Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gülçin Telci: Amerikan ölçülerinde ihale

Gülçin TELCİ

İş Bankası, İstanbul'da yaptırdığı yeni genel müdürlük binasının iç dekorasyonu için açtığı ihalede Amerikan standartları arıyor.

Banka tarafından hazırlanan şartnameye göz gezdirdiğinizde karşınıza hep Amerikan ölçüleri çıkıyor.

Örneğin şartnamede uzunluk ölçüleri metrik sistem yerine ‘‘foot’’ ya da ‘‘inch’’ gibi Amerikan ölçüleri ile tarif ediliyor.

İstenen mobilyalar için BIFMA ve ANSI standartlarına uygunluk aranıyor. Bu standartlar Türkiye ve Avrupa'da kullanılmıyor.

En ilginci, bütün elektrik sistemlerin New York kentinde kullanılabilecek ayarda olmaları isteniyor.

Ayrıca ihaleye girecek şirketlerin yıllık cirosunun 700 milyon doları aşmış olması koşulu aranıyor. (Bu ciroda bir Türk mobilya şirketi yok.)

Bir ayrıntı daha: teklif istenen şirketlerden Türkiye'de temsilciliği olması da istenmiş.

Görüleceği gibi şartname doğrudan Amerikan şirketleri için hazırlanmış. Şartname bu şekilde hazırlanınca, değil Türk şirketleri Avrupa şirketleri de dışlanmış.

Bu ihaleyle ilgilenen Amerikan şirketleri de şunlar: Knoll, Herman Miller, Unifor ve Steelcase...

İhale böyle giderken Türkiye'de ofis mobilyası alanında uzmanlaşmış şirketler devreye girerek, neden dışlandıklarını sormuşlar.

ŞARTNAME GÖNDERİLDİ

Bunun üzerine Türk şirketlerine de şartname gönderilmiş. Ancak şartnamede yine Amerikan standartlarına uygunluk aranıyormuş.

Konu İş Bankası'nın Yönetim Kurulu'ndaki CHP'li üyelerin de dikkatine getirilmiş. Bu seçimde CHP'den İçel liste başı adayı olan Yönetim Kurul üyesi Mustafa Özyürek de bu konuda şunları söylemiş:

‘‘Bu inşaatla ilgili olarak özel ilgim de bilgim de yok. Genel Müdürlüğe yetki verilmiş. Bilimsel ve teknik koşullarda iş yapılıyor. Bunlar teknik olaylardır. CHP'li üyeler nasıl bakıyor diye banka yönetimini ayırmak insafsızlık olur. Bu CHP'li üye, ANAP'lı üye meselesi değildir. Bu teknik bir iştir ve herkes sorumluluğuna göre iş yapıyor. Eğer bir yanlışlık veya usulsüzlük olursa yönetim kurulu bunun hesabını ilgililerden sorar. Herkesin bir yetki ve sorumluluğu vardır.’’

Küskünler neden dağıldı?

KÜSKÜNLER hareketi Türkiye'yi iki hafta süreyle gerdikten sonra başarısızlıkla sonuçlandı.

Perde kapandığına göre, bu hareketteki aktörlerin performanslarını kısaca değerlendirmekte yarar var.

Küskünler hareketi içinde yer alan isimlerin çoğu parlak kariyerleri, tecrübeleri, saygınlıkları ve laik kimlikleriyle tanınan parlamenterlerimizdi.

Hepsi farklı nedenlerle bu hareketin içinde yer almışlardı.

Ama kader onları Erbakan'la aynı ittifakın içinde birleştirdi.

Bir noktaya geldiklerinde Necmettin Erbakan'la kader birliği içinde olduklarını, Hoca ile el ele tutuştuklarını görmek herhalde onların da vicdanlarını sızlatmıştır.

Örneğin TBMM'nin en seçkin üyelerinden biri olan Emre Gönensay'ın bu kader çizgisine girmesine ne demeli?

Duyduğuma göre, Gencay Gürün başlangıçta bu harekete destek verirken FP'lilerle birlikte gözükmekten çok rahatsız olmuş ve hareketten koparak İstanbul'a dönmüş.

YA İSMET AĞABEY?

Hasan Denizkurdu harekete Adalet Bakanlığı döneminde hazırladığı DGM yasa tasarısının geçirilmesine katkıda bulunurum düşüncesiyle katılmış. Ancak o da işin mahiyet değiştirdiğini görünce Ankara'daki eşyalarını topladığı gibi İzmir'e dönmüş.

Aynı şekilde Bahattin Yücel de daha iki hafta önce panlemento muhabirleriyle vedalaşıp küskünlerden ayrıldığını kayda geçirmiş ve ardından İstanbul'un yolunu tutmuş.

Buna karşılık, seçimin ertelenmesine karşı çıkan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in küskünlerden Necdet Menzir'i hafta başında maiyetinde Bulgaristan'a götürmesi kendisini caydırmak bakımından yeterli olmamış.

Menzir, Baba'nın uçağıyla Ankara'ya döndükten sonra hemen küskünlerin bir toplantısına katılmış. Yani, hiçbir zaman toz kondurmadığı Baba'sına bu kez kafa kaldırmış.

Ya ‘‘İsmet Ağabey’’e ne demeli? O da en son aşamasına kadar bu hareketin içinde yer aldı. ‘‘İsmet Abi’’, özel sohbetlerinde kendisinden ‘‘Patron’’ diye söz ettiği Baba'sına tavır almış oldu.

Bakalım Baba, İsmet Sezgin'e ‘‘Sırtımdan hançeri çıkart İsmet...’’ diye seslenecek mi?

Genelkurmay'dan

AB’ye randevu yok

AVRUPALI diplomatlar, sık sık Ordu'nun rolünü eleştiri konusu yaparlar.

Bu eleştirilerde, Ordu'nun perde arkasından siyasete müdahil olması, Milli Güvenlik Kurulu içinde telkinlerde bulunması şikayet konusu yapılır.

Gelgelelim, bu eleştirileri yapanlar, ne yapıp yapıp Genelkurmay'la bir görüşmenin yolunu ararlar. Randevu için talepte bulunurlar, aracıları devreye sokarlar.

Randevu isteyerek Genelkurmay'ın rolünü kabullenirler, gelip görüştükten sonra da daha çok eleştirirler.

Genelkurmay'la görüşmek için çaba sarfeden yabancı diplomatların arasına bu kez Avrupa Birliği'nin Ankara'daki Temsilcisi Karen Fogg da katılmış.

Ama Genelkurmay'dan olumlu bir yanıt alınamayınca Karen Fogg'un girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış.

Sonuçta AB Temsilcisi Genelkurmay Karargahına adım atamamış.



X