Gündem Haberleri

    Gül'den ulusalcılara: Modası geçmişler

    Ankara
    27.04.2004 - 15:14 | Son Güncelleme:

    Başbakan Vekili Abdullah Gül, hala ulusallık adına Türkiye'yi modası geçmiş 3. Dünya koridorlarında dolaştırmak isteyenlerin olduğunu söyledi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'da bulunması nedeniyle katılmadığı AKP TBMM Grup toplantısında konuşan Gül, dış politikada artan manevra kabiliyetlerini gölgelemek isteyenlerin bunu ''tesadüfe'' bağladığını kaydetti.

     

    ''Bu, Türkiye'nin bir hastalığıdır: Türkiye'yi yönetenler sandalyeye oturup, yetkileri alıyorlar ama sorumluluğu üstlenmek istemiyorlar'' diyen Gül, bununla bir yere varılamayacağını, ülkenin böyle yönetilemeyeceğini söyledi.

     

    Gül, ''O nedenle Türkiye hep kaoslarla baş başa oldu, karanlıkların içinde çırpındı. İlk defa bir siyasi iktidar, 'demokratik şekilde geldim, siyasi iradeyi ben temsil ediyorum, yetkim varsa sorumluluğu da alıyorum' dedi'' görüşünü kaydetti.

      

    AKILA DAYALI VATANSEVERLİK, HAMASETE DAYALI VATANSEVERLİK

     

    Gül, kendilerinin vatanseverlik anlayışı ile başkalarının vatanseverlik anlayışının farklı olduğuna işaret ederek, hala Türkiye'yi uluslararası camianın saygın ve etkili üyesi olması gereğini görmek istemeyenlerin varlığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

      

    ''Hala ulusallık adına Türkiye'yi modası geçmiş 3. Dünya koridorlarında dolaştırmak isteyenler var. Hala, 'Türkiye dünyadan tecrit olsun, Türkiye kendi içinde olsun, dünya ile ilişkileri olmasın, kendi iç meseleleri ve hamasi nutuklarla uğraşsın' diyenler var. Çünkü onlar böyle bir ülkede saltanatlarını devam ettirebilirler, onlar ancak ülkeyi böyle istedikleri yöne götürebilirler.

     

    Onlar kapalı ve tecrit olmuş bir ülkede, standartları ulusal standartlardan düşük olan ülkede yalanlarını sürdürürler. Ama bizim vizyonumuz, bu değildir. Bizim vizyonumuz; Türkiye'yi güçlü yapmak, bölgesinde ve küresel safta güçlü yapmak, Türkiye'yi dünyanın büyük aktörlerinden birisi yapmaktır. Bu nedenle tabi ki dünyaya açılacağız. Kendimize, tarihimize, milletimize, kurumlarımıza öz güvenimiz var.''

       

    ''EVET ÇIKSAYDI DA BİTMEYECEKTİ''

       

    Gül, gelinen noktada her şeyin hala bitmediğini belirterek, ''Eğer her iki tarafta 'evet' çıksaydı da bitmeyecekti. O zaman başka sorunlarımız olacaktı, ama yol devam edecekti. Yine işler bitmedi, önümüzde başka sorunlar var'' dedi.

      

    Türk kesiminin aktif şekilde çözümden yana olduğu iradesini ortaya koyduğunu, buna karşılık Rum kesiminin buna karşı çıktığını anlatan Gül, ''Şimdi uluslararası camianın, başta BM olmak üzere AB ve dünyanın büyük aktörlerinin bunu tanıması ve onurlandırması gerekir. Bunu bekliyoruz. Ama Hükümet ve Türkiye olarak, 'bunu bekliyoruz, hadi sözlerinizi yerine getirin' demekle bir yere varılmaz. Bu da başka bir hamasettir. Yapılacak iş, yine gece-gündüz çalışmaktır. Yine akılcı, stratejik bu kazanımı pekiştirmek zorundayız. Zaten hükümetimiz bunu yapmaktadır'' diye konuştu.

       

    ''KAĞIT ÜZERİNDE GEÇİŞTİREMEZSİNİZ''

      

    Başbakan Vekili Gül, dün yoğun bir çalışma içinde olduğunu hem kendisinin hem de Başbakan Erdoğan'ın temaslarda bulunduğunu hatırlatarak, AB Dışişleri Bakanları'nın dün Lüksemburg'da toplantı yaptığını, kendisinin onlara ''kağıt üzerinde geçiştiremezsiniz, şimdi söylenenlerin somut projelere dönüşmesi gerekiyor'' dediğini aktardı.

      

    AB Bakanlar Konseyi'nin dün aldığı Kıbrıs kararını ''bu karar gerçekten şu anda iyi bir karardır'' diye değerlendiren Gül, bunun kağıt üstünde kalmaması için uğraşacaklarını bildirdi.

      

    Gül, kısa süre içinde KKTC'ye uygulanan insanlık dışı ambargo ve engellemelerin ortadan kaldırılacağına inancını dile getirerek, yaşanılan dönemde ambargoların izahının mümkün olmadığını vurguladı.

     

    "KKTC'YE AMBARGO DEVAM EDEMEZ"

     

    ''Bu saatten sonra bu ambargolar devam edemez. Bununla ilgili adımları, BM, AB atmak zorundadır ve atacaktır'' diyen Gül, temaslarında, Türkiye ve KKTC'ye karşı inanılmaz bir sempati oluştuğunu gördüğünü söyledi.

      

    KKTC'ye mali yardım yapma kararı alındığın hatırlatan Gül, her iki kesimde ''evet'' çıkması halinde KKTC'nin ekonomisinin Rum kesiminin ekonomisinin düzeyine çıkarmak amacıyla yapılması öngörülen 265 Milyon Euro'nun Türk tarafına verilmesi kararı alındığını ifade etti. 

      

    Gül, yapılması gereken çok şey olduğunu, bunları dikkatli şekilde takip edeceklerini belirterek, rehavete kapılmayacaklarını vurguladı. Gül, ''Evet, dikkatli şekilde izlenen politika sonucunda bu noktaya geldik. Başkalarının yaptığı gibi zafer nutukları atarak vakit geçirip, kazandık dediğimiz yerde kaybetme durumuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Gece gündüz bu dikkat üzerindeyiz'' dedi.  

     

    ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

     

    AB'ye tam üyeliğin Cumhuriyet tarihinin en önemli projesi olduğunda tam ittifak içinde bulunulduğunu belirten Gül, bu konuda ''en kritik döneme girildiğini'' vurguladı.

    2004 yılında müzakerelere başlama kararlılığında ülkede geniş bir konsensüs oluştuğuna dikkati çeken Gül, ''Bunda kritik bir sürece geldik. Bu süreç önümüzdeki 3-4 aydır'' dedi.

     

    AB'ye tam üyelik konusunda Türkiye'nin önünde Kıbrıs meselesinin büyük engel olarak durduğunu, her platformda ''Kıbrıs'ın yerini bilmeyenlerin bile'' bunu dile getirdiğini anlatan Gül, izlenen politika sonucu hiç kimsenin hayal edemeyeceği şekilde bu meselenin gündemden tamamen düştüğünü belirtti. ''Bunu Türkiye'nin içinde ve dışında da kimse hayal edemiyordu'' diyen Gül, AB'nin şartı olarak bunu öne sürmek isteyenlerin elinden de bu fırsatın alındığını kaydetti. 
      
    Objektif ve soğukkanlı düşünülmesini isteyen Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:
      
    ''Bu konu eğer Türkiye'nin en büyük projesiyse, bu konuda çok yol yürüdük ve önümüzde çok az yol kaldıysa, hepimizin oturup düşünmesi gerekir. Çünkü önümüzde sadece 3-4 ay var. Bu sürede üzerimize ne düşüyor, neler yaptık, neler yapmadık ve neler yapmamız gerekiyor, karşı tarafın neler yapması gerekiyor? Bunlara bakılması gerekir.

     

    Bizim bakacağımız şudur: Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Programla taahhüt ettiğimiz neler var, bunlardan neleri yaptık, neleri yapamadık? Bunlara kendimiz bakmalıyız. Biz baktık, bunların içerisinde hala yapmamız gereken bazı konular vardır. Bunlar başkasının baskısı falan değil.. Bunlar hala küçük söylemlerdir. Kıbrıs'ta bu küçük söylemler yapıldı şimdi bari yapılmasın. Kendi halkımız, milletimiz bunları hak ediyor mu etmiyor mu? Bunları hak etmiyorsa, ülkenin ve milletin aleyhineyse yapmayalım, ama bunlar zaten halkımızın lehine olan hususlarsa ve  üstelik biz bunları söz devermişsek bunlar bizim sorumluluğumuzdadır. Bu konuda dikkatli olmamızgerekir.''
       
    MUHALEFET PARTİSİ'NE ÇAĞRI
       
    Gül, Anayasa değişikliklerinin bu hafta imzaya açılacağını hatırlatarak, bunun devamında bazı yasalarda değişikliğe gidileceğini bildirdi.
      
    Anayasa değişikliği paketini büyük sorumluluk içinde hazırladıklarını, geniş destek isteyen bir konu olması nedeniyle ''nasıl hareket edilmesi gerektiğini'' irdelediklerini kaydeden Gül, parti olarak bu konuda millete söz verdiklerini ifade etti.
      
    Kendilerinin olduğu gibi muhalefet partisinin de Anayasa değişikliği konusunda öncelikleri olduğuna dikkati çeken Gül, şunları kaydetti:
      
    ''Anayasa değişikliğini getirirken millete verdimiz sözden dolayı, (bazı önceliklerimizi koyalım mı koymayalım mı?) diye düşündük. Sonra şu noktaya geldik; madem böyle kritik bir sürece girildi, madem ki Türkiye'nin en önemli projesinin son adımları atılıyor, o zaman burada yine sorumlu hareket edelim, konsensüs oluşturmak için sadece AB'yi ilgilendiren ve söz verdiğimiz konuları milletvekillerimizin önüne getirelim. Önceliklerimizi, hakkımız olmasına rağmen tutalım dedik.
      
    Muhalefetin de öncelikleri olabilir, onlar da bunu tutmak zorundadır. Eğer (muhalefet partisinin mi, AK Parti iktidarının mı önceliği) sözkonusuysa, 370 milletvekili olan bu grupla kendi grubunu mukayese eder, milletin bize verdiği son destekle kendilerine verilen son desteği mukayese ederler ve kimin önceliği olduğunu görürler. Biz nasıl kendi önceliklerimizi bir kenarda tutuyorsak muhalefetten de kendi önceliklerini kenarda tutmasını bekliyoruz.''
      
    Gül,  müşterek hareket edilen bu konuda, Anayasa değişikliğinin  birlikte TBMM'den geçirilmesi çağrısında bulunarak, ''Hep beraber geçirirsek bunun onuru hepimize ait olur. Kimse, kalben desteklediği bir değişikliğe böyle taktiklerle hayır diyemez. Burada siz-biz kavgasına, küçük parti oyunlarına girmeden, birbirimizi yıpratmadan, nasıl daha önce bunları elbirliğiyle yaptık ve onuru hepimize ait olduysa bu teklifleri de hep beraber Meclis'ten geçirmeliyiz. Eminim ki, sağduyu hakim olacaktır'' görüşünü dile getirdi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı