Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Guerrilla Girls: Hayalimiz çoksesli bir ordu olmak

    BARIŞ ÇAKMAKÇI baris.cakmakci@gmail.com.tr
    06.07.2017 - 13:06 | Son Güncelleme:

    Bir grup anonim feminist aktivistten oluşan ‘Guerrilla Girls’, 1985 yılında kuruldu. Her bir üyesi bir kadın sanatçının ismini kendine mahlas edinerek sanat pratiğine devam eden Guerrilla Girls, kamusal alanda goril maskeleri takarak kimliklerini gizliyor. Sanat, sinema, politika ve kültür çalışmalarındaki cinsiyet ayrımcılığını, ırkçılığı ve yozlaşmayı çeşitli posterlere, pankartlara, sticker’lara, billboard’lara, projeksiyonlara ve birtakım başka kamusal projelere dönüştürüyor. Xavier Arakistain ve Nayia Yiakoumaki’nin eşküratörlüğünde ‘Avrupa’da Durum Daha mı Vahim?’ adını taşıyan sergileriyle ilgili Guerilla Girls ile konuştuk.

    Anonimliğinizi sağlayan goril maskesi seçimi bir yazım hatası sonucu oluştu. Bu hata olmasaydı seçiminiz yine hayvanlardan yana mı olurdu? Sizin anlatımınızla nedir bu maskenin hikâyesi?
    Yola çıktığımızda kimliklerimizi anonim tutmamızı sağlayacak ve kariyerimizi koruyacak bir yola ihtiyacımız vardı. Böylece kim olduğumuzdan daha çok, ne söylediğimiz ve ne yaptığımız ön plana çıkacaktı. Kendimizi birer özgürlük savaşçısı gerilla olarak görüyoruz. Bu nedenle basında yer verilmesini istediğimiz fotoğraflarda da -bir çeşit kelime oyunu yaratarak- goril (İngilizcede ‘Gorilla’) maskesi kullandık. Buradaki aliterasyon tartışmaya çok açık. Ama hayvanları çok seviyor, değer veriyoruz.

    Sanat pratiğinizde geçen 30 yıllık süreçte bir değişim yaşandı mı? Yoksa bakış açısı halen aynı mı?
    Ayrımcılığın ve yozlaşmanın koşulları değişti. Yola koyulduğumuzda ayrımcılık ve dışlanma aleniydi; şimdilerde daha kapalı, içkin ve kendi kodlarıyla çalışıyor. Eğer sanat piyasası desteklemiyorsa kadınlar, renkli tenliler ve LGBTİ sanatçılar özel olarak ve ciddi bir biçimde ayrı tutuluyordu ortamda. Milyarder sanat koleksiyonerleri zamanımızın anaakım sanatsal bakış açılarını şekillendirirken, çağdaş sanatın tarihi de tehlikeli bir biçimde onların önceliklerini korumaya ve homojen zevkleri çoğaltmaya yöneliyordu. İçinde bulunduğumuz koşullarda çağdaş sanatın ne olduğunu belirleyen sanat piyasasına güvenmek ancak neoliberal bir fanteziden öteye geçmez.

    Kimi zaman eleştirdiğiniz kurumlar tarafından davet edilip sergilere ve bienallere katılıyorsunuz. Amacınıza ulaştınız mı? Tepkiniz hâlâ sürüyor mu?
    Hayır ulaşmadık! Feminizmin yüzyıllardır süregelen geçmişi ataerkilliğin egemenliğini iteklemeye devam ediyor. Bizim aktivist çalışmalarımızın da koşulları ve biçimleri buna göre dönüşüyor. Sanat dünyasında yüzleşmek zorunda kaldığımız sorunlar, ayrımcılığın arka planında yatan sorunlardan sadece birkaçı; samimiyetsizlik, kırılgan ilişkiler, gelir eşitsizliği, yozlaşma, çıkar çatışmaları ve içeriden bilgiye dayalı ticari ilişkiler... Bunlar ilk yola çıktığımızda karşılaştığımız sorunlarla hiç benzeşmiyor.

    Guerrilla Girls’e yıllar içerisinde birçok kadın katıldı ve ayrıldı. Grubun kesin olarak kaç kişi olduğu bilinmiyor. Guerrilla Girls’ü uzun yıllar yaşayacak bir hareket olarak görebilir miyiz?
    Geçen yıllar boyunca 60’tan fazla bireysel sanatçı katıldı ve çıktı Guerrilla Girls’e. Bizim hayal ettiğimiz de tam da buydu aslında: Sadece monolitik bir maskeli feminist grup kisvesi altında eyleme geçen intikamcılar değil, sanat dünyasında olup bitenlere farklı perspektiflerden bakabilen ve temsil ettikleri kültürü bu mücadeleye taşıyan çoksesli bir ordu olmak...

    O GÜNDEN BUGÜNE NE DEĞİŞTİ
    Guerrilla Girls: Hayalimiz çoksesli bir ordu olmak
    Daha önce Türkiye’de İstanbul Modern’de Türk kadın sanatçıların kahve falına bakıp geleceklerini görmeye çalıştığınız bir işle yer almıştınız. Gaia Gallery’de yapacağınız solo sergi öncesi Türkiye’deki kadınlar ve kadın sanatçıların geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu coğrafyadaki kadınları ne kadar tanıyorsunuz?

    2005 yılında Rosa Martinez tarafından Türk kadın sanatçıların çalışma kondisyonuyla ilgili bir projeye davet almıştık. Birkaç hafta boyunca bu kadınlarla konuşup, aslında koşullarının Avrupa ve ABD’ye oranla daha iyi durumda olduğunu anlamıştık. Bu bizim için bir sürprizdi. O günden bugüne koşullar ne derece değişti bilemiyoruz, ama Gaia Gallery’deki solo sergimiz umarım bu konuyu provoke edecek bir diyalog yaratır ve böylece bize de Türkiye’nin bugünkü politik atmosferi içinde genel olarak sanatçıya ve kadın sanatçılara nasıl yaklaşıldığını anlama imkânı sunar.

    Gaia Gallery’deki sergide sanatseverleri neler bekliyor? Kadın ve ırkçılık konuları temelli mi? Üretiminize giren yeni konular var mı?
    Irkçılık ve cinsiyet ayrımcılığı bir vakum içinde değil. Genellikle başka formların baskısında ve kontrolünde ilerliyor. Avrupa bugün koşulları geriye çevirmek isteyen ulusalcı hareketlerin gölgesinde... Bu da bizim sorularımıza yansıyacak ve kuşkusuz yeni cevaplar peşinde koşmamıza olanak sağlayacaktır.

    Guerrilla Girls’ün ‘Avrupa’da Durum Daha mı Vahim?’ sergisi 13 Ağustos’a kadar Gaia Gallery Dolapdere’de görülebilir.

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı