Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gökçek'in sözleri

DERDİM ne Aziz Yıldırım’ı ne de Fenerbahçe’yi savunmak. Ancak kılpayı kaçırılan bir Türkiye Kupası ve bir lig şampiyonluğu sonrası yaşananları görünce birkaç satır yazmak istedim.

Günlerdir konuşanlar üzerine. Her F.Bahçeli’nin öncelikle şunu bilmesi gerekir. Fenerbahçe’nin büyüklüğü Galatasaray’ın ve Beşiktaş’ın varlığıyla ortaya çıkan bir büyüklüktür. Fenerbahçe ne kadar büyükse Galatasaray ve Beşiktaş da o kadar büyüktür. Diğer takımlara girmiyorum. Kim, hangi takımı tutuyorsa onun için o takım “en büyük”tür. Ama bu üçlü birbirinden ayrılmaz. Futbol tarihimizi birlikte yazmışlar, birbirleriyle yaptıkları maçlarla ya da yaşanan rekabetle ülkeye yayılmışlardır. A.Gücü Başkanı Ahmet Gökçek’in açıklamalarını okudum. Talihsiz sözler. Oyuncuları Broggi’ye şike teklif eden kim olduğunun bulunmasını istiyor Gökçek. Doğru, bulunmalı. Fakat babası Melih Gökçek çok kritik maçlar öncesi ne demişti? “Serkan Kırıntılı’ya da teklifler geldiği yolunda duyumlarımız var.” Peki ne yapıldı. Serkan şike mi yaptı? İki hatalı gol yedi. Yeni sezonda A.Gücü Serkan’ı gönderecek mi, yoksa hakkında dava açılmasını mı isteyecek. İnsan söylediklerinin nereye gittiğini iyi bilmeli.
Gökçek’in ikinci önemli lafı Aziz Yıldırım’ın Kulüplerbirliği Başkanlığı süreciyle ilgili. “Kulüplerin çoğu borç batağı altında ama trilyonlarca liralık transfer yapıyor” demiş. A.Gücü’nü 26 trilyon borçla devraldınız mı Sayın Gökçek! Peki iki takımın birleşmesiyle 48 oyuncunuz varken bunları yollayıp trilyonları yabancı transferine akıtmadınız mı! Ligde gayet iyi giden Hikmet Karaman’ı gönderip kulüpler düzeyinde başarısı olmayan Lemerre’i ve tek kelime Fransızca bilmeyen Özat’ı yan yana koyup kavga ortamı yaratmadınız mı! Bir yerde bir yanlış varsa bunu dile getirin. Ama ortalığı toz duman edecek açıklamalar yaparken futbolumuzu ne kadar kirlettiğine dikkat edin.

Mourinho kuralları

GEÇEN hafta Madrid’te Şampiyonlar Ligi finalini izledim. İzlerken de Türkiye’yi düşündüm. Inter’in oyun yapısı Fenerbahçe’nin son 12 haftadaki oyun yapısına çok benziyor. Hatta Bursaspor’un bu sezonki oyun felsefesine çok yakın. Dünya futbolunun zirvesine çıkan Mourinho Inter’le diğer teknik adamlara ve kulüp başkanlarına şu gerçekleri bir kere daha gösterdi.
Hedefin büyükse hiçbir oyuncu vazgeçilmez değildir. İşini iyi yapan ayakta kalır, yapamayan yedek oturur.
Futbolda savunmayı iyi yapmak hücumu iyi yapmaktan daha önemlidir. Çünkü 11 kişiyle savunma yapabilirseniz rakipleriniz yorulur, psikolojileri bozulur ve bireysel hata yaparlar. Taktik açıdan siz daha az enerji harcarsanız son 30 dakikada skoru değiştirme şansınız artar.
Takım mutlaka ve mutlaka hızlı kontratağa çıkacak isimlere sahip olmalı.
En uçtaki isimleriniz gol vuruşunda çok soğukkanlı olmalı. Kaçırdıkları herhangi bir fırsattan sonra asla o pozisyonun etkisinde kalmamalı ve diri kalmalı.
Forvetiniz yerden ve havadan etkili isimlerden kurulmalı. Birebirde adam eksiltemeyen, kontrakta önündeki topa yetişemeyen hücum oyuncusu o formayı giymemeli.
Takım olarak herkes o hafta boyunca yapılacak maça konsantre olmalı. En önemli şeyin fiziksel ve mental hazırlık olduğu bilinmeli. Futbolcuyu sahada bireysel hataya zorlayacak aşırı yorgunluk, aşırı motivasyon, aşırı sinirlilik gibi hallerden kaçınmalı. Futbolcu özel yaşamına dikkat ettiği gibi, düzenli bir seks hayatının olması gerektiğini de bilmeli.
Yapılacak transferler başarılı bir takımda sorun yaşatmamalı. Ücret dengesi iyi sağlanmalı. Yedek kaldığında teknik direktörüne laf eden hiç kimse kulübe alınmamalı.
Başkan-teknik adam-futbolcu ilişkisi tamamen profesyonelce kurulmalı. Başkan bütün ipleri elinde tutmalı ama gerektiği zaman bu opsiyonu kullanmalı. Teknik adam saha içinde taktik açıdan ve oyuncu seçimi konularında sınırsız yetkiye sahip olmalı.
Seyirci futbolcuya iyi gününde olduğu kadar kötü gününde de sahip çıkmalı.
Futbolcudan istediğini, etkileyici bir tarzda anlatacak biri takımın başında olmalı.. Anlaştığınız teknik adam Pellegrini’ye yapıldığı gibi, “Biz bu transferleri yaptık, kupaları sen al” mantığıyla karşı karşıya bırakılmamalı.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI