Gündem Haberleri

    AB'ye girmek hayal mi

    Yavuz Çekirge
    05.07.2007 - 16:36 | Son Güncelleme:

    İçinde bulunduğumuz seçim süreci acaba ne derecede AB ilişkilerini önemsiyen söylemler ihtiva ediyor? AB sanki çok önemli olmayan ve seçmenlerin ilgi alanından uzak bir siyasi hedef. Sanki müzakerelerin ara verilerek seçimlerden sonraya bırakılması AB müzakere sürecini tümüyle rafa kaldırmış gibi bir hava var. Mutlaka bu konuda görevlendirilmiş olan yetkililer çalışmalarını sürdürüyorlardır. Ama medya gündemine yansıyan hiçbir gelişme dikkate gelmiyor.

    Oysa AB gündeminde  aşağıdaki  ağır sorunlar çözüm bekliyor. Müzakerelerin ana maddeleri olan Kopenhag siyasi kriterleri bağlamında bazı tespitler yapılıyor:   

    "Cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşemedi;
    Erken seçim kararı alındı;
    Ordu siyasi kararlarda söz sahibi olmayı sürdürmek  istiyor;
    Sokaklarda milyonlar laiklik için yürüyor;
    AB görüşmeleri askıya alındı;
    Güney Doğu'da terör artıyor;
    Ordu Kuzey Irak 'da operasyon yapmak istiyor;
    Söz ve vicdan özgürlüğü ve azınlık hakları konusunda derin sorunlar var;
    Yeni Fransa Cumhurbaşkanı Türkiye 'nin AB 'ye uygun kültürel yapıda olmadığı konusunda ısrarlı;.

    Bu sorunlar neden sıkıntı yaratıyor?
     
    Kopenhag Kriterleri adı verilen AB temel prensipleriyle çelişen bir çerçeve içinde yorumlandığında müzakerelerin aşağıdaki konularda tutarlı olması gerekiyor:
    Kopenhag Kriterleri Tanımlar:

    SİYASİ KRİTER: Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesini ve korunmasını garanti eden kurumların varlığıdır.,

    EKONOMİK KRİTER: İşleyen bir pazar ekonomisinin varlığının yanısıra Birlik içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskısına karşı koyma kapasitesine sahip olunmasıdır.

    TOPLULUK MEVZUATININ BENİMSENMESİ: Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin amaçlarına uyma dahil olmak üzere üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyetine sahip olunmasıdır.
    AB'ye girmeye aday ülkelerde aşağıdaki siyasi kriterler aranmaktadır: 
    -istikrarlı ve kurumsallaşmış bir demokrasinin var olması,
    -hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü,
    -insan haklarına saygı,
    -azınlıkların korunması
    İşte aday ülkeler bu  dört ana kriter açısından değerlendirmeye alınmaktadır. Genel olarak; ülkenin çok partili bir demokratik sistemle yönetiliyor olması, hukukun üstünlüğüne saygı, idam cezasının olmaması, azınlıklara ilişkin herhangi bir ayrımcılığın bulunmaması, ırk ayrımcılığının olmaması, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın yasaklanmış olması, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesinin tüm maddeleri ile çekincesiz kabul edilmiş olması, Avrupa Konseyi Çocuk Hakları Sözleşmesinin kabul edilmiş olması gibi özellikler dikkate alınmaktadır.

    Ancak, bu ilkelerin varlığı tek başına yeterli olmamakta, aynı zamanda kesintisiz uygulanıyor olması gerekmektedir.
    Şimdi dönüp bir değerlendirme yapabiliriz.
    AB ile bütünleşmek isteyen bir ülke yani Türkiye ortaya konan bu kriterlere uyum göstermekte midir? Madem ki Türkiye AB ye tam üye olmak istemektedir, öyleyse bu kriterleri de kabul ettiğini ve uygulayacağını da beyan etmektedir. Bunu müzakeresi de nasıl yapılır artık söylemesi güçtür.

    Konuyu üst düzey  bir AB uzmanının değerlendirmesinden alıntılar yaparak açalım: "Mevcut siyasi karmaşa Türk demokrasisi için bir test olarak algılanabilir. Eğer başbakan Tayyip Erdoğan generalleri demokratik yollarla etkisiz hale getirebilirse gelecekte askeri darbeler olanaksız hale gelecektir .Eğer gereken siyasi reformlar seçimleri izleyen kısa bir sürede uygulanabilirse Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy sözlerini yutmak zorunda kalacaktır.

    Türkiye'deki siyasal karmaşanın ana kaynağı ordunun siyasete karışmak istemesinden kaynaklanmaktadır .Başörtüsü konusunun bir simge olarak kullanılmasının ötesinde Dinin siyasete karıştırılması tartışması bu sonuçları doğurmaktadır. Din ve siyaset konusunda AB ülkeleri değişik yaklaşımlarda bulunacaklardır .Öte yandan ordunun siyasete karışması konusu AB kriterleriyle çok ciddi bir çelişki yaratmaktadır .Cumhurbaşkanının başörtülü olmasına belki Fransa karşı çıkacak, İngiltere ise daha ılımlı yaklaşacaktır ama ordu ve siyaset konusunda her AB ülkesi aynı tepkiyi gösterecektir."        

    Şimdi konu bu noktada çok kritik bir ayrılığı da beraberinde getirmektedir. AB  laiklik konusuna TSK 'in hassasiyetiyle yaklaşmamaktadır. Bilakis ordunun bu tepkisini demokrasi dışı bulmaktadır. Bu bağlamda bu derin  çelişki toplumun birbirinden ayrılan kutupları arasında bir mücadeleye yol açmıştır. Ordu ise bu mücadelede taraf olmuştur. Tarafların uzlaşmaz sert tutumu ise AB ilişkilerini  Sarkozy'yi haklı çıkaracak boyuta taşımaktadır.

    Genişlemeden sorumlu kişi sayın  O. Rehn, verdiği demeçte açıkca başörtüsü konusunun Türkiye'nin bir iç sorunu olduğunu, bu sorunu Türk demokrasisinin uzlaşarak çözmesi gerektiğini ifade etmiştir. Öte yandan ordunun bu konu vasıtasıyla  siyasete karışmasının ise kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır.

    Bu durumda 22 Temmuz seçimleri başörtüsü konusunu da sandıklara taşımıştır. Seçmen vereceği kararla bu konuda da bir ışık yakacaktır. Seçim sonrası iktidara gelecek olan iktidar bu sorunla  da karşı karşıya kalacaktır. Laik ve anti laik, Kürt ve Türk kutuplaşmaları, Kuzey Irak  ve teskere konusu çok büyük demokrasi sınavları olarak yeni meclisin gündeminde olacaktır.

    AB müzakere sürecinde esas belirleyici konu, bazı yorumcuların söylediği gibi Kıbrıs sorunu değildir .Esas konu Türkiyedeki siyasi sorunların sivil siyasetle Kopenhag kriterlerine göre çözülüp çözülmediğidir. Nisan ayında  Türk Hükümeti 'nin AB 'ye verdiği  400 sayfalık plan çerçevesinde 2013 yılına kadar tüm uyum yasalarının hayata geçirileceği sözü verilmiştir. Askıya alınan sekiz madde dışında AB liderlerinin esas üzerinde durdukları konu siyasi istikrar konusudur.

    Bu seçim süreci, siyasi istikrarın öyle çok kolay sağlanabileceğini göstermemektedir. 23 Temmuz günü ve sonrasında oluşacak meclis cumhuriyet ve demokrasi tarihimizin belki de en önemli dönüm noktası olarak karşımızda durmaktadır.

    AB konusunda kararı seçmenin  nasıl vereceği tezi  de büyük bir merak konusudur.

    Etiketler: gündem
    Son Dakika Haberler
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı