1998’in bir avuç yerli filmi

Güncelleme Tarihi:

1998’in bir avuç yerli filmi
Oluşturulma Tarihi: Aralık 31, 1998 00:00

Haberin Devamı

Yeni bir yılı karşılarken geride bırakılan yılın etkinliklerini toplu olarak değerlendirmek artık neredeyse âdet haline geldi. Biz de kuralı bozmadık, 1998'in iki elin on parmağını geçmeyen Türk filmlerine toplu bir bakış atmayı denedik.

İlk filmimiz 1997'nin son günlerinde gösterilmeye başlayan ve 1998'e sarkan ve uzun sayılabilecek bir süre gösterimde kalan ‘‘Ağır Roman’’. Metin Kaçan'ın yayımlandığı zaman büyük ilgiyle karşılanan kitabından uyarlandı. Filmin baş karakterlerinden Tina'yı canlandıran Müjde Ar'ın yapımcılığını da üstlendiği filmi Mustafa Altıoklar yönetti. ‘‘Ağır Roman’’, Kolera Sokağı'nın renkli, tuhaf ve karmaşık dünyasını başarılı bir kenar mahalle atmosferi yaratarak anlatıyordu ve geçen yılın en çok izlenen filmi oldu. Okan Bayülgen, Mustafa Uğurlu ve Burak Sergen'in oynadığı film, müzikleriyle de ilgi çekti. Özellikle filmin tema şarkısı olan ve sık sık müzik kanallarında gösterilen, Cem Karaca'nın ‘‘Resimdeki Gözyaşları’’nın klibi de ‘‘Ağır Roman’’dan görüntülerle yapılmıştı.

Mart ayı başında gösterime giren ‘‘Avcı’’nın yönetmeni Erden Kıral'dı. Başrollerini Jale Arıkan, Fikret Kuşkan ve Ahmet Uğurlu'nun paylaştığı ‘‘Avcı’’; Anadolu'daki bir kayın ormanında, bir kadınla iki erkek arasında yaşanan bir olayı iki kişinin ağzından, iki farklı yorumla anlatıyordu. Avrupa Filmleri ve Sinema Salonlarını Destekleme Fonu Eurimages'ın ve T.C. Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla çekilen ‘‘Avcı’’ bir Türk-Macar-Çek ortak yapımıydı. Kısa süre gösterimde kalan ‘‘Avcı’’ beklenen ilgiyi görmedi.

Nuri Bilge Ceylan'ın kısıtlı imkânlarla siyah-beyaz gerçekleştirdiği ilk uzun metraj filmi ‘‘Kasaba’’, yalınlığıyla ve neredeyse belgesele yaklaşan gerçekçiliğiyle dikkat çekti. Kasabada yaşayan bir ailenin üç kuşağa mensup üyelerinin anlatıldığı film dört bölümden oluşuyordu. Ceylan bu filmde oyuncu olarak kendi ailesini ve çekim yaptığı Anadolu kasabasının sakinlerini kullandı. Film, 17. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin Ulusal Yarışma bölümünde de gösterilmişti.

Tunç Başaran'ın ‘‘Sen de Gitme’’ adlı filmi Haziran başında gösterime girdi. Türkiye'de çekilen ilk Digital Dolby film olma özelliğine sahip ‘‘Sen de Gitme’’, Ayla Kutlu'nun ‘‘Sen de Gitme Triandifilis’’ adlı kitabından uyarlanan film, 1930'lu yıllarda Türk, Arap, Ermeni, Rum ve Yahudilerin bir arada yaşadıkları Antakya'da geçiyordu. Başrollerini Işık Yenersu, Olivia Bonamy, Meriç Başaran, Cezmi Baskın, Laurent Gauthier ve Ruhi Sarı'nın paylaştığı ‘‘Sen de Gitme’’, Antalya, Adana ve Ankara Festivallerinde arka arkaya kazandığı ödüllerle dikkat çekti.

Bu yıl gösterime giren bir başka Tunç Başaran filmi de, Eurimages destekli ve Türk-Fransız-Macar ortak yapımı ‘‘Kaçıklık Diploması’’ydı. Bir kadının içine düştüğü ruhsal bunalımdan kendi gücü ile kurtulup iyileşmesini anlatan film, yazar Ayşe Nil'in gerçek yaşam öyküsünden hareketle gerçekleştirildi. Başrollerini Ayda Aksel ve Selçuk Yöntem'in paylaştıkları film, Ekim ayında gösterime girmiş ancak beklenen ilgiyi görmemişti.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 75. Yıl kutlamaları çerçevesinde hazırlanan, yapımcılığını TRT, yönetmenliğini ise Ziya Öztan'ın üstlendiği ‘‘Cumhuriyet’’; senaryosu, oyuncuları, çekim mekanları ve dekorları ile olduğu kadar prodüksiyonun büyüklüğü ve reklam kampanyasıyla da dikkat çekti. Atatürk'ü Rutkay Aziz, İnönü'yü Savaş Dinçel'in canlandırdığı film, Büyük Zafer'den sonra savaş yorgunu ülkede yaşananları, Atatürk'ün özel hayatının penceresinden yansımalarla birlikte, 1922-1933 yılları arasında genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk adımlarını anlatıyordu.

Arkasına 12 Mart döneminin olaylarını alarak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişinin hikâyesini anlatan ‘‘Hoşçakal Yarın’’ı Reis Çelik yönetti. Film özellikle 68'liler tarafından ‘‘dönemin olaylarını çarpıttığı’’ gerekçesiyle kıyasıya eleştirildiyse de seyirciden ilgi gördü. Deniz Gezmiş'i Berhan Şimşek'in canlandırdığı filmin diğer oyuncuları Tuncel Kurtiz, Turcer Necmioğlu, Mazlum Çimen ve Gönen Bozbey'di.

Gençliğin yeni idollerinden komik Cem Yılmaz'ın ilk filmi ‘‘Her Şey Çok Güzel Olacak’’, reklam filmi yönetmeni ve ‘‘Eşkiya’’nın yapımcılarından Ömer Vargı'nın da ilk uzun metraj filmiydi. Cem Yılmaz'ın sorumsuz ve üçkâğıtçı bir kardeşi canlandırdığı filmde Yılmaz'ın asosyal ve kuralcı abisini müzisyen Mazhar Alanson oynuyordu. Perdede Yılmaz ve Alanson'un huysuz babaları olarak kısacık görünmesine rağmen harikalar yaratan Selim Naşit Özcan da filmin sürprizlerindendi. Hafif, eğlenceli ve iyimser bir komedi sayılabilecek film, başta iflah olmaz Cem Yılmaz hayranları olmak üzere seyircilerden epey ilgi gördü. Bu arada unutmadan, Cem Yılmaz filmin senaryosuna ve müziklerine de katkıda bulunmuştu.

1998'in Türk Sineması adına en heyecan verici gelişmelerinden biri de ‘‘Yeni Sinemacılar’’ın ortaya çıkışı oldu. İlk filmlerini çeken genç yönetmenlere destek olmak amacıyla kurulan bir yapım şirketi olan ‘‘Yeni Sinemacılar’’ın seyirci karşısına çıkan ilk filmi ‘‘Gemide’’ydi. Genç yönetmen Serdar Akar'ın ilk filmi olan ‘‘Gemide’’nin hikâyesini tamamlayacak bir biçimde kurgulanan ve yine Akar'ın yönettiği ‘kardeş film’ ‘‘Laleli'de Bir Azize’’ ne yazık ki bu yıl sinemalarda gösterilemedi. Bu filmin 1999'un başlarında ‘‘Gemide’’ ile birlikte gösterileceği söyleniyor. Bir kum kosterinde çalışan kaptan ve adamlarının yabancı bir kadını kaçırıp gemiye getirmeleriyle hayatlarının altüst olmasının hikâyesini bol küfürlü bir dil ve sert diyaloglarla anlatan film, gişede hayal kırıklığı yarattıysa da eleştirmenler tarafından hayli beğenildi. ‘‘Gemide’’nin Antalya Film Festivali'nde dört dalda ödül kazanandığını da belirtelim.

Turgut Yasalar'ın ilk yönetmenlik denemesi olan ve Antalya Film Festivali'nde En İyi Senaryo Ödülü kazanan ‘‘Leoparın Kuyruğu’’ 1998'in son günlerinde seyirci karşısına çıktı. 1970'li yıllarda idam edilmek üzere olan arkadaşlarını kurtarmak için Amerikalı bir subayı rehin alan devrimci gençlerin hikâyesini anlatan film politik tartışmalara da hedef oldu. Filmin bir başka özelliği de tiyatro kökenli genç oyuncularının çoğunun ilk defa bir sinema filminde yer almalarıydı.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!