GeriGündem 4 eğilim, Gökmen'in cenazesinde buluştu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

4 eğilim, Gökmen'in cenazesinde buluştu

Yavuz Gökmen'in cenaze töreni, solu ve sağıyla bütün siyasi eğilimleri buluşturdu. Hürriyet'in sevilen yazarını son yolculuğuna uğurlamaya her eğilimden siyasetçi katıldı.

Hürriyet Ankara Bürosu'ndaki törende, Başbakan Yardımcısı ve Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin, Devlet Bakanı Cavit Kavak, CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin, CHP milletvekilleri Altan Öymen, Ercan Karakaş, DYP'li Mehmet Ağar bulundu.

Gökmen için ikinci tören, Kocatepe Camisi'nde yapıldı. Kocatepe Camii'ndeki törene TBMM Başkanı Hikmet Çetin, Başbakan Mesut Yılmaz ve eşi Berna Yılmaz, Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, FP Genel Başkanı Recai Kutan, eski RP Genel Başkanı ve eski Başbakan Necmettin Erbakan, eski SHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü de katıldı.

Gökmen'i son yolculuğuna uğurlarken, eşi, çocukları ve Hürriyet ailesini yalnız bırakmayanlar arasında şu isimler de yeraldı:

TBMM Başkan Vekilleri Uluç Gürkan, Yasin Hatipoğlu, Devlet Bakanları Cavit Kavak, Hüsamettin Özkan, Yücel Seçkiner, Rıfat Serdaroğlu, Işın Çelebi, Hikmet Sami Türk, Yıldırım Aktuna, İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş, Kültür Bakanı İstemihan Talay, Orman Bakanı Ersin Taranoğlu, Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez, Genelkurmay eski başkanı ve DYP milletvekili Doğan Güreş, MHP'den parti sözcüsü Şevket Bülent Yahnici, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, İstanbul Büyükşehir eski Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak, Hak-İş Başkanı Salim Uslu, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Mehmet Güler, TRT Genel Müdürü Yücel Yener, Devlet Bakanı Basın Danışmanı Cumhur Kılıççıoğlu, spor dünyasının tanınmış simaları Turgay Şeren ve Adnan Polat, sanatçılar Müjde Ar, Nilüfer, Sezen Aksu, müzisyen Sezen Cumhur Önal, Hürriyet İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Vuslat Doğan, Medya Grup Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Hürriyet yöneticileri ve çok sayıda gazeteci.

Namazımı kadınlar kılsın

Yavuz Gökmen, İzmir Karşıyaka'da kadınların cenaze namazına katılmasının ardından kaleme aldığı yazısında, Zagrep'teki bir anısını aktarır.

‘‘Kadın siluetli enfes bir camide gencecik kızların nasıl erkeklerin bölümüne girerek namaz kıldıklarını...’’

Gökmen, ardından Kudüs'te de böyle bir manzaraya tanık olduğunu vurgular:

‘‘Kubbet-üs Sahra'da’’, Hz. Muhammed'in miraca çıktığı yerde namaz kılmıştım. Önümüze bir kaç kadın gelmiş ve namaza durmuşlardı. Yanımızdakilerden biri itiraz edecek olmuştu.

Ona hafif bir dirsek atmış ve şöyle demiştim:

‘Eğer yüreğin bu kadarcık bir şeyle bozuluyorsa zaten senin hiç bir namazın kabul edilmez.’’

Ve bir ‘vasiyet’ gibi mırıldanarak noktalar yazısını:

‘‘Benim de namazımı kadınlar kılsınlar...’’

Kocatepe Camii'nde dün cenaze namazı başlamadan önce, tabutun başına gelen imam, kadınların erkeklerle birlikte saf tuttuğunu görünce, nazik bir dille ‘‘Kadınlar ve erkeklerin aynı safta hamaz kılmaları mümkün değil’’ uyarısında bulundu.

Yaşanan tereddüt üzerine uyarısını yineleyerek, kadınların saftan ayrılmamaları halinde cenaze namazına başlamayacağını aktardı. Bunun üzerine bazı kadınlar safları terkedirken, bazıları da en arka sıralara geçtiler. Ardından Gökmen'in namazı kılındı.

Kalbimin temiz olduğunu biliyorum

Yavuz Gökmen'in, ani ölümünden 1.5 saat önce kardiyosu çekildi. Gökmen'in doktoru kardiyoyu inceledikten sonra, ‘‘Kalbinizde birşey yok’’ müjdesini verdi. ‘‘Kalbiniz iyi’’ diye ekledi, ‘mütevazı-sızlanmayan-yakınmayan’, ‘sessiz-sitemsiz’ öylece bekleyen hastasına...

Gökmen gülümsemeye çalıştı, doktorunun yüzüne dikkatle bakarak:

‘‘Ben kalbimin iyi ve temiz olduğunu zaten biliyorum doktor hanım...’’

ERKENCİ...

O çok sevdiği dizeydi, ölümü sanki... Belki son bir söz, bir iç geçiriş:

‘‘Usulca bir ah / Ölüyorum eyvah.’’

Mesai arkadaşı Bekir Coşkun'un kitabındaki gibi gitti...

‘‘Biz erken ölürüz. Kırk beş mi, kırk yedi mi? Sizler bilmezsiniz. Herkesten ağır çıkarız yola. Genellikle yüreklerimiz dayanmaz. Tabii ki yüreğiniz gazeteciyse... Nasıl derlerdi meyhaneciler:

‘‘Erkenci...’’

Kayseri'de Yavuz Gökmen Parkı

Kayseri Melikgazi Belediyesi, Sıvas Caddesi üzerinde yeni oluşturulan parka, Yavuz Gökmen adını verdi. Belediye Başkanı Op. Dr. FP'li Sami İpek, gazeteci-yazar Gökmen'in adının yaşatılması amacıyla bu kararı aldıklarını, ismin belediye encümeninden de geçirilerek tescil ettirildiğini söyledi. Başkan İpek, ‘‘Medya dünyasının önemli isimlerinden rahmetli Yavuz Gökmen'in adını Kayseri'de Sıvas caddesi'nde yer alan Sema Yazar Parkı'nın hemen devamında yeni tanzim edilen ve ismi konulmamış parkımıza verdik. 10-15 gün içinde parkın levhası dikilerek açılışı yapılacak’’ dedi. Yavuz Gökmen Parkı, toplam 2 bin 600 metrekaresi çimlendirilmiş olmak üzere 4 bin 200 metrekare alana sahip. İçinde gezinti alanları, kamelya, oturma bankları bulunan parkın düzenleme çalışmaları için 10 milyar lira harcandığı bildirildi.

Herkes güle güle derken, merhaba sana Yavuz.

Esen ÜNÜR

Gazeteci Yavuz.

Sporcu Yavuz.

Şair Yavuz.

Ankara Büromuzun alt katındaki odanda, tam 2 yıl önce sana okuduğum, senin de, o herkesin bildiği kol hareketleriyle boynuma sarılıp, ‘Ulan bunu TV’de oku herkesi yere yatırırsın' dediğin, sözleri Orson Welles'e, tercümesi bana ait şu şiirle seni bir kez daha hatırlamak istedim. İstersen birlikte okuyalım:

Ben gençliğin ne demek olduğunu bilirim

Ama sen yaşlılık nedir bilmezsin

Bir gün gelecek aynı öyküyü sen de anlatacaksın

Güzel ve çirkin günlerim oldu anımsadığım

Gel seninle şarkı söyleyelim

Ben yaşlılığı anlatırken sana, sen gençliği çal bana

Biz hep genç kaldığımızı sanan gazetecileriz. Kavgalarımız, sevgilerimiz ya da nefretlerimiz hep aşırı. Seninle de çok kavgalarımız oldu sevgili Yavuz, ama birbirimize sevgi ve saygımızı kaybetme niyetimiz yoktu.

Çok erken kaybettiğim babam, annem ve ağabeyimden sonra, en çok senin için ağladım. Çünkü sen, gerçek bir basın emekçisiydin.

‘MERHABA’ Yavuz.

Dosdoğru dost

Aydın CANDABAK

Hey gidi Yavuz.

Benden yaşça büyük olduğu halde, ‘‘abi’’ demediğim ender ‘‘büyüğüm.’’

‘‘Oğlum, ben senden gencim’’ derdin ya. ‘‘Abi’’liği ‘‘mabi’’liği kaldırmıştık. İki ‘‘dosdoğru’’ dost olmuştuk sadece.

Hani, doktora gittiğini yazdığın gün konuşmuştuk. Yazını geçer geçmez aramıştım. ‘‘Doktordayım’’ demiştin.

‘‘Yoktur senin birşeyin. Garanti, yine sarışın durumlar vardır’’ diye günahını almıştım. Zoraki bir gülümsemeyle ‘‘Yok yok’’ demiştin.

Ah, o zaman hissettim birşeyler olduğunu.

‘‘Kendine artık daha iyi bakmalısın’’ uyarısı ne kadar da gecikmiş meğerse.

Sonra, o okurlarından ayrı kalacağın için ‘‘özür dilediğin’’ birkaç satırlık ‘‘son yazın’’ geldi.

Hemen arattım. Sekreter, ‘‘Yavuz Bey'i bağlıyorlar’’ dediğinde, ‘‘15 gün ense ha... Juventus'tan kaçıyorsun’’ diye takılmaya hazırlanıyordum, senden gelecek, ‘‘Fener çingenesi seni’’ cevabını bilerek.

Karşıma bir bayan çıktı. Doktor muydu, hemşire mi, hatırlamıyorum. Çünkü hayatımda asla duymak istemeyeceğim, şu Allah'ın cezası sözcüğü kullanmıştı:

‘‘Kaybettik.’’

Yanlış numara bağlandı sanmıştım.

‘‘Hanımefendi neyi kaybettiniz?’’

‘‘Maalesef efendim, kaybettik.’’

‘‘Ne diyorsunuz siz? Ben Yavuz Gökmen'i aramıştım.’’

‘‘Yavuz Bey'i maalesef kaybettik. Hemen buraya gelin.’’

* * *

Dosdoğru dostum benim. Nur içinde yat.



Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle