Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gül ile Erdoğan’ın kavgasını bekleyenlerin sabır taşları çatlayabilir…

Bu da siyasetimizde yeni moda.<br><br>Muhalefet partileri kendilerini yenileyip iktidara alternatif olmayı düşünmüyor.

Bir kısım medya da, muhalefetin durgunluğunu unutturmak için Türkiye’nin mahalleri ile Malezya’nın sokakları arasında “Laiklik elden gidiyor” tekerlemesini tekrarlıyor.

Bir genel seçimin üzerinden henüz iki ay geçmiş olmasına rağmen, siyaset bardağındaki fırtına dinmedi.

Yenisi yapılmak istenilen Anayasa konusunda ortada daha bir “nihai taslak” bile yok ama, bir bardak sudaki fırtına bu gemiyi de karaya vurmuş gibi.

Bir de garip beklenti var siyasetin gündemine sokulmak istenilen.

Birileri “Nasıl olsa Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan’ın araları açılacak ve bu ikili kavga edecek” beklentisi içinde.

Hani insan uzun süren tren yolculuğu yaptıktan sonra trenden inince sanki trendeymiş gibi hisseder ya… İşte öyle bir şey… Birileri Çankaya’da hala Ahmet Necdet Sezer varmış gibi düşünüyor ve Gül’ün Erdoğan’a rest çekmesini, atamaları veto etmesini, Erdoğan’ın “Ak” dediğine Gül’ün “kara” demesini bekliyor.

 

Ah bu şarkıların gözü…

 

Ne var ki reel-politik tablo, tıpkı güftesi Şahin Çandar’a ait olan Avni Anıl’ın unutulmaz şarkısı “Ah bu şarkıların gözü kör olsun”daki gibi.

“Sonunda tuz bastım gönül yarama

Nice dağlar koydun, nice, arama

Seni terk edip de gitmek var ama

Ah bu şarkıların gözü kör olsun”

Güftedeki “şarkılar”ın yerine “kader ortaklığı”nı, “parti kuruculuğu”nu, “türban”ı, “seçim zaferleri”ni veya “arkadaşlık”ı koyun, Gül ile Erdoğan’ın kavga etmelerini ve yollarını ayırmalarını beklemenin ne kadar gerçek dışı olduğunu anlayabilirsiniz.

Bu arada “ABD ile AK Parti’nin arası ne zaman açılacak?” sorusunun da beklentileri ifade ettiğini hatırlatmalıyız.

 

Gerçek gündem

 

Ancak bir yerde AK Parti yönetimi de silkinip kendisine gelmek zorunda. Çünkü“fırtına” bir bardak suda veya okyanusta olsa da, yine fırtınadır.

Bir noktada, erken seçim kararı ile başlayan siyasi ve ekonomik tatil bitmeli ve “gerçek gündem”in maddelerine gerçekçi ve cesur çözümlerle artık girilmelidir. Eğer bu iktidar AB üyeliği konusunda gerçekten kararlıysa, mesela Ceza Yasası’nın 301’inci maddesinin değiştirilmesi, yeni anayasa yapmaktan daha öncelikli maddedir.

Vaya Güneydoğu’daki bölücü teröre karşı mücadelenin bir yolu Irak’tan da geçiyorsa, Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi ile diyaloga girilmelidir.

Enflasyona ve bütçe açıklarına karşı kalıcı çözümler üretilecekse, sosyal güvenlik reformu hemen yapılmalıdır.

ŞAKA

Taşınan taşınana…

TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu Ankara İli Odalar ve Borsalar Müşterek Toplantısı’nda “Merkez Bankası İstanbul’a çoktan taşındı haberiniz yok” demiş ve şöyle devam etmiş:

- Merkez Bankası inşaatı İstanbul’da başladı, haberiniz olsun. Resmen duyurulmadı ama inşaat başladı. Merkez Bankası gitti haberiniz olsun. Durdurabilirseniz durdurun.

Bu durumda, doğru olan TOBB’un da İstanbul’a taşınması değil midir?

 Güneydoğu, terör ve DTP…

Bölücü terörün Beytüşşebap’taki son hunharca eylemi “Güneydoğu sorunu”nu yine kınamalarla gündeme getirdi.

Bu sorunu “terörizm”den ne yazık ki soyutlayamadık.

Diyarbakır Barosu'nun Alman Heinrich Böll Vakfı'nın desteğiyle düzenlediği "Türkiye'de Kürtler: Barış süreci için temel gereksinimler” başlıklı toplantısını Belma Akçura’nın haberinden Milliyet’te izlerken, alışılmışın dışındaki yaklaşımların seslendirildiğini de gördük. Bunlardan ikisini hatırlatalım:

- Şimdi 'Her şeye evet ama siz de terör, terörist deyin öyle gelin' deniliyor. Eğer biz de bunu terör olarak tanımlarsak, DTP olarak yarattığımız farkı yitireceğiz. Sizin terör dediğinize biz terör demeyiz. Dersek sizleşiriz. Siz 30 yıldır varsınız ve bu dili kullandığınız için bu sorunu çözemediniz. Biz sizleşemeyiz. Bu meseleye terör sorunu olarak bakmayız. (DTP Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş)

- 'DTP çıksın, PKK'ya karşı olduğunu ilan etsin' demiyorum…Çünkü DTP'yi ilginç yapan, PKK ile organik bağıdır. Bu bağın Kürt sorunu için Türkiye için bir işe yaraması lazım. DTP'lilere 'Biz PKK'yı destekliyoruz deyin' de demiyorum, çünkü suç…Türkiye Kürtlerinin önündeki ilk ödev, Irak'taki Kürt oluşumuna zarar vermeden onu ayakta tutmak, ikincisi Türkiye'yi Avrupa Birliği (AB) yolunda tutmak. (Cengiz Çandar)

 

X