Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Gölgelerin arasından yükselen güç

    Newsweek
    27.01.2011 - 17:03 | Son Güncelleme:

    Bir zamanlar sadece İran'ın maşası ve İsrail'i tehdit eden bir gerilla gücü olarak bilinen Hizbullah, bugün Lübnan'ın yeni hükümdarı oldu.

    Dünya gündeminin nabzı Planet'te atıyor

     

    Eğer Hizbullah bu kadar zekice hareket eden bir örgüt olmasaydı, bu kadar tehlikeli de olamazdı. İran tarafından kurulan, Suriye tarafından desteklenen Şii örgüt, doğal olarak, güç kullanma konusunda hiçbir zaman sorun yaşamadı.

     

    Örgüt, 1980’lerden beri ABD Dışişleri Bakanlığı’nın terör listesinde yer alıyor. Hizbullah gerillaları, 2006 yılında İsrail’in güçlerini durdurmayı başardı. İki yıl sonra, iş dünyasındaki çıkarlarını korumak için Beyrut sokaklarına indiler. Bugün anayasal manevralarıyla iktidar konumuna gelen Hizbullah, 'Allah'ın Partisi'nden çok gölgeler arasından ülkeyi yöneten bir güç haline geldi.

     

    Lideri Hasan Nasrallah, “Hizbullah'ın Lübnan devletinin ve hükümetinin kontrolünü ele geçirmek istediğinin bugüne kadar söylenmiş en büyük yalan” olduğunu söyledi. Bu sözünü desteklemek istermişçesine de başbakanlığa aday olarak Harvard’da eğitim görmüş Sünni milyarder Necib Mukati’yi gösterdi.

     

    ZAMANLAMA DAHA İYİ OLAMAZ

    Hizbullah, Arap dünyası için çok hassas bir dönemde kontrolü ele geçirdi. 14 Ocak günü Tunus’un diktatör eğilimli Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin devrilmesi, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da onlarca yıldır iktidarda kalan mafya benzeri rejimlerin dokunulmaz ve hatta vazgeçilmez olduğu inancını da yıktı.

     

    Son birkaç gün içinde, giderek artan huzursuzluk Mısır, Cezayir ve Ürdün’de etkili oldu. Washington’un Arap dünyasındaki en yakın müttefikleri, bir anda kendi halklarını karşılarında buldu. Koltukları sallantıda olan bu liderlerin yerlerine kimin geleceğini ise kimse bilmiyor.

     

    Hizbullah’ın kurduğu hükümet, provokasyonların önüne geçerek ve Lübnan anayasası içinde hareket etmeye devam ederek, kendisini Arap dünyasındaki sorunlar denizi içinde bir istikrar adası olarak gösterebilir. Karşılığında, ABD, Fransa ve diğer Batılı hükümetlerin bu “terörist” rejim üzerine baskı kurmaları zorlaşacaktır.

     

    KRİZİN VE ENDİŞELERİN MERKEZİ

    Lübnan’daki siyasi krizin ve Clinton’ın endişelerinin merkezinde olan konu, 2007 yılında Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’ye düzenlenen suikasttan Hizbullah’ın sorumlu olduğu iddiası. Suikast saldırısının ardından sokaklara dökülen ve Suriye'nin ülkeyi işgalini reddeden Lübnan halkı bir süre sonra "14 Mart Hareketi" olarak bilinen bir siyasi güce dönüşmüş ve Hariri’nin oğlu Saad'ı başbakan seçtirmişti.

     

    ABD, Avrupa ve Suudi Arabistan’ın desteğini alan Saad Hariri, suikastı soruşturan Birleşmiş Milletler (BM) mahkemesiyle işbirliği kurdu. Soruşturmayı sürdüren müfettişler, iddianameyi Lahey’deki savcılara sunduğunda, Hizbullah, Hariri’nin başbakanlıktan çekilmesini talep etti ve mahkemeyi kınadı.

     

    Hariri, Hizbullah’a direndi ancak 14 Mart hareketindeki müttefiki, Dürzi lider Velid Canpolat Hizbullah’a destek verince, hükümet devrildi.

     

    OYUN SONA ERDİ

    Saad Hariri, hiç bir zaman insanların yeterince ilgisini çekmeyi başaracak yeteneğe sahip olmadı. 2006’da, ülkesinin İsrail’in bombardımanı altında olduğu dönemin çoğunu İtalya’da geçirdi. Hariri’nin becerisizlikteki ünü, kısa bir süre önce uluslararası mahkemeye verdiği gizli ifadenin basına sızmasıyla daha da arttı.

     

    İfadesinde, Suriye Devlet Başkanı Beşir Esad için “salak” diyen Hariri, sadece Şam’ı değil, uzun süre koruyuculuğunu yapan Suudi Arabistan’ı da aşağıladı. Hariri, Suudilerin terörle mücadele operasyonlarının başındaki Muhammed bin Nayef için de “kasap” ifadesini kullandı.

     

    Lübnanlı blog yazarı Amal Gandour, “Hizbullah düşmanlarının sandığından daha akıllı, Saad Hariri ise dostlarının korktuğundan daha aptal çıktı” yorumunu yaptı.

     

    Salı sabahı, henüz Mikati için parlamento oylaması bile yapılmadan önce, ağırlığını gençlerin oluşturduğu Hariri destekçileri Trablus’ta gösteri düzenledi. El Cezire televizyonuna ait basın aracı ateşe verildi. Beyrut’ta bir araya gelmesi beklenen Hariri destekçileri ortaya çıkmadı. Hariri ise öğleden sonra televizyona çıkıp sükunet çağrısı yaptı.

     

    Ve oyun bitti.

     

    *Bu yazı "Hizbullah Ruling From the Shadows" başlıklı makaleden derlenmiştir.

     

    Planet'i Facebook'ta takip etmek için:
    http://www.facebook.com/#!/HurriyetPlanet

    Planet'i Twitter'da takip etmek için:
    http://twitter.com/HurriyetPlanet

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı