Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gül ile Toptan üçüncü yolcu

DOĞRUSU, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Şeker/Ramazan Bayramı tartışmasının bu kadar sonuç doğuracağını hiç tahmin etmemiştim.

Milletin bir bölümünü inadına "Şekerci", bir bölümünü de inadına "Ramazancı" yapmayı başaran Başbakan Erdoğan, üçüncü bir grup daha yarattı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve TBMM Başkanı Köksal Toptan, sadece "Bayram" diyen üçüncü yolcuların önderleri oldular.

Gül, dün, TBMM’nin yasama yılını açış konuşmasının yazılı metninde, büyük harfle başlayan, tam dört kez "Bayram" dedi.

Toptan da "Bayram gününe" atıf yapmakla yetindi.

Herkesin en içten dileklerimle kutladığım bu bayramının üzerine böylesine bir gölge düşüren Erdoğan’ın, barış ve huzurun mekánı olması gereken iftar sofralarında, siyasi içerikli, kavgacı söylemi kullanan ilk siyasi olduğunu da bir kenara yazmadan geçmeyelim.

KRİZ VE YOLSUZLUK

Gül’ün konuşmasındaki vurgulara gelince; küresel ekonomik krize geniş yer ayırması zaten bekleniyordu, öyle de oldu.

Ancak, saydamlık ve yolsuzluklara ayırdığı paragraflar dikkat çekiciydi.

Gül, bu konuda iyileşmeye işaret eden gelişmeler yaşansa da, henüz yeterli düzeye ulaşılamadığını vurgulamakla yetinirken, Deniz Feneri ya da Çankaya Belediyesi etrafında kopan yolsuzluk tartışmalarına ima niteliğinde dahi değinmedi.

AB hedefini sürekli önde tutan Gül, dün de bunu tekrarladı ve TBMM’den de hükümetten de ellerini çabuk tutmalarını istedi.

Kendi halinde bırakılarak sürecin arzu edilen hızda ilerleyemeyeceğini anlatan Gül, bu yolla Türkiye’nin 2014 mali perspektifine hazırlanamayacağına dikkat çekti; TBMM’ye özel gündemli toplantılar yapmayı önerdi.

Konuşmasında geçen yılkine göre daha az konuya değinen Gül, Meclis’in önüne yeni bir vizyon da koymadı diyebiliriz.

GÜL’E KOPYA ÇEKTİRDİLER

Gül
’ün konuşmasındaki ilginç bölümlerden biri de Anayasa konusu oldu.

Kendisi farkında mı bilemiyorum; ama bu bölümde geçen yılki konuşması ile bu yılki hemen hemen aynıydı.

Hatta diyebilirim ki; konuşmanın bu bölümünü yazan danışmanı tembellik etmiş, geçen yılki konuşmayı almış, üzerinde biraz oynayıp metne yerleştirmiş.

Paragraf içeriklerini bile aynı sıraya göre düzenleyen danışman, paragraflarda bazı cümleleri çıkartırken pek çok cümleyi aynen korumuş.

Bazı cümlelerde de ise kelime oyunu yapmış; örneğin, aynı cümle geçen yıl "... eminim" diye biterken bu kez "... şüphem yoktur" diye tamamlanmış.

TBMM’nin açılışında bu yıl da tekrarlanan iki manzara vardı.

CHP, bu kez de Gül içeri girerken ayağa kalkmayan tek grup olurken, izleyiciler arasında komutanlar yine yoktu.

İki tavrı da sürdürmenin ne kadar yararı var bunu kendileri bilir; ama Org. İlker Başbuğ’un bu konuda da yeni bir tutum alması beklenebilirdi.

"Orada DTP var" diye gitmemek, TBMM’yi DTP’nin Meclis’i yapmaz mı?

Kabul, DTP’nin terörle arasına mesafe koymaması son derece yanlış; ama TSK, bu tutumu ile DTP’ye gereğinden daha büyük önem atfetmiş de olmuyor mu?
X