Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Gözaltında ölüme isyan: “Cinayetin üzerine kapatılmasın”

    Seyit ERÇİÇEK/İSTANBUL
    18.07.2012 - 12:13 | Son Güncelleme: 18.07.2012 - 12:13

    Sultangazi’deki Esentepe Polis Merkezi’nde gözaltında tutulduğu sırada fenalaşarak hastaneye götürülürken 25 yaşında hayatını kaybeden Kenan Yılmaz’ın babası Cevat Yılmaz (45), “Oğlumun cesedine baktığımda kolunda derin bir kesik, başında yarık vücudunda morluklar vardı. Oğlum polisler tarafından darp edildiği için öldü” diye iddia etti. Gaziosmanpaşa Savcılığı’na başvuralı 2 ay olmasına rağmen herhangi bir gelişme olmadığını söyleyen Cevat Yılmaz, “Fatih'te polisler bir vatandaşı sokak ortasında dövdü. Sorumluları hemen bulundu. Benim oğlum için neden aynı davranış sergilenmiyor. Savcı çalışmıyor. Cinayetin üzeri kapatılmasın” dedi.

    Kenan Yılmaz ölmeden önce başka bir suçtan tutuklu bulunduğu cezaevinden şartlı salıverilerek cezası kamu cezasına çevrildi. Evinin yakınındaki Sultangazi Eşref Bitlis İlköğretim Okulu’nda temizlik işçisi olarak cezasını tamamlamaya çalışan Kenan Yılmaz, 22 Mayıs Salı günü 01.40’da iki yıl önce karıştığı kavgadan dolayı hakkında arama kararı olduğu gerekçesiyle polisler tarafından evlerinin sokağında gözaltına alındı. Daha sonra Esentepe Polis Merkezi’ne götürülerek nezarete konan Kenan Yılmaz, sabah 06.40’da fenalaştı. Hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybeden Kenan Yılmaz, memleketi Ordu’da geçen yıl mide kanseri yüzünden 26 yaşında hayatını kaybeden ağabeyi Kemal Yılmaz’ın yanına defnedildi. Olayın ardından Yılmaz ailesinin avukatı Adnan Küpçük, 'Kasten adam öldürme', 'İşkence ve eziyet', 'Görevi kötüye kullanma', 'Hürriyetten yoksun bırakma' suçlarından Esentepe Polis Merkezi’ndeki tüm polislerden şikayetçi oldu.

    “Öldüğünü 12 saat sonra öğrendim”

    Oğlunun polisler tarafından feci şekilde dövüldüğünü ve nezarette ölüme terk edildiğini söyleyen baba Cevat Yılmaz kendilerine sahip çıkılmasını istedi. İki oğlunun ölümünün ardından ailesinin parçalanmanın eşiğine geldiğini söyleyen Cevat Yılmaz şöyle konuştu: ''Ben oğlumun öldüğünü 12 saat sonra öğrendim. Kafasının arkasında kocaman bir yarık vardı. Kolunda bir parmak kalınlığında kesik ve vücudunda darp izleri vardı. O gece nezarette bulunan iki kişiyi buldum. Oğlum getirildiğinde uyuyorlarmış. “Ölüyorum, beni kurtarın” feryatlarına uyanmışlar. İki saat yerde kıvranmış, ta ki ağzından köpükler geldiğinde hastaneye götürülmüş.

    “Başbakan benim sesimi duysun”

    Polisler oğlumun kendi kendine zarar verdiğini söylüyorlar. Benim oğlum polisler öldüresiye dövdüğü için öldü. Savcılığa şikayetimizi verdik. Hiç ilerleme yok. Savcılık sanki bu olayın üzerini kapatmaya çalışıyor. Polislerin ifadesi alınmış bile değil. Karakolun kameraları bozukmuş. Nasıl bozuk olur? Oğlumun ölümünü gizlemeye çalışıyorlar. Pisliklerini örtmeye çalışıyorlar. Fatih’te duyarlı bir vatandaş cep telefonuyla polislerin öldüresiye dövdüğü o askerin görüntülerini çekti. Hükümet ve yetkililer dört koldan devreye girdi. Sorumlu polisler açığa alındı. Başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere İçişleri Bakanlığı’na, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne dilekçeler gönderdim. Cevap bile gelmedi. Oğlumun katilleri yakalansın, devlet bize sahip çıksın. Başbakan benim sesimi duysun. Eşim Gülperi psikolojik tedavi görüyor. Her gün bir avuç ilaç içiyor. Ailem parçalandı.”

    “Darp olduğu kesin”

    Yılmaz ailesinin avukatı Adnan Küpçük de soruşturmayı yürüten Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’nın gereken özeni göstermediğini söyledi. Olayın üzerinden iki aya yakın zaman geçmesine rağmen hala Adli Tıp Kurumu’ndan rapor gelmediğini söyleyen Adnan Küpçük sözlerine şöyle devam etti: “Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek rapor bizim haklılığımızı ortaya çıkaracak. Savcıda hala bizim verdiğimiz dilekçeden başka hiçbir şey yok. Ben Kenan Yılmaz’ın otopsisine gittiğimde, otopsiye giren bir sağlık görevlisi bana ‘Feci şekilde darp edilmiş’ dedi. Bu çocuğun dövülerek öldürüldüğü belli. En azından gözaltına alan polislerin açığa alınması istedik. Ortada şüpheli bir ölüm var. Onu bile gerçekleştirmediler. Karakolun kameraları bozukmuş. Zaten işkenceyi önlemek için kamera konuldu karakollara, bozuk olabilir mi? Yalan söylüyorlar, bu olayın üzerini kapatmaya çalışıyorlar.”

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı