MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli grupta konuştu. İşte konuşmasından satır başları:
- Soydaşlarımızın, aziz milletimizin Avrupa’daki temsilcileri olarak, anavatanlarından uzakta verdikleri imtihanın farkındayız.
- Özellikle Avrupalıların ön yargılarını düzeltmelerinde, Türk milletinin temsilcisi olarak onlara büyük bir sorumluluk düştüğünün şuurundayız.
- Elbette ki yabancı ellerde, kültür ve değerleri koruyarak yaşayabilmenin zorlukları vardır. Bize düşende bunun için yardımcı ve destek olmaktır. Yaptıkları katkıları yok sayarak, kimlik bunalımına düşmemek için direnen ailelerin mücadelesi, Avrupa Türklüğünün yeterince birlik olamaması, ülkelerdeki ekonomik kriz nedeniyle çektikleri maddi sıkıntılar gibi konular başlıca sorunlarıdır.
- TBMM’de grubu bulunan bir siyasi parti olarak, yerinde tespit ettiğimiz sorunları meclis zemininde dile getirip, çözümü konusunda takipçisi olmak zorundayız. Bu gönül bağımızın bir görevi değil, milli kimliği yaşatmak için ülkemizde görmediğimiz kadar bir mücadele verenler içindir.
KARA SAYFA OLARAK TARİHE GEÇTİ
- Türkiye’nin çok ağır krizlerle boğuştuğu bu ortamda, TBMM’nin Başbakan’ın inadı uğruna, mayın yasasıyla kilitlenmesi AKP’nin kara sayfalarından biri olarak tarihe geçmiştir.
- Yasanın AKP’nin zihniyetinin kurguladığı şekil ve yöntemle çıkmaması için yaklaşık 1 aydır demokrasi mücadelesi veren milletvekillerini ve toplumu uyandıran medyayı kutluyorum. Bu konudaki görüşlerimizi 26 Mayıs’taki grup toplantıda açıklamıştım. Bundan duyduğumuz kuşkuyu açıkça belirtmiştim.
- Eğer yasa AKP’nin önerdiği şekilde çıkarsa, arazilerin 44 yıllığına İsrail’e geçmesi kaygımızı dile getirmiştik.
- Başbakan’ın Temmuz ayında da çalışma zorunda kalacağına dair şantajları milletvekillerinin yaz tatili Suriye ile aramızda olan sınıra feda edilmiştir ve bu lekede tarihin affetmeyeceği bir safha olarak TBMM tutanaklarına kayıt altına alınmıştır.
BAŞBAKAN KONUŞTUKÇA BATMAKTADIR
Baskı ve tehditle çıkan yasaya rağmen, başbakan hala üzerine yapışmış İsrail’le işbirliği etiketini çıkarmaya çalışmakta, konuştukça batmaktadır.
Bir ülkenin başka ülkelerle, milli menfaatleri doğrultusunda anlaşmalar yapması elbette vazgeçilmezdir. Bizim eleştirdiğimiz nokta, imzalanmış bir anlaşma metni değildir.
Eleştirimizin konusu Başbakan’ın aralarında İsrail’de olabileceği firmalara, birilerine söz verilmiş olduğu yönündedir.
Bu hezeyanları mayın temizleme yasasının arkasında, bu işi Davos şovunun bedeli olarak İsrail’e feda edilmesi gidermeye yetmeyecektir.
BİZ SİZİN KİM OLDUĞUNUZU ÖĞRENDİK
Biz Başbakan Erdoğan’ın geçmişteki tutumunu iyi biliriz. Teslimiyet üzerine kurulu zihniyetinin nasıl tavizlere zorlandığının farkındayız. Biz sizin kim olduğunuzu öğrendik. Bu açıdan kendinizi bize anlatarak vakit kaybetmeyiniz. Siz kendi partinizin milletvekillerini ikna edin.
Siz ne halka ihanet kelimesini ağzınıza alabiliyorsunuz diye soran başbakan’a burada hatırlatmak isteriz. Bir siyasetçi için en hazin tecelli, vatan sevgisinin bizzat kendi geçmişi siyasi siciliyle sorgulanıyor olmasıdır. Türkiye’nin onurunu korumak, milli birliğine sahip çıkmak vatanseverliğin değişmez ölçüleridir. Bu konuda Başbakan’a vatan sevgisini ölçmek için, Erivan açılımına bakmasını, Barzani’yle başlattığı Erbil Açılımını hatırlamasını ve etnik sorunda siyasi çözümün ne anlama geldiğini düşünmesini tavsiye ederim.
Irak’ta kan dökülmeye devam etmekte, Pakistan bölünmenin eşiğine gelmekte, Filistin’de sıcak çatışmalar devam etmektedir. ABD’nin bu konularda köklü ve ciddi bir adım atacağına dair sözden öte bir işaret alınmamıştır. Son olarak Obama’nın Mısır ziyaretinde, dini metinlere referans yapan konuşması, yeni ABD stratejilerinin beklentileri konusunda kuşkularımızı artırmıştır.
Geçtiğimiz 30 gün içinde 15 şehit verildi. Bölücülüğü meşrulaştırmak için siyasal partilere buradan hatırlatıyorum. Anayasa’nın değiştirilemeyecek 3. maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde, etnik azınlıklar yaratmaya çalışmak mümkün değildir. Bu suça yeltenenleri, devletin bağımsızlığına aykırı fiillerin odağı olmamaları için uyarıyorum.
Buna uyup uymamak, bu aşamadan sonra kendilerinin bileceği iştir. MHP ve Türk milliyetçileri Türkiye’nin içten çözülmesini ve Türkiye’nin üniter yapısının tavsiyesini öngören bu sürecin hiçbir şekilde parçası olmayacak, sonuna kadar direnecektir.