GeriGündem 93. Gazi Koşusu'nu kazanan Jokey Ahmet Çelik kimdir?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

93. Gazi Koşusu'nu kazanan Jokey Ahmet Çelik kimdir?

93. Gazi Koşusu'nu kazanan Jokey Ahmet Çelik kimdir?

Türk yarışçılığının derbisi; 93’üncü Gazi Koşusu’nu Ahmet Çelik’in jokeyliğini yaptığı The Last Romance isimli safkan kazandı. İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda tamamlanan Gazi Koşusu'nun ardından Jokey Ahmet Çelik'in hayatına ilişkin bilgiler internette merak konusu oldu. Peki, 93. Gazi Koşusu'nu kazanan Jokey Ahmet Çelik kimdir? İşte, Ahmet Çelik'le ilgili merak edilenler.

At yarışlarında 93. Gazi Koşusu'nu Melis Kurtel Emin'in sahibi olduğu, Ahmet Çelik'in jokeyliğini yaptığı 'The Last Romance' adlı safkan kazandı. Ahmet Çelik üst üste beşinci Gazi Koşusu’nu kazanmış oldu. Üst üste büyük bir başarı elde eden Ahmet Çelik'in hayatına ilişkin bilgiler merak ediliyor. Peki, Ahmet Çelik kimdir?

Ahmet Çelik 1987 yılında Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde dünyaya geldi.

Ahmet Çelik, ağabeyi Mehmet Çelik’in ısrarı üzerine Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’ne kayıt olarak bu alanda eğitim almaya başladı. 2003 yılında buradan mezun olan Ahmet Çelik, 2004'den beri profesyonel olarak at biniyor.

Ahmet Çelik, jokey olmaya nasıl karar verdiğini Hürriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda böyle anlatmıştı;

"Ben Şanlıurfa Suruçluyum. Bizim oralar, çayırlıklar içinde olduğu için nüfusun yüzde 80’i atçılık yapar. Babam da heves etti, dört arkadaşıyla birleşip, ucuza ‘Çetebey’ isimli bir Arap atı aldı. At aldı dediysem insanlar zengin bir aile olduğumuzu düşünmesin. İki odalı köy evinde anne, baba ve 9 kardeşiyle yaşayacak kadar çok fakirdik. Aldıkları at bedava denilecek kadar ucuz alınan bir attı. Çetebey bahçeye getirildiğinde onu birinin gezdirmesi gerekiyordu. Atı yormamak düşüncesiyle en hafif kilolu olarak beni üzerine oturttular. Heybetli bir yarış atının üzerine çıkınca çok korktum. Birkaç kez arka arkaya binince de alıştım, çok hoşuma gitti. Ertesi gün çırak olarak çalıştığım oto sanayideki ustama da babama da tamirciliği sevmediğimi söyleyip, jokey olmanın yollarını araştırdım. Babam beni İstanbul’a gelip, Apranti Eğitim Merkezi’ne kaydımı yaptırdı ve gitti. 12 yaşımda İstanbul’ta bir başıma kalmıştım. Sabah 09.00’da okula gidip ders görüyor, öğlen yemeğini okulda yedikten sonra, iki arkadaş Veliefendi’nin ahırlarında, atların üst katındaki seyis odalarında uyuyorduk. Geceleri çok üşüyor, titriyorduk. Akşam yemekleri, banyo, çamaşır yıkamak, giyinmek; her şey çok zordu. Resmen çok çileli bir hayat yaşadım. "

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle