GeriGündem
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

HÜRRİYETYeni bir haftaya, yine yolsuzluk haberleriyle başlıyoruz. Beyaz Enerji Operasyonu'nu yürüten üst düzey bir komutanın yaptığı şok açıklamalar var manşette ve oldukça düşündürücü. Bu komutan, "Bakan'ın düğmeğe basıp, operasyonu başlattığı iddiası doğru değil. Bakan'ın olaydan son anda haberi oldu" demiş son olay hakkında. Bu yaşananların, PKK olayı kadar önemli olduğunu da eklemiş. Komutan, "Düğmeye Cumhur Ersümer'in bastığı iddiası konusunda, bir kere onu kesinlikle üstünü çizin. Asla öyle bir şey yok. Bu olayın boyutları farklı. Cumhur Ersümer'in iddiasını tekzip edin" diyor. Barmek Holding'in sahibi Hüseyin Arabul'un da (Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu Başkanı) gözaltına alındığını hatırlatan komutan, olayın bağlantı durumlarının tespit edilmeye çalışıldığını söylemiş. Operasyon DGM Savcısı'nın kontrolünde ve Jandarma tarafından yürütülüyormuş. "Biz, sağlam olmayan bir şeye girmeyiz. Bu örümcek ağı gibi sarmış. Mümkün mü her tarafa ulaşmak? Üzüntü verici bir şey bürokratların bu pisliğin içine girmesi" demiş bu komutan. Bu arada, Türkiye-Suriye ilişkileri de, herkesin yoluna girdiğini sandığı bir sırada tekrar krize girmiş. İlişkileri düzeltmesi beklenen, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Türkiye ziyareti de ertelenmiş. Bu kez sorun Hatay'mış. Diplomatik yollardan yürütülen ön görüşmelerde, Ankara'nın, 'Suriye'nin, Hatay üzerindeki iddiasından direkt veya dolaylı olarak vazgeçtiğini açıklayan bir madde bildirgeye konulsun' önerisi, Devlet Başkanı Beşar Esad'ın talimatı ile Suriye tarafından reddedilmiş. Bu sorun çözümlenene kadar da, Esad Türkiye'ye gelmeyecekmiş. Bir süre önce sahibi olduğu Sabah Gazetesi ve ATV Televizyonu'nu Mehmet Emin Karamehmet, Turgay Ciner ve Murat Vargı'nın kurduğu ''MTM'' şirketine devredip medya dünyasından ayrıldığını açıklayan Dinç Bilgin, dün geri dönmüş. Dinç Bilgin'in bu kararı almasında, Sabah grubu içinden ve iş dünyasından gelen baskıların etkili olduğu belirtiliyormuş. İngiliz sarayına ve Bush ailesine yakın çevrelere göre, İngiliz Kraliyet Ailesi'nin yakışıklı üyesi Prens William, ABD'nin yeni başkanı George W. Bush'un seksi fotomodel yeğeni Lauren'in gönlünü fethetmiş. İki genç, birbirleri ile elektronik posta yoluyla görüşüyorlarmış. Habere göre ilk tanışmaları da Ege'de olmuş. MİLLİYETManşette, Faruk Süren'in resmi üzerinde "Utanç" yazıyor. Gümrük Müsteşarlığı, Orhan Aslıtürk ve Muhammet Ciğer'in 1994 ve 1998 yılları arasında gerçekleştirdiği 1.7 milyar dolarlık hayali ihracat işlemleri hakkında bir kaçakçılık soruşturması başlatmış. Hiçbir para ve mal hareketi olmadan yapılan ihracat işlemlerinde beyannamelerin sahte olup olmadığı, evrakların gerçek olması halinde miktar ve fiyatların gerçeğe uygun olup olmadığı araştırılıyormuş. Öte yandan Egebank'ı batıran Murat Demirel, Sümerbank'ı zarar uğratan Hayyam Garipoğlu, Susurluk raporunda adı geçen Emin Cankurtaran, hayali ihracat yanında hacizlerle uğrayan Faruk Süren, Nasim Malki'nin öldürülmesinde azmettirici olan Erol Evcil gibi kişilerin şirketleri hakkında kaçakçılık davası açılacağı yazılmış haberde. Dinç Bilgin'in Sabah Gazetesi'ne geri dönüş haberi de yer alıyor ilk sayfada. Bilgin, daha önce noter anlaşmasıyla Mehmet Emin Karamehmet'e devrettiği Sabah Grubu'nun satışından vazgeçmiş. Haberde, bir süre önce Sabah Grubu'nda çalışan gazeteciler ve yöneticilerin evinde Bilgin'i ziyaret ederek, "gazeteye geri dönün" çağrısı yaptıkları belirtilmiş. Bu ısrar dün ani bir gelişmeyle noktalanmış ve Dinç Bilgin gazetesine geri dönerek yönetimi ele almış. Gazetenin künyesinde bugün sahibi olarak yeniden Dinç Bilgin yer alıyormuş. FP'de yaşanan yenilikçi - gelenekçi tartışmasına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna da katılmış. Gürtuna, hangi tarafta olduğunu net olarak açıklamamış. "Yenilikçi" olarak bilinen Recep Tayyip Erdoğan'ın da, ısrarla "gelenekçi" olduğunu iddia ediyormuş. Öte yandan yenilikçi kanat, FP Genel Başkanı Recai Kutan'ın önceki günkü il başkanları toplantısında söylediği "Artık yeter, iş çığırından çıktı. Partiye zarar veriyorlar. Asıl ilkesiz bunlar, onlara gereken dersleri verin" sözlerine tepki göstermişler. Demokrat Parti'nin (DP) kuruluşunun 55. yılı nedeniyle Topkapı Anıt Mezar'da düzenlenen törene katılan DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, burada ağlamış. Çiller, "Bizim için siyaset, Adnan Menderes'in huzurunda bir kez daha ifade ettiğimiz gibi korkakların ve korkutulmuşların işi değildir" diye konuşmuş. Bir zamanlar adı "Cesur Yürek" di hatırlatırım. SABAHDiğer iki gazetede de gördüğümüz haber, bu gazetenin manşetinde. "Eve dönüş" manşeti ile verilmiş Dinç Bilgin'in geri dönüş haberi. Etibank'ın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesinin ardından, başta SABAH ve ATV olmak üzere Bilgin Grubu'na bağlı tüm yayın organlarının bağımsızlıklarının devamını sağlamak amacıyla görevden ayrılan Dinç Bilgin'in, yeniden görevinin başında olduğu yazılıyor. Bilgin, grup borçlarının tasfiyesi amacıyla kendisinin de içinde bulunduğu yeni bir yapı oluşturarak Bilgin Grubu Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı tekrar üstlenmiş. Mesaiye hemen başlamış yani. Yaptığı açıklamada, yaşadıkları sıkıntılı dönemde bu gruba bağlı gazete ve televizyonlarda bağımsız yayıncılığın sürdürülmesini sağlayan Karamehmet, Ciner ve Vargı'ya da teşekkürlerini iletiyor. Gazete hafta sonunda şaşırtıcı bir politika değişikliği ile "Yalan dünya"yı yazmıştı. İstanbul'un gece hayatında yaşananları anlatarak, bunun gerçek İstanbul olmadığını belirtmişlerdi. İşte bu "Yalan Dünya" nın, İstanbul Defterdarlığı tarafından incelemeye alındığı belirtilmiş bugün de. Defterdar Kadir Boy, kayıt dışı ekonominin her zaman peşinde olduklarını, ancak bu kez ısrarcı olacaklarını söylemiş. Manken Rana Yörük'e tecavüz girişiminde bulunduğu iddiasıyla, "zorla ırza geçmeye teşebbüs, darp ve alıkoyma" suçlarından tutuklayarak cezaevine gönderilen Selçuk Alan'ın eşi ve DYP İstanbul Milletvekili Hayri Kozakçıoğlu'nun kızı Faika Alan, iddialar üzerine Emirgan'daki evine kapanmış. Eşiyle ilgili iddialara yanıt vermemiş. Ancak eşine güvendiğini söylemiş. Baba Kozakçıoğlu da, DYP'nin dünkü programına, rahatsız olduğu gerekçesiyle katılmamış. Başbakan Ecevit, dün gazetelerde yer alan sınır ötesi harekatı doğrulamış. "Aslında oradaki mücadele Talabani'nin güçleriyle PKK arasında. Biz Talabani ile Barzani'nin güçlerine teknik yardım yapıyoruz daha çok. Kendileri mücadeleyi yürütüyorlar, biz de onlara yardımcı oluyoruz. Ne zaman biter bilemiyorum ama bu çatışmalar, PKK terör örgütünün hala varlığını sürdürdüğünü gösteriyor" diye konuşmuş Başbakan. Para piyasaları için bu hafta kritikmiş. Kriz sonrası ilk ihalesini cuma günü yapan ve 2000'in son iskontolu tahvil ihracına göre yaklaşık 30 puan yukardan borçlanan Hazine, kilitlenen piyasaları açmak için ilk adımı atmış. Şimdi ise sıra gecelik faizlere gelmiş. Zorunlu deprem sigortası yaptırmayan yanacakmış. Zamanında sigorta yaptırmayan yükümlülerden alınacak para cezasının oranı yükseliyormuş. RADİKALFazilet Partisi manşette. Erbakan kurmayları ile yaptığı toplantıda Gül ve ekibini topa tutmuş. Yenilikçilerin derin güçlerle işbirliği yaptığını öne süren Erbakan, '28 Şubat'ın yapamadığını bunlar yapmak istiyor' diye konuşmuş.Yenilikçilerin CHP lideri Deniz Baykal'la yaptıkları görüşmenin de derin güçlerle olan işbirliğinin bir göstergesi olduğunu söyleyen Hoca, 28 Şubat'ı davet edenin Baykal olduğunu iddia etmiş. Böyle bir işbirliği olmasa, Baykal'ın bunların yüzüne bile bakmayacağını söylüyor. Ele başlarının da aslında Gül falan değil, Cemil Çiçek olduğunu düşünüyormuş. Bir başka iddiaya göre de Recai Kutan il başkanları ile yaptığı toplantıda Gül ve arkadaşlarına hakaret edince, konuşmaları televizyondan izleyen Abdullah Gül Ankara İl Başkanlığı'na gitmek istemiş. Ancak arkadaşları engel olmuş kendisine. Ailesinin, okuması için köyden Bala ilçesindeki talebe yurduna gönderdiği Haydar Topaç, 1997'de, sabah namazına kalkmadığı gerekçesiyle Burhanettin Sert'ten öldüresiye dayak yemiş, hastanelik olmuş. Sonra ailesi yurttan alınca, bir daha da okula gidememiş. Dayakçı hoca, üç yıl süren yargılamanın sonucu önce iki ay hapis cezasına çarptırılmış, sonra bu ceza 200 bin liraya çevrilmiş. "Sabah namazına kalkmamasının bedeli olarak okul hayatı biten Topaç ise şimdi oto elektrikçisi" diye devam ediyor haber. Başbakan, Kuzey Irak'a operasyon konusunda, "10 bin askeri bilmiyorum ama Türkiye, Talabani ve Barzani'ye daha çok teknik yardım yapıyor. PKK, sınırımızda hâlâ tehdit unsuru" diye konuşmuş. Neşe Düzel, bu hafta Pir Sultan Abdal Derneği kurucusu Murtaza Demir ile konuşmuş. Demir, "Aleviler bu toplumun itilen kesimi. Niye Alevi çocukları şiddete daha çok yöneliyor? Çünkü onlar daha çok şiddete maruz kalıyor" diyormuş. CUMHURİYETManşette, Başbakan Bülent Ecevit'in Fazilet Partisi hakkında yaptığı değerlendirme yer alıyor. Dinci akımların artık çağdışı kaldığını belirten Ecevit, bunun kendi içindeki sarsıntılardan da belli olduğunu söylüyormuş. Ecevit, Fazilet Partisi'ndeki iç çekişmeleri değerlendirirken de ''Yenilikçi denen milletvekillerinin ne anlamda yenilikçi olduklarını anlayabilmiş değilim. Çünkü o konuda bir şey söylemiş değiller. Bölüneceklerini kendileri söylüyorlar zaten. Onlara karışmamız doğru olmaz. Böyle bir ciddi tartışma, demokratik açıdan da olumlu bir şey" diye konuşmuş. 1300 Kuran kursunun kendiliğinden kapandığını ve bu binaların şimdi daha farklı, çağdaş bir eğitim için kullanılmaya başladığını söyleyen Bülent Ecevit, dinci vakıfların da üzerine gidildiğini sözlerine eklemiş. İçişleri Bakanı Tantan, bürokrat-işadamı-siyasetçi üçgeninde gelişen ''saadet zincirinin'' toplumun daha iyi aydınlatılmasıyla kırılacağına dikkat çekmiş. "Tapınak Şövalyeleri"nin hâlâ direndiğini de söyleyen Bakan, ''Hiç kimse karamsarlığa, umutsuzluğa kapılmasın. Türkiye, güçlü, büyük bir ülkedir. Bu zorlukları aşacak güçtedir" diye konuşmuş. Kuzey Irak'ta PKK'lılar ile Celal Talabani'ye bağlı peşmergeler arasında bir aydır devam eden çatışmalarda, PKK'nin Süleymaniye ve Ranya bölgelerinde güvenlik için çember oluşturarak mayın döşediği bildirilmiş. Bu arada, Genelkurmay Başkanlığı bazı basın-yayın organlarında ''10 bin Mehmetçik Kuzey Irak'a girdi'' başlığıyla yayımlanan haberlerin gerçekle ilgisi bulunmadığını bildirmiş. Ümraniye Cezaevi'nde ölen Alp Ata Akçayüz'ün kardeşi Bülent Akçayüz, ağabeyinin ölüm orucuna muhalefet ettiğini ve katılmadığını söylemiş. Buna rağmen operasyon sonrasında uzun süre haber alamadıkları ağabeyinin cesedini bulmuşlar. Akçayüz, "Babam adımı 1973'te Bülent Ecevit'e hayranlığından dolayı 'Bülent' koymuş. Ben artık ağabeyim ve diğerlerinin ölümünden sorumlu biriyle aynı adı taşımak istemediğim için hemen mahkemeye başvurup adımı değiştireceğim'' diyormuş. İlk sayfada yer alan bir haber de Boğaz Köprüsü ile ilgili. Bu köprünün tutulmayan sözlerin simgesi olduğu belirtilmiş. Yıllar önce verilen, "Maliyeti çıktıktan sonra bedava olacak'' Sözleri hatırlatılmış. Bu sözün üzerine 150 bin kez arttırılmış geçiş ücreti. Dört kişilik bir ailenin aylık asgari gıda harcaması aralık ayı sonunda 200 milyon 10 bin liraya; söz konusu ailenin yaşamını sürdürmesi için yoksulluk sınırı olarak adlandırılan toplam harcaması da 629 milyon 242 bin liraya yükselmiş. İyi haftalar. Asuman ALPASLAN - 8 Ocak 2001, Pazartesi