'Görünmeyen alem'in gör dediği

Güncelleme Tarihi:

Görünmeyen alemin gör dediği
Oluşturulma Tarihi: Şubat 12, 2016 10:08

Bir odada yapayalnızken yanı başınızda bir varlığın olduğunu hissettiğiniz olmadı mı hiç? Ya da yolda yürürken içinizden bir ses ‘Oraya gitme’ dediğinde, o sesi dinleyip büyük bir beladan sıyrılmadınız mı? Evrende yalnız mıyız yoksa görmediğimiz birçok varlıkla birlikte aynı yolun yolcusu muyuz? Kimi ruh der, kimi koruyucu melek der. Kimi öteki taraf der. İşte bu sefer o ‘öteki taraf’tan bildiriyorum sayın seyirciler!

Haberin Devamı

Dünya var olduğundan bu yana, insanoğlu beş duyunun ötesindeki ‘görünmeyen alem’i merak etti. Yaşadıklarımı okurken bir kısmınız bilinmezliği hissedecek, bir kısmınıza deli saçması gelecek hatta bazılarınız ‘kuantumcular’ın bilinçaltına inmesi gibi bir şey değil mi diye soracak. Benimse öğrendiğim tek şey var: Gerçek, herkesin kendi gördüğü kadardır.

Görünmeyen alemin gör dediği

Geçtiğimiz hafta sonu bugüne kadar yazmak istediğim en ilginç konuyu deneyimledim: Şamanik Yolculuk. Şamanizme göre beş duyumuzla algılayamadığımız ama yaşamımızı büyük ölçüde etkileyen spritüel bir boyut var. Bir düşünün, oraya yolculuk yapabilseydiniz acaba neyle karşılaşırdınız? Görünmez güçlerle konuşabilseydiniz neler öğrenirdiniz?

Haberin Devamı

Görünmeyen alemin gör dediği

İşte tam da bu merakla çıktığım yolda, aşağı ve yukarı dünyalara yolculuk yaptım, yardımcı ruhlarımla tanıştım. Onlarla dans ettim, konuştum hatta birbirimize sarılıp ağladık! 

Şamanizm uygulayıcısı ve eğitmeni Simin Işık Uysal Şamanik yolculuk çalışmasına başlamadan önce, salondaki 12 kadına tek kuralı anlattı: Kendinize ya da bir başkasına zarar vermek yok.

YOLCULUĞA HAZIRLIK: ALKOL YOK, BİR DİLİM PEYNİR VE EKMEK…

Şamanizmde üç dünya var. Orta dünya (Şu an içinde bulunduğumuz dünya), aşağı dünya ve yukarı dünya. Sonrasında davul ritmiyle bilinç durumumuzu değiştirerek, aşağı ve yukarı dünyalara yolculuk yapacağımızı söyledi. Aşağı dünyaya koruyucu ruhumuzla tanışmak için gideceğiz. ( Şamanlara göre, her çocuk dünyaya geldiğinde onu koruması için bir hayvan ruh gönüllü olur) 

Görünmeyen alemin gör dediği

Yolculuğa çıkmadan önce hazırlık yapmak da şart. Üzgünüm ama öyle ‘dan’ diye aşağı dünyaya geçeceğim demekle olmuyor. İki haftadır doğal gıdalarla beslenmeye çalışıyorum. Yıllık izne çıkıp, teknolojiyle bağlantımı minimuma indirdim. Bir süre alkol almamak da lazım. Çünkü vücudu arındırmak gerekiyor. Sabah da sadece bir dilim ekmek ve peynir yedim. Böylece beyin sindirime odaklanmayacak. Ama aç da olmamalı ki beyin yemeğe odaklanmasın. Orta yolu bulmalı.

Haberin Devamı

“Lafı fazla evirip çevirmeden, ne gördün onu söyle!” diyenler için başlıyorum… İlk yolculuk aşağı dünyaya…

BİR AĞACIN KOVUĞUNDAN AŞAĞI DÜNYAYA İNMEK

Işıkları kapattık. Göz bandımı taktım ve uzandım. Davul ritmi başladı. Birkaç derin nefesle odaklanmaya çalıştım. Gözümün önünde bir ağaç. Toprak çok soğuk, koyu, balçık gibi. Toprağa dokunuyorum. Ağacın gövdesine dokunuyorum. Sert kabukları elime geliyor. Yapmamız gereken ağacımızdan (Bu arada ağaç şart değil, aşağı giden herhangi bir açıklık, mağara, göl hatta metro girişi bile olabilir) yer altına açık bir kovuk bulmak. Onu da buldum. Tam kovuktan içeri gireceğim. Bir örümcek ayaklarımı çekiştirmeye başladı. Korktum. O da benden korktu ve ağacın içine girdi. Bu sefer kovuk kapandı. Bir türlü aşağı dünyaya inecek yol bulamadım. Sakin birkaç nefes daha aldım. Ağacın çevresini dolaştım. Ay yok giremiyorum! 

Haberin Devamı

Görünmeyen alemin gör dediği

Derken sakinleşip başka bir kovuk aradım ve ufacık bir delikten ağacın köklerine indim. Aşağıya yavaş yavaş iniyorum ama kökler o kadar karışık ki, dizlerime, karnıma dolanıyor, batıyor. Daha da derinleştikçe bir çukur açıldı ve hop diye kendimi suyla dolu bir yeraltı mağarasında buldum. Mağaranın duvarına sırtını yaslamış, kocaman, kapkara bir su canlısı duruyor. Görüntü net değil. Sadece kıskaçlarını görüyorum. 

Bir yandan göğsümün hızla inip çıktığını hissediyorum. Kalp atışlarım hızlanıyor çünkü basbayağı korkuyorum! Hayvanın yüzünü görmeye çalışıyorum ama nafile. Bana yüzünü göstermiyor. Sonra diyorum “Elvan, bir dur sakin ol!” Sonra da kocaman kıskaçları olan su canlısıyla konuşmaya başlıyorum: “Tamam senden korkmuyorum, hadi göster yüzünü” Başı git gide belirginleşiyor. Mağaranın duvarına tutunmuş dev hayvanı bu sefer çok net görüyorum. Ona, koruyucu hayvanım olup olmadığını soruyorum. “Evet” diyor. Sonra beni arkadan sarıyor, çırılçıplağım ve bir süre böyle kalıyoruz.

Haberin Devamı

Görünmeyen alemin gör dediği

Fotoğraf: David Lazar

ÖNEMLİ OLAN BÜTÜNÜYLE GERİ DÖNMEK

O sırada ayağımın altında bir girdap oluşuyor. O kadar güçlü ki bedenimi aşağı doğru çekiyor. Karşı koyamıyorum, gitmek istiyorum  ama koruyucu hayvanım bir yandan kıskaçlarıyla kollarımı tutuyor. Bir süre arada kalıyorum sonra beni bırakıyor. Daha da derine iniyorum. Girdabın içindeyim. Pat diye bembeyaz bir yere düşüyorum. Ayağımın altında beyaz bir sis var. Çevreme bakıyorum kimse var mı diye. Sisin içerisinde arkası dönük kanatlı bir hayvan görüyorum. “Merhaba" diyorum. Artık korkum dindi, kalp atışlarım normal. Tam konuşmaya devam edeceğim. Davul ritmi değişiyor. Dönüş ritmine geçiyor Simin Hoca. Ama ben daha konuşacaktım! 

Haberin Devamı

Burada hocanın uyarısını hatırlıyorum. Dönüş ritmini duyar duymaz, kimle konuşuyorsanız 'Hoşçakal' deyin ve geri dönün. Şamanik yolculuklarda önemli olan ne kadar uzağa gittiğiniz değil, bütünüyle ne kadar geri dönebildiğinizdir.

O kadar derine indim ki nasıl geri döneceğim diyerek panikle geri dönüş yoluna giriyorum. Hortumun içinden dev kıskaçlı koruyucu hayvanım çıkarıyor beni. Ona da veda edip, mağaradan ağaca ulaşmam lazım. Dönüş, inişten daha zor sanki. Köklerden geçerken ayaklarım birbirine dolanıyor, sivri köklere çarpıyorum. Kalp atışlarım hızlanıyor. Son davul sesini duyduğumda ağaçtan dışarı orta dünyaya dönmeyi başarıyorum. Gözlerimi açıyorum. Bedenime bakarsanız sadece yattım ve gözlerimi kapadım ama o yorgun hissediyorum ki sanki 5 kilometre yürüdüm. Bir yandan da seviniyorum, huzurluyum. Başardım! Aşağı dünyaya indim, koruyucu ruhumla tanıştım. Hatta ona dokundum. Ruhumda bir su canlısıyla yaşıyorum artık… Her bir koruyucu ruhun, size güç verip yardım ettiği ayrı alanlar var. Bunları diğer yolcuklarımda keşfettim ama bırakın da o güçler bende gizli kalsın :)

Haftaya: Ruh kayığı ile kişiyi terk etmiş bir koruyucu ruhu geri getirme deneyimini paylaşacağım. Bu sefer 12 kadın birden aşağı dünyada yolculuk yaptık.

ŞAMANİZM EĞİTMENİ SİMİN IŞIK UYSAL KİMDİR?

Simin Işık Uysal, Şamanizm üzerine birçok kitap yazan dünyaca ünlü Şamanizm eğitmeni Sandra İngerman'dan eğitim gördü. Dünyanın dört bir yanında üyeleri bulunan Şamanik Eğitmenler Birliği'nin Türkiye'deki üyesi. Mayıs'ta 'Şamanizm: Kalbin Yolu' isimli kitabıyla buluşacağız. 

Görünmeyen alemin gör dediği

 *Merak edenler için:

Şamanizm insanlığın bildiği ilk spiritüel uygulama. Bir din değil. Şamanik uygulamayı yaparak Şaman olunacağını sananlar varsa da çok yanılıyorlar. Genel görüş, şaman olmanın kader olduğu. Yani sen şamanlığı seçemezsin, o seni seçebilir. Hiçbir yerli kültürde, hiç kimse kendisini şaman olarak adlandırmaz. Çünkü gücüyle böbürlenen o gücü kaybeder. Şamanizmin nasıl ve kimler tarafından uygulanacağı hala akademisyenler, antropologlar ve şaman kültüründen gelenler için tartışma konusu.

Şamanik yolculuk yaparken tüm dünyadaki şamanlar arasında en yaygın araç davullar ve vurmalı çalgılar, ziller. Niye mi? Çünkü bilimsel araştırmalara göre insan bu monoton ritimleri dinlerken, beyin titreşimleri günlük hayatta aktif olan beta düzeyinden çıkarak önce alpha sonra tetha düzeyine geçiyor. Tetha düzeyi, derin düşüncenin ve sezgilerin en kuvvetli olduğu frekans. Aslında bir nevi alacakaranlık boyutu yani, aydınlanmadan önceki karanlık…

Davul ritminin de bir adabı var elbet. Yolculuğa başlarken çalınan ritimle, geri dönmemiz gerekirken çalınan ritimler farklı. Peki dönüş ritmini duyduğumuzda geri dönmezsek ne olur? En fazla uyur ve sonrasında dinlenmiş ve tazelenmiş bir şekilde uyanırsınız.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!