Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

"Göz bebeğin lütfen!"

Birkaç yıl içinde Batılı ülkelerin büyük bir bölümünde her vatandaşın sayısal kimliğini sürekli yanında taşıması gerekecek. Bireylerin sayısal kimlikleri parmak izi, gözbebeğinin biçimi ve yüz hatları gibi herkesin kendine özgü biyometrik özelliklerini içerecek.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Birkaç yıl içinde batılı ülkelerin büyük bir bölümünde her vatandaşın sayısal kimliğini sürekli yanında taşıması gerekecek. Bireylerin sayısal kimlikleri parmak izi, gözbebeğinin biçimi ve yüz hatları gibi herkesin kendine özgü biyometrik özelliklerini içerecek.

Bu kimlik insanlara gerçek anlamda kapıları da açacak ve evlere, iş yerlerine, banka hesaplarına ve tıbbi kayıtlara ancak kimlik aracılığıyla ulaşılabilecek.

Kısacası, gündelik yaşamda yerine getirmemiz gereken hizmetlere anında ulaşmamızı sağlamak ve daha güvenli bir ortamda yaşamımızı sürdürmek amacıyla tasarlanan sayısal kimlik projesi ilk bakışta oldukça çekici bir girişimmiş gibi görünüyor./images/100/0x0/55eb2710f018fbb8f8aeb5d6

Gelgelelim, söz konusu teknolojinin tökezlemesi durumunda işler tersine dönebilir. Daha da önemlisi, biyometriye dayalı bu sistemler zamanla insanların özel yaşamlarını ve bireyle devlet arasındaki güç dengesini olumsuz etkiliyebilir.

Şaşırtıcı araştırma

Bu teknolojilerin toplum üzerinde olumsuz bir etki yaratabileceğinden kaygı duyan Avrupa Parlamentosu’nun konuyla ilgili araştırması oldukça şaşırtıcı sonuçları da beraberinde getirdi.

Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan rapora göre, bilgi toplumunun giderek gelişmesi bireylerin kimliklerini güvenli ve hızlı bir biçimde kanıtlama gereksinimini de beraberinde getiriyor.

Bu da, biyometrik teknolojilerin hızla uygulamaya sokulmasını kaçınılmaz kılıyor.

Bu uygulamada ilk adım hükümetlerin güvenliği ulus çapında arttırmak amacıyla biyometri kullanımına ağırlık vermesi olacak.

İş yerleri ve bankalar da bu teknolojileri sahteciliğin giderilmesinde en etkili yol olarak görecekler. Tüketiciler kredi kartı numaraları, şifreler ve daha başka ayrıntılarla uğraşmayacakları için bu teknolojiye kucak açacaklar.

Her alanı ele geçirecek

İkinci aşamada ise, biyometri toplumun her bir alanını ele geçireceğinden, bir "yayılma" etkisi yaşanacak. Rapora göre, bunun ardından da yasal, siyasal ve toplumsal açıdan bugün bile hazırlıksız olduğumuz bir yığın sorun ortaya çıkacak.

Biyometri konusu üzerinde çalışmaları olan Warwick Üniversitesi ekonomi uzmanlarından Jonathan Cave, biyometri teknolojilerinin tökezlemesi, bilgisayar sistemlerinin çökmesi ve biyometrik yazılımların birini bir başkasıyla karıştırması ya da birilerinin bir başkasının sayısal kimliğini çalması durumunda eskisinden çok daha ciddi sorunlarla yüz yüze gelineceğine dikkat çekiyor.

İyi de, böylesi bir korkuya kapılmak gerçekçi bir yaklaşım mı? Cave bunun biyometrik sistemlerin nasıl uygulandığına bağlı olduğuna inanıyor.

Sistem nasıl kurulmalı

Söz gelimi, Britanya için önerilen sistemde vatandaşların sayısal kimliklerinin hem kendi taşıdıkları kartta, hem de merkezi bir veritabanında saklanması düşünülüyor.

Ancak sistemi inceleyerek bunun "son derece karmaşık" ve "teknik açıdan sağlıksız" olduğu sonucuna varan Londra Ekonomi Okulu araştırmacıları, bireyin biyometrik bilgilerinin kartta, salt biyometrik olmayan bilgilerin de merkezi bir veritabanında saklandığı ve yalnızca bireyin izniyle ulaşılabildiği farklı bir yöntem öneriyor.

Bu ayırım son derece önemli. Biyometrik verilerin bir merkezde saklanması sahibinin izni ya da haberi olmadan ulaşılabilen, kopyalanabilen ya da üzerinde oynamalar yapılabilen sayısal bir kimliğin oluşmasına yol açıyor.

Oysa bu bilgilerin yalnızca kimlik kartında saklanması suretiyle kimlik sahibi bilgilerin denetimini de elinde tutabiliyor.

Hırsızlık kaygısı

Sayısal kimlik konusunda kaygı uyandıran bir başka konu da hırsızlık. Şimdiden bilgisayar sistemlerini ele geçiren şifre kırıcılar ve sibersuçluların gelecekte de bu tür işlerle uğraşacakları bir gerçek. Üstelik, koşulların işlerini daha da kolaylaştırdığı bile söylenebilir. Zira, ellediğimiz her şeyde parmak izlerimizi bırakıyoruz.

Yüz hatlarımızla ilgili tüm bilgilere kapalı devre televizyonlardan ulaşılması işten değil. Gittiğimiz her yerde DNA izlerimiz var. En güvenli biyometrik özellik olduğundan övgüyle söz edilen gözbebeği taramaları üzerinde bile oynamalar yapılacağı yönünde kimi kanıtlar şimdiden elde edilmiş durumda.

Bir başka sorun da, birey yaşlandıkça biyometrik profilinin de değişime uğraması.

Yaş ilerledikçe insanların yüz yapıları değişiyor, parmak izleri belirginliğini yitiriyor ve gözbebeğindeki pigmentler bile farklı bir görünüme bürünüyor.

Bu da bireyin biyometrik profilinin yaklaşık on yılda bir güncellenmesi gerektiği anlamına geliyor. Her güncellemeyle birlikte kişinin sahte bir kimlik edinme olasılığı da giderek artıyor.

Klasik çökertme yöntemi

Ancak bu tür senaryolar büyük ölçüde varsayımlara dayanıyor. Sistemi çökertecek çok daha basit ve geleneksel yöntemler, kısa vadede çok daha ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Raporu hazırlayan heyetin üyelerinden ve Geleceğe Yönelik Teknolojik Araştırmalar Enstitüsü uzmanlarından Ioannis Maghiros,"Merkezi bir veritabanının şifresini kırmak, biyometrik verilere ulaşmaktan çok daha kolay, hızlı ve ucuz bir yöntem," diyor.

Bu gibi sorunların üstesinden gelmenin bir yolu, aynı biyometrik taramalara farklı algoritmalar uygulamak suretiyle, belli amaçlara yönelik farklı sayısal kimlik kartlarının oluşturulması.

Bir sorun da insanların kişisel bilgilerini gizli tutma konusunda genellikle gevşek davranmalarından kaynaklanıyor. İnternette sözde güvenliği korumak amacıyla şifreyle girilen sitelerde insanların şifrelerini belleğe kaydetmeleri teşvik ediliyor.

Ortak Araştırma Merkezi raporunda gerek Avrupa’da gerekse başka ülkelerde biyometrik sistemlerin kullanımı konusunda çok az yasanın yürürlükte olduğuna dikkat çekiliyor.

Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler