Gündem Haberleri

    Görmez: "Demek ki görevimizi iyi yapmıyoruz"

    A.A
    20.10.2011 - 16:24 | Son Güncelleme:

    Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Gün bütün olumsuzluklara rağmen, bütün kötülüklere rağmen kardeşliğimizi daha da pekiştirmeye ve bütün dünyaya gösterme günüdür. Gün sabır ve metanet günüdür. Şehitlerimize dua etme, aslında canilerin şahsında kaybolan insanlığa acıma günüdür” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Antalya'nın Kemer ilçesinde düzenlediği, “Din Görevlilerinin Vaaz Becerilerini Geliştirme Hizmetiçi Eğitim Kursu”nda konuşan Mehmet Görmez, önceki gün Bitlis'te, dün de Hakkari'de şehit olanlara yüce Allah'tan rahmet, yaralılara sıhhat ve afiyet, ailelerine ve Türk milletine de başsağlığı diledi.

    “Yeryüzünün bir imtihan dünyası” olduğuna işaret eden Görmez, şunları söyledi:
    “Bireylerin, fertlerin olduğu gibi milletlerin, devletlerin de imtihanları vardır. Yüce Rabbimiz bu imtihanlardan kurtulmayı milletimize ve bütün alemi İslam'a nasip eylesin. Gün bütün olumsuzluklara rağmen, bütün kötülüklere rağmen kardeşliğimizi daha da pekiştirmeye ve bütün dünyaya gösterme günüdür. Gün sabır ve metanet günüdür. Şehitlerimize dua etme, aslında canilerin şahsında kaybolan insanlığa acıma günüdür. Öldürülen insanın şahsında bir insan yok olur, ama Kur'an-ı Kerim'e göre aslında onun şahsında bütün insanlık yok olmuş gibi olur. Öldürenin şahsında insanlık yok edilir. Bu sebeple öldürenlerin şahsında kaybolan insanlığa acımak gerekir.”

    Diyanet İşlerinin görevi

    Diyanet İşlerinin en önemli görevinin toplumu din konusunda aydınlatmak olduğunu vurgulayan Görmez, ilim sahibi olup, bunu başkalarıyla paylaşmanın herkesin görevi olduğunu, ancak işin tabiatı gereği hayatının tamamını bu işe vakfeden insanların bulunduğunu kaydetti.

    Din görevlilerinin görevinin, yaşadıkları toplumu aydınlatmak ve İslam'ın nuruyla buluşturmak olduğunu belirten Görmez, ancak özellikle son yıllarda daha farklı bir yöntemle bu hizmetin ifa edildiğini söyledi.

    Her mihrap ve her kürsünün bir ilim halkası olduğuna dikkati çeken Görmez, şöyle konuştu:
    “Her cami aynı zamanda insanların manen, madden eğitim aldıkları bir yuvadır. Üzülerek belirteyim ki modern zamanlarda camilerin bu fonksiyonlarında azalmalar görüldü. Mihrapta görev yapan arkadaşlarımız daha çok kendisini sadece ibadetlere rehberlik etmeye nasbetti. Mihrapta görev yapan arkadaşımız mihrabın ruhunu alıp dışarıya götürmekte zaaflar gösterdi. Minberde görev yapan arkadaşımız eline verilen hazır bir metinle yetinmeye çalıştı. Kürsüye çıkan arkadaşlarımız azaldı. Büyük şehirlerimizde binlerce arkadaşımız bu görevleri ifa ederken, merkezden bir arkadaşımız vaaz etti ve bütün camilerden de halkımız sadece o merkezden yapılan vaazı uzay aracıcılığıyla gelen mekanik bir sesten duymakla, dinlemekle iktifa etti. Bu, hem Diyanet İşleri Başkanlığı hem din görevlisi arkadaşlarımız hem milletimiz hem de dini mümini İslam açısından bazı sıkıntıları beraber getirdi.

    Bunun getirdiği birinci sıkıntı, her şeyden önce din görevlisi arkadaşlarımızın bilgi ve birikimlerini zayıflattı. Özgüvenlerini ortadan kaldırdı. Arkadaşlarımızın, kendi cemaatlerine aslında bilgilerini sunabilecek konumdakilerin dahi bilgileri köreldi. Dolayısıyla en büyük zararı bize oldu.

    İkinci zararı milletimize oldu. Çünkü yüz yüze, gönül gönüle bu din, bizim medeniyetimiz, bir söz medeniyetidir. Bu söz sadece kuru bir söz olmaz. Bunun içinde bir ruh, maneviyat vardır. Göz göze, yüz yüze kalp kalbe hitap etmek varken, muhtelif sistemlerle, aracı yöntemlerle sesi ulaştırmak yeterli değil.”
    Görmez, cemaatin aklına takılan soruları din görevlilerine soramadığını vurguladı. Tüm bunları göz önüne alarak hızla bu sistemden çıkmaya karar verdiklerini söyleyen Görmez, “Yani mihrap gibi peygamberlerin makamını teslim ettiğimiz bir insana kürsümüzü neden güvenmeyelim” dedi.

    Bu sistemi bıçakla keser gibi kesmenin belki doğru olmayacağını düşündüklerini anlatan Görmez, Türkiye'deki tüm din görevlileriyle bir araya gelerek yol haritası çizmeye karar verdiklerini dile getirdi.

    “Ben kablomu kesiyorum”

    Eğitim programının başlangıç olduğunu vurgulayan Görmez, din görevlilerinden sürekli kendilerini geliştirmelerini isteyerek, “Kendisini geliştirdikten sonra müftüsüne müracaat etsin, desin ki ben kablomu kesiyorum” diye konuştu.

    2011-2012 yıllarında Türkiye'deki tüm din görevlileriyle hizmetiçi eğitim programını buluşturacaklarını belirten Görmez, “Her arkadaşımız bugünden itibaren kütüphanesini masasına taşıyacak, eline kalemini alacak, not almaya başlayacak. Haftalık, aylık, yıllık programlar yapacak, hangi hafta hangi vaazı vereceğini bilecek” dedi.

    Din görevlilerinin çağın sorunlarına da hakim olarak vaazlarında kullanması gerektiğini vurgulayan Görmez, camiye gelen cemaatin din görevlilerinden bir şeyler öğrenmesinin önemine işaret etti.

    Din görevlilerinin sadece sözle değil, halleriyle de çok şey anlatabileceklerine dikkati çeken Görmez, namazdan sonraki bir duanın bir cümlesinin bile, bazı insanların kurtuluşuna vesile olabileceğini vurguladı.

    Görmez, 8 senedir Diyanet İşleri Başkanlığında çalıştığını belirterek, “Bu dönemde benim üzerinde çok durduğum çok önemli husus var. Diyanet İşleri Başkanlığının en asli görevini yapan insanlar mihrap görevlileridir. Başkan dahil diğerlerinin vazifesi de mihrap görevlilerinin işini kolaylaştırmaktır. Bizim görevimiz mihrap görevinin şanını yüceltmektir. Bu teşkilatta daima en önde mihrap görevlilerinin olduğunu göreceksiniz” diye konuştu.

    Farklı illerde görev yapan din görevlilerinin bu tür toplantılarla bir araya gelme şansı da yakaladığına dikkati çeken Görmez, bu tür toplantıların çoğaltılması talimatı vererek, gerekirse bunun için kendi cebinden ödenek vereceğini söyledi.

    Türkiye'de 100 bin din görevlisi olduğuna işaret eden Görmez, şöyle devam etti:
    “100 bin insanın din görevlisi olduğu bir memlekette maneviyat sorunu olur mu? 100 bin insanın din görevlisi olduğu bir memlekette din konusunda cehalet olur mu? Olmaması lazım. 100 bin insanın görev yaptığı bir memlekette kardeş kavgası olur mu? Olmaması lazım. Öyleyse biz henüz görevimizi tam yapamıyoruz. Şunu görüyorum potansiyelimizin azını kullanıyoruz. Eğer biz bütün potansiyelimizi kullanırsak, inanıyorum ki bu memlekette kurtla kuzu yan yana yaşar.”
    32 ilden 292 din görevlisinin katıldığı kurs, 24 Ekim'de sona erecek.

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı