Gündem Haberleri

    Gökyüzündeki kadın eli: Mualla kaptan

    A.A
    07.08.2009 - 11:49 | Son Güncelleme:

    Hollanda'da doğup büyüyen ve küçük bir çocukken başlayan uçma merakı büyüdükçe bir tutkuya dönüşen Mualla Jonkman, tam 11 yıldır gökyüzünü kokpitten fethetmeyi sürdürüyor.

    MUALLA KAPTAN'IN FOTOĞRAFLARLA BİR GÜNÜ

    Otomobil veya otobüs değil, 189 kişilik Boeing 737-800 tipi bir uçağı kullanan Jonkman, Türkiye'de bu işi yapan sayılı kadınlardan biri.

    Kadın olduğu için zaman zaman tepkilerle karşılaşsa da bunu “Türkiye'de sivil havacılık tam olarak gelişmedi, ama gün geçtikçe bu konuda ilerliyoruz” sözleriyle eleştirileri bertaraf etmeye çalışan Jonkman'a göre pilotluk, “sevilmezse çekilmeyecek bir iş.”

    Özellikle yaz dönemi, ayın ortalama 95-100 saatini gökyüzünde geçiren Jonkman, ilk günkü heyecanını, her iniş ve kalkışta tekrar tekrar yaşadığını dile getiriyor.
    Jonkman'ın vazgeçilmezleriyse 6 aylık kızı Julia ile 6 yaşındaki oğlu Joey. Zaman zaman annesine “biraz daha az çalışsan olmaz mı” diye sitem eden Jonkman'ın oğlu Joey'in hayallerini, annesi gibi pilot olup, bir uçakla aya gitmek süslüyor. Julia'nın en büyük mutluluğuysa şimdilik sadece annesinin kolları arasında olmak.
    İş arkadaşlarının çok sevdiği ve “Mualla Kaptan” diye hitap ettiği Jonkman'ın en büyük destekçisi ise hiç kuşkusuz, yaşadığı ülkeyi terk edip Türkiye'ye yerleşmeyi tereddütsüz kabul eden ve çocukların bakımını üstlenen Hollandalı eşi Michel.

    Eşi gökyüzünde uçarken kendisinin evde yemek, ütü, çamaşır, çocukların bakımı gibi her türlü işi yaptığını ifade eden Michel, güzel Türkçesiyle, “bir ev hanımı ne yapıyorsa, ben de onları yapıyorum işte” diyor.

    Birlikte uçuş teklifimizi kabul eden Mualla Kaptan, sabah saat 04.00 sularında çocuklarıyla vedalaştıktan sonra ayrıldığı evinden, bir uçuş seferini tamamlayıp tekrar evine döndüğü zamanı, AA muhabirleriyle paylaşmaktan çekinmiyor.

    Mualla Kaptan ile 1 saat 15 dakika sürecek İzmir-Adana seferini yapmak üzere yola çıkıyoruz.

    'SINIF ARKADAŞLARIM TAKSİ ŞOFÖRLÜĞÜ İÇİN BAŞVURUDA BULUNUYORLARDI'

    Mualla Jonkman, yolculuğumuzun başlangıcında, daha küçük bir çocukken, Hollanda'dan Türkiye gidiş gelişlerinde pilotların üniformaları ve çantalarının çok ilgisini çektiğini, uçağa olan merakının daha o zamandan başladığını anlatıyor.

    Liseyi bitirdikten sonra teknik üniversiteye başvuran, iki yıl mimarlık okuduktan sonra, pilotluk için açılan bir sınava girdiğini belirten Jonkman, pilotluğa ilk adımı nasıl attığını şu sözleriyle anlatıyor:
    “İçimde hep bir pilot olma isteği vardı. Kazanma ihtimalim çok düşük olduğu halde 'içimde kalmasın' diyerek denemek istedim ve sınavlara girdim. Sınavı kazanınca çok sevindim. 500 kişi başvurmuştu, 30 kişi eğitime başladık ve ancak 22 kişi mezun olabildik. Hollanda'daki Uçak Akademisinde 3 yıl okuduktan sonra 1997'de mezun oldum. Mezun olduğumuz sene sivil havacılık o kadar gelişmemişti, iş yoktu. Sınıf arkadaşlarımdan taksi şoförlüğü için başvuranlar, bilgisayarda çalışanlar oldu.”

    Jonkman, bu durumda iş bulmak için şansını İstanbul'da denemek istediğini dile getirerek, 1998'de İstanbul'da işe başladığını, o zamandan bu yana, neredeyse 11 yıldır uçtuğunu söylüyor.

    2000 yılında SunExpress'e giren ve 2007 yılının başında pilotluğa yükselen, kaptanlık terfisi gelince de İzmir'e yerleşen Jonkman ailesi, İzmir'i, havasını ve insanlarını seviyor.

    “NE KÖTÜ KAPTANIM, NE KAHRAMAN KAPTAN”

    Kadın olarak mesleğinde çok büyük sorunlarla karşılaşmadığını dile getiren Mualla Kaptan, okul yıllarından bu yana erkeklerle birlikte çalışmaya alışkın olduğunu ifade ediyor.

    Türkiye'de 10-15 kadın pilot olduğunu belirten Jonkman, bu durumun, şirketlerin tercih etmemesinden değil, sivil havacılığın yeni olmasından ve kadınlara fazla imkan sunulmamasından kaynaklandığını düşünüyor.

    “Ama gün geçtikçe sayımız artıyor. SunExpress'te şu an 4-5 kadın pilot var” diyen Mualla Kaptan, standart olan bir uçuş sonrası yaşadıklarının kendisini çok etkilediğini ve kendisine haksızlık yapıldığını belirtmeden geçemiyor.

    Mualla Kaptan, bu olayı şöyle anlatıyor:
    “Sanırım iki yıl önceydi. Aslında olay demek istemiyorum, çünkü benim için standart bir gündü. Trabzon'a uçacaktık. İncelemelerimizi yaptık, 'İnemezsek Ankara'ya devam ederiz, olmazsa İzmir'e geri geliriz' dedik. Trabzon'da hava kötüydü. Trabzon gibi meydanlarda 10 dakika bile çok fark eder. Pisti pas geçtik, standart bir şey. Ankara'ya gittik, tekrar döndük. Amacımız yolcuyu hedefine ulaştırmak. Baktık olmadı, bir daha pas geçtik, İzmir'e geri geldik. Bizim için çok özel bir durum yoktu aslında. Bir sorun yoktu, tehlikeli bir durum da yoktu, yapmamız gerekeni yaptık. Ama bazı yolcular şikayet etmiş, medya da “7 saat havada dehşet” gibi başlıklarla vermiş haberi.”

    Jonkman, o sabah şirket yetkililerinin telefonla arayıp, şirket standartlarını yüksek tuttuğu için kendisine teşekkür ettiklerini anlatarak, bu olayın üstünden 24 saat geçmeden Isparta'daki uçak kazasının meydana geldiğini hatırlatıyor.

    Jonkman, bu olaydan sonraki gelişmeleri ise, “bundan sonra durum daha bir değişti, işte kahraman pilot olduk. Şunu dedim: 'Ne kötü kaptanım, ne kahraman kaptanım, ben işimi yaptım.' Yolcunun kızmasıyla durum böyle yansımıştı. Tabii olaydan sonra kızan yolcu teşekkür etti. Ama keşke başında kızmasaydı da daha sonra teşekküre gerek kalmasaydı” diye özetliyor.

    “HİÇBİR GÜN DİĞERİNE BENZEMİYOR”

    Mualla Kaptan, sakin geçen İzmir-Adana seferi sona erdiğinde, uçmanın nasıl bir duygu olduğunu şu sözleriyle anlatıyor:
    “Sevmezseniz çekilmez bu iş. Çok erken saatte kalkıyoruz, çok düzensiz bir hayat yaşıyoruz. Bazen sabah saat 08.00'de çıkıp akşam 08.00'de geldiğiniz oluyor. İyi hava oluyor, kötü hava oluyor. İşin, mesleğin zevkli yanı her günün farklı olması. Bugün çok güzel geçti, bazı günlerde gecikme oluyor. O kadar çok faktör var ki, her şeyi hesaplayarak gidiyoruz, ama beklenmeyen durumlar oluyor. Yolcu geç geliyor. 'Uçağı kapat, hadi gidelim' diyen yolcu var. Ona karşı saygı duyuyoruz, ama kapıyı kapatıp da gidemiyoruz ki.”

    Mesleğin en güzel yanının, hiçbir günün diğerine benzememesi olduğunu vurgulayan Mualla Kaptan, “güneşin doğuşunu, batışını görebiliyoruz. Güzel bir meslek, sevmezsek yapılmaz zaten. Ben her seferde ilk günkü heyecanı yaşıyorum. Çok ilginç; inişte de kalkışta da o heyecan hiç gitmedi, bu güzel bir duygu aslında” diyor.

    YERYÜZÜNDE SIRADAN BİRİ OLUVERİYOR

    Uçuş sonrası, eşiyle birlikte “hayatımızın anlamı” diye niteledikleri çocuklarına bir an önce kavuşmak için koşturan Mualla Kaptan, yeryüzünde sıradan bir anne oluveriyor.

    Mualla Kaptan, kahvaltı için fırından yeni çıkmış sıcacık bir ekmek alıp, evine doğru yola çıkıyor. Evde onu oğlu ve eşi karşılıyor. Bir süre sonra üst kattan minik Julia'nın sesi geliyor.

    Eşi evde olduğu için yokluğunun çocuklar tarafından pek hissedilmediğini dile getiren Mualla Kaptan, “ben düzensiz bir hayat yaşasam da bu, çocukları hiçbir şekilde etkilemiyor” diyor.

    Mualla Kaptan'ın eşi Michel kahve ve kek ikram ederken, hoş bir sohbet başlıyor.

    Oğulları Joey doğunca bir karar aldıklarını aktaran Jonkman, sözlerini şöyle sürdürüyor:
    “Ya biz bakacaktık ya da dadı alacaktık. Başkasına bırakmak istemedik. İlk adımını, ilk kelimelerini kaçırmak istemedik. Mualla iş bulmuştu. 'Ben işi bırakırım' dedim. Zaten 13 yaşımdan itibaren yemek, ütü yapıyorum, çamaşır yıkıyorum, çünkü annem çalışıyordu. Başka çare yoktu yani. Şimdi oğlumuzla da 2 yaşından beri aynı şeyleri yapıyoruz. Alışverişe çıkıyoruz. Benim ellerim dolu, onun ki boş. Neden? En az şeyi taşısın, tuvalet kağıdını mesela.”

    Jonkman, eşi işteyken kendisinin çocukların tüm bakımı ve ev işleriyle ilgilendiğini anlatarak, “Bazı günler hiçbir şey yapmıyorum, bazı günler sıkı sıkı çalışıyorum. Bir ev hanımı ne yapıyorsa, ben de onları yapıyorum işte” diyor.

    Mualla Kaptan, röportajımız bittikten sonra üniformasını çıkarıyor. Artık bir pilot değil, bir anne. Bahçede çocuklarıyla oyuna dalıyor, kedisini ve köpeğini seviyor. Birazdan Joey'i doktora götürecek.

    Sabah saat 04.00'te evinden aldığımız Mualla Kaptan ve sıcak ailesiyle öğleden sonra saat 13.00'te vedalaşıyoruz.
    Mualla Kaptan'a yarın uçuş yok, ama ondan sonraki gün Gaziantep seferi onu bekliyor.


    “KADIN PİLOTLA UÇMAK HARİKA BİR DUYGU”

    Uçuş sonrası sohbet ettiğimiz yardımcı pilot Ufuk Köksal, kadın pilotla uçmanın “harika” bir duygu olduğunu söylüyor.
    Herkesin aynı kriterlerden ve seçmelerden geçtiğini aktaran Köksal, kadın pilotla uçmayı, “belli bir standart içindeyiz. Bunu yakaladığınız zaman zaten geriye bir şey kalmıyor. Orada artık sizin görev arkadaşınız var, bir kadın değil. Görev arkadaşınızla birlikte bir uçağı kaldırıp, bir yerden başka bir yere götürüyorsunuz ve yolcuları emniyetle arzu ettikleri yere taşıyorsunuz. İşin güzelliği bu” şeklinde tanımlıyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı