Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Görmediğim şeyi gördüm demem

Her tepenin üstünde bir Kartal,her yiğidin gönlünde önce Siyah-Beyaz sevda,sonra şampiyonluk yatar..!!

Eh işte, Beşiktaşlı için hayatın doğal akış felsefesi budur!
Ben şahidim.
Yakından tanığım.
Görmediğim şeyi, gördüm demem!
Bizzat gördüm.
Bursa maçı öncesinde de Atatürk Olimpiyat Stadında, bir kez daha şahit oldum.
Sevda böyle bir şeydir! Dürüstlüktür.
Doğu Tribünü “tadilatta” olduğu için 50 bin Beşiktaşlı diğer tribünlere sığmak zorunda.
Kuzey, Batı ve Güney Tribünleri yani..
Ve maç başladı. Ben şahidim!
Beşiktaş güney, Bursa kuzey kaleyi aldı! Şahidim gördüm!

11. dakika geride kalırken Bursa 2 defa gol kaçırdı!
Ben şahidim, tanığım.. Hatta bir tanesini Beşiktaşlı oyuncular çizgiden çıkardılar..
Gördüm, şahidim..!!
Yanımda oturan gazeteci arkadaşım Eray Emin Aydemir,
“Abi 2 defadır Beşiktaş kalesini Allah korudu” dedi.
Ben de ona “Allah vardır ama tarafsızdır” dedim.
O, karışmaz insanoğlunun yeryüzünde yaptığı “İyi-Kötü” işlere..
Bence “NOT ALDIRIR”.
Not ettirir birilerine, hepsi o..
Hani sırtında kanatları olanlar var ya, onlara işte!
Bu düşünce doğru olsa;
35. dakikaya kadar Almeida’nın yaptığı “mallıkları”, Tanrı mı yaptırıyor yani..!? Hayır..

Mesela, Atiba’nın ayağı takıldı düştü, kalktı, düşen adamın eline top çarptı ya..
Hakem sarı kart verdi. Ben şahidim..
Haksız ve adaletsiz bir kart.. Gördüm!
Şimdi bu haksız kartı, Tanrı mı verdirdi yani..? Hayır..
Hakem verdi!
Yaradan’ın ne suçu var bunda..!!

Yine bir başka misal,
Yalandan yere düşen Bursalı için Ersan’a kırmızı kart gösterdi hakem..
Tanrı mı verdi yani ‘Kırmızı Kartı’!? Hayır..
Adına maalesef hakem denilen adam verdi.
Vallahi o verdi billahi o verdi!
Ben şahidim, gördüm..!! Tanığım ben.
50 bin kişi ben de tanığım..

İlk yarının son anlarında maçın içine edildiyse, bunun suçlusu hakem ve “Ay biz, bu hakemleri kolay yetiştirmiyoruz” diyen federasyon ve hakem komitesidir..!!
Oysa, bütün profesyonel işyerlerinde kötü olan eleman işten çıkartılır..
Bir hakem kötüyse, ona bir daha maç vermeyeceksin. Atacaksın..
Hem, diğer hakemlerin önü açılır..
Fenerbahçe’yi de böyle yemediniz mi Sivas maçında..!!
Ama yönettiğiniz yer aile şirketiyse sizinkisi, kötü olan da “Aileden” biriyse..
Hani, durum “al gülüm ver gülümse” mesele yok tabii..
Yersiniz tabii Yağma Hasan’ın böreğini, aile şirketi olursa..
Örneğin Beşiktaş – GS maçını katleden birine yeniden maç vermek CİNAYETTİR!
Hele hele, yalan rapor yazmış duruma düşen birine – Ki, Federasyon verdiği kararla hakeme ‘Sen yalancısın, raporun yalan’ demiştir - yeniden maç vermek,
TAHAMMÜDEN ADAM ÖLDÜRMEKTİR!

Yine konumuza dönecek olursak,
mesela, Almeida müthiş bir gol attı, Tanrı mı attırdı bunu!? Hayır..
Fernandes son dakika da yüzde yüzlük golü kaçardı, Tanrı mı kaçırttı yani? Hayır..

Ve maç Beşiktaş’a 3 puan yazan sonucuyla bitti..
Ben tanığım.. Bütün maç tanıklık yaptım..
Daha yazmadığım neler gördüm neler!?

Sadede gelecek olursak,
Daha önce Fenerbahçe maçında yazmıştım. Yine yazayım:
Biz gazeteciler TARİHİN TANIKLARIYIZ..
Olmayana, ‘OLDU’; olana, ‘OLMADI’ diyemeyiz..
“Atananlardan”
değil, hem üniversiteden, hem sokaktan yetiştik..
Muhabirlikten geldik.
Ve muhabir sadece gördüklerini yazar!
Ben de gördüklerimi yazdım arkadaş!.
Unutmayın ama,
“Tanrıya inanan adam olmak kolaydır, asıl zorluk Tanrı’nın inanacağı insan olmaktır..”

Neyse, bu tatil günü OC kutlamaya kaçar!
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..

Bu arada,
Üniversiteden arkadaşlarım da gelmişti. Tümen tümen..
İlk arayan Safiye Çakır idi.. Israrla çaldırıyordu telefonu..
Üst tribünden sarkmış, bana el sallıyordu!
Ben şahidim gördüm onu..! Yanında da Sinan Özdemir vardı!
Ona da tanıklık ederim. Buradalar..
Bu kızın okuldaki ismi “Çılgın Safiye” idi..
Hala da en hiperaktifimiz..
“Kız sarkma düşeceksin sonra. Dur 3 puanı alalım ondan sonra düş” dedim.
Duydu mu duymadı mı bilmiyorum.. ?))
İşte bak, 3 puanı aldı Beşiktaş, düşeceksen şimdi düşebilirsin yani..:))

X