Bir “gönül hizmetçisi, Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş..

Güncelleme Tarihi:

Bir “gönül hizmetçisi, Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş..
Oluşturulma Tarihi: Eylül 25, 2012 10:35

Daha televizyon bile ortada yoktu o zamanlar. TRT radyosunun mahalli sanatçılara söz verdiği program, yürekten çığlık olup, yürek parçalayan “Kalktı göç eyledi de Avşar illeri” uzun havasıyla başlardı.

Haberin Devamı

Muharrem Ertaş’tı bu çığlığın sahibi; Anadolu Türkmen-Abdal müzik geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük sesiydi. Oğlu Neşet Ertaş da onun yolunu takip etti karınca, kararınca. Köy köy, kasaba kasaba düğün-derneklerde saz çalıp hayatta kalma mücadelesi verdi baba-oğul.


İSTANBUL BİLETİNE SAZ ÇALDI

1938 doğumlu Neşet Ertaş’ın müzik hayatı 6 yaşında, babasının peşinde yollara düştüğü günlerde başladı. Kendi deyimiyle “6 yaşından beri insan hizmetinde, gönül hizmetindeydi” o. Bir İstanbul biletine saz çalıp elde kısa sazı gurbete çıktığında yaşı 15’ti. Cebindeki 2,5 liraya Ankara’ya otobüs bileti aldı, çığırtkanlardan birine “param yok, İstanbul’a gideceğim” dedi. Kısa boylu, yüzünün yarısı yanık bir adamdı, “saz çal” dedi, o çaldı, çığırtkan müşteri topladı. Ver elini İstanbul. Sirkeci’de günlerce aç bi ilaç iş aradı.

Haberin Devamı

TÜRKİYE'NİN GÖNLÜ HEP ONU ARAYACAK / WEB TV

NEŞET ERTAŞ'IN KENDİ SESİNDEN HAYAT DESTANI - WEB TV

GARİP BÜLBÜL’Ü ÇALDI, PLAKÇIYI AĞLATTI

Gramofon devriydi, elinde saz, kasketli, kara, kuru, inceden bir adam girdi içeri. Doğu İşhanı’nın üst katında bir odaydı, Behiye Aksoy’un plağını yapmış dinliyordu grup. Ne için geldin dediler, saz çalarım dedi. İşimiz bitsin de dinleyelim dediler. Orada bir bozlak çaldı, odadaki uğultu dindi, başlarındaki adam hemen bir kağıt uzattı, “Şurayı imzala, plak başına sana 25 kuruş vereceğiz” dedi. Dönemin ünlü plak yapımcısı Kadri Şençalar girdi içeri sonra. Ertaş’ı gördü, “Çalar bu” dedi. Bize çaldığını bir daha çal dediler, çaldı. “Neden garip garip ötersin bülbül deyi”, babasının bir bozlağıydı. Şençalar ağladı, elinden tuttu, dönemin ünlü pavyonu Beyoğlu Saz’a götürdü onu; “Size bir garip getirdim” dedi. İki plak okuttular. Pikaplar çıktı sonra, 45’likler başladı. 1960’lı yıllardı, paylaşılamıyordu plak şirketleri onu. Ankara’ya döndü sonra, dönemin büyük ozanları Mahmut Erdal, Müslüm Sümbül radyoya programa çıkıyordu, o da mahalli sanatçı imtihanına girdi, radyoda, haftada 15 dakika saz çalıp söyledi. Bir yapımcı bu grubu Almanya’ya götürdü sonra, gitmek istemedi ama baskıya dayanamadı, garipti, konsere gidiyoruz dediler, doğru stüdyoya. Oku bakalım dediler, 1,2,3,4,5 devam, 11, 12, 13, 15, tam 20 plak okuttular, sonra dönüyoruz dediler.

Haberin Devamı

İŞTE NEŞET ERTAŞ'IN EFSANE TÜRKÜSÜ: GÖNÜL DAĞI / WEB TV

“BOZKIRIN TEZENESİ” İMZALI YAŞAR KEMAL KİTABI HAPİSTE GELDİ

Dönüşte Yugoslavya’da kaza geçirdi, 3 ay hapis kaldı yaban ellerde, ne arayan oldu, ne soran. Bir gün bir paket geldi hapisteyken, bir Yaşar Kemal kitabıydı, şöyle yazıyordu üzerindeki notta; “Bozkır’ın Tezenesi’ne”. Hapis çıkışı döndü yurda, 20 plak okudu, karşılığını vermedi yapımcı; sömürü hala devam ediyordu, hem de ağırlaşarak. Aynı sahneyi sadece ünlü ozan Mahsuni ile paylaştı.

“Bozlak, içten gelen bağırtıdır” diyordu. 1970’li yıllarda Anadolu’yu gezdi. Ve bir gün sahnede parmakları durdu, kıpırdamaz oldu. Nedenini şöyle anlattı: “Bar, pavyon, gazino, düğünler, buraların hepsinde içki olurdu. Sana çay kahve değil de susuz rakı veriyorlardı, daha iyi söyleyesin diye. Parmaklarımda uyuşmalar başladı.” 2 yıl tedavi gördü, şifa bulamadı, Almanya’ya gitti. Sanatçı vizesiyle oturma izni aldı, 23 yıl kaldı gurbet elde. Konserlerle geçti bu yıllar.

Haberin Devamı

NEŞET ERTAŞ'TAN "YALAN DÜNYA" TÜRKÜSÜ / WEB TV

“HER SENE ÖLDÜ HABERİM GELİRDİ MEMELEKETE”

Vefatından önce verdiği röportajında “23 yılım geçti Almanya’da, devlet görevlisi bir Allah’ın kulu aramadı. Her sene öldü haberim gelirdi memleketimden. Kime gönül koyacağım, gönül bilene konulur, gönül bilmeyende gönül yok ki ne koyacaksın oraya. Öldü deyince ne yapacaksın, türkü söyleyeceksin. ‘Hoyratı alemde kadere boyun, zulmeyledi felek, büktürdü bana” deyi bir mayaydı bu” demişti. 23 yıl sonra ilk temas devlet sanatçılığı teklifiyle geldi, kabul etmedi; “Biz bu devletin sanatçısıyız zaten, ayrıca devlet sanatçılığı ne demek, ayrımcılık bu” dedi.

Haberin Devamı

"OYUMU ECEVİT’E VERECEKTİM"

Siyasetin içinde olmadı hiç, “Çağrıldığın yere erinme, çağrılmadığın yerde görünme” diyerek kimseyi kırmadı, aldı sazı eline. Hürriyet’e verdiği röportajda, “Bu sırrımı ilk açıklıyorum” diyerek Bülent Ecevit’e, onun garibandan yana siyasetine yakınlığını itiraf etti. İflah olmaz bir Atatürk aşığıydı. “Atatürk medeniyet ışığını yaktı” diyen Ertaş, en çok onun kadın-erkek eşitliğinden yana duruşuna vurgu yapıyor. “Kadın-erkek eşit değil, kadın erkekten evvel” diyen de o, “İki büyük nimetim var, biri anam, biri yârim” diyen de.

Üstadın uhrevi hayata bakışı da bir bilge, bir ermiş derinliğindeydi. Şu dizeler ona ait: “Suçun sorumlusu ruhtur, vücudun günahı yoktur, şüphesiz ki her can haktır, incitme canı incitme”.. Devam ediyor; “Haktır canlıların yapısı, kimsede yoktur tapusu, son durak gönül kapısı, kırdıysan varma kardaş..” “Allah ile kulun arasına kimse giremez, çünkü sırdır” diyen de o. Ya çocuk yaşta yazdığı şu dizeler: “Bir ruh iken girdim bir can içine, karıştım o an her can içine..”

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!