Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

GS’ı sahipsiz bırakmayın…

Galatasaray’lı milyonlarca taraftar kan ağlıyor. Gerets’in basın açıklaması çok ağırdı. Şimdi herkez kulübün ağır toplarının kararını bekliyor. Selahattin Beyazıt’ın Başkan olması isteniyor.

GS, yakın tarihinde böyle bir durumla karşı karşıya kalmadı.

 

Futbolcular, verilen sözler aylardır tutulmadığından dolayı ayaklandılar ve antremana çıkmadılar.

 

Antrenör GeretsHayatımda böyle bir şey yaşamadım. GS’ın etkin isimleri harekete geçmeliler”dedi ve SOS sinyali verdiğini söyledi.

 

Adnan Polat’ın başlattığı yardım kampanyası, yönetim ters baktığı için yavaşladı.

 

Başkan Canaydın hastanede, yönetim ortada yok. Ekonomik kriz giderekbir yönetim krizine dönüşmüşdurumda.

 

GS darmadağın durumda.

 

 KULÜBE KATKI İÇİN BU BELGESELİ ALIN

 

GS’ı bu durumda bırakamayız. Eğer her bir taraftar, 100 üncü yıldönümü için hazırlanan ve geliri tamamen kulübe kalacak olan UNUTULMAZ MAÇLAR belgeselini alırsa, karınca kararınca bir katkıda bulunacak.

 

Oturduğumuz yerden eleştiri yapma zamanı artık kapandı. Şimdi, tüm GS’lıların hareketlenmesi gereken gün...

 

Dürrüşehvar Sultanla öldü...

 

 Dürrüşehvar Sultan'ın ölümünü içim burkularak okudum. 90'lı yıllarda Kuşada'sında pek çok yaz gecelerini, plaj sefalarını paylaştık. Kısmet otel'inin sahibesi rahmetli Hümeyra Özbaş (sevgili Hümüş teyzemiz) kuzinlerini, Murat Bardakçı'nın “Son Osmanlılar” programından tanıdığınız Neslişah, Hanzade ve Necla Sultanlarla birlikte, Dürrüşehvar Sultan'ı da misair ederdi.

 

Dürrüşehvar Sultan Padişah Abdülaziz'in torunu, son halife Abdülmecit'in kızı ve Sultanların halası olurdu. Ancak tarih onu dünyanın en zengin adamı diye bilinen Haydarabad Nizam'ının gelini olarak bilecekti. Sultan çok az konuşurdu. Mağrur  görünüşlüydü. Ancak Hümüş teyzeye göre çok utangaçtı. Hayat boyu insan önünde yaşadığı için öyle kolay kolay kimseleri yanına yaklaştırmazdı.

 

Eşim Cemre oğlumla birlikte onu Londra'ki evinde ziyaret etmişti. Umur o zaman küçüktü ve herhalde Dürrüşehvar Sultan tarafından tuvalete götürülen ilk ve son çocuktu. Cemre, o evde gördüğü Halife Abdülmecit tarafından yapılan tabloları anlata anlata bitiremez.

 

Hümüş teyz, e Sultan'ın Haydarabad Nizamının oğluyla hiç evlenmek istemediğini anlatmıştı. Hatta evlendiği gün, Sultan Vahdeddin'in villasındaki odasına çıktığında, onu topuklarına kadar uzun saçlarını ağlaya ağlaya taradığını gördüğünü anlatmıştı. Ancak Dürrüşehvar Sultan evlenmeye mecburdu. O günden sonra Haydarabad Nizamı Halife Abdülmecit'e aylık bağlayıp ömrünün sonuna kadar bakacaktı.

 

Sıcak yaz günlerinde Lord Mountbatten'lar,Churchill'ler, Nehru'lar, zümrüt ve inci kolyeli Mihrace hikayeleri Dürrüşehvar Sultan ile birlikte önümüzden geçti gitti.

 

YENİ ABD ELÇİSİ , KALPLERİ KAZANIYOR

                                                                                         

Amerika’nın yeni Büyükelçisi Ross Wilson’un Ankara ve İstanbul turları devam ediyor ve kulislerdeki söylentilere göre,Türkiye’yi yöneten siyasilerin ve özel sektörün kalbini kazanmayı başardı.

 

İstanbul ve Ankara’ daki turlarını bitirdi.

 

Mesajlarını verdi.

 

Dikkat ettim, Mr.Wilson,  ABD’nin Ankara’daki valisi havasında değil. Tam aksine, böyle bir görüntünün, yanlışlıkla dahi olsa yansımaması için çok dikkat ediyor. Açık konuşmalarında kullandığı cümleler ile basına kapalı özel konuşmaları arasında fark yok. Büyükelçi, Bush yönetiminin dilini, yaklaşımını ve mantığını Ankara’ya taşımamış.

 

 Büyükelçi Ross Wilson ile uzun bir görüşme yapan bir siyasi liderin, benimle paylaştığı değerlendirmesi ilginçti:

 

“...Washington çok iyi bir seçim yapmış. Türkiye’yi anlamak istiyor. Çok iyi bir gözlemci. Çok ilgili, sıcak ve Türkiye’yi tanıyor...”

 

Bu değerlendirmeyi, başka siyasilerden ve iş adamlarından da duydum.

 

Amerikan Büyükelçisi’nin, Ankara’yı “danışarak, ikna ederek” işbirliğine çekmeye çalışması, neresinden bakılırsa bakılsın çok önemli bir avantajdır. Hele Irak ve İran ‘daki son gelişmeler karşısında, Türk-Amerikan ilişkilerinin yine çok duyarlı bir sürece girdiği bu yıllarda, Washington’un Ankara’ya yaklaşımında ince ayar yapması olumlu karşılanmalıdır. 

 

ÖZEL SEKTÖR VE DEVLETE AB UYARISI...

 

İktisadi Kalkınma Vakfının Çarşamba günü son derece önemli bir konferansı vardı. Medya’da fazlayankı bulmadı, ancak uzmanlar tarafından büyük dikkatle izlendi.

 

Konusu “Düzenleyici etki analizleri” olan bu konferansta, özellikle iki isim ön plana çıktı.biri Scott Jacobs (Jacobs& Associates genel müdürü), diğeri de Dirk Hudig (FIPRA International genel müdürü).

 

Bu iki isim hem Türk devletini, hem de özel sektörünü uyardılar. AB’ye ekonomik uyumun etkileri iyi incelenmediği ve hesaplanmadığı taktirde, Türkiye’nin büyük zararauğrayacağını anlattılar.

 

“Etki Analizi” bizim yeni öğrendiğimiz bir kavram. Oysa son derece önemli. Belediyeler, özel sektör ve devlet bu analizleri yaptırmadığı taktirde büyük zarara uğrayacaklar. Bu analizleri de herkes yapamıyor. AB’nin tanıdığı büyük şirketlerinaltındankalkabilecekleri bir uzmanlık alanı. “Canım bizim arkadaşlar yapar” denilemeyecek kadar önemli.

 

Duyurulur.

 

BU BİR HAYKIRIŞ….

 

“Türkiye’de bizim hayallerimizden başka gündemler yaşanıyor…”

 

Posta kutuma gelen bir elektronik postanın başlığı bu…. Gazetecilikte gündemi belirlemek önemlidir… Bana yazılanları okuduğumda çok etkilendim ve sizlerle paylaşmak istedim…. Her insanın kendine özel bir gündemi var aslında…Şimdi okuyacaklarınız umarım sizin bugünkü gündeminizin bir parçasını oluşturur… Saim Kartal Van’da bir okulda öğretmen. Yıllarca romanlarda okuduğumuz filmlerde izlediğimiz türden idealist ve öğrencilerini “çocukları” yapan bir öğretmen… Bir süre önce, çocuklarına resim derslerinde yaptırdığı hayallerininresimlerini bir matbaa ile anlaşarak kartpostal yaptırmış. Bu kartpostalların satışından elde edilen gelirle de okullarının yolunu asfalt yaptırmışlar. Küçük bir çaba büyük bir iş…

 

Dilekleri bu çabayı tekrarlayarak okul bahçelerine bir küçük oyun ve müsamere alanı yaptırmak. Belki de ileride bir küçük sinema salonu, fen laboratuarı…Hayaller büyük ve aslında hiçbir şey imkansız değil.. Onların hayalleri var sizlerin de yardım gücünüz….Az ya da çok.. ne fark eder ki?

 

Okul bahçesinde bir gün bir sinema salonu olsa, koltuklarında onlarca çocuk perdeden dünyaya kavuşsa ya da bu çocuklardan biri hayallerini çize çize bir gün başarılı bir ressam olsa…

 

Daha ne istersiniz ki?

 

Resim ve Fotoğrafçılık Kulübü

Rehber Öğretmenleri Saim Kartal – Erdal Meriç

Zeve İlköğretim Okulu / VAN

İletişim :0 505 352 87 74

 

BU KONSERI KACIRMAYIN !

 

8 Mart akşamı Istanbul'da muhteşem birşey oluyor: Güher&Süher Pekinel kardeşler “Take Bach” albümünün unutulmaz caz pianist'i Jacques Louıssier ve Trio'su ile birlikte İş Sanat'ta Türk Eğitim Vakfı -TEVİTÖL yararına bir konser veriyorlar.

 

Vehbi Koç'un 1960'larda kurduğu Türk Eğitim Vakfı'nın bünyesinde yer alan TEVİTÖL, Türkiye'nin ilk ve tek  üstün yetenekli çocukların öğrenim gördüğü bir lise. Bu öğrencilerin IQ'ları 130'un üzerinde ve hepsi müzik, resim, görsel sanat gibi dallarda özel yetenekli..Türkiye'nin 7 bölgesinden çeşitli sınavlardan geçtikten sonra seçiliyorlar ve TEV'in özel bursuyla okuyorlar. Şu güne kadar 178 mezunu olan lisenin öğrencileri yüksek öğrenimlerini ister yurt içi, ister yurt dışında yapabiliyorlar.

Güher ve Süher Pekinel kardeşlerde okulu gezmişler ve müzik bölümünün  tamamlanması, gerekli aletlerin alınması için bu konseri teklif etmişler.

 

Konserin bütün geliri okula kalacak.Ve İstanbullular unutulmaz bir gece geçirecekler.

 

Haydi müzikseverler www.biletix.com 'a veya 212-556-58-00 hemen müracaat edin ve bu geceyi kaçırmayın.
X