Gümrük çilesini iyi biliyorum

Hürriyet Haber
20.09.2013 - 12:25 | Son Güncelleme: 20.09.2013 - 12:31

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile Köln’deki buluşmamızda Avrupalı Türklerin ‘dönüş çilesi’ni de sorduk. Hürriyet’in hazırladığı dosyayı inceleyen Westerwelle, “Çileyi biliyorum, Bulgaristan ile görüşeğim” dedi.

AVRUPA’da yaşayan Türklerin büyük bir sorunu var. Yaz aylarında otomobille Türkiye’ye tatile gittiklerinde ve dönüşlerde, Türkiye-Bulgaristan sınırında 10-12 saat beklemek zorunda kalıyorlar. Bu da Bulgaristan sınırındaki personel yetersizliğinden kaynaklanıyor. Sınırdaki bu çekilmez durumun biraz daha çekilir hale getirilmesi için siz ne yapabilirsiniz?
Bu sorundan haberdarım. Bu konuda haberler bana geldi. Bu çok sinir bozucu bir şey. Biz bunu Bulgar hükümetiyle konuşacağız. Sınırdaki işlemlerin hızlandırılması ve inşaat engellerinin bertaraf edilmesi için konuşacağız. Bunu ayrıca Bulgar Dışişleri Bakanı ile de görüşeceğim.

İŞTE O AN İSTANBUL’A VURULDUM
Sizin Türkiye’ye severek gittiğinizi görüyoruz. Bize izlenimlerinizi anlatır mısınız?
İlk olarak Türkiye’ye 1970’li yıllarda gittim. İlk göz ağrım, küçük, şirin Kuşadası’ydı. O zaman İzmir’i de gördüm. Gerçek bir misafirperverlik yaşadım. O zamanlarda böyle iyi, gelişmiş tesisler yoktu. Her şey çok daha farklıydı. Sonra İstanbul’a çok sık gittim. Ankaralılar alınmasın ama, İstanbul bir numara. Ben ihtiraslı bir İstanbul hayranıyım. Bence İstanbul, dünyanın en büyük kentlerinden biri.
Uzun yıllardır bir Alman arkadaşımla evli ve şimdi yetişkin çocukları olan Türk kökenli bir kız arkadaşımla, yıllar önce İstanbul’un altını üstüne getirdik. Bir turist gibi değil. İstanbul’u farklı bir gözle, onun gözüyle tanıdım. İşte o an İstanbul’a aşık oldum, vuruldum. Ben Almanların İstanbul’u görmelerini isterim. O zaman modern, canlı ve dünyaya açık bir metropol görecekler.

SEYAHATİMİZ BİR MACERAYDI
Sizi 1970’li yıllarda Kuşadası’na hangi rüzgar attı?
Annem... O zaman 14 yaşındaydım. Annem bizi götürdü. O zaman Türkiye böyle değildi. Seyehatimiz bir maceraydı. İnanılmaz bir şeydi. Okulda söylediğimde, “Ne! Türkiye’ye mi gidiyorsun?” diye soruyorlardı. Arkadaşlarım böyle uzak seyahatlere gittiğim için biraz da kıskanıyordu tabi.

Anneniz gezmeyi seviyordu öyleyse?
Annem şimdi de öyle. Babamı ne yazık ki, bu yıl kaybettim. Annem hayatta ve çok gezip görmüş biri. Çok meraklı biri. Babam da öyleydi. Ben de öyleyim. İlerde zamanım olduğunda birkaç arkadaşla birlikte arabayla Türkiye’yi boydan boya dolaşmak istiyorum.

TÜRKLERE MESAJ GÖNDERDİ
Türk kökenli seçmenlere seçimler için ne söyleyebilirsiniz?
Benim en önemli mesajım iki sözcükten oluşuyor. Sandığa gidin. Bu, çocuklar ve gençler için de örnek teşkil ediyor. Seçme, seçilme hakkının olduğu yerde kararlara aktif katılmalı insanlar.

Nasıl bir seçim sonucu bekliyorsunuz?
Kimin hangi makama geleceğine şimdi seçmenler karar verecek. Ama ben size şunu söyleyeyim, ben hükümette olduğum sürece Alman hükümetinin saygılı, dengeli bir Türkiye politikası izleyeceğini size garanti ediyorum.

CDU’nun seçim çağrılarında FDP ile koalisyonun adı geçmiyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
CDU/CSU içinde büyük koalisyonu hayal eden bazıları olabilir. Ama onlar seçim ertesi SPD/Yeşiller/Sol Parti’den oluşan bir hükümetle uyanabilirler. Son büyük koalisyonu çok iyi hatırlıyorum. 2005’te iş başına geldiklerinde ilk yaptıkları KDV’yi yüzde 3 artırmak oldu. Bunu bu kez önlemeliyiz.

YÜZDE 5’İ RAHAT AŞARIZ
Siz yüzde 5 barajını aşacağınızdan emin görünüyorsunuz.
FDP’nin yüzde 5 ve daha fazlasını alacağından adım gibi eminim. Ancak ikinci oylar FDP için akıllıca kullanılırsa, Hristiyan Birlik ve FDP çoğunluğundan oluşan bir hükümet kurulabilir. Bunun için mücadele ediyoruz.

Yemek pişiriyor musunuz?
Hem de büyük bir zevkle. Yeşiller bana için hiç cazip gelmedi. Çünkü her gün ıspanak yemek istemem. Eti çok seviyorum.

Erdoğan futbol üzerine her şeyi biliyor

PAZAR günleri ne yapıyorsunuz?
Eğer mümkünse ki, bu çok nadir oluyor, koşuyorum. Kahvaltının tadını çıkarıyorum ve gazete okuyorum. Bu, sabahları benim için büyük bir zevk. Gazeteye kültür sayfasından başlıyorum. Sonra gezi yazılarını okuyorum. Ondan sonra siyasi bölüm geliyor. Spor, benim en az ilgimi çeken bölüm. Futboldan pek anlamayan nadir Almanlardan biriyim. Başbakan Erdoğan ile görüştüğümüz her seferde o bana hangi Alman futbolcunun, nasıl iyi oynadığını anlatıyor. Futbol üzerine her şeyi biliyor. Ben de nezaketen başımı sallıyorum.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı