Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gözyaşları arasında unuturuz

1939 Erzincan Depremi dünya deprem tarihine geçen büyük depremlerden biri. 7.9 gibi korkunç yükseklikteki deprem 52 saniye sürüyor, 33 bin yurttaşımız hayatını kaybediyor.

Bütün Erzincan yerle bir. Ayakta kalan tek bina TCDD binası, Almanlar yapmış. Bina 7.9’a, 52 saniye dayanabiliyor.
Van ve Erciş depremi sonrasında istisnasız tüm medya, bina yapımı ve denetimini haklı olarak öne çıkartıyor. Bir de depremden insan manzaraları ve hikayeleri ön planda. O hikayeler arasında kaybolmadan öne çıkması gereken sorular var. Örneğin:
- Yıkılan binaları yapan müteahhitler kimler?
- Yıkılan binaların ruhsatı var mı? Yapım sırasında ve sonrasında o binaları kim denetliyor, kimler (hangi belediyeler) denetlemiyor? Neden? Oturma izni neye göre veriliyor?
- O müteahhitler ve bina sahiplerinin siyasal bağlantıları var mı? Onların bundan sonraki vaziyetini o bağlantının yönü mü belirleyecek?
- Bu sorular Ankara’da soruluyor mu? Sorulmuyorsa, neden? Soruluyorsa, nasıl bir yol izlenecek? Örneğin, bu kişiler hakkında kamu davaları açılacak mı? Yoksa, göz yaşları arasında, bir başka depreme kadar unutacak mıyız?
Çok temel sorular.
OKULLAR, İHALELER, TOKİ
AB hemen her İlerleme Raporunda yolsuzlukların bir kaynağı olarak gördüğü Kamu İhale Yasasının değişmesini istiyor.
O yasa belki on kez değişiyor, garip ama, AB yolsuzluk kaynağı olarak ısrarla aynı yasa üzerinde duruyor. AB haklı çıkıyor.
Depremde yıkılan kamu binaları arasında en çok okullar var. O okullar kamu ihale yasasına göre mi yapılıyor?
Bu ve yukarıdaki sorularla kimseyi suçluyor değilim. Sadece Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde hepimizin bilgi sahibi kılınmasını istiyorum. Ortada beş yüze yakın ölü var.
Bunca yapı kirliliği içinde halkın nazarında ciddi güven sağlayan bir kurum var: TOKİ. TOKİ’nin harcama esnekliği var. Teknik donanımı iyi. Türkiye’nin değişik yerlerinde gördüğüm için biliyorum. Şimdi görev Van ve Erciş’te TOKİ’de.
Aman, bu sorular güme gitmesin.

Japonya ve Kars’ta yaşadığım deprem

ALTI - yedi yıl önce Japonya’dayım. Tokyo’da bir binanın 14’ün katında Japonlar bize brifing veriyor. O sırada sallanmaya başlıyoruz. Deprem.
Japonlar hiç bir şey yokmuş gibi, anlatmaya devam ediyor. Bizler telaştayız, ne de olsa, bizim depremleri biliyoruz. Beşikteki gibi bir gidiyoruz, bir geliyoruz. Raylı sistem imiş, sadece sallanıyoruz, duvarda sıva bile dökülmüyor, kimsenin burnu kanamıyor.
İkinci farklı deprem maceram 80’lerin sonunda Kars’ta. İki ayrı sonucunu görüyorum o depremin. Kars’ta Ruslar’dan kalma yüz yıllık taş binalar sapasağlam ayakta, sonradan bizim yaptıklarımızda yıkılanlar, çökenler.
Bu örnekleri bile bile deprem acılarını yaşamayı sürdürüyoruz.

Babadan kalma çadırlar

ERCİŞ ve Van’daki çadır sorunu var tamam da, bir de çadırların kendisi var.
Dünyanın dört bir yanında çadır teknolojisi almış başını gidiyor, elin oğlu her türlü ihtiyacı karşılayacak çadırlara geçeli yıllar oluyor.
Bizdekilere bakıyorum, hala babadan kalma ya koni şeklinde ya da dikdörtgen çadırlar. İçlerinde de hiç bir konfor yok.
Çadır bulamayanlara şimdi bir de çadır teknolojisini ve konforunu anlatmak anlamsız ama, bizim ilgililere hatırlatmak bir görev. İthal etmeye gerek yok, kendimiz üretebiliriz.

Viyana’da “Belirlenmiş Büyükelçi” daveti

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül Van depremi nedeniyle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunu haklı olarak iptal ediyor. Türkiye dışında bizim büyükelçiliklerimiz ise, bulundukları ülkelerde 29 Ekim resepsiyonlarını yine veriyor. Aksine karar çıkmaz ise, şimdilik böyle.
29 Ekim resepsiyonu ile ilgili Viyana’da garip bir durum var. Viyana’ya yeni bir büyükelçi atanıyor. Bir gelenek var. Bir ülkede büyükelçimiz değişiyorsa, ayrılma zamanı 29 Ekim dolaylarında ise, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunu yine ayrılacak olan büyükelçi veriyor, yeni gelecek olan değil. Öyle aman aman büyük bir kural değil ama, bir dışişleri geleneği. Bu aynı zamanda ayrılacak olan büyükelçinin veda kokteyli oluyor.
Buna rağmen, Viyana’da 29 Ekim resepsiyonunu yeni atanan büyükelçi veriyor. Belirlenmiş büyükelçi sıfatıyla. Bu diplomatik deyimin anlamı şu. Büyükelçi o başkente gelmiş ancak, henüz güven mektubunu sunmadığı için, aktif görevde değil, ama oraya atanmış, atandığı ülke kendisine agreman vermiş. Eksik olan güven mektubu.
Viyana’da davet sahibi “Belirlenmiş Büyükelçi”, diplomatik deyimle, “ambassador designee”.

X