Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Göstergeler

<B>BİR </B>iktidarın durumu sağlamsa, halk memnunsa, gazeteci olarak size hemen hiç yakınma mektubu gelmez. Özellikle bürokrat kesimi suskun kalmayı yeğler.

Halk ve özellikle bürokratlar ses vermiyorsa, biliriz ki ülkenin durumu fena değildir. Herkes bir bekleme sürecine girmiştir ve yeni iktidarla birlikte olacakları izlemektedir.

Ancaaak, yakınmalar giderek artmaya başlamışsa, özellikle bürokrat kesim ses vermeye başlıyorsa, bunun anlamı çok farklıdır.

Adına bürokrat dediklerimiz kimdir? Devlet hizmeti yapan memur, polis, öğretmen, doktor, hemşire...

Genel müdürler, danışmanlar, üst yönetim kadrosunda olanlar özellikle çok önemlidir.

Şimdi belli bir süreç yaşıyoruz. Yakınmalar giderek artıyor. Kamu görevlileri medyaya bilgi ve belge getiriyor.

Haksızlıklar, yolsuzluklar, torpilli işlemler, adamına göre muamele, devletteki kadroların allak bullak edilip kendi yeteneksiz adamlarının işbaşına getirilmesi, insanların mağdur edilmesi konusunda belgeli ve belgesiz yakınmalar...

Bir hükümetin başaşağı gitmeye başladığının en önemli göstergesidir bu durum.

***

Hükümet bu gerçeği iyi biliyor. O yüzden, bu durumu örtbas edebilmek amacıyla örneğin Devlet İstatistik Enstitüsü’ne ‘anketler’ bile yaptırıyor! Devletin görevlileri herhalde insanlara soruyor:

‘Mutlu musun?’

Böyle bir soru sonrasında pek çok Türk insanının vereceği yanıt aynıdır:

‘Allah’a şükürler olsun... Allah bu günlerimizi aratmasın...’

Bu tür bir yanıt verildiğinde anketçiler muhtemelen soru káğıdına yazıyorlar:

‘Bu da mutlu. At bir çentik daha.’

Sonra anket sonuçları bir araya getiriliyor ve bir de bakıyoruz ki, Türk milletinin çoğunluğu ‘mutlu’ çıkıyor!.. Ve bu ‘resmi sonucu’ hükümet eliyle kamuoyuna duyuruyorlar.

‘Halkımızın büyük çoğunluğu mutlu. Hayatından ve gidişten memnun.’

Kim onlar? Hayatından memnun olanlar hangi kesim?

Herhalde üniversite kapılarında birikmiş yüz binlerce öğrenci... Diploma almış ama işsiz gezen ve iş bulma umudu olmayan yüz binlerce üniversite mezunu... Hastane kuyruklarında çile çekenler... İlaç alamayanlar... Ayın sonunu getiremeyenler... 350 milyonluk asgari ücretle yaşamaya çalışanlar... İşsizler... Açlık sınırında yaşayanlar... Açlar... Çiftçiler... Esnaf... Ve aklınıza gelen her kesim.

Siz böyle bir toplumda hükümet eliyle ‘Halkımızın büyük çoğunluğunun mutlu olduğu Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından belirlendi’ diye açıklama yaparsanız, insanlar size sadece güler.

***

İşte bu tablo içerisinde bürokratlar ‘dışa açılmaya’ başladı. Medyaya belge ve bilgi geliyor. Bürokrat, yani kamu görevlisi, toplumun ‘en ürkek’ kesimidir. Hemen hepsinin beklentisi vardır. Daha iyi bir yere gelebilmek, en azından yerini korumak, haksızlığa uğramamak, başka yere atanmamak, emekli olmaya az kalmışken başına iş açmamak...

Çünkü bürokrat, siyasetçinin emri altında çalışır.

İçi içini yer, haksızlıklara, yanlışlara, eğer hırsız değilse yakınında yapılan yolsuzluklara isyan eder ama yine de suskun kalmayı yeğler. Ama o da bir insandır. Günün birinde patlar ve elindeki bilgi ve belgeleri güvendiği gazetecilerle paylaşmaya karar verir.

Şimdi bu süreci yaşıyoruz.

Daha doğrusu, uyuyan dev -bürokrasi- yavaş yavaş uyanıyor. Türkiye’de bu işler birdenbire olmaz. Ama genel gidişten, medyaya akmaya başlayan mesajlardan anlarsınız. Yanılgı payınız hemen hiç yoktur.

Öbür yanda ise birileri yazıyor: ‘Bu iktidar giderek güçlenirken...’

Onlar kendi dünyalarında yaşayan, toplumla bağı olmayan, tam tersine AKP’ye angaje olmuş kimselerdir. Bu durumlarını fazla belli etmeden yazılar yazarlar, halkın beynini o yolla yıkamaya kalkışırlar.

Zaman, kimin haklı olduğunu her geçen gün biraz daha fazla gösteriyor.

Göstermeyi sürdürecek. Bizim haklı çıktığımız görülüyor ve hep görülecek.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI