Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Güle güle Dedektif Nik hoşgeldin Vikingler

    Hürriyet Haber
    20.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 20.12.2000 - 00:01

    Dünyanın en sevilen çizgi roman kahramanlarından biri olan ve 50 yıldır Türk okurlarının da Hürriyet Gazetesi aracılığıyla takip ettiği Dedektif Nik ile dün vedalaştık. Alex Raymond'un yarattığı Dedektif Nik'in yerine ise, Dik Browne'un en müthiş kahramanları Vikingler geldi!

    Amerikan basınında 1946 yılında başlayan Dedektif Nik, orijinal adıyla Rip Kirby, ilk serüveni ‘‘Yaralı El’’le okuyucularla tanıştı. Çizeri Alex Raymond gibi, Rip Kirby de İkinci Dünya Savaşı'na katılmış bir deniz subayıydı. Savaştan sonra ise, profesyonel dedektif olmaya karar verdi. Pipo içen, gözlüklü, ciddi ve kurallara bağlı kibar dedektif Rip Kirby, aynı zamanda aydın, bilime meraklı, klasik müzikten hoşlanan tam bir centilmen olarak da tanımlanabilir. Dizinin değişmez elemanı olan Desmond ise, hem Kirby'nin uşağı, hem de onun koruyucusudur. Eski bir kasa hırsızı olan Desmond, ilk zamanlarda patronunu özellikle tehlikeli sarışın Honey Dorian'ın tacizlerinden korumakla görevlidir.

    Alex Raymond'un savaş nedeniyle ara verdiği çizgi romanlara yeniden dönüşü, Amerikan basınında ‘‘büyük ustanın büyük dönüşü’’ olarak yorumlanmıştı. Çizgilerinin en ustalaştığı dönemde bu eseri yaratan Raymond, 1956 yılında ölünce de, asistanı John Franklin Prentice tarafından diziye devam edildi.

    1948 yılında Binbir Roman Dergisi'nde Nat Pinkerton adıyla Türk okuruna ulaşan Rip Kirby, 1952'ye kadar da aynı dergide kaldı. Hürriyet Gazetesi'nde Dedektif Nik'in yayını 1950 yılının Temmuz ayında başladı ve 19 Aralık 2000 tarihine kadar da aralıksız devam etti. 31 Aralık 1952 tarihli Hürriyet Gazetesi Yılbaşı İlavesi'nde ise, Dedektif Nik'in çizeri Alex Raymond, okuyuculara etraflıca tanıtıldı.

    Karikatürist Yener Çakmak, Dedektif Nik’in Türkiye ve dünyadaki macerasını anlattı.

    - Dedektif Nik dünyada da mı bitti, yoksa sadece bizde mi?

    Dünyada da bittiğini sanıyorum. Çünkü Amerika'daki son sayısında da bir bitiş yazısı vardı. Okuyucularına, Dedektif Nik'i izledikleri için teşekkür etmişlerdi. Raymond'dan sonra John Prentice çiziyordu. O, Alex Raymond'un asistanıydı. Son olarak, Prentice'in asistanları çizdi, çünkü o çok yaşlanmıştı. Başka ülkeler, eğer çok tutulmuş bir diziyse eski maceralarla onu devam ettirirler...

    - Niye bitti?

    Çizgi romanlar çeşitli nedenlerle biter. Hiçbir ressama günemeyip kendisi sona erdirebilir ama eğer bir ajansın romanıysa, pek kolay bitmez. Ancak popülaritesini yitirmesi gerekir.

    - Kaç ülkede yayımlanıyordu Dedektif Nik?

    100'ün üzerinde ülkede vardı...

    - Peki çizgi romanın yaratıcısı hem yazar hem de çizer mi oluyor?

    Her zaman değil. İkisini birlikte yapan çok enderdir aslında. Alex Raymond senarist desinatördür aslında. İkisini birden yapar yani. Bir arada olanlar çok daha fazla rağbet görürler tabii ki...

    - Kimdir Dedektif Nik? Nasıl yaşar, ne yer, ne içer bu adam?

    İkinci Dünya Savaşı öncesinde, çizgi kahramanlarda ne yediği, ne içtiğine dikkat edilmezdi. Ama savaş sonrası, ressamlar buna daha dikkat etmeye başladılar. Yani halk da dikkat etmeye başladı kahramanın nasıl yaşadığına. Dedektif Nik de işte bu döneme rastladı. Golf oynamaktan hoşlanıyor, hergün traş oluyor, günlük yaşamdan kesitler veriyor. Kibar bir beyefendi ve güncel hayata girdi. Daha yaşar bir adam olarak çıktı ortaya. Savaşın dehşetini görmüş bir kahraman olarak tanıdık.

    - Hiç filme çekildi mi, Mike Hammer gibi bir filmi olmadı mı Dedektif Nik'in?

    Dedektif Nik'in filmi hiç çekilmedi. Alex Raymond'un emeklilik dönemi işi oldu. Zevkini tatmin için Rip Kirby'yi yaratıyor. Zaten geliri iyiymiş. Beş çocuğuyla geçiniyormuş. Bilmiyorum, neden hiç çekilmedi. Savaş sonrası buhrandan da olabilir...

    - Yaratıcısı Alex Raymond'un hayatını mı anlatıyor bir bakıma?

    Tabii, hem de tamamen. Son kahramanı tamamen kendisi. Rip karakteri altında pipo içmesi, klasik müzik tutkusu, otomobil düşkünlüğü, golf oynaması hep Alex Raymond'un kendi zevkleridir.

    - Bir çizgi roman çizilirken ilk fikirler nasıl ortaya çıkar? Çok araştırma yapmak lazım mıdır?

    Çizgi roman kahramanı yaratmak, çizerin sevdiği türe göre değişir. Tarihi, polisiye bir tarz olabilir. Yaptığım araştırmalara göre, hepsi kendi portrelerini kullanıyorlar. X-9'a bir gözlük takın, Dedektif Nik olur. Yani Alex Raymond'un kendisi. Artistlerden yararlananlar da vardır. Teks, Gary Cooper'dan esinlenilmiştir. Sonra güzel bir isim bulmak lazım, etkileyici. Tarkan döneminde doğan bütün çocuklara Tarkan adı verilirdi mesela...

    - Peki çizgi romanın hayatla olan içiçeliği ne orandadır?

    Yediden yetmişe sloganıyla tanınır birçok çizgi roman. Bir sanat eseridir. İnsanlar da dönem dönem çok moda olan bu karakterlerden fazlasıyla etkilenirler tabii...

    - Dedektif Nik'in okunma oranı neydi bizde? Çok mu seviliyordu?

    Mike Hammer zamanında çok tutuluyordu Dedektif Nik. Millet onun için gazete alıyordu. Hürriyet bunun öncüsüdür. İlk çizgi roman ilavesini onlar verdiler. Bugün de gazetelerin tirajında satış unsurudur çizgi romanlar. Trendinde değişen birşey yok. Ama boyut küçülünce, çizgi roman önemini yitirir. Bu bir gerçek. Her insan mutlaka çizgi roman okumuştur. Bir çok insan utanır bunu açıklamaktan.

    - Kim utanır mesela?

    Aydın tavrı takınan insanlar diyebilirim. Çizgi roman deyince satmaz diyorlar.

    - Vikingler niye seçildi Dedektif Nik'in yerine? Başka olanak yok muydu?

    Viking de aslında yeni bir kahraman değil. Dedektif Nik'le temaları da birbirinden ayrı. Hürriyet'in dizileri içinde hepsi karikatür çizgili. Tek reel çizgili olan Nik'ti. Benim gönlüm, yine Dedektif Nik gibi reel çizgili bir dizi isterdi. Bir de tabii boyutu büyük olmalıydı.

    - Niye şimdi başladı Vikingler? Çünkü çok eskiden beri vardı ve çocukların da en sevdiği kahramanlardı...

    Vikingler Türk basınına çok girdi çıktı aslında. Çok yeni de değil, çok eski de değil. 73'te çıktı. Ondan önce, bunu çizen ressam, Dik Brown zaten 'Bizim Aile' dizisinin senaristiydi.

    - Peki sizin en favori kahramanınız kim?

    Benim yerli ve yabancı olarak; Tarzan, Baytekin, Tommiks, Teksas, Kinowa gibi kahramanlarım var. Benim gençliğimin kahramanları onlar.

    - Dünyada çizgi roman konusunda lider olan ülke neresi?

    Dünyada Amerika ama Avrupa'da İtalya diyebiliriz. Biz ise, dünyada çizgi roman konusunda yeri olan bir ülkeyiz. Çok usta çizerlerimiz vardır. Sezgin Burak, Ersin Burak, Suat Yalaz, Ayhan Başoğlu, Bedri Koraman gibi...

    - Türkiye'de çizgi romanın tarihçesi nedir?

    İstanbul Gazetesi'nde 1876'da başlıyor. Ondan sonra mizah gazetelerinde strip bant türü şeylerle devam ediyor Osmanlı döneminde. Avrupa'dan çizgi romanlar alıp koymuşlar, adamların kafasına fes çizmişler mesela. Ondan sonra Sedat Simavi ilk çizgi roman albümünü çıkarmış. 1919'da 'Kadınlar Saltanatı' diye bir kitap. Sonra bizde yükselmeye başladığı dönem, Cumhuriyetin ilanından önce oluyor ve harf inkılabından sonra da, 30'lu yıllardan itibaren, Amerika'da yapılan herşey bize geliyor. Bizde de çizerler yetişiyor böylece. İkinci Dünya Savaşı yıllarında da İtalya'dan almaya başlamışız. Bizim de çizerlerimiz vardı ama. Orhan Tolon vardır mesela. Hala da resim yapar. Cumhuriyet döneminin en önemli ismidir. Ardından çizgi romanın altın çağı olan 30'lu ve 40'lı yıllar geliyor. Görsel malzemenin az olduğu yıllar. Sinemanın da etkisiyle çizgi romanlar daha da büyüyor tabii. Şimdi ise yeni yetişen güzel bir kuşak var, onlar çok ilgi gösteriyorlar...

    Vikingler’in öyküsü

    ORİJİNAL adı ‘‘Hagar the Horrible’’ olan Viking, 1973 yılında Amerikan basınında yayımlanmaya başladı. Viking reisi Hagar ve ailesinin, Viking köyü sakinleriyle birlikte yaşadıkları maceraları anlatan strip bantlar, Dik Browne tarafından yaratıldı. 1917 yılında New York'ta doğan Browne, 1954'ten itibaren Beetle Bailey (Hasbi Tembeller)in çizeri Mort Walker'le birlikte çalışmaya başladı. 1973'te ise Viking'i çizmeye başladı. Asıl adı Richard Arthur Allan Browne olan Dik Browne, bantlarıyla o kadar ilgi çekti ki, 100'ü aşkın ülkede yayımlanmaya başladı. Ardından televizyonda çizgi filmi yapılan ve hatta hediyelik eşyaları ve kitapları da çıkan Vikingler, böylelikle çocukların sevgilisi haline geldiler. Genellikle ailesi ve çocuklarından ilham alarak Vikingler'i yaratan Brown, onların gülecekleri olayları resimleyerek ve ailesinin yaşam tarzını göz önünde bulundurarak büyük bir ün kazandı. 1989 yılında hayatını kaybeden Dik Brown'un Vikingler'i, oğlu Chris tarafından devam ettirildi...

    Yaratıcısıyla kaderi aynı

    ÇİZGİ roman sanatının altın çağında parlayan Alex Raymond, Dedektif Nik'in çizeri olarak tanındı. 1909 yılında New York'ta doğan Alexander Gillespie Raymond, küçük yaşlarda babasının resimlerini çizerek ressamlığa başlıyor. Ona en büyük destek de, ofisinin bir duvarına oğlunun resimlerini asan babasından geliyor. Üniversite yıllarından itibaren ressamlara asistanlık yapmaya başlayan Raymond, 1929 yılında yayımlanan birçok çizgi romanda, bu görevini sürdürdü. 1930'larda açılan bir yarışma sonucu artist ünvanı alarak çizerliğe profesyonel anlamda soyundu Raymond. 7 Ocak 1934'te, New York Journal Gazetesi'nde, Flash Gordon (Baytekin), Jungle Jim (Avcı Baytekin) ve Secret Agent X-9 (Gizli Ajan X-9) kendi ismiyle yayımlandı. İkinci Dünya Savaşı'nda cepheye giden sanatçı, 1946'da evine dönünce, işini bıraktığı yerden ele alıp, Rip Kirby (Dedektif Nik)i çizmeye başladı. Bu arada, bütün dünyada yayımlanan eserlerinin geliri, beş çocuğuna ve ona rahat bir hayat sağladı. Alex Raymond, 1956 yılında yeni aldığı arabasının test sürüşünü yaparken bir kaza geçirdi ve hayatını kaybetti.

    Kimdir Yener Çakmak?

    1950'de İstanbul'da doğan Yener Çakmak, ilkokul birinci sınıftayken resme ilgi duymaya başlamış. O dönemde çıkan Tommiks, Teksas, Kara Maske ve Tarkan gibi çizgi romanların da abonesi olan Çakmak, ardından tiyatroya başladı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Çocuk Oyunları Bölümü'nde küçük roller alan Çakmak, Tevfik Gelenbe Tiyatrosu'yla Anadolu turnesine de çıktı. Basın çizerliğine 1966 yılında Objektif Gazetesi'nde karikatür çizerek başladı. Papağan, Akbaba, Gırgır, Pardon gibi dergilerde çalıştı. Ardından Saklambaç Gazetesi fotoromanlarında rol aldı. Daha sonra ‘‘Her Günaha Beş Kurşun’’ filminde başrol oynadı. Ardından oyuncu ve yönetmen olarak birçok fotoroman yaptı. Hürriyet Gazetesi Kelebek ekine, ‘‘Memo’’ dizisini çekti. Günaydın, Tan, Bulvar gazetelerinde de çalışan Çakmak, karikatür, çizgi roman ve sinema konularında çeşitli araştırmalar yaptı ve geniş bir arşiv sahibi oldu.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı