GeriGündem Afganistan savaşında izlenen politika çatırdıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Afganistan savaşında izlenen politika çatırdıyor

Afganistan savaşında izlenen politika çatırdıyor
refid:15113486 ilişkili resim dosyası

Batılı komutanların Afganistan'daki savaşta ateş gücünü kısıtlayan kurallar alması, ülkeden geri çekilme tarihi yaklaşan ABD'nin zafer beklentilerini zora sokarken, ordu içinde huzursuzluğa neden oluyor.

 

Bu ay Afganistan’ın güneyindeki bir zırhlı aracın içindeki bir ABD’li çavuşun telsiz mesajı, askerlerin çoğuna hâkim olan duyguları özetledi: “Keşke bir zamanlar müfrezede yer aldığını hatırlayan komutanlara sahip olsaydık. Bizim komutanlarımız ya hiç çatışmaya girmediler, ya da neye benzediğini unuttular.”

 

ABD’li çavuşun dert yandığı kişiler, geçtiğimiz yıldan bu yana Afganistan savaşını yöneten General Stanley McChrystal ve meslektaşlarıydı. Bu komutanların izlediği politika, askerlerin hava saldırıları ve ağır topçu atışının kullanılmasını zorlaştırarak askerleri zor duruma düşüren yasakların alınmasını sağladı.

 

Çarşamba günü Washington’da yapacağı görüşmelerin sonucu ne olursa olsun, Başkan Barack Obama hakkında yaptığı sert yorumlar, McChrystal’ın askerlerini kaybetmesine neden olabilir.

 

ÖLDÜRÜCÜ GÜÇ GEREKİYOR

Afganistan’daki şiddet arttıkça, askerler arasında artan huzursuzluk, savaşın nasıl sürdürülebileceğine dair önemli bir soruyu akıllara getiriyor: Öldürücü bir gücün ne zaman ve nasıl kullanılacağı.

 

Son bir yılda, bugün Afganistan’daki savaşı yürütenlerin gündeme getirdiği isyancılarla mücadele doktrin ABD’nin en üst kademelerinde kabul gördü. Buna göre, sivil halkın içine karışmış bir isyan gücüne karşı öldürücü güç kullanmak amaca zarar veriyordu.

 

McChrystal göreve geldiğinden beri bu fikri savunanların en önündeki isim oldu. Hatta McChrystal, kuralları sıkılaştırarak, askerlere destek olacak hava ve güdümlü roket saldırılarını, top atışını, hatta hava topu kullanımını bile kısıtladı.

 

Getirilen kurallar Batılı güçleri Afgan sivillerin içinde olduğu riskle karşı karşıya bıraktı. Sınırlamaların gereğinden fazla olduğunu düşünen askerler, hiçbir kural tanımayan isyancıların ateşi karşısında kalan Afgan ve Batılı askerlerin hayatlarının riske girdiğini belirtti.

 

İşlerini kaybetmemek için isimlerini vermeyen askerler, komutanları tarafından güvenilmediklerini ve kurnaz, acımasız isyancılara karşı “eli kolu bağlı bir halde olduklarını” ifade etti.

 

TALİBAN’IN CESARETİ ARTTI

Kurallar sıkılaştırılmadan önce, çatışmalar en fazla bir saat sürüyordu. Ancak, ateş gücüne getirilen yasakların ardından, Taliban ABD güçlerinin açacağı karşı ateş konusunda daha az endişe yaşıyor. Saatlerce sürebilen çatışmalar, eskisinden daha fazla ölüme neden oluyor. Askerler materyal avantajını etkin biçimde kullanmıyor ve isyancıların bölgesinde göğüs göğüse çatışmaya giriyorlar.

 

Mart ayında Marjah kentinde düzenlenen Müşterek Operasyonu’na katılan bir teğmen, çatışmalarda telsizden sürekli hava desteği istediğini, ancak desteğin hiç gelmediğini ya da gelse de hedeflere bomba atılmasında pilotların çekingen kaldığını belirtti.

 

ABD'lilerin yürüttüğü isyancılarla mücadele en az iki toplumun, Afganistan ve ABD’nin desteğine ihtiyaç duyuyor. Ancak bir tarafın ihtiyacını karşılamaya çalışmak, diğer tarafın gösterdiği desteğin kuyusunu kazabiliyor.

 

NATO Afgan hükümetinin desteğine ihtiyaç duyuyor. Ancak Kabil’de desteklenen yasaklayıcı kurallar, hayatları tehlikede olan askerleri Afgan halkına karşı yabancılaştırıyor. Askerler, ateş gücünün kısıtlanmasına yönelik kuralların isyancılara fayda sağladığını, gizlenme, savaşma, bir araya gelme, silahlarını saklama ve ev yapımı bomba üretmelerini kolaylaştırdığını belirtiyor.

 

Bir albay, getirilen yasaklar nedeniyle stratejik bir zafer için verilen taktiksel savaşı kaybettiklerini, bunun daha ne kadar sürdürülebileceğini bilmediklerini belirtti.

 

Kimse daha fazla sivilin ölümüne neden olan yasakları savunmak istemiyor. Ancak kimse yasakların artan zayiatlara ve savaş alanına gönderilen askerlere düş kırıklığı yaşatıp yaşatmadığı konusunda konuşmaya da niyetli değil.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle