Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gül Ailesi dağa çıkarsa

ULUSLARARASI Gazeteciler Kayak Kulübü’nün (SCIJ) yıllık buluşması için bir hafta geçirdiğimiz Kanada’nın Banff kasabasında üç ayrı merkezde kaydık.

Bu merkezlerin her birinde, keyifle kayılan, bakımlı, 100’ü aşkın pist olduğu için dağdan dağa geçerken günün nasıl bittiğini anlamak mümkün değil.
Avrupa’ya oranla pist ücretleri neredeyse iki katı pahalı olsa da önceki yazımda belirttiğim gibi her yıl Banff’a 1.3 milyon turist kayma amaçlı geliyor. Kanada, tıpkı İsviçre, Avusturya, İtalya, Fransa gibi dağlarını ekonomiye en iyi kazandıran ülkeler arasında.
Türkiye’de ise son birkaç yıldır, takdir etmeli ki Faruk Özak’ın Spordan Sorumlu Bakan olarak dönemini kayakla özdeşleştirmesi üzerine ciddi yatırımlar yapılmaya başlandı; ancak hâlâ bütün heybetiyle onca dağa bakmakla yetindiğimizi söyleyebiliriz.

HALKLA BÜTÜNLEŞEMEYEN MERKEZLER

Sadece Erzurum’da 600 milyon liralık yatırımdan ve yılın sonuna dek kayak tesisi sayısını 42’ye çıkarmaktan söz ediyorsak öncelikle de yöre halkına ekonomik katkı sağlayacak önlemleri almak gerekiyor.
Yatırımcılar kızabilir; ama kayağa ilk merkezlerinden yılların Uludağ’ını bu anlayıştan bir türlü çıkaramamak olumsuz örnek oluşturdu.
Ülkemizde kayak tesisleriyle yöre halkının ekonomik bağı, neredeyse gün boyu soğukta bekleşip iki zincir takıp 5-10 lira kazanma düzeyine indirildi.
Tabii ki sınırlı istihdam kapıları kapatılmadı; ama somut örnekle gidelim.
Kayak yapanlar, daha çok sayıda pistte gezinmek ister, Banff’taki merkezlerde 100’ü aşkın pistin varlığına vurgu yapmamın nedeni de bundan.
Gelin görün ki Türkiye’de pistler oteller arasında bölüşülmüş, kayak yapanlar akşama kadar 3-5 pistten inip çıkmakla yetiniyor.
Artık tüm merkezlerde pistlerin birleştirilmesi, işletmesinin bağımsızlaştırılması şart olduğu halde ne yazık ki sadece iki işletmecinin bulunduğu Kartalkaya’da dahi, ki biri hazır, bu yapılamıyor.

OTEL ARADAN ÇEKİLSİN

Oysa yukarıda saydığım tüm ülkeler bunu sağlamış; geniş otoparklar, düzenli otobüs seferleri, tesislere ulaşımı kolaylaştırıp halkın kayağa ilgisini artırmış.
İlgi artışı en çok da yöre halkından olmuş; ama bundan öte ziyaretçi sayısı arttıkça oluşan konaklama sorunu halka büyük ekonomik girdi sağlamış.
Oysa 2-3 otele bağlı kayak merkezi anlayışı, hem bu seçenekleri hem de pistleri geliştirme ve yeni eklemeler yapma olanaklarını zayıflatıyor.
Türkiye dağlarından daha çok gelir elde edilmek isteniyorsa, yapılması gereken ilk ve en basit şey bu düzenlemeyi bir an önce tamamlamaktır.
Kayak, mevcut haliyle dahi zengin sporu olmaktan çıktı; ama alınacak bu önlem orta, hatta alt gelir gruplarının ilgisini artıracaktır.
Kayağa özeni sağlamak da ayrı bir konu, yazı başlığındaki amaç da bu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ailesini özellikle hedef seçtim; çünkü çocuklarının Erciyes’te ders alarak kaymayı öğrendiklerini biliyorum.
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin güzel örnek oldu, Cumhurbaşkanı Gül’ün de ailecek bir kayak merkezinde görünmesi müthiş bir etki yaratır.
Aslında her yaşta başlanabilen, kolay öğrenilen, 2-3 yılda oyuncak haline getirilebilecek bir spordan söz ettiğimiz için bakarsınız Cumhurbaşkanı Gül, bir adım daha atarak çocuklarına eşlik ederek bize asıl sürprizi yaşatır.
Bekliyoruz kendilerini, bir de o dağların zirvelerinden Türkiye’ye bakmaya.
X