Diyarbakır'da Cumhurbaşkanı izdihamı

Güncelleme Tarihi:

Diyarbakırda Cumhurbaşkanı izdihamı
Oluşturulma Tarihi: Aralık 31, 2010 15:34

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Diyarbakır'daki ikinci gününde de halktan büyük ilgi gördü.

Haberin Devamı

GÜL'E BÜYÜK İLGİ / FOTO GALERİ

Tarihi ve turistik yerleri gezip, sağanak yağmur altında yürüyen Gül, yaklaşık 700 metrelik mesafeyi gösterilen yoğun ilgi nedeniyle 30 dakikada yürüyebildi. Gül'ün üzerine gül ve karanfiller atıldı. Tarihi Ulu Camii önünde kurulan kürsüden yaklaşık 2000 kişiye hitaben kısa bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Gül, ‘Bin yıldır kardeşiz’ yazılı parkartı görünce, “Bizler binlerce yıl değil, yüzbinlyerce yıldır kardeşiz. Bu kardeşliği, bu dostluğu, ilelebet hep beraber sizlerle birlikte yaşatacağız. Bu memleket büyük bir memleket, bu memleketin farklılıkları hepimizin zenginliğidir. Burada yaşayan herkes Türkiye Cumhuriyetinin eşit vatandaşlarıdır. Hepimizin hak ve hukuku eşittir” dedi.

Geceyi Diyarbakır'da geçiren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ikinci gün temaslarına, Dedeman Oteli'nde kentteki sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle kahvaltı yaparak başladı. Basına kapalı kahvaltıya Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu, Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Raif Türk, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Alican Ebedinoğlu, Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Fahrettin Akyıl, Diyarbakır Barosu Başkanı Emin Aktar, KAMER Başkanı Nebahat Akkoç, katıldı.

‘DİL, ORTAK VE HAYATİ MESELE’

Cumhurbaşkanı Gül, sivil toplam örgütü temsilcilerine, “Samiyetinize güveniyorum. Herşeyi anlatabilirsiniz” dedi. Sivil toplum örgütü temsicileri, kahvaltıda Gül'e Kürtçe'nin resmi dil olarak kullanılması yönünde bir taleplerinin olmadığını belirterek, Kürtçe dili üzerindeki tüm yasakların kaldırılmasını istedi. BDP ve Demoktarik Toplum Kongresi’nin (DTK) gündeme getirdiği demokratik özerklik tartışmasının gölgesinde kalsa dahi dille ilgili taleplerinin ortak ve hayati bir mesele olduğunu ifade eden temsilciler, kamusal alan ve eğitimde de Kürtçe’nin kullanılması yönünde talepleri olduğunu dile getirdi.
Bölgede normal yaşamda iki dilin kullanıldığını belirten temsilciler, “Kamusul alanda vatandaşlarımız zorluk çekiyor. İnsanlar dertlerini kamusal alanda da Kürtçe anlatabilsin” dedi.

Sivil toplum örgütü temsilcilerini dinleyen Gül, “Sorumluluk sahibi kişilerden isteğimiz, taleplerini dile getirirken, toplumu gerecek söylemlerden kaçınmaları” dedi.
Bunun üzerine temsilciler, “Demokratik özeklik tartışılsa dahi bu tartışmalara tahammül gösterilmesinin önünü açabilirsiniz” dedi.

Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Fahrettin Akyıl, kahvaltının ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptıkları konuşmanın detaylarını anlattı. Çok samimi bir ortamda kahvaltı yaptıklarını belirten Akyıl, Gül'ün Diyarbakır halkından gördüğü ilgiden oldukça memnun kaldığını ilettiğini söyledi. Diyarbakır'da en önemli sorun olarak gördüğümüz eğitim ve işsizlik konusunda yaşanan sıkıntıları Cumhurbaşkanı Gül’e aktardığını ifade eden Akyıl, “Diyarbakır’a gelişi ile ilgili konuştuk. Bu ziyaretin çok önemli olduğunu söyledik. Demokrasi, insan hakları ile ilgili konuları konuştuk. Türkiye’nin resmi dili Türkçe olduğunu biz de söyledik. Silahların susması, bombaların durmazı lazım dedik. O da notunu aldı ve teşekkür etti” dedi.

Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanı Alican Ebedinoğlu da özellikle Kürt sorunu ve son süreçteki yansımalarını paylaştıklarını anlattı. Ebedinoğlu, şöyle dedi:
“Bölgenin sorunları, özellikle Kürt sorunu ve son süreçteki yansımaları Cumhurbaşkanı Gül ile konuştuk. Hükümetin açılımla ilgili ne şekilde bir politika yürüttüğü gibi konuları konuştuk. Diyarbakır ziyaretinin önemine değindik. Gül'ün Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaretinin halk tarafından çok olumlu karşılandığını bugüngük gazetelere de yansıdığını ilettim. 2 dilli yaşam ve demokratik özerklik konularını da konuştuk. Sayın Cumhurbaşkanımız da demokratik ortamda her şeyin tartışılması gerektiğini, ülkede daha aykırı görüşlerin olabileceğini söyledi. Demokraside şiddete dönüşmediği sürece her fikrin tartışılması gerektiğini bildirdi. Türkiye’nin homojon bir yapısı olduğunu ve ülkede sadece Kürtler’in yaşamadığını anlattı. Hem bölgenin, hem ülkenin gerçeğinin göz önünde bulundurularak tartışılması gerektiğini ifade etti. Bölge sorununun politik ve siyasi amaçla kullanılmaması talebinde bulundu. Bunu sağlayacak baş aktörlerin de bizim gibi iş ve esnaf temsilcileri olduğunu savundu. Çok olumlu bir görüşme olduğuna inanıyorum.”

BAYDEMİR TALİMAT VERDİ, KENT PIRIL PIRIL OLDU

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı BDP'li Osman Baydemir, talimat vererek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bugün ziyaret edeceği tarihi ve turistik alanlardaki tüm güzergahlarda temizlik yaptırdı, zabıta ekiplerini alarma geçirdi. Zabıta ekipleri Gül'ün geçeceği güzergahlarda polis ekipleriyle birlikte önlem alırken, temizlik ekipleri ise sabahın erken saatlerinden itibaren kentin her tarafında çöp topladı, Cumhurbaşkan’ının geçeceği güzergahlar tertemiz yapıldı.
Cumhurbaşkanı Gül'ün ziyaret edeceği tarihi ve turistik mekanların üzerlerinde keskin nişancılar dikkat çekti. Özel harekat timleri de tarihi Suriçi'ndeki surların üzerinde güvenlik önlemi aldı, dürbünle sürekli cadde ve sokakları kontrol altında tuttu.

GAZİ KÖŞKÜ TERASINDA ‘KIRKLAR DAĞI’ TÜRKÜSÜNÜ DİNLEDİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, gezisine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, AK Parti milletvekilleriyle birlikte, Mustafa Kemal Atatürk’ün Diyarbakır’a geldiğinde dinlenmek amacıyla kullandığı eski Mardin karayolu üzerinde bulunan, tarihi surlar, Dicle Nehri, tarihi Ongözlü Köprü ve türkülere konu olan Kırklar Dağı manzaralı Gazi Köşkü’nü ziyaret etti.

Gazi Köşkü’nü gezip objektiflere poz veren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, arkada kalan oğlu Mehmet Emre'yi, “Mehmet nerede? Onu da çağırın, kareye girsin” diyerek yanına çağırdı. Köşkün terasına çıkan Gül ve beraberindekilere Diyarbakırlı ünlü sanatçı Bedri Ayseli, ’Kırklar Dağı’nın Düzü’ isimli türküyü yüksek sesle okudu. Gül, türkünün sonunda Bedri Ayseli’ye teşekkür ederek, "Sesiniz çok güzel ve gür" dedi.

TARİHİ SURLARI CUMHURBAŞKANLIĞI HİMAYESİNE ALACAK

Sağnak yağış altında Diyarbakır’ı gezen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ikinci durağı ise 5 bin yıllık tarihi geçmişi bulunan Mardinkapı Semti’ndeki Keçi Burcu oldu. Keçi Burcu’nun özerine çıkarak Hevsel Bahçeleri ile tarihi Ongözlü Köprü’yü seyreden Gül, buradada surlarla birlikte objektiflere poz verdi. Keçi Burcu’nun altındaki eski manzeni de gezen Gül, burada yaptığı kısa konuşmada, Diyarbakır’ın bir açık hava müzesi niteliğini taşıdığını söyledi.
Diyarbakır’ın zengin bir tarihinin bulunduğuna kaydeden Gül, “Ahlat ve Divriği, buralarda Anadolu'nun gerçekten açık hava müzeleri şeklinde, çok değerli eserler var. Buraları Cumhurbaşkanlığı himayesine almıştık. Burayı da bütün bu surları da Cumhurbaşkanlığı himayesine alacağız. Aynı İstanbul’daki birçok tarihi mimari eserde olduğu gibi buranın da ‘UNESCO'nun Kültürel Miras listesine girmesi için hem teşebbüsleri yapın, hem de güzel hazırlıkları yapın’ diye talimatları verdim. Dolayısıyla, bugünlere kadar böyle gelen bu eserleri bundan sonra da bizim en iyi şekilde korumamız ve tüm insanlığa, herkese tanıtmamız gerekir. Diyarbakır aslında çok köklü bir turizm merkezi olacak bir şehirdir. İnanıyorum ki bunlar görüldükçe, tanındıkça yerli yabancı herkes buraya akın edecektir." diye konuştu.
Gül’ün bu sözlerini, gezisi boyunca kendisini yanlız bırakmayan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, coşkuyla alkışladı.

ALLAH SENİ BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN

Gül, Keçi Burcu’dan ayrılırken, çevrede toplanan ve “Diyarbakır seninle gurur duyuyor. Halkın Cumhurbaşkanı seni seviyoruz” diye bağıran vatandaşları selamladı, yanına gelen çocukları sevdi. Diyarbakır gezisi sırasında makam aracının camını açık tutup yol kenarlarında bulunan vatandaşları selamlayan Abdullah Gül, daha önce cezaevi, Adliye binası, Jandarma Komutanlığı binalarını bulunduğu tarihi İçkale'de de incelemelerde bulundu.
İçkale çıkışında yoğun yağmur nedeniyle oluşan su birikintilerinden geçmek için Gül ve beraberindekiler yoğun çaba sarf etti.

Gül, daha sonra 46 sahabinin mezarlarının bulunduğu Hz. Süleyman Camii’nin restorasyon çalışmalarını inceledi. Gül, cami çıkışında kendisine seslenen vatandaşların yanına giderek, “Nasılsınız, iyi misiniz?” diyerek hatırlarını sordu. Bir vatandaş ise “Sayın Cumhurbaşkanım Allah seni başımızdan eksik etmesin” diyerek karşılık verdi. Gül, 80 yaşlarındaki bir kişinin elini öpmesine izin vermedi.

YAĞMUR ALTINDA YÜRÜDÜ İZDİHAM YAŞANDI

Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra vatandaşların sevgi gösterileri arasında Dağkapı Semti’nde bulunan Nebi Camii’nde Cuma namazını kıldı.
Namazın ardından Gül’ün Gazi Caddesi üzerinde sağanak yağmur altında yaklaşık 700 metre mesafedeki tarihi Hasanpaşa Hanı’na yürüyüşünde izdiham yaşandı. Boynuna yeşil- kırmızı renkli Diyarbakırspor atkısı takılan Gül’e yürüyüş boyunca vatandaşlar büyük sevgi gösterisinde bulunup, üzerine gül ve karanfilller attı. Vatandaşlar, ‘Diyarbakır seninle gurur duyuyor’ sloganları atarken, Gül, vatandaşları selamladı.

Gül, yaklaşık 700 metrelik mesafeyi, çok yoğun ilgi nedeniyle ancak 30 dakikada yürüyebildikten sonra tarihi Hasanpaşa Hanı’na girdi. Handa tatlı ikram edilen Gül, bir süre vatandaşlarn ve esnafla sohbet etti.

Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra tarihi Ulu Camii önünde kurulan kürsüden toplanan yaklaşık 2000 kişiye hitaben kısa bir konuşma yaptı. ‘Bin yıldır kardeşiz’ yazılı parkartı gören Gül, “Bizler binlerce yıl değil, yüzbinlyerce yıldır kardeşiz” dedi.

‘Diyarbakır seninle gurur duyuyor’ sloganı üzerine Gül, “Ben de sizlerle gurur duyuyorum” diyerek, şöyle devam etti:
“Bu şehrin bana gösterdiği sevgi saygı için herkese teşekkür ediyorum. Bu kardeşliği, bu dostluğu, ilelebet hep beraber sizlerle birlikte yaşatacağız. Bu memleket büyük bir memleket, bu memleketin farklılıkları hepimizin zenginliğidir. Burada yaşayan herkes Türkiye Cumhuriyetinin eşit vatandaşlarıdır. Hepimizin hak ve hukuku eşittir. Bu ülkeyi topyekün kalkındırmak herkese iş güç bulmak ve herkesi mutlu, özgür hür yapmak için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz.”

TRT ŞEŞ'E KONUŞTU

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tadilat yapılan tarihi Ulu Camii'yi gezdikten sonra Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi’ni ziyaret etti. Ziyaret sırasında İl Kültür ve Turizm Müdürü Tevfik Arıtürk, Gül’e müze hakkında bilgi verdi.

Gül, daha sonra müzenin önünden TRT’nin Kürtçe yayın yapan kanalı TRT Şeş’te canlı yayınlanan Türkçe ‘Gündem’ anlamına gelen ‘Rojev’ adlı programa katılıp, açıklamalarda bulundu. Gül, yayında Diyarbakır gezisiyle ilgili değerlendirmelerde bulunup, “Bütün vatandaşlarımı buradan içtenlikle muhabbetle kucaklıyorum” dedi. Gül, yayında Diyarbakır’ın tarihi boyunca çok önemli bir merkez olduğunu söyledi. Gül, kanalı kendisininde zaman zaman izlediğini, buradaki türküleri beğenerek dinlediğıini söyledi. Gül’ün konuşmaları Kürtçe'ye tercüme edildi.

İHD, MEKTUP VERDİ

DİYARBAKIR’da temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e İHD Diyarbakır Şubesi tarafından, içerisinde terör örgütü PKK’nın gizli sivil yapılanması Kürdistan Topluluklar Birliği/ Türkiye Meclisi (KCK/TM) soruşturmasında tutuklanan belediye başkanları ile cezaevindeki hasta tutukluların durumunu anlatan bir mektup ve bir de dosya verildi.

İHD Diyarbakır Şubesi tarafından bugün yapılan yazılı bir açıklama ile duyurulan mektup ve dosya ile ilgili yemek sonrası Cumhurbaşkanı Gül’ün dosya ile yakından ilgileneceği sözü verdiği belirtildi.

İHD ayrıca , Gül’e sunduğu hak ihlalleri dosyasının yanında bölgede yaşanan hak ihlallerinin kısa başlıklar altında aktarıldığı ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin önerilerin yer aldığı bir de mektup verdiği de öğrenildi. Cezaevlerinde halen 104 ağır hastanın bulunduğu belirtilen mektupta, bunlardan 15’inin ölüm sınırında olduğu ve bir an önce tahliye edilmesi gerektiği bilgisi yeraldı. Adli Tıp Kurumu’nun bu tahliyelerin önünde büyük engel teşkil ettiği ileri sürülen mektupta, bu kurumun acilen yapılandırılması ve yetkilerinin gözden geçirilmesi istenerek, "Sayın makamınızdan, bu ağır hasta mahpusların en azından ailelerinin yanında ’huzurlu bir ölüm hakkının’ sağlanması hususunda katkılarınızı sunmanızı dileriz" denildi.

Kamuoyunda KCK/TM davası olarak bilinen Kürt siyasetçi, belediye başkanları ve insan hakları savunucularının da olduğu bin 800’ü aşkın insanın yaklaşık 2 yıldır tutuklu bulunduğu ifade edilen mektupta, şu bilgilere yer verildi:
“Yargının keyfi ve ayırımcı tutumu muhaliflere yönelik bir ’işkenceye’ dönüşmüş durumdadır. Tamamen demokratik, meşru ve yasal zeminde mücadele edenler, keyfi bir biçimde tutuklanmakta, haklarında yüksek cezalar istemi ile davalar açılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21’nci yüzyılda söz konusu Kürtler olduğunda maalesef hala yargı siyasal kararlar almaya devam etmekte ve yargı eliyle toplumsal muhalefet bastırılmaya çalışılmaktadır. Halen yürürlükte olan TCK’nın 220/6, 220/8 ve 314/2. maddeleri gibi bazı maddeler muğlak ifadelerle hakime geniş takdir yetkisi vermektedir. Bir basın açıklamasına dahi katılan veya bir konuda görüşünü ifade eden kişilere ’Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ suçlamasıyla çok rahat bir şekilde 11 yıla varan cezalar verilebilmektedir. Bu konuda Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri’nin tutumu, Sıkıyönetim Mahkemeleri’ni aratır niteliktedir. İfade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki yasal engellerin ve Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri’nin kaldırılması gerekmektedir.”
İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Muharrem Erbey başta olmak üzere çok sayıda yönetici ve üyelerinin cezaevinde olduğu hatırlatılan mektupta, anadil önündeki tüm yasal engellerin kaldırılarak, uluslararası normlar çerçevesinde yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade edildi.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!