"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Gönül

Merhabalar sevgili okurlar. Bugün sizlerle çok eski günlerden, çocukluğumdan kalan bazı anılarımı paylaşmak istiyorum.

Üsküdar Amerikan Lisesi’ne yeni başladığım günlerdi… Henüz hiçbir engelim yoktu. O yaştaki her çocuk gibi koşuyor, oynuyordum. Bir gün babam benim yaşlarımda bir kız çocuğu ile birlikte geldi eve. “Çocuklar, bu tatlı kız bizim İstanbul dışında yaşayan bir akrabamız. İsmi Gönül. Ne yazık ki duyamıyor ve konuşamıyor. Bir süre bizimle yaşayacak ve biz onun hayatını kolaylaştırmaya çalışacağız.” diyerek tanıttı onu bize. İşte ben aslında o gün, yani kendi engelimden çok önce, tanıştım engellilik kavramı ile…
Babam Gönül’ü doktora götürdü, kulaklık aldı. Anladığım kadarı ile konuşmasında bir engel yoktu, duymadığı için konuşamıyordu. Eve bir öğretmen gelerek ona ders vermeye başladı. Biz üç kardeş, hepimiz, Gönül’e yardımcı olmak için var gücümüzle çabalıyorduk. Evde kendimize göre bir işaret dili geliştirmiş ve kendi aramızda çok iyi anlaşır duruma gelmiştik. Öyle iyi, öyle iyimser bir kızdı ki Gönül; en küçük bir şeyle mutlu olur, yüzündeki gülümsemeyi hiç eksik etmemeye çalışırdı.
İki ağabeyi vardı Gönül’ün. Küçük ağabeyi konuşabiliyor ama duymuyordu. Büyük ağabeyi ise, kulakları sürekli rahatsızlansa da, hem duyuyor hem de konuşuyordu. Anne ve babalarının kulaklarında da hiçbir rahatsızlık yoktu. O zamanlar şimdilerde olduğu gibi konularında uzmanlaşmış hastaneler, hatta doktorlar yoktu. Gönül’ün hastalığının nedeni bir türlü anlaşılamadı.
Yıllar yılları kovaladı ve ayrılma vakti geldi. Önce ben evlendim, sonra da Gönül. Gönül’ün eşi de kendisi gibi duyamıyor ve konuşamıyordu. İkisi kız, biri erkek üç çocukları oldu. Üçü de duyuyor ve konuşuyor. Ama biz uzun yıllar görüşemedik sevgili çocukluk arkadaşımla. Benim hastalığım ortaya çıktı ve engelim beni her gün daha fazla zorlar oldu. Ne ben gidebildim ona, ne de o gelebildi bana.
Geçtiğimiz günlerde televizyonda izlediğim bir haber beni sizlerle paylaştığım o eski günlere götürdü. Hepimizin yakından tanıdığı Sayın Acun Ilıcalı; açılışını yaptığı Anatomica Kulak Burun Boğaz Hastanesi’nde, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek durumu yerinde olmayan işitme engelli çocuklara tam kapsamlı sağlık hizmetini ücretsiz olarak vermeye başladıklarını müjdeliyordu. İstanbul’da, maddi imkânsızlıklardan dolayı tedavi olamayan işitme engelli çocuğun kalmamasını hedeflediklerini söyleyen Sayın Ilıcalı, İstanbul’da yaşayan ve maddi durumu yerinde olmayan 0-18 yaş arasındaki çocukları Gayrettepe’deki hastaneye davet ediyordu. Haberde; bu çocukların herhangi bir belge göstermeden muayene olabilecekleri, ameliyat dahil  her türlü tedavilerini ücretsiz olarak gerçekleştirebilecekleri de ifade ediliyordu.

İşte bu haberdi beni yeniden Gönül’e götüren.  Araya giren uzun yılların ardından, birkaç ay önce yeniden görüşmüştük onunla. Ağabeyi, kızı ve oğlu ile birlikte gelmişlerdi ziyaretime. O gün ağabeyi ile ilk kez konuştum Gönül’ün engelinin sebebinin ne olabileceği konusunda. Çocuklarının hepsi sağlıklı olduğuna göre, genetik bir hastalık değildi bu. İşte o zaman, Gönül’ün ağabeyi çocukluklarında üçünün birlikte çok ağır bir hastalık geçirdiklerini anlattı. Gönül o zaman daha bebekmiş. Sanırım doğru tedavi olamamış. Daha sonra götürdükleri doktorlar da duymama nedeninin o hastalık olabileceğini düşünmemişler. Oysa ki ortanca kardeş de duymaz olmuş o hastalıktan sonra. Ama o az buçuk da olsa daha önce başlamış olduğu konuşmayı sürdürebilmiş.

O günlerde Acun Ilıcalı’nın sözünü ettiği gibi bir hastane var olsaydı eğer, Gönül duyabilir ve konuşabilirdi belki de. Çocukları ile işaret dili yerine konuşma dili ile anlaşabilirdi. Müzik dinleyebilir, şarkı söyleyebilirdi. Şimdi, Gönül’ün yapamadıklarını başka çocukların yapabileceğini bilmek umut veriyor bana. Teşekkürler Sevgili Acun Ilıcalı…

Engellerimizi hissettirmeyecek, engelsiz bir yaşam dileği ile...

X