emekleri olan insanlar. Barış talebinden dolayı ihraç edilmiş durumdalar. En kötü yanı da bizim şu an okulumuzda sadece üç öğretim görevlisi kalmış olması. Doğal olarak aslında fiilen dersler yapılamaz hale getirildi. Şu an bu bölümde okuyan, geleceğin sahnesini, sinema dünyasını, sanat hayatını şekillendirecek insanlar bilgiden mahrum bırakılmak isteniyor. Bunun sebebi de barış talebi. Barış için akademisyenler imzacıları şu an bu ülkenin gidişatında gerçekten bir soluk olmak için bunu yaptılar. Ülkenin sanat icra eden insanları olarak bu ülkenin temel yapıtaşını oluşturuyoruz. Şu an gerçekten üzgünüz.

Şehsuvar Aktaş (Oyuncu): Öğrencilerin cezalandırıldığını düşünüyorum, anlamsız bir şekilde. Bir gün geri döneceklerine inanıyorum.

 

 

PASAPORTLARI DA GİTTİ

KHK ile ihraç edilenler birçok haklarından da mahrum olacak. İhraç edilenlerin pilotluk lisansları ve pasaportları iptal edilecek, özel güvenlik şirketi kurucusu olamayacak. KHK ile konuya ilişkin bazı düzenlemeler şöyle :

LOJMANLARI BOŞALTACAKLAR

“ Kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkumiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler. Bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler. Bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir.

PASAPORTLAR İPTAL EDİLDİ

Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir. Taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.

SİLAH RUHSATLARI İPTAL

Emniyet müdürleri ile polislerin ise  rütbeleri alınır. Bu kişiler görev yaptıkları teşkilata ve kamu görevlerine yeniden kabul edilmezler, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemezler, ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar. Bunların silah ruhsatları, emekli polis kimlikleri, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilot lisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir.”

 

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

 

ORKESTRA ŞEFİ İBRAHİM YAZISI: BU BİR HATA

686 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 7 Şubat’ta kamu görevinden çıkarılan 4 bin 464 kişi arasında orkestra şefi İbrahim Yazıcı da yer aldı. Yazıcı Hürriyet’e yaptığı açıklamada, bunun talihsiz bir hata olduğunu ve düzeltileceğine inandığını söyledi.

Yazıcı, “Çevrem ve takipçilerim böyle bir örgütle hiçbir şekilde yan yana olamayacağımı bilir. Bu ihracın üst makamlara giden yanlış bir istihbarat nedeniyle yapılan hata olduğunu düşünüyorum. Böyle şikayetler çok incelenmeden dikkate alınıyor. Bu hatanın giderileceğine inancım sonsuz. Hukuken ne gerekiyorsa, yapacağım. Ülkeme hizmet etmeyi sürdüreceğim” diye konuştu.

Orkestra Şefi Yazıcı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun Mayıs 2014’ten beri yaptığı sanat danışmanlığı görevini ise sürdüreceğini belirtti. İbrahim Yazıcı son olarak 25-26 Aralık 2016’da Fazıl Say’ın Nazım Oratoryosu’nda da orkestra şefi olarak yer almıştı.

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

 

CHP’Lİ İRGİL: AKADEMİDEN KORKUNUN İKTİDARA FAYDASI YOK

MECLİS Milli Eğitim Komisyonu üyesi, CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil, son KHK ile yapılan akademisyen ihraçlarına, “Akademik ortam eritilerek Türkiye’nin geleceği tehlikeye atılıyor. Korkunun ecele faydası yok, akademiden korkunun da bu iktidara bir faydası yok” tepkisini verdi.

İhraç edilenler arasında anayasa değişikliğine önemli itirazlarıyla teknik ve bilimsel bir rapor hazırlayan anayasa profesörü İbrahim Kaboğlu’nun bulunduğunu, ülkenin tiyatro eğitimi veren en köklü kuruluşu Ankara DTCF tiyatro bölümünün de bu ihraçlarla fiilen kapatıldığını belirten İrgil şöyle dedi:

“Bilim insanlarına ‘akademisyen müsveddeleri’ diyenlerin Türkiye’de kurmak istedikleri gelecek tehlikeli ve karanlıktır. Hukuksuz işlemlerle, yargısız infazlarla bir yere varılamaz. İnsanları yargılamadan işsizliğe ve açlığa terk etmenin ne insan haklarıyla ne demokrasiyle ne de herhangi bir inanç sistemiyle uzaktan yakından ilgisi yok. İnsanları ‘bizim gibi düşünmezseniz sıra size de gelecek’ diye tehdit etmek ancak korkak bir iktidarın aczidir. Kin, nefret ve baskı ortamının tam ortasındayız. Öyle bir gürültüye boğulmuş durumdayız ki, gerçekler, adalet ve hak arayışı değerlerin yıpratılmasından dolayı o kadar koz duman ki, ne acıların derinliğini, ne mağduriyetleri hissedebiliyoruz, ne de ülkenin gitmekte olduğu derin karanlığı fark edebiliyoruz. Kurulmak istenen, yaratılmak istenen korku imparatorluğunun sebebi mucizesi kendi korkuları. Ama korkunun ecele faydası yok. Akademiden korkunun da bu iktidara bir faydası yok.”

Akademisyenlere KHK ile toplu ihraca tepkiler: Ülke için kayıp

 

TBB BAŞKANI: BU İŞ MECRASINDAN ÇIKTI

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu Hürriyet’e, “Bu iş iyice mecrasından çıktı. Toplumun geniş kesiminde haksızlığa uğradığı duygusu yayılıyor. Bu duygunun bertaraf edilmesinin tek yolu adalete erişim hakkının tanınması ve adil yargılanmanın sağlanmasıdır. Maalesef önümüzdeki Anayasa paketi de bunu sağlamak yerine kalan sistemi de yok etmektedir” dedi.

 

AYM ESKİ RAPORTÖRÜ CAN’DAN TEPKİ

AK Partili, eski AYM raportörü Osman Can’da ihraçlara twitter hesabından tepki gösterdi. Can, “Siyaset kurumunun yol açtığı sorunları, özgürlük alanını daraltmanın gerekçesi haline getirmek, bu sorunları derinleştirir. İhtiyacımız olan daha fazla özgürlük, kurumsallaşmış, çoğulcu ve katılımcı demokratik bir anayasal düzendir. Başta kürsüdaşım İbrahim Kaboğlu olmak üzere, Yüksel Taşkın, Murat Sevinç gibi ülkenin pek çok değerli akademisyenini ihraç etmek yerine... Türkiye bu akademisyenleri keşke daha fazla dinlese, demokratik bir Türkiye’nin inşasının paydaşı haline getirse” dedi.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle