İşte Veli Küçük'ün tam ifadesi - Hürriyet
Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
22 Ekim 2014 Çarşamba 16:53

 ADnet  
Reklam için
ÜYE GİRİŞİ / ÜYE OL
BENİM SAYFAM
GÜNDEM
EKONOMİ
MAGAZİN
SPOR
DÜNYA
PLANET
EKONET
PİYASANET
IMKB 82406
DOLAR 1.7690
EURO 2.3580
€ / $ 1.3343
SAĞLIK
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR SANAT
SİNEMA
ASTROLOJİ
TV REHBERİ
EN İYİ ON
YAZARKAFE
SERVİSLER
BİLGİ YARIŞMASI
ANKETLER
AT YARIŞI SONUÇLARI
İDDAA PROGRAMI
CANLI MAÇ SONUÇLARI
MIND
CANLI MAÇ ANLATIMI
BENİM SAYFAM
BUMERANG
HÜRLİST
SOSYAL İLANLAR
HABER ALARMI
EKRAN KORUYUCU
OYUN
YENİBİRİŞ
HÜRRİYET EMLAK
HÜRRİYET OTO
HÜRRİYET EĞİTİM
HÜRRİYET KAMPÜS
GAZETE SERİ İLANLAR
HÜRRİYET KIYASLA
YAKALA.CO
HÜRRİYET AİLE
TİPEEZ
vimjo alışveriş
SAYISAL LOTO 31/12/2011
2 - 8 - 25 - 27 - 30 - 47
ŞANS TOPU 12/02/2013
4 - 5 - 14 - 18 - 30 - 3
SÜPER LOTO 20/12/2012
19 - 23 - 26 - 28 - 36 - 49
>> On Numara Sonuçları
ANA SAYFAM YAP
FAVORİLERİME EKLE
GAZETE-BÖLGE EKLERİ
KELEBEK
CUMA
CUMARTESİ
PAZAR
SEYAHAT
OTO YAŞAM
HÜRRİYET IK
ANKARA
EGE
KURUMSAL
HÜRRİYET KURUMSAL
İNTERNET GRUBU
REKLAM
BİZE ULAŞIN
KÜNYE / İLETİŞİM
UNICEF Kartları ve Hediyelikler
Tüm Gündem Haberlerini Okumak İçin
Önceki Haber     Sonraki Haber

İşte Veli Küçük'ün tam ifadesi

15 Aralık 2008
A.A/DHA
“Ergenekon” davasının 26. duruşmasında, tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük savunmasını yaptı. İşte o ifadenin tam metni.

“Ergenekon” davasının  26'ncı duruşmasında savunmasını yapan tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli  Küçük, “Devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim” dedi.

 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları  Yerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın 26'ncı duruşmasında, Mahkeme Heyeti  Başkanı Köksal Şengün tarafından savunmasını yapacağı kürsüye çağrılan Veli Küçük'e yasal hakları hatırlatıldı.

 

Daha sonra savunmasına başlayan Veli Küçük, uzun zamandan beri planlı bir  şekilde üzerine gelindiğini ve bu planın icra safhasına konulması sonucu  gözaltına alındığını söyledi.

 

Küçük, gözaltına alınmadan bir gece önce rahatsızlığı nedeniyle geceyi  hastanede geçirdiğini, ertesi gün de hastaneye gitmesi gerekirken emniyete  götürülmesine itiraz dahi etmediğini anlattı.

 

Küçük, “Çünkü hayatım boyunca hiç hata yapmadım, yasaların dışına  çıkmadım. 'Veli Küçük korktu' dememeleri için hastalığımı sakladım. Ancak  devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim” diye konuştu.

 

“Evinde arama yapılırken, cezaevi firarisi ya da PKK'lı militanlar  aranıyormuş gibi evinin kuşatıldığını” ileri süren Küçük, bu görüntülerle  polisin darbe yaptığının düşünülebileceğini savundu.

 

Gözaltına alındığını ilgili askeri birime bildirdiğini, ancak bunun  “yardım isteniyormuş” şeklinde kamuoyuna yansıtıldığını dile getiren Küçük,  kimseden yardım istemediğini, yardıma da ihtiyacı olmadığını belirtti.

 

Bu olayın kendisini topluma tanıtması açısından bir fırsat olduğunu dile  getiren Küçük, “iddianamenin yüce Türk milletine karşı hazırlandığını” öne  sürdü.

“İddianamede 'terör örgütü' deyiminin, Türk'ün Kabe'si olan Ergenekon  ile birlikte kullanıldığını” ifade eden Küçük, “İki kelimeyi birlikte  kullanmasının kendisinin ayıbı olmadığını, bu yüzden de yüce Türk milletinden  özür dilediğini” söyledi.

 

Küçük, “iddianame ile Atatürk'ün Cumhuriyeti'nin yargılanmak  istendiğini, rejimin, dinin değiştirilmek istendiğini” savundu.

 

“Ergenekon  Davası” kapsamında yargılanan tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük,  iddianamede Susurluk Araştırma Komisyonu'na ifade vermek üzere gitmediği yönünde  iddialar bulunduğunu belirterek, “Susurluk Araştırma Komisyonu'na çağrılmadım”  dedi.

 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasına devam eden  tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, “Sizlere sanal Veli Küçük'ü  değil, gerçek Veli Küçük'ü anlatacağım ve hakkımdaki trajikomik iddialara cevap  vereceğim” dedi.

 

Meslek hayatı boyunca 19 atama geçirdiğini, 6 yıl sınırda, 8 yıl şark görevinde bulunduğunu, toplam 16 yılının sınır bölgelerinde geçtiğini anlatan  Küçük, görev süresi boyunca övünülecek başarılar elde ettiğini söyledi.

 

Meslek yaşantısına ilişkin bilgiler veren Küçük, “Mensubu olmaktan gurur duyduğum peygamber ocağı Türk Silahlı Kuvvetleri'nden 8 yıl önce emekli oldum”  dedi.

 

Emekli olduktan sonra, terör örgütlerinin hedefinde bulunması ve  Bilecik'teki köyüne yaptırdığı evi dışında başka bir evininin olmaması nedeniyle  bir süre lojmanda kaldığını kaydeden Küçük, lojmandan, belirlenen süre dolduğu  için diğer personelle birlikte ayrıldığını kaydetti.

 

Küçük, “gayriyasal davranışları nedeniyle lojmandan çıkarıldığı ya da bu  konuda kendisine uyarılarda bulunulduğu yönündeki iddiaların doğru olmadığını”  ileri sürdü.

 

“VELİ KÜÇÜK OLMAK ÇOK ZOR”

 

Bazı özel nedenlerden İstanbul'da kalması gerektiğinden, lojmandan  ayrıldıktan sonra ev kiraladığını belirten Küçük, “Sayın Başkanım; Veli Küçük  olmak çok zor. Arkasında 4 korumayla dolaşan Veli Küçük'ü gördüklerinde insanlar  evlerini kiralamak istemiyorlar. Tabii haklılar. Emlakçi ile anlaşıyorsunuz, ev  sahibi sizi görünce kiralamaktan vazgeçiyor. En sonunda yol seviyesinin altında,  perdeleri hiç açılmayan bir ev kiraladım” diye konuştu.

Daha sonra ilgilendiği işlerle ilgili bilgi veren Veli Küçük, önce Seyfi  Çapan'ın aracılığıyla bir şirkette çalıştığını, buradan ayrıldıktan sonra da  İlhan Yazgan ve eski emniyet müdürü Nihat Kubuş'un teklifleri üzerine, Erol  Çakır'ın da dahil olmasıyla bir güvenlik şirketi kurduklarını anlattı.

Bilecik'teki köyünde kalmadığı zamanlarda özellikle Türk dünyası ile  ilgili çalışmalara katıldığını, buralarda zaman zaman konuşmalar yaptığını  söyleyen Küçük, “Doğu sorunu” ile ilgili yaptığı konuşmanın metnini avukatının  mahkemeye sunacağını ifade etti. Bu konuşmasında, “Kürt ve Türk'ün kardeş  olduğunu, Doğu sorununun Kürt sorunu olmadığını” anlattığını kaydeden Küçük,  Kinsay Kartal'ın risalelerini ve Mehmet Şükrü Sekman'ın Kürt sorunu ile ilgili  kitaplarını kendi imkanlarıyla çoğaltarak bölgede dağıttığını anlattı.

“Doğu sorununun bir Kürt sorunu değil, Ermeni sorunu olduğunu  anlattığını” söyleyen Küçük, “Bunlar bazılarının hoşuna gitmedi ve buradayım”  dedi.

Ermenilere zulüm yaptığı iddiasıyla yargılanarak idam edilen Boğazlıyan  Kaymakamı Kemal Bey'in bir heykelinin yapılması çalışmalarına katıldığını, bu  heykelin KKTC'nin Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından açıldığını, hatta  Kaymakam Kemal Bey asıldığı sırada 4 yaşında olan kızı Müşerref Hanım'ın da  törene gelmesini sağladığını anlatan Küçük, “Bunların hepsi görünmeyen, biriken  suçlarım oldu” diye konuştu.

Emekli olduktan sonra 8 yıl boyunca katıldığı etkinlikler konusunda bilgi  veren Küçük, sadece avcılar ve atıcılar derneğine üye olduğunu, ayrıca  uluslararası olarak da Dünya Azerileri Kongresi üyesi olduğunu kaydetti. Bu  kongrenin Almanya'da yapılan toplantılarına zaman zaman katıldığını, son  toplantıda başkan seçildiğini ifade eden Küçük, “Kongrenin Türkiye'den katılan  tek üyesi olmam nedeniyle başkanlık yapmamda güçlükler yaşanabileceğini  düşünerek, bu görevi Londra Üniversitesi'nde çalışan Profesör Gulam Rıza Sabri  Tebrizi'ye devrettim. Bu isim bile iddianamede şifre olarak kabul edildi”  ifadesini kullandı.

Hayatı boyunca gayriyasal hiçbir eylemde bulunmadığını savunan Veli  Küçük, hakkında basında yer alan bazı haberlerden örnekler vererek eleştirilerde  bulundu.

 

FAİLİ MEÇHUL CİNAYET İDDİALARI

 

Kocaeli'de faili meçhul cinayetler meydana geldiği yönünde basında sık  sık haber yapıldığını anımsatan Veli Küçük, şunları söyledi:

“Benim bölgemde faili meçhul olmaz. Ben ortaya çıkartırım. Benim  avukatım da görev yaptığım süre içinde faili meçhul cinayet olup olmadığının  araştırılması için mahkemeye dilekçe verdi. Bu, ertesi gün basında 'mahkeme faili  meçhulleri araştırıyor' diye çıktı. Ama benim avukatımın bu konuda dilekçe  verdiği yazılmadı. Öyle komik şeyler oldu ki bir defterime not aldığım turşu  yapımı ile ilgili tarif, bomba yapımıyla karşılaştırılarak gazetelerde yer  aldı.”

Bir yazarın köşe yazısında, “Ziverbey Köşkü'nde işkence gördüğü sırada  gözündeki bandın zaman zaman açıldığını, bunlardan birinde kendisini gördüğünü”  yazdığını anlatan Küçük, “Sene 1972. Ben Şırnak Jandarma Komutanı'yım. O zaman  Şırnak'ta yol yok, elektrik yok, su yok, radyo dahi yok ve ben Ziverbey'e gelip  sorguya katılıyorum. Yazar İlhan Selçuk benim suç ortağım. O da oradaydı. Onu da  mı ben sorguladım?” diye sordu.

“Görev yaptığı bölgede gayriyasal bir faaliyet yürütülmesi ya da faili  meçhul olmasını bırakın, en kanlı terör örgütü PKK'nın bile faaliyet  gösteremediğini” savunan Küçük, Ağrı'da kendisinin görev yaptığı döneme ait  olarak Şemdin Sakık'ın, bölgedeki şartların güçlüğünü anlatan yazdıklarını  okudu.

Küçük, “Ben Ağrı'da görev yaparken, Mehmet Fikri Karadağ da Erzincan'dan  zaman zaman bana destek vermek için geliyordu. O da şimdi cezasını çekiyor” diye  konuştu.

 

DERNEKLER VE “ALTERNATİF ORDU” KONUSU

 

İddianamede, “örgüt kararları çerçevesinde birçok dernekler kurulmasını  sağladığı ve faaliyetlerde bulunduğu” yönünde iddialar olduğunu hatırlatan  Küçük, savcıları bu iddialarını ispata davet ettiğini söyledi. Küçük, “Savcının  Osman'ından bu kanaate varıldıysa doğru değil” dedi.

“Alternatif bir ordu kurmaya çalıştığı yönünde iddialar bulunduğunu”  söyleyen Küçük, eğer böyle bir çalışması olsa idi buna emekli olmadan önce  teşebbüs etmesi gerektiğini anlattı.

Bu alternatif ordu konusunda özel güvenlik şirketiyle ilgili bir bağlantı  kuruluyorsa bunun da doğru olamayacağını ifade eden Küçük, şöyle konuştu:

“(Benim Yeşildirek'te 10 bin adet kalpak siparişi verdiğim, ancak  yeterli param olmaması nedeniyle bu siparişten vazgeçtiğim, aynı siparişi  Azerbaycan'a verdiğim -sanki orada bedava yapılıyor da- sonra Ankara'da 10 bin  kişiyi toplayacağım, başına emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve başka emekli  orgeneralleri geçireceğim, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yürüteceğim,  kalpakları dağıtarak takmalarını sağlayacağım, bu kalpaklı grubu gören meclisteki  askerlerin kenara çekilecekleri ve meclisi işgal edeceğim) yönünde bir iddia  bulunmaktadır.

Bu iddianın gizli tanık beyanında ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Ancak  bir başka gizli tanığın ifadesi bu beyanla çelişmektedir. Bu iddialar,  iddianameye saçmalık olsun diye mi konulmuş anlamış değilim.”

“Yurt dışında örgütsel toplantılara katıldığının iddia edildiğini”  belirten Küçük, iddianamede adı geçen şahısların yurt dışına giriş-çıkışları  kontrol edildiğinde bu kişilerle yurt dışına gidip gelmediğinin ortaya çıkacağını  anlattı.

 

JİTEM KONUSU

 

İstihbarat görevinde çalışmış olmasının iddianamede suç gibi  aktarıldığını savunan Küçük, kısa bir süre için Jandarma Genel Komutanlığı  istihbarat gruplarında görev yaptığını söyledi. Söz konusu birimin resmi bir  birim olduğunu ifade eden Küçük, şöyle dedi:

“İddianameye ısrarla JİTEM adı konulmuştur. Jandarma Genel  Komutanlığı'nın hiçbir zaman böyle bir birimi olmamıştır. Bu isim konularak sanki gizemli, gayriyasal bir oluşum varmış izlenimi yaratılmaktadır.

Jandarma Genel Komutanlığı'nın istihbarı grupları gayri yasal bir  faaliyette bulunmamıştır. JİTEM, TSK'ya yapılan bir saldırıdır” dedi.

 

SEDAT PEKER VE SAMİ HOŞTAN

 

“Çıkar amaçlı suç örgütü liderleri ile yoğun görüşmelerinin olduğunun”  iddia edildiğini belirten Veli Küçük, “Görüşme yoğunluğundan kast edilenin  açıklanması gerektiğini” söyledi.

Çıkar amaçlı suç örgütü lideri olarak bahsedilen görüştüğü kişilerin  Sedat Peker ve Sami Hoştan olduğunu kaydeden Veli Küçük, “Sedat Peker ve Sami  Hoştan'ın çıkar amaçlı suç örgütü lideri olduklarını kabul etmiyorum” dedi.

 

SUSURLUK

 

“Susurluk'un merkezinde olduğu” yönünde iddialar bulunduğunu belirten  Küçük, kazanın olduğu gün kendisine Sami Hoştan'ın haber verdiğini, onun nereden  haber aldığını ise bilmediğini söyledi.

Hüseyin Kocadağ ve Sedat Bucak'ı tanıyor olması nedeniyle Hoştan'ın  kendisine de haber verdiğini belirten Küçük, bunun üzerine kazanın meydana  geldiği yerdeki emniyet müdürünü arayarak bilgi aldığını, bu sırada Mehmet Özbay  isimli kişinin de öldüğünü öğrendiğini söyledi.

Veli Küçük, olaydan yaklaşık 1 ay önce Abdullah Çatlı'nın “Mehmet  Özbay” sahte kimliği ile dolaştığına dair bazı resmi makamlara başvuruların  olduğunun duyulduğunu anlatarak, bu konuda emniyet müdürünü uyardığını dile  getirdi.

Kazanın ardından kendisi ile ilgili basında yayınlar yapıldığını belirten  Küçük, bunun üzerine hakkındaki iddiaların soruşturulması için talepte  bulunduğunu söyledi.

Jandarma Genel Komutanlığı'nca görevlendirilen 3 general tarafından  yapılan inceleme sonucunda iddiaların doğru olmadığı sonucuna varıldığını  kaydeden Küçük, söz konusu iddiaların orduyu yıpratma faaliyetleri çerçevesinde  olduğu kanaatine varıldığını söyledi.

Bunun üzerine 22 Temmuz 1997'de Jandarma Genel Komutanlığı'nca bir basın  bülteni hazırlandığını anlatan Küçük, söz konusu basın bültenini okudu.

Küçük, basın bülteninde, “Hanefi Avcı'nın, Tuğgeneral Veli Küçük ve bir  kısım jandarma personelinin yasa dışı olaylar içerisinde bulunduğu şeklindeki  iddialarının öğrenilmesi üzerine, Jandarma Genel Komutanlığı'nca kurulan heyetler  marifetiyle, derhal idari tahkikat başlatıldığının, ancak sonuçta iddia ve  ithamlar hakkında herhangi bir delil tespit edilmediğinin” bildirdiğini  söyledi.

İddianamede ayrıca Susurluk Araştırmada Komisyonu'na ifade vermek üzere  gitmediği yönünde iddiaların bulunduğunu anımsatan Veli Küçük, “Susurluk  Araştırma Komisyonu'na çağrılmadım. Bu durum, Fikri Sağlar tarafından da bazı  medya kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda dile getirilmiştir. Anadolu'da bir laf  vardır 'Çağrılmayan yere simitçi ile leblebici gider” dedi.

 

TUNCAY GÜNEY

 

Tuncay Güney ile kendisinden yaşça büyük emekli bir asker tarafından  tanıştırıldığını belirten Küçük, Giresun'da görev yaptığı süre içerisinde  Güney'in zaman zaman kendisine gelerek doyurucu olmayan, doğruluğu tartışılır  bilgiler verdiğini anlattı.

“Bu bilgileri, Güney'in kendisi ile olan irtibatını kesmemek için  verdiğini” düşündüğünü belirten Küçük, “Güney ile yapılan ve mülakat adı  verilen görüşmeden bu kişinin ne derece güvenilir olduğunun ve bugünlere hazırlık  yapıldığının açıkça anlaşıldığını” söyledi.

Tuncay Güney ile yapılan bu görüşmeden örnekler okuyan Küçük, sorguyu  yapan kişinin Güney'i ısrarla yönlendirdiğini, hatta daha önceden yazılan  senaryoyu zaman zaman hatırlattığını savundu.

Tuncay Güney'in kendisinin adını kullanarak dolandırıcılık yaptığını daha  önceden öğrendiğini söyleyen Veli Küçük, davanın sanıklarından Semih Tufan  Gülaltay'ın ifadelerinden de Gülaltay'ı cezaevinde kendisinin adını kullanarak  ziyaret ettiğini, istihbaratçı bir subay olduğunu söylediğini öğrendiğini  anlattı.

Küçük, “Güney'in kendisinin adını kullanarak başka şeylere de karışmış  olmasına şaşırmayacağını” ifade ederek, “Güney'i Gülaltay'ın ziyaretine  kimlerin gönderdiğinin araştırılması gerektiğini” belirtti.

Tuncay Güney'i kendisinden uzak tutmaya çalıştığını belirten Veli Küçük,  Güney'in yakında emekli olacağını bildiğinden ve belki de oturacak evinin,  kullanacak arabasının da bulunmadığını bildiğinden, kendisine bir cip getirdiğini  kaydetti.

Bu cipi kabul etmediğini, sert bir tavırla reddettiğini ve bir daha  Güney'le görüşmediğini anlatan Küçük, “Cipi alsaydım -bu mümkün değil ama- bu  operasyon çok daha önce başlayabilirdi” dedi.

Veli Küçük, “Tuncay Güney'in saçmalıklarının samimi beyan olarak kabul  edildiğini” savunarak, bu durumu eleştirdi.

 

“Ergenekon” davasının  tutuklu yargılanan sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, “İddia makamı,  görevinden öte, öç alma gibi bir tutum sergilemiştir” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan Veli  Küçük, Tuncay Güney'in kendi şahsına yönelik itham edici suçlamalarını  reddettiğini belirterek, Güney'in isminin iddianamede yer almamasını eleştirdi.

“Cumhuriyet Savcılarından Zekeriya Öz'ün kendisinde yer alan belgeleri  bulduğunda çakı bulmuş çocuk gibi sevindiğini” ifade eden Küçük, davada  yargılanan 86 sanıktan sadece 14'ünü tanıdığını anlattı.

Tutuklu sanıklardan Sami Hoştan ile 1983-1984 yıllarında tanıştığını,  Hoştan'ın yurt dışındayken bölücü terör örgütlerinin hedefi olduğunu öğrendiğini  ifade eden Küçük, bu tarihten sonra da zaman zaman özel günler ve bayramlarda  Hoştan ile görüştüklerini, şu anda ailece tanıştıklarını, Hoştan'ı tanıdığından  da pişman olmadığını söyledi.

Ali Yasak ile 7-8 yıl önce bir lokantada, Mehmet Zekeriya Öztürk ile de  bir konferansta tanıştıklarını kaydeden Veli Küçük, Öztürk'ün, şimdiki eşi olan  Güler Kömürcü Öztürk ile bir kez kendisinin evine geldiğini kaydetti.

Güler Kömürcü ile de ABD'de bir gazetenin ABD temsilcisi olduğu dönemde  tanıştığını anlatan Küçük, daha sonra bazı kişiler ile irtibatı konusunda uyarıda  bulunduğu Kömürcü'nün kendi bildiğini yaptığını söyledi.

Sevgi Erenerol ve Kemal Kerinçsiz ile de Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'i  anma etkinliğinde tanıştıklarını, Kerinçsiz ile 6-7 kez görüştüklerini anlatan  Küçük, Sedat Peker'in vefat eden babası Ahmet Peker'in kendisinin arkadaşı  olduğunu dile getirdi.

Sedat Peker'in çocukluğunu bildiğini, son 5 yıldır da telefonla dahi  görüşmediklerini belirten Veli Küçük, Doğu Perinçek ile de 2001 yılında  İstanbul'daki Kıbrıs Mitingi'nde tanıştıklarını anlattı.

Perinçek'in, yaptığı bazı çalışmaları kendisine de gönderdiğini, bunlarla  ilgili belgenin altında “arz ederim” yazısının olduğunu fark etmediğini  belirten Küçük, bununla hiyerarşik bağ kurulmaya çalışıldığını belirtti.

Bu sırada sanıklardan Doğu Perinçek, “Savcının uydurması, böyle bir  beyan yok” diye bağırdı.

Savunmasına devam eden sanık Veli Küçük, Muzaffer Tekin ile de 2006  yılında “Orduya Destek Mitingi”nde karşılaştığını, toplam konuşmalarının 5  dakikayı geçmediğini, birbirlerinde telefon numaralarının dahi olmadığını,  Tekin'i kendisinin elini öperken gösteren fotoğrafın da bu mitingde çekildiğini  söyledi.

Veli Küçük, Mehmet Fikri Karadağ ile ise 1993 yılında Tendürek ve  Ağrı'daki operasyonlarda görev yaptığı dönemde, askeri birlik olarak destek  amacıyla yanına geldiğinde tanıştığını bildirdi.

Küçük, bu kişilerle ilgili telefon görüşmeleri ve içeriğinin iddianamede  yer aldığını ve bunlarda bir suç unsurunun bulunmadığını savundu.

Evindeki aramada 40'a yakın klasöre el konulduğunu, bu belgeler arasında  istihbarat notlarının yer aldığını ifade eden Küçük, meslek hayatında derlediği  bilgilerin bulunduğu ajandasına da el konulduğunu söyledi.

Genelkurmay Başkanlığının, bu belgelerin yayımlanmasının suç olduğunu  bildirmesine rağmen bunların yayımlandığını dile getiren Küçük, bu belgelerin  iddianame ve eklerinden çıkartılmasını istedi.

 

DANIŞTAY SALDIRISI OLAYI

 

Danıştay saldırısından sonra bir yetkilinin “sürprizlere hazır olun”  şeklindeki beyanı üzerine Muzaffer Tekin ile çekilen fotoğrafının servis  edildiğini söyleyen Küçük, bu fotoğrafın sürpriz için bekletildiğini savundu.  Küçük, şöyle konuştu:

“Tekin'in intihar edeceğini düşünmedim. Birinin öldürtmek için  uğraştığını düşündüm. Ölmüş olsaydı sürpriz ortaya çıkacaktı. Sonradan öğrendiğim  kadarıyla Muzaffer Tekin onurlu ve gururlu olduğu için intihara teşebbüs etmişti.  Sonra sürprizin ikinci kısmı sahneye konuldu. İsveç'teki toplantıda çekilen  fotoğrafta Alparslan Arslan'ın da yer aldığı ileri sürüldü. Bu fotoğraf günlerce  basında yayımlandı, bu gencin Azeri olduğu ortaya çıkıncaya kadar.

Yargısız infaz yaptılar. Olayların azmettiricisi olarak beni ve Muzaffer  Tekin'i gösterdiler. İddianame bitme aşamasındaydı ve fotoğrafı koyamadılar,  ancak beni koymak zorunda kaldılar. İddia makamı mecbur kalmış olabilir. Benim ne  Alparslan Arslan ile ne de diğer sanıklarla ilişkim var. Kesinlikle  reddediyorum.”

 

“VELİ KÜÇÜK'ÜN ADI KULLANILMIŞ”

 

Sanık Veli Küçük, kendi adı kullanılarak Beykoz Ömerli'de bir hazine  arazisinin, kendi arazisiymiş gibi satışa sunulduğunu duyunca savcılığa  başvurduğunu, Marmaris'te de bir arsanın satışı için aracı olduğu yönündeki beyan  üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu anlattı.

“Bir Veli Paşa daha çıkarsa bir şeyler yapmış, hiç şaşırmayacağım. Veli  Paşa olmak çok zor başkanım” diyen Küçük, tutukluyken de Sarıyer'de tatil köyü  kurmak için bulunan bir arazinin kendisine ait olduğu şeklinde duyumlar aldığını  anlattı. Küçük, “Bu gibi illegal oluşumlar örgütsel olarak değerlendirilmiş.  Köydeki evimin dışında servetim yok. Banka kredisiyle ev aldım. İddia makamı  lehime olanları iddianameye koymamış. İddia makamı, görevinden öte, öç alma gibi  bir tutum sergilemiştir. 35 senelik hizmetimin karşılığı olan emekli maaşıma el  koydurmuştur” diye konuştu.

Türk adaletine güveninin tam olduğunu ifade eden Küçük, hakkında  “tanık” veya “gizli tanık” olarak ifade veren kişilerin ya tanık koruma  programından yararlanmak istediklerini ya da PKK, DHKP-C, Hizbullah gibi örgüt  elemanları olduklarını ileri sürdü.

Küçük, “avukat olan kızının telefonları dinlenerek, Kocaeli İl Jandarma  Komutanı olduğu dönemde haberciliğini yapan Hüsamettin Yılmaz'a ulaşıldığını ve  bu kişiye gizli tanık olma teklifinde bulunulduğunu” öne sürdü.

“Emekli Albay Erdal Sarızeybek'in de savcı tarafından aranarak, üst  rütbeli askerler ve özellikle kendisi aleyhine ifade vermesinin istendiğini”  ileri süren Küçük, Sarızeybek'in bunu kabul etmemesi üzerine ifadenin zapta bile  geçmediğini savundu.

Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün, adliyeye çıkartıldıklarında  sanıklardan Sami Hoştan'ın yanında, “Şu Veli'yi getirin” dediğini iddia eden  Veli Küçük, “Yargı şehidinin failine Osman'ım diyen savcı, suçluluğu  kanıtlanmamış bir şüpheli iken, Türk ordusunun generaline 'Şu Veli'yi getirin'  diyerek egosunu tatmin etmiştir” diye konuştu.

 

“TERÖR ÖRGÜTÜ DHKP-C ÖLÜM KARARI” ALMIŞ”

 

Küçük, iddianamede terör örgütü DHKP-C ile bağlantısı iddiasına ilişkin  bölümü okuyarak, bu konuyla ilgili “gizli tanık” olarak ifade verdiğini  söylediği ve ismini açık olarak dile getirdiği kişinin beyanlarını kabul  etmediğini açıkladı.

Giresun'da görev yaparken terör örgütü PKK'nın bu bölgeye yerleşmek için  terör örgütü DHKP-C'yi kullanmak istediğini belirten Küçük, terör örgütü  DHKP-C'yi bu bölgeye sokmadığını, bu örgütün de kendisi için ikinci kez “ölüm  kararı” aldığını dile getirdi.

Veli Küçük, ilişki içinde olduğu terör örgütü mensuplarının isimlerinin  açıklanmasını isteyerek, cezaevinden firarlarında etkili olduğu ileri sürülen  kişilerin de kimliklerinin açıklığa kavuşmasını istedi.

Sanık Küçük, ordudan emekli olan Hulusi Sayın, Temel Cingöz gibiisimlerin terör örgütü  DHKP-C militanları tarafından öldürüldüğünü anlatarak,şöyle konuştu:

“İkinci Şemdinli yaratılma gayretine gidiliyor. İddiaları reddediyorum.  İspata davet ediyorum. Aksi takdirde ilgililer hakkında yasal işlem yapılmasını  istiyorum...

Bu iddianameyi, okuldan yeni mezun olmuş (F) tipi bir polis memurunun  yazdığı kanaatindeyim. Cumhuriyetin savcısı bunu yapmaz. Keşke savcılar okumadan  imzalamasalardı.”

“Hakkındaki iddiaların bir senaryo olduğunu, bu senaryoya ancak  bebeklerin leylekler tarafından getirildiğine inananların inanacağını” ifade  eden Veli Küçük, hiçbir sivil toplum örgütünün kuruluşunda yer almadığını, Kuvai  Milliye ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği gibi derneklere üye olmadığını,  bunların yerlerini bile bilmediğini dile getirdi.

Bu arada, tutuklu sanıklardan Sevgi Erenerol ile bir önceki celse tahliye  olan tutuksuz sanık Gazi Güder'in de duruşmaya geldiği görüldü.

 

“Ergenekon” davası kapsamında savunmasını  yapan tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük, “Buradan ya tam olarak aklanıp  çıkmalıyım, ya da yok olmalıyım” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde savunmasını yapan Veli Küçük, “İddia  makamının, olmayan örgüte suç ve suçlu bulmak için başvurduğu yollar adeta hukuk  skandalıdır” diye konuştu.

Soruşturma savcısının, aleyhinde tanıklık yapması karşılığında bazı  sanıklara çeşitli vaatlerde bulunduğu öne süren Küçük, davada yargılanan 80  sanıktan 50'sine benzer teklifler yapıldığını iddia etti.

Bu kapsamda bazı sanıkların dinlenmesini istediğini belirten Küçük,  “Kişiler birbirlerine komplo kurabilir. Ancak devlet vatandaşına komplo kurmaz.  Bu komplo Veli Küçük'e değil, Veli Küçük üzerinden TSK'yadır. Bu ülkenin ordusuna  bu kini anlayamıyorum” dedi.

Görülmekte olan davanın ve bu konuda sürdürülen soruşturmanın “günah  keçisi” olarak ilan edildiğini savunan Küçük, yıllarca terörle mücadelede görev  aldığını ve çeşitli terör örgütlerine karşı mücadele ettiğini anlattı.

Bu açıdan savcıların hakkında gizli tanık bulmakta güçlük çekmediklerini  umduğunu belirten Küçük, “Dilovası” adlı gizli tanığın da beyanlarından  anlaşıldığı üzere DHKP-C örgütü üyesi olduğunu ve kimliğinin de zaten açığa  çıktığını söyledi.

Söz konusu tanığın ifadesinde, hakkında istihbarat yaptığını ancak  örgütün eylemde bulunmamasına şaşırdığını anlattığını kaydeden Küçük, bunun bile  tanık konusunda bir fikir verebileceğini söyledi.

Küçük, “Veli Küçük yok olabilir. Bu önemli değildir. Türk ulusu ve  devleti ilelebet kalacaktır” dedi.

Zihni Çakır'ın kitabını eleştiren Küçük, kitaptaki anlatımlara ilişkin  suç duyurusunda bulunduğunu, Çakır'ın bu konuda cezaya çarptırıldığını söyledi.

Küçük, Çakır hakkında cezaya hükmeden hakime ilişkin soruşturma  başlatılmış olabileceğini de ifade etti.

 

KÜÇÜK HAKKINDAKİ SUÇLAMALAR...

 

Hakkındaki suçlamaların tümünün ya gizli tanıkların ya da Osman Yıldırım  gibi tutukluların ifadelerine dayandığını savunan Küçük, söz konusu ifadelerin  yasal geçerliliğinde tartışılır olduğunu kaydetti.

Küçük, gizli tanıkların ve Osman Yıldırım gibi sanıkların ifadelerinin  iddianameden çıkarılmasını istediğini de söyledi.

Hakkındaki komploların ceza evine girdikten sonra da sürdüğünü dile  getiren Küçük, ceza evinde bazı kişilerin kendisine mektup göndererek isteklerde  bulunduğunu anlattı.

Bu kişilerden birinin, tanımadığı Durmuş Anuçin olduğunu belirten Küçük,  şöyle devam etti:

“Bana gayet samimi bir ifadeyle mektup yazmıştı. Benden avukat talep  ediyordu. Araştırdığımda Türkiye'de herhangi bir işlenmiş faili meçhul  cinayetleri üstlenen biri olduğunu öğrendim. Bir dilekçeyle mektubu ceza evi  idaresine iade ettim. Bu kişinin savcı Zekeriya Öz ile görüştükten bir gün sonra  bana mektup yazmış olması düşündürücüdür. Yine ismen tanıdığım Oğuz Yorulmaz'ın  annesi Nurhan Yorulmaz'ın faali meçhuller için benim adımı kullanması da  düşünülmesi gereken bir durumdur. Bunlar hep araştırılması gereken, komplo kokan  konulardır.”

Medyayı kontrol altına aldığının belirtildiğini de kaydeden Küçük, bu  iddianın doğru olmadığını, hakkında engellemeyemediği bir sürü yayın yapıldığını  ifade etti.

Küçük, medyadan tanıdığı iki kişinin Güler Kömürcü ve Vedat Yenerer  olduğunu, bu kişileri tanımasının da medyayı kontrol altına aldığı anlamına  gelmeyeceğini söyledi.

Geniş bir çevresi olduğunu belirten Veli Küçük, “Her kurumdan selam  verdiğim insanla örgüt faaliyeti mi yürütüyorum?” dedi.

Türk ve Kürt çatışması yaratmaya çalışmakla suçlandığını da belirten  Küçük, yıllardır yaptığı bütün konuşmalarında Türk ve Kürtlerin aynı soydan  olduğunu savunduğunu aktardı.

Ziya Gökalp'ten bu konuda bir dörtlük okuyan Küçük, Azerbaycan'ın 17 bin  kilometre kare toprağının işgal altında bulunduğunu, bu topraklardan Ermenilerin  çıkacağını söylediği için suçlandığını öne sürdü.

Küçük “Ben tutuklandığımda Ermeni televizyonlarında şenlikler  düzenlendi. Bu bana dokundu. Beni Türk yargısı yargılayacak. Asarsa da kabulüm,  ama Ermeni televizyonları şenlik düzenleyemez” dedi.

 

İDDİANAMEDE ADININ GEÇMESİ...

 

İddianamede adının 1874 kez geçtiğini belirten Küçük, bunun kasıtlı  olduğunu savundu.

Küçük, “İddianameyi okuyan kişi, suçlu imajıyla okuyacaktır. Bu da  bilinçaltına yerleşecektir. Bu senaryo TSK ve benim üzerimden yazılmıştır. Bundan  daha iyi karalama sistemi yoktur. Bunu CIA iyi bilmektedir” şeklinde konuştu.

Örgüt faaliyeti kapsamında TSK'ya sızmaya çalıştığının iddia edildiğini  belirten Küçük, bu faaliyetler sırasında yanında yer aldığı önü sürülen kişileri  tamamına yakınının emekli asker olduğunu kaydetti.

Küçük, telefon görüşmelerinin sayısının da abartılı olarak iddianamede  yer aldığını savundu.

Görüşmelerinin iddianamede defalarca kullanılarak zihin karıştırıldığını  savunan Küçük, şöyle konuştu:

“Mesela Sami Hoştan ile yaptığım bir konuşmada 'hallederiz' kelimesi  eklenerek bu suç örgütüne delil olarak gösterilmiştir. Oysa telefon  çözümlemesinde bu kelime yoktur. Sonra Sedat Peker ile yaptığı görüşme örgütün  hiyerarşik yapısına delil olarak gösterilmiştir. Ev aradığım dönemde Sedat Peker  bir ev bulmuştur. Zaten pahalı olduğu için o evi tutmadık. Konuşma buna  ilişkindir. Başka bir içeriği yoktur. Bu doğrudan doğruya suç icat etmektir.”

Elektronik posta adresi olmadığını, bunu almamakla da isabetli  davrandığını düşündüğünü belirten Küçük, şirket mailimi Osman Baydemir'e eylem  yapılması konusunda gelen bir elektronik postayı da hemen yetkililere  bildirdiğini anlattı.

Savcılık sorgusu sırasında bu elektronik postanın üzerinde durulmadığını  öne süren Küçük, “Adıma elektronik posta adresi olsaydı, bu iddianame 2455 sayfa  daha olurdu. Bana gönderilen veya göndertilen elektronik postalar da eklenirdi”  dedi.

Emniyetteki sorgusunda tek hedefin Türk ordusu olduğunu önü süren Küçük,  yöneltilen soruların hepsinin generallerle ilgili olduğunu söyledi.

Küçük, “Bunları bana soracaklarına beraber kitabını yazdıkları Şamil  Tayyar'a sormaları daha isabetli olurdu” diye konuştu.

Kendisine soru soranların bu senaryoya çok inandıklarını söyleyen Küçük,  bu nedenle bir ara kendisinin de şüpheye düştüğünü, endişelendiğini, böyle bir  şey varsa üst kademenin haberinin olmadığını düşündüğünü anlattı.

 

“BÜYÜK KISMI BURADA TANIŞTI”

 

Küçük, şunları söyledi:

“Gözaltına alınan kişileri gördükçe bırakın üst kademeyle böyle bir  örgütlenmeye gitmeyi, üst kademeyle ziyaretçi olarak bile görüşemezler. Bu davada  sanık olarak bulunan kişiler örgütlenmek bir yana çoğu birbirini tanımıyor. Büyük  kısmı burada tanıştı. Bunlara iki okey masası kur desen, kuramazlar. Yarısı  birbiriyle kavgalı. Yarısı bugün tahliye olsa şehre gitmek için kamyon  bekleyecek. İstanbul'a gidecek parası yok. Biz mi devirecektik, biz mi  yıkacaktık? Takdirlerinize bırakıyorum.”

Sorgusu sırasında kullanılmaya çalışıldığını önü süren Küçük,  tutuklanmasından çok kendisini bunun üzdüğünü söyledi.

Küçük, “Deniz Feneri de dahil hiçbir örgüt ve örgüt üyesini tanımıyorum.  Ancak F tipi örgütlenmeyi bu vesileyle tanıdım” dedi.

Ajandasındaki notların göreviyle ilgili çalışmalar olduğunu, görevleri  sırasında istihbarata her zaman ihtiyaç duyduğunu, her meslekten ve tipten  kişiyle bu nedenle iletişim kurduğunu, zaman zaman yurt dışı istihbarata ihtiyacı  olduğunu anlatan Küçük, bunların örgütsel faaliyet olarak görülmesini eleştirdi.

Bu görevleri sırasında kendisine çok sayıda belge ve doküman  gönderildiğini, mektupla gelenler olduğunu bu durumun emekliliğinden sonra da  devam ettiğini söyleyen Küçük, şöyle konuştu:

“Adil Serdar Saçan ile ilgili belgeler de böyle geldi. Bu bilgilerin  nasıl geldiğini şimdi anlıyorum. Çünkü belgelerdeki anlatımlar Emniyette Adil  Serdar Saçan'a düşman olan kişiler tarafından hazırlanmıştı. Adil Serdar Saçan,  beni 1 yıl boyunca dinletmişti. Bunu şimdi öğreniyorum. O belgeleri de bana  göndererek Saçan'ın üzerine gitmem istendi. Ancak ben o belgeleri dosyalayıp bir  kenara koymuştum.”

 

DANIŞTAY SALDIRISI...

 

Cem Ersever ile ilgili bilgileri ve Danıştay saldırısına ilişkin Muzaffer  Tekin konusundaki notlarının savcı tarafından örgütle ilgili değerlendirildiğini  belirten Küçük, Muzaffer Tekin'in saldırıyla suçlandığını, kendi adının bu  saldırıyla ilgili geçirildiğini bu nedenle konuyla ilgilendiğini söyledi.

Küçük, Danıştay üyelerine saldırının yaşam felsefesine ters olduğunu  kaydetti.

Cem Ersever ile ilgili aldığı notları da yetkililere ilettiğini belirten  Küçük, Öztürkler internet sitesinin açılışında yaptığı konuşmanın hedefe  konulmasına neden olduğunu savundu.

İllegal ticari faaliyetlerde bulunduğu iddiasını da eleştiren Küçük,  şöyle devam etti:

“Mersin'den Irak'a bir sevkıyat yapılacaktı. Uluslararası bir şirketti.  Bizden güvenlik hizmeti istedi. Irak'a geçemeyeceğimiz için o bölgeden başka bir  güvenlik şirketiyle anlaştık. İyi para getirecek bir işti. Ancak daha sonra bu  sevkıyatın Amerikan askerlerine gideceğini öğrendim. Ve prensiplerim gereği işten  vazgeçtim. Sayın savcının yurt dışında faaliyet gösterdiğim yönündeki iddiası  buna dayanmaktadır herhalde...”

Şirketinin durumunun iyi olmadığını, çalışanlarının maaşlarını bile  kişisel kefaletiyle aldığı krediyle ödediğini belirten Küçük, “Sayın Başkanım;  Veli Küçük olarak yaşamak çok zor. Başka biri olsa gider adamın dişini söker,  gider alacağını alır. Ben telefon etsem ertesi gün tehdit edildik diye  televizyona çıkarlar. Gayri yasal yerlerin korumasını almazsanız şaibeli işlere  girmezseniz kar edemezsiniz. Zaten devlet ihaleleri Veli Küçük'e verilmez.  Onların yeri ayrıdır” dedi.

Köydeki evinin kümesindeki tavuğunun altındaki samanın bile  araştırıldığını söyleyen Küçük, buna rağmen hala hakkındaki iddiaların son  bulmadığını kaydetti.

Türkiye'nin zor ve kritik bir süreçten geçtiğini belirten Küçük,  “Emniyetteki F tipi yapılanma emniyet altına alınmadan Türkiye'nin güvende  olmayacağını” savundu.

 

“NEMRUT MUSTAFA DİVANI...”

 

Veli Küçük, şunları söyledi:

“Benim suçum Türkiye Cumhuriyeti ve bölünmez bütünlüğüne bağlı olmam,  Atatürk'ün izinde olmam, Atatürk ve Türk milliyetçisi olmam, 'Ermeniler 17 bin  kilometre kare toprağımızdan derhal çıkacaklar' demem, 'bir soykırım varsa 1992  yılında Azerbaycan'da Ermeniler tarafından yapıldı' demem, ABD ve AB karşıtı  olmam, 'İslam İslamdır, İslamın ılımlısı yumuşağı, yuvarlığı olmaz' demem,  Atatürk'ün birinci emri olan görevimi yerine getirmemdir. Buradan ya tam olarak  aklanıp çıkacağım, çıkmalıyım, ya da yok olmalıyım. Hakkımdaki iddialar arasında  yıllarca mücadele ettiğim terör örgütlerine ilişkin de iddialar bulunmaktadır.  Hakkımdaki iddialar vatana ihanet kapsamındadır. Bunlar benim taşıyamayacağım  suçlamalardır. Bölücülerin Nemrut Mustafa divanını kuramayacaklarından eminim.  Takdir yüce mahkemenindir.”

Savunmasını tamamlayan Küçük'ün, mahkeme başkanı Köksal Şengün tarafından  daha önce verdiği ifadeler okunmaya başlandı. Emniyet ifadesinin okunması  sırasında söze giren Küçük, savunmasında belirttiği konular dışında ifadelerini  kabul ettiğini söyledi.

Bunu üzerine Küçük'ün Emniyet ifadesini okumayan Şengün, savcılık  ifadesinden hatırlatmalarda bulundu.

Küçük, evinde ele geçtiği öne sürülen belgeleri kabul etmediğini, bu  konudaki Emniyetin hazırladığı tutanakları da kabul etmediğini belirterek,  ayrıntılı açıklamanın avukatları tarafından yapılacağını söyledi.

 

 

Mind ile haber kaçırmaya son!
HEMEN YÜKLE
İLK 1 AY ÜCRETSİZ
  Yorum Sayısı 2 / 2     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>
Bu haberin diğer yorumları
Şenel Koyulhisarlı 16/12/2008 - 12:00
Bu ülkenin emniyet güçleri var, askeri var, demokratik yolla işbaşına gelmiş iktidarları oldu. Bütün bunlar bu ülkede görev yaparken Veli Küçük'e düşen yasalara itaat etmek olmalı. Ama o yetinmedi ülkeyi kurtarmak gibi bir planın içinde oldu. Bu planın uzantısında bir çıkar olduğu asla unutulmamalı.
Çok İyi %0 İyi %0 Normal %0 Kötü %0 Beğenmedim %0
SALİH SANCAR 15/12/2008 - 19:32
TABİ TABİ O BELGELERİ TUNCAY GÜNEY YERLEŞTİRDİ EVİNİZE DİMİ YA...
Çok İyi %0 İyi %0 Normal %0 Kötü %0 Beğenmedim %0
Bu haberin diğer yorumcuları
GÜNÜN EN AKTİF YORUMCULARI
HAFTANIN EN AKTİF YORUMCULARI
EN İYİ YORUMCULAR
YORUM ANALİZ
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hürriyet veya hurriyet.com.tr sorumlu tutulamaz.
  Yorum Sayısı 2 / 2     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>
Bu haberin diğer yorumları
Diğer Haberler
Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Hürriyet Aile Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH