"Deniz Gürel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Gürel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Gürel

Gökçek’in en rahat dönemi

SEÇİMİN üzerinden sekiz ayı aşkın bir süre geçti. Yerel seçimlerin, sonucu en merak edilen noktalarındandı Başkent Ankara.

Ocak ayından başlayarak deyim yerindeyse üç parti, üç aday arasında “savaş” yaşandı. Taraflar seçilebilmek için zaman zaman öyle sertleşti ki Ankara’nın kutuplaşmasından, gerginliğin tırmanmasından endişe edildi.
Seçim yapıldı, Gökçek dördüncü kez kazandı. Sonra...
Sonrası yok. Ne Ankaralı’dan oy isteyen adaylar, ne de partileri ortalarda gözüktü. Akay Kavşağı, Bahçelievler Referandumu gibi “zorlayıcı” olaylar olmasa onların da pek seslerini çıkarmaya niyetleri yok gibi.
Muhalefette olan partilerden CHP’nin yerel parlamenterlerine bakıyorsunuz, yeni bir söylem geliştirmek için bir çabaları yok.
MHP’ye bakıyorsunuz, 29 Mart’ta adayları dört Ankaralı’dan birinin oyunu almış ama onlar sanki bunun sorumluluğu omuzlarında değilmiş gibi, oluruna bırakmışlar kentin yönetimini.
Ya sivil toplum örgütleri?
Seçim dönemlerinde sert muhalefetleriyle sürekli gündemdeydiler. Tüketici Dernekleri Federasyonu’nu (TÜDEF) saymazsak hangi biri seçimdeki hareketliliklerini sürdürüyor?
Yanlış anlaşılmasın.
Çıkıp Gökçek’e muhalefet etmeliler demiyorum. Zaten yapılan muhalefetin yanlışlığı Gökçek’i bugün Gökçek yapan nedenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Ama siyasette denge iktidar ve muhalefet dengesinden geçiyor. Bu dengenin en önemli noktalarından birisi de denetim ve eleştiri görevini üstlenen muhalefet kuşkusuz.
2011’deki genel seçimleri geçtim, dört yıl sonraki seçimlerde “Beş senedir neredeydiniz?” diye soran vatandaşa, her zamanki gibi “Kenti biz yönetmiyorduk” diyecekler de, “Yönetenin yanlışlarını neden sadece seçime yakın söylüyorsunuz?” sorusuna ne yanıt verecekler işte onu merak ediyorum.

Diyanet’ten mektup var

TÜRKİYE Diyanet Vakfı’na ait Ankara’nın göbeğindeki dev arsanın satışını önceki hafta yazmıştım.
AŞTİ’ye giden yeni bulvar üzerinde 27 bin 637 metre karelik milyonlarca TL eden bu arsanın ne zaman ne amaçla alındığını ve bu satışın ne amaçla yapıldığını, elde edilecek kazanımın Diyanet Vakfı tarafından ne şekilde değerlendirileceğini sormuştum.
Diyanet Vakfı’ndan gelen yanıtı, noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorum:
“24.11.1985 yılında satın aldığımız ve gerçekten kıymetli olan bu arsa, vakfımız tarafından iki defa ihaleye çıkarılmış rayiç bedeli bulunamadığı için satılamamıştır.
Önümüzdeki günlerde yapacağımız pazarlık usulü satışla rayiç bedelle satmayı düşündüğümüz arsadan elde edilecek meblağ; Vakfımızın amacına uygun hizmetlerde kullanılacaktır.”
Diyanet Vakfı’na nazik açıklamaları için teşekkür etsem de aklıma birkaç soru takıldı. Onları da bu köşeden soralım umarım bizi yanıtsız bırakmazlar.

Bu satıştan gelecek büyük geliri vakıf hangi amaçla kullanacak?

Çayyolu’ndaki Ahmet Taner Kışlalı Parkı’nın hemen arkasında sağlık alanı olarak ayrılan 15 bin 626 metrekarelik arsanın 11 bin 86 metrekaresi, Türkiye Diyanet Vakfı’nın Şırnak’ın Silopi ilçesindeki 246 bin 421 metrekarelik alanıyla değiş tokuş edilmişti. O dönem ısrarlı yayınlarımıza rağmen devlet hastanesi ihtiyacı olan bölgenin tek hastane olabilecek arsasının sahibi vakıf burayı hangi amaçla kullanacak yanıt alamamıştık. Çayyolu’ndaki arsa ne amaçla kullanılacak?

Çayyolu’ndaki arsa da satışa çıkacak mı?
X