"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Güle güle Cevat

Gece hayatından çok az insan tanırım.<br><br>Sayılıdır yani.<br><br>Onlardan biri de <B>Cevat Tuksavul</B>'du.

***

Cevat deyince...

Aklıma Susam'ın akşamüstüleri geliyor. Cihangir'de öyle bir yer yoktu, o yaptı, ortaklarıyla birlikte. Ama fiilen uğraşan oydu. Ne güzeldi! Uzun yaz günlerinin stresli iş çıkışlarında, rahatladığımız, yorgunlukları gecenin heyecanıyla değiştirdiğimiz, bol bol Margarita içtiğimiz sadık bir ara duraktı. Tempo günleri'ydi. Biz daha gençtik. Ne eğlenirdik. Reyan, Simten, Leyla, Esra, Muhittin...

İnsanlık hallerinin derin sohbetlerine dalardık.

Tabii sonunda sarhoş olup işin içinden asla çıkamazdık!

Karşında Boğaz'ın ve tarihi yarımadanın insanı yutkunduran güzelliği, o bambaşka bir görüntüdür, bakmaya doyamazsın...

Benzemez yani Bebek, Arnavutköy, Hisar manzarasına...

Bir de Barış vardı tabii...

Şahane garson.

Cevat'ın da has adamıydı.

Onunla pek çok mekanda yıllar içinde dolaştı durdu.

Pazar branch'larının ismiydi Susam.

Semra Özal bile gelirdi, biz de ona bakmaya giderdik!

Üstelik tavla dahi oynardık.

O zamanlar Yeni Yüzyıl'ın Cafe Pazar diye bir eki vardı, Nilgün Gedikoğlu'nun testlerini yanımıza alır, ilişkilerimizi sorgulardık.

Sen öyle çıktın, ben böyle çıktım.

Bize de iyi muamele ederdi Cevat, ama Semra Özal'a öyle bir ‘‘Hanımefendi’’ deyişi vardı ki, eminim o lafı duyan kim olsa kendini gerçekten hanımefendi zannederdi.

Allahtan bana demezdi!

Herkesle ilişki kurabilen nadir insanlardan biriydi.

Saint Joseph mezunu, gustosu olan, iyi giyinen, her konuda fikir sahibi, gerçek bir İstanbul efendisiydi, gece hayatının da pirlerinden biriydi.

Bana şahane Sibel Can hikayeleri, Canan Yaka öyküleri anlatırdı.

Severdi onları, kimseyi de çekiştirmezdi. Röportajlar yapıyorum ya, fikir veriyor.

***

Cevat Tuksavul, ileriyi gören bir insan sarrafıydı.

Daha o yıllarda Gülben Ergen'in esamesi bile okunmuyorken, ‘‘Yeni Hülya Avşar o olacak bak göreceksin’’ diyordu, ‘‘Bu kız da çok iş var’’.

Hani çocuklar, babalarını dinlerken nutuk atıyor yine yarım kulak yaparlar ya, ben de öyle ‘‘Tabii tabii’’ derdim ama hemen eklerdim ‘‘O da kim ya!’’.

Bana onunla röportaj ayarlamak istiyordu.

Yapmadım tabii.

Aradan yıllar geçti, Chinewhite'de gördüm, yeni Gülben Ergen röportajı yapmışım, ‘‘Dediğin çıktı Cevat’’ dedim, ‘‘Kız aldı başını gidiyor’’.

Zarif bir biçimde gülümsemekle yetindi.

***

İyi bir insandı. Kimseye bir kötülüğü, bir zararı olmadı. Yani en azından benim bildiğim, hissettiğim bir vaka yok. Ölüm haberiyle birlikte anılar üşüştü aklıma.

Neden?

Neden ya!

Kendi halinde biri niye bir gün evinde boğulmuş ve 14 yerinden bıçaklanmış halde bulunur?

Eşcinsel diye mi?

Bu da bir konu işte.

Neden eşcinsel cinayetleri bu kadar vahşi oluyor?

Gerçi cinayet dediğin şeyin, vahşi olmaması mümkün değil ama işin içine eşcinsellik girdi mi, vahşetin boyutu bir başka türlü oluyor. Bizim Sevinç Yavuz böyle bir haber hazırlamıştı. Örnekleriyle kanıtlamıştı. Geçtiğimiz yıllarda o kadar çok böyle cinayet işlendi ki...

***

Üzüldüm.

Çok üzüldüm.

Okuduğum haberlerdeki şiddeti hak edecek biri değildi.

Acaba insan biri ölünce mi farkediyor aslında onu sevdiğini?

Güle güle Cevat.


Farklı olmak adına


Son zamanlarda bana gelen hakaretlerin mahiyetinde küçük bir değişiklik var. Eleştirenlerden, karşı olanlardan bazıları: ‘‘Sen farklı olmaya çalışıyorsun’’ diyorlar, ‘‘Ne yapıyorsan bundan yapıyorsun...’’

Bilmedikleri bir şey var, böyle diyerek aslında beni acayip yüceltiyorlar.

Bir kere farklı olduğumu kafadan kabul ediyorlar.

Bir ölü yıkayıcıyla istediğim için röportaj yapamaz mıyım?

Kafayı ölüm fikrine takmış olamaz mıyım?

Ama birşeyi yaparken farklı olmak için yapmıyorum, ölümü düşündüğüm, içimden öyle geldiği için, kendimi iyi hissedilmek adına yapıyorum.

Bir insan birine bir soru sorarken ‘‘Şu soruyu nasıl sorsam da farklı olsam’’ diye düşünebilir mi?

Hem ne istiyorsunuz ki, herkesin birbirinin aynı olmasını mı?

Mümkün değil ki...

Tornadan çıkmıyoruz ki...

Bilesiniz kafayı bu konuya taktım, ama şu anda durum müsait değil, değerli fikirlerimi yakında açıklayacağım. Bekleyebilirsiniz. Beklemeseniz de olur!
X