Münevver'in annesinden Cem'in annesine tepki

Güncelleme Tarihi:

Münevverin annesinden Cemin annesine tepki
Oluşturulma Tarihi: Nisan 30, 2010 11:39

Münevver Karabulut cinayetine ilişkin, Cem Garipoğlu, babası Mehmet Nida Garipoğlu ve annesi Tülay Makbule Garipoğlu'nun da aralarında bulunduğu 7 sanığın yargılandığı davanın 2. duruşmasına başlandı.

Haberin Devamı

MÜNEVVER'İN ANNESİ CEM'İN ANNESİNE TEPKİ GÖSTERDİ

 

Başı kesilerek öldürüldükten sonra cesedi Etiler'de bir çöp konteynerine atılan Münevver Karabulut cinayeti duruşmasına devam ediliyor.

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanıklar Habib Kurt, Mehmet Karakayalı, Ahmet Batur ile tutuksuz sanıklar Tülay Makbule Garipoğlu ve Hayyam Garipoğlu katıldı. Davada Münevver Karabulut’un annesi Nagihan ve babası Süreyya Karabulut hazır bulundu. Duruşmada, Hayyam Garipoğlu ile Tülay Makbule Garipoğlu’nun kimlik tespiti yapıldı.

'ŞOFÖRÜMÜN SÖZLERİ YÜZÜNDEN BURDAYIM'

Savunmasını yapmaya başlayan Hayyam Garipoğlu, Cem Garipoğlu’nun kaçırılmasına ve saklanmasında hiçbir kabahatinin olmadığını söyledi. Hayyam Garipoğlu şunları söyledi:

''Ben gerek adliye gerek emniyette vermiş olduğum ifadelerimi tekrarlıyorum, yeğenim Cem Garipoğlu’ndan haberim yoktu. Biz hukukçu bir aileden geliyoruz haberim olsaydı söylerdim. Olayın olduğu gece saat 03.00-04.00 gibi kız kardeşim Handan Güleç’in beni aramasıyla haberdar oldum. Biran önce teslim olması için elimden geleni yapıp adalete emniyete yardım ettim. Sadece şoförüm Ahmet Batur’un sözlerinden dolayı buradayım, Benim arabam yok, şirketimizin 400 aracı var. Ahmet Batur’un söylediği Passat markalı aracımızdan da 10-15 tane var şirketimizde. Ya yanlış gördü ya da ticari rakiplerimiz var, o yüzden bunları söylüyor.''

'BU DAVADA ADIMIN GEÇİYOR OLMASI BİLE ÇOK ÜZÜCÜ'

Bu davada adının bile geçiyor olmasının çok üzücü olduğunu belirten Hayyam Garipoğlu, Mahkeme Başkanı Mevlüt Bayraktar’ın “Arabayı kim kullanırdı?” sorusuna “Şoförüm”yanıtını verdi.

Garipoğlu, saat 23.00 sıralarında kardeşi Nida Garipoğlunun kendisini arayarak ‘Evde misin?’ diye sorduğunu belirterek, “'Evdeyim' dedim. Daha sonra ben Nida’yı aradım telefonu kapalıydı. İki telefonu olduğu için diğer numarasından da aradım o da kapalıydı. Sonra şoförümüz Ahmet Batur’u aradım. ‘Nida seninle mi’ diye sordum o da bana ‘Yok benimle değil’ dedi. Nasılsa beni arar, diye kardeşimden telefon bekledim. Bize kız kardeşim Handan Güleç ve eşi Selçuk Güleç geldi onlara da Nida’ya ulaşamadığımı söyledim, Handan ve Selçuk Bahçeşehir’e gittiler evin önünü çok kalabalık görünce geriye döndüler. Bu davada adımın bile geçiyor olması bile çok üzücü. Ben Cem’in teslimi için emniyetle çalışan kişiyim, Cezaevi müdürlüğünden izin alıp Cem’in babasıyla cezaevinde görüştüm, Cem’in nerede saklandığını bilseydim söylerdim” dedi.

'CEM’İN YAKALANMASI İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPTIM'

Karabulut ailesinin avukatı Rezzan Epözdemir, “Kızkardeşin Handan ile internet üzerinden görüştünüz mü?” sorusuna Hayyam Garipoğlu, “Evet kız kardeşim Handan ile internet üzerinden görüştük, Adli Tıp ile ilgili konuştuk” yanıtını verdi. Hayyam Garipoğlu “Adli Tıp raporu bana geldi, rapordaki konuşmalar bilmece gibiydi, Kızkardeşime dedim ki ‘Avukatımız Ferdi, Adli Tıp’a gitsin bu rapor nedir öğrensin’ dedim. Sonra bir uzmana gösterdik mütaala yaptık. Cem’in yakalanması için elimden geleni yaptım, yerini ben bilmem babası bilir” diye konuştu.

DUVAR VE SÜPÜRGELİKTEKİ LEKELERİ BEN SİLMEDİM

13 aydır firarda olan ve geçtiğimiz günlerde İstanbul’a gelen anne Tülay Makbule Garipoğlu, “Verdiğim bütün ifadelerimi doğruluyorum, suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum” dedi. Mahkeme Başkanı'nın “Kan lekelerini gördün mü?” sorusuna ise Makbule Garipoğlu, şunları söyledi:

“Benim gördüğüm leke duvarla süpürgelik arasındaydı. 'Oraya ne sıçrayabilir' dedim. Kesinlikle silmedim, zaten silinmişti her yer kan, her yer kan. Ben bilsem telaşlanmaz mıydım? Cem’in kızkardeşinin öğretmeni de ifadesinde söylüyor, ‘Kapıdan itibaren kan yoktu’ diyor. Kızımın öğretmeni ve kızım 3. kata ders çalışmak için çıktıklarında ben de ‘Ses yapar’ diye küçük kızımı alarak orta kattaki yatak odasına gittim. Uzun uzun telefon görüşmeleri yaptım. Kayınvalidem bir gün sonra ameliyat olacaktı diye görümcemi aradım, ‘Ben yanında refakatçı olarak kalırım’ dedim. Kan lekelerini temizlemem imkansız. Bir elimde telefonla mı temizleyeceğim?”.

Bir ara Cem’i telefonla aradım nerede olduğunu sordum bana ‘Dışarıdayım’ dedi. O da bana nerede olduğumu sordu. Ben de ona kızkardeşiyle birlikte dışarıda olduğumu söyledim. Daha sonra eve geldim. Eve girerken Cem’e hiç bakmadım, Cem de hiç ses vermedi. Daha sonra Cem’i oturma odasının kapısının önünde gördüm. Lekeleri gördükten sonra babası Nida’ya, Cem’in içki içmiş olabileceğini söyledim. Daha sonra oğlum Cem ve eşim Nida birlikte dışarıya çıktılar, 10 dakika sonra polisler geldi. Büyük oğlumu sordular bana ‘O yurt dışında’ dedim. Sonra ‘Evde kim var?’ diye sordular. ‘Kızlarım var’ dedim, cinayet masasından geldiklerini söylediler, onlara ‘Neden geldiniz?’ diye sordum. Bodrum katına eşime yemek hazırlamaya gittiğimde orada hiçbir bıçak göremedim, polisler beni orta kata oturttular ‘Önemli bir şey olmasa’ gelmezdik dediler. ‘Biri mi öldü?’ dedim söylemediler. Polisler testereyi bulduklarını söylediler.”

Tülay Makbule Garipoğlu, Karabulut ailesinin avukatı Rezzan Epözdemir’in “Münevver’in telefonunu ve ucu tırtıklı bıçağı gördün mü?” sorusunu “Hayır” diye cevapladı. Mahkeme başkanının “Daha önce Cem’in tırtıklı bir bıçağı olduğunu ve bu bıçağın evin temizliğine gelen Şennur Kasa tarafından söylenmiş miydi?” sorusuna ise Tülay Makbule Garipoğlu, “Oğlumun bilgisayar masasında ve elbiselerin arasında böyle bir şey görmedim” yanıtını verdi.

'CEM ÇOK DURGUNDU'

Tülay Makbule Garipoğlu’nun ifadesine devam edilirken Avukat Rezzan Epözdemir, “Cem sarhoş muydu? Votka bardağı var mıydı? Cem’in içkili olduğunu nereden biliyorsun?” sorularına Tülay Makbule Garipoğlu, “Cemin ağzında koku yoktu ama çok durgundu. Ağzından koku gelmedi. Mutfakta votka bardağının olduğuna dikkat etmedim. Evde daha önce de kurusıkı tabanca ve testere olduğunu bilmiyordum” dedi. Avukat Hepözdemir “Pasaportlarınız nerede duruyor?” sorusu üzerine ise Tülay Makbule Garipoğlu, “Hep aynı yerde, yatak odasında duruyor” dedi.

Mahkeme Başkanı Bayraktar’ın “En son yurt dışına ne zaman gittiniz?” sorusuna Tülay Makbule Garipoğlu, “Kızlarımı okula gönderemiyordum çok sıkıntıdaydım. Ben de kızlarımı uzaklaştırayım dedim Rusya’ya gittik olaydan 30 gün sonra bizi tekrar çağırdılar. 'Cem nerede?' diye sordular, bilmediğimi söyledim 20 günlük vize alabildiğimiz için Rusya’dan sonra Amerika’ya gittik. 40 gün burada kaldık. Şimdi de duruşma için geldim bir şeylerle uğraşmamız lazımdı yoksa ben çıldırırdım. Kuru sıkı tabancayı da polisler söyledi” yanıtını verdi.

"NEDEN AĞLIYORSUN? BENİM AĞLAMAM LAZIM"

Tülay Garipoğlu duruşmaya öğlen arası verildiği sırada gözyaşlarına boğuldu. Hıçkırarak ağlayan Tülay Makbule Garipoğlu'na Münevver Karabulut'un annesi Nagehan Karabulut, "Neden ağlıyorsun, benim ağlamam lazım" diye bağırdı.

 

Haberin Devamı

CEM REVİRE GİTMEK İSTEDİ 

 

Bu arada Cem Garipoğlu duruşmaya geç geldi. Garipoğlu, sabah Silivri Cezaevi'nde karın ağrısı sebebiyle revire gittiğini söyledi. Karın ağrısı şikayetinin devam ettiğini belirten Cem Garipoğlu revire gitmek istediğini ifade etti. Rahatsızlığını söyleyen Cem, Adli Tabip'e gönderildi.

 

CEM GARİPOĞLU'NUN 24 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

 

İddianamede Cem Garipoğlu'nun cinayeti tasarlayarak, kendini savunamayacak olan Münevver Karabulut'u canavarca bir hisle ve eziyet çektirerek öldürdüğü öne sürülmüştü. Cem Garipoğlu için 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

 

BABANIN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPSİ İSTENİYOR

 

Cem'in babası Mehmet Nida Garipoğlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

 

Haberin Devamı

Cem'in annesi Tülay Makbule Garipoğlu ise suç delilleri yok etmek, gizlemek ve değiştirmek ile yardım etmekle suçlanmıştı. Tülay Makbule Garipoğlu için 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istendi. Cem'in amcası Hayyam Garipoğlu hakkında da suçluyu kayırmaktan aynı ceza istenmişti.

 

AVUKATTAN AÇIKLAMA


Münevver Karabulut cinayeti davasının öğle arasında Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir basın açıklaması yaptı.

Epözdemir, Cem Garipoğlu'nun annesi Tülay Makbule Garipoğlu'nun mahkemede verdiği ifadesiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Tülay Makbule Garipoğlu'nun ifadesinin çelişkilerle olduğunu söyleyen Epözdemir, "Akşama doğru projeksiyonla sunum yapacağız. Eylemin tek başına işlenemeyeceğini, suç delillerinin tek başına gizlenemeyeceğini ortaya koyacağız. Bütün bunlar hayatın akışına ve mantık kurallarına aykırı. Sanık Tülay Makbule Garipoğlu, hiç kan görmediğini iddia ediyor. Kusmuğa benzer şeyler gördüğünü ifade ediyor. Başlangıçtan beri bütün süjelere ezberletilen bir kurgu var. Yargılamanın her safhasında bu kurguyu anlatıyorlar" diye konuştu. Epözdemir, Makbule Garipoğlu'nun ifadesiyle ilgili, "Çelişkisiz ifade görmedim. 'Ben 09.00 sularında pijama vardı üzerinde, öyle gördüm Cem Garipoğlu'nu' diyor, inanılır gibi değil. 19.00'da geliyorsun, 21.00'a kadar aynı havayı teneffüs ettiğin kendi oğlunu görmüyorsun" diyerek, Garipoğlu'na tepki gösterdi.

 

"Buna heyetin de inanmasını beklemiyorlar herhalde" diye konuşan Epözdemir, cinayet sonrası, cinayetin işlendiği yerde 6 litre kan olduğunu, buna rağmen anne Garipn "hikayeler anlatmaya devam ettiğini" söyledi. Cinayette kullanılan bıçak, testere ve daha sonra bulunan silahın nerede olduğuna dair Garipoğlu'nun malumatı olmadığını da aktaran avukat Epözdemir, "Talebiniz ne olacak?" sorusuna ise, "Bizim takebimiz tabiki var. Şoför Ahmet Batur ve iki genel müdür tutuklu değil mi? Delil durumu aynı, isnat edilen suç aynı, alt sınır, üst sınır aynı bu durumda tutuklamanın amacı nedir? Ceza değil, güvebnlik tedbiri. Suç delillerini gizleme ihtimali varsa, bunu engellemektir. Tutuklamanın hedefi buysa, Hayyam Garipoğlu ile Makbule Garipoğlu daha ehildir suç delillerini gizlemeye. Şoför Ahmet Batur'u tutukluyoruz. Hayyam ve Tülay Makbule Garipoğlu dışarıda bunu anlamak mümkün değil" diye konuştu.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!