« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Gözgöze

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Yasemin GÖKSOY Kaleiçi yaşar ve yaşatır mı? EĞER, ‘‘Şimdiye kadar Antalya için söylenmiş en güzel, en etkileyici söz ne?’’ diye sorulursa benim cevabınm şu söz olurdu: ‘‘Oysa ben Mart ayında çiçek açan Antalya'ya gidiyordum’’... Bu sözü gazetede yer alan bir şöyleşide okumuş ve çok etkilenmiştim. Sözler önemlidir ancak onları etkileyici, unutulmaz kılan da o sözün sarfedildiği ahvaldir. Adnan Menderes gazetedeki söyleşide, geçirdiği o büyük trafik kazasından bahsederken, hatırladığım kadarıyla şöyle diyordu: ‘‘Kaza sonrası kendime gelir gelmez anlamıştım bana neler olduğunu... Oysa ben Mart ayında çiçek açan Antalya'ya gidiyordum.’’... PAŞAYA KELLE GÖTÜRENLER İnsanları Antalya'ya çeken bağlayan öyle şeyler var ki: Dağları, denizi, falezi, çiçekleri, kokusu, tarihi, kültürü... Ve Kaleiçi. Antalya'ya gelip de Kaleiçi'ni görmeden dönen çok azdır. Onlarda olsa olsa paşaya kelle yetiştirenlerin acelesinde olanlardır. Kaleiçi'ni ‘‘Kaleiçi’’yapan nedir peki? Daracık sokakları, cumbalı evleri, avlusu, çakıl taşından mozaik işlenmiş koca konakları mı? Arnavut kaldırımlarından akseden ayak sesleri, bahçelerden sokağa sarkan begonvilleri, leylakları, salkım salkım hurmaları, baygın kokulu protakal çiçekleri mi? Hadrianus Kapısı, Kesik Minaresi, Hıdırlık Kulesi mi? Uzunçarşısı; kuyumcusu, halıcısı, gümüşçüsü, çinicisi, dönercisi, katmercisi mi? Pansiyonlar, barlar, cafeler mi? Yoksa Ally'si mi? Sanıyorum ki en doğru cevap ‘‘Hepsi’’ demek olurdu. Bunlar ve bu gibi aklıma gelmeyen ya da benim bilmediğim, görmediğim daha birçok şeydir; Kaleiçi'ni Kaleiçi yapan. TARİH BİR BİR KÜL OLUYOR Bu açıdan bakarsak, acaba Kaleiçi ne ölçüde ‘‘Kaleiçi ’’olarak kalmış bugüne kadar? Ne ölçüde ‘‘Kaleiçi’’ olarak kalacak yarına? Daracık sokaklarında rengarek otomobiller cirit atıyor, birbirlerinin ardı sıra dizilip üstüste biniyor. Cumbalı evler, koca koca konaklar bir bir yanıp kül oluyor. Yerlerine beton yamalar dikiliyor. Arnavut kaldırımı ilaç için aranırsa belki bulunur. Nerede begonviller, leylaklar? Karaalioğlu Parkı'da olmasa... (Haşim İşcan'a selamlar) Gören her turistin fotoğrafğını çektiği, yada önünde poz verdiği portakal ağacı, portakal çiçeği kokusu... Bir elin parmakları kadar ancak. KALEİÇİ'NİN PERİŞAN HALİ Kesik Minaresi? Neredeyse duvarına ‘‘Sağlığa zararlıdır!’’ tabelası asılacak. Öylesine kilitli ve pis. Hadrianus Kapısı'ndan geçerken, eşikteki mermerin üstünde oluşmuş oyukları farkedip‘‘Kale'ye erzak taşıyan kağnıların izi olmalı.’’ diyebiliyor muyuz? Ya Uzunçarşısı; boş dükkanları, sıkkın esnafı... Pansiyondan dönme pansiyonları! Barları, Ally için bir şey yazmayacağım. Bilmiyorum. Düşünüyorum da; acaba Kaleiçi, yerli turist için teşvik edilse, pansiyonları, cafeleri, parkları, dönercileri, dükkanları, İstanbullu, Ankaralı, İzmirli, Konyalı, Diyarbakırlı, Vanlı, Trabzonlu, Balıkesirli... dolsa idi, Kaleçi renklenir, canlanır, kazanır, yaşar ve yaşatır mıydı?
Bunları da Beğenebilirsiniz