Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Göktaş: Peşmerge giysili fotoğraf yanlış anlaşılmış

    Cem TURSUN / İstanbul / DHA
    24.02.2011 - 20:51 | Son Güncelleme:

    İkinci Ergenekon davasının 106'ncı duruşması sona erdi. Tutuklu sanık emekli Albay Levent Göktaş savunmasını tamamladı.Göktaş "Böyle bir suçu işlemeyeceğim katıldığım çatışmalar ve aldığım madalyalarla açıktır" dedi. Duruşma yarın saat 09.00'a ertelendi.

    Emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'un sanıkları arasında yer aldığı İkinci Ergenekon Davası'nın 106’ncı duruşması tutuklu sanık emekli Albay Mustafa Levent Göktaş’ın savunmasının alınmasının tamamlanmasının ardından sona erdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi içerisinde kurulan duruşma salonunda görülen davada Göktaş, iddianamede kasıtlı olarak Poyrazköy davası sanığı emekli binbaşı Levent Bektaş ile 304 kez görüştüğünün yazıldığını savunarak, "Levent Bektaş ile yoğunluğunu kendisinden satın aldığım araçla ilgili konuşmalarını kapsayan 2 yıl içinde 151 kez görüşmem vardır" dedi.

    "FİKRET EMEK'İ CUDİ DAĞI'NDAKİ OPERASYONDA TANIDIM"

    Eskişehir'de annesinin evinde çok sayıda bomba ve silah bulunan Birinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Albay Fikret Emek'in avukatı olduğunu anımsatan Göktaş, "Fikret Emek'i 1995 yılında Cudi Dağı'nda PKK'ye karşı yaptığımız bir operasyonda tanıdım" dedi. Birliklerin önünde kendisi arkada Fikret Emek olduğu halde dağa nasıl tırmandıklarını vücut hareketleriyle mahkemeye anlatan Göktaş sözlerine şöyle devam etti: "Cudi Dağı'nın tepesine yaklaştığımızda tepe zirvesinden üzerimize doğru teröristlerin yoğun ateşine maruz kaldık. Ben diz altından ayağımdan sıyrıkla yaralanırken Emek'in göğsü kan içinde kalmıştı. Kan yüzüme fışkırıyordu. Kan gelen yere harp paketi sarıp üzerine de baskı yapsın diye taş koydum. Emek tedavisinden sonra 2002'de alayımızda personel ve istihbarat subayı olarak görevlendirildi.

    Emek Ankara Merkez'de özlük haklarımızı takip için bıraktığımız subaylardan biriydi. Emek'in evinde yapılan aramada benim nüfus cüzdanımın ve TSK kimlik kartımın fotokopisinin bulanma sebebi özlük işlem takip maksatlıdır. İddia edilen örgüt ile ne benim ne de Emek'in ülkesini ibadet vecdi ile bağlı kişiler olarak ilişkimiz yoktur."

    "BÖYLE BİR SUÇU İŞLEMEYECEĞİM ALDIĞIM MADALYALARLA AÇIKTIR"

    Göktaş, 51 No.DVD'nin içeriğindeki belgelere dayanarak kendisine "Devletin Güvenliğine ilişkin belgeler bulunduğu, söz konusu belgeleri örgütün arşivine konulmak üzere temin edip sakladığı" suçlamalarının yöneltildiğine dikkat çekerek, "Örgütün arşivi sözü, nasıl bir arşiv olduğu, nerede oldu, kimin kontrolünde muhafaza edildiği gibi bu iddianın esas dayanağını teşkil edecek hukuksal temelden yoksun tamamen hayal ürünü bir düşüncedir.

    Bir arşivi konulmak üzere temin etmem için Türk Silahlı Kuvvetleri'nden çalmam, hırsızlık yapmam, hile ile almam gereklidir. TSK'ye 25 yıl sadakatle hizmet etmiş, TSK'nen en önemli birliği olan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda tim, tabur ve alay komutanlığına layık görülmüş bir emekli albay ve avukat olarak böyle bir suçu işlemeyeceğim geçmiş hizmetlerim, katıldığım çatışmalar aldığım madalyalarla açıktır."

    "O ZAMANLAR GAZETELERDE KAHRAMANDIK"

    TSK'nin sınır ötesine yaptığı Çelik 1, Çelik 2, Çekiç, Güneş, Şafak ve Şehit Ahmet Konuksever operasyonlarına öncü ve önden sızan ve hedeflere ilk giren birlik komutanı olarak katıldığını anlatan Göktaş, "O zamanlar gazetelerde kahraman olarak çıkıyorduk. Şimdi başka türlü çıkıyoruz." dedi. Devlet tarafından özel olarak görevlendirilmesi nedeniyle Barzani ve Talabani'nin yanında uzun süre kaldığını anlatan Göktaş, PKK'lilerin Zap Kampı'nda eğitim gördükten sonra vur-kaç eylemleri yaptıklarını söyledi. Göktaş "Çukurca'nın 30 kilometre güneyindeki dağlık alanda çok güzel bir yerde olan Zap Kampı'na girme mecburiyeti hasıl olmuştu. Barzani ile de çalışıp Amedya denilen bölgede üs merkezini kurduk. Özel Kuvvetler Komutanlığı ve peşmergelerden oluşan 800 kişilik bir güçle Zap Ana Karargahına girdik. 18 gün gece gündüz 54 kez çatışmaya girdik. 800 kişiyle girdiğimiz karargahtan 60 kişiyle çıktık."

    "PKK’YA SIZDIK" HABERİ

    Bir gazetede peşmerge giysisiyle fotoğrafının yayınlanarak "PKK'ya sızdık" ifadesinin yer aldığına dikkat çeken Göktaş "Bu resim yanlış anlaşılmış. Kuzey Irak'ta peşmergeye komuta ettiğimiz için peşmerge giysisi giymek zorundaydık. Peşmerge gibi hareket ederiz, peşmerge gibi konuşuruz. Yoksa derhal tespit edilirsiniz, keskin nişancılar derhal sizi vurur. Sızma dediğim PKK çatışmaya girmek. Ama sadece Özel Kuvvet Birlikleri bu şekilde davranabilirler" dedi.
    PKK'lerin çatışması en zor olanlarının "Kız birlikleri" olduğunu anlatan Göktaş "Kız birlikleriyle çatışmak çok zordur. Küçük oldukları için beklerler, az kurşun harcarlar, Onlarla en iyi biz savaşırız" dedi.

    POYRAZKÖY MÜHİMMATI

    Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmata ilişkin yapılan ihbarlarda "Levent Göktaş'ın serbest bırakılmaması durumunda, Ergenekon Savcılarına yönelik büyük bir eylem talimatı verdiği" şeklindeki iddiaya ilişkin ise Göktaş, "Devlet görevlisi ve eşi ile aynı mesleği icra eden savcılara karşı bir eylem düşünmesi ya da aklından geçirmesi, ne kadar hayatın olağan akışına uygundur? Allah Korusun" diye konuştu. Savunmasını tamamlayan Göktaş, 51 No.lu DVD'nin "Hukuka aykırı delil olarak" kabul edilmesini ve tahliyesini talep etti.

     

    Etiketler: son dakika
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı