Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gül aslında demek istedi ki

BİR ülkenin cumhurbaşkanı, iki yıl art arda çıkıp hukukun üstünlüğüne, bağımsız ve tarafsız yargıya vurgu yapıyorsa orada sorun var demektir.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün TBMM açış konuşmasındaki yargı ile ilgili sözlerine atıfla bunu söylüyorum.
Gül’ün, gizemli sözlerle çok önemli itiraflarda bulunduğunu düşünüyorum.
Neden cesaretli davranıp bunu açık açık yapmadığını ise anlayamadım, “Bir cumhurbaşkanı da bunu yapamazsa kim yapar” diye sormadan edemedim.
Örneğin, tam bir yıl önce aynı kürsüde, tutukluluğun fiili mahkûmiyete dönüştürülmemesini isteyip, yasal düzenlemelerin ‘en kısa sürede’ hayata geçirilmesini önermiş olan Gül, geçen koca yıla rağmen bu alanda bir arpa boyu yol alınmamış olmasını neden açıkça sorgulamadı?
Bu soruyu bir kenara koyarak Gül’ün ne demek istediğine bakalım.

ANLAYANA SAZ

Tam ifadelerini www.tccb.gov.tr adresinden okuyabileceğiniz o cümleleri, bitiş sözcüklerini değiştirerek şöyle tercüme edeceğim:
“Hukuka sığınanların umutları yıkılmakta, devlete duyulan güven sarsılmakta. Yargının adaletli davranmadığı yönünde yaygın bir kanaat oluşmaya başladığından toplum vicdanında kapanması zor yaralar açılıyor ve güven duygusu kayboluyor. Bu sebeple, yargı mercilerinin de fonksiyonlarını yerine getirirken azami özen göstermesini bekliyorum. Şahsi duygular ve tercihlerin, siyasi ve felsefi görüşlerin yargı kararlarını etkilemesi, adaletsiz sonuçlara yol açması son bulmalı.”
Gül’ün, sonraki paragrafta da tutuklulukların fiili cezaya dönüştüğünü kabul ederek, sorunun elbirliği içinde çözülmesi görevini bir kez daha TBMM’nin önüne koyduğunu söylemek de abartı görülmesin.
Cumhurbaşkanı Gül’ün sözlerine böylesine bir anlam yüklememe rağmen, ‘iyi polisi’ oynadığını düşünmekten de kendimi alamıyorum.
Çünkü, uzun tutukluluk konusunda, bazı devlet kurumlarının tepe isimleri de dahil epey yakınma aldığını herkes bildiği halde, ilerleme kat edilmemesini “Ne yapsın, başka gücü yok” diye açıklamak hiç gerçekçi değil.

BİR DE KUŞKU VAR

Ayrıca, Gül’ün yargıyla ilgili bu sözlerini dinlerken, Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili süreç aklıma geldi.
Gül, “Acaba, nasıl oldu da yargı konuyu ben gündeme getirince, tam 2.5 yıl sonra, aniden sürat kazandı” diye düşünmüş müdür, bunu da bilemiyorum.
Ancak biz, tepe noktalardan gelen ‘dikkat çekmeler’ üzerine, yargının beklenmedik refleksler verdiğini düşünmeye yeniden başladık.
Hopa davasını anımsatmak dahi istemem; ama sonuçta Gül’ün gündeme taşıması üzerine yargı süratlendi, iki haftada 7 kamu görevlisi tutuklandı.
Şimdi Gül rahatlamış olabilir; ama söyleyeyim ki iktidarın bazı güçlü isimleri ciddi bir vicdan azabı içinde; çünkü şu değerlendirmeyi yapıyorlar:
“Kazayı iki ayrı savcılık makamı, Ulaştırma Bakanlığı ve Teftiş Kurulu, Başbakanlık Teftiş Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu, Alman bir uzman, iki TBMM Komisyonu didik didik etti. Kaybolduğu belirtilen parçalar da önemli değil ve kimin aldığı da belli. Neler oluyor anlamıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı keşke bizleri de dinleseydi. Bu insanlar artık cezaevindeyse, bundan sonra kim gelip de kaza kırım raporu yazacak? Çünkü, helikopteri bu insanlar düşürdü havası yarattık. Oysa onların yaptığı her şey ilgili birimlerce biliniyordu. Suçları ne bilmiyoruz.”
X